Danıştay Kararı 6. Daire 2019/19131 E. 2022/9369 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/19131 E.  ,  2022/9369 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/19131
Karar No : 2022/9369

DAVACILAR : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı/…
VEKİLİ : …

DAVANIN KONUSU :
Mersin ili, Mezitli ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/04/2017 tarihli oluru ile onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Planlama ihalesine 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planına ilişkin olarak çıkıldığı halde planın 1/100.000 olarak hazırlanıp onaylandığı, kentsel servis alanı lekesinin plana hatalı olarak geçirildiği, bu planlama kararının yer seçiminin uygun olmadığı, yapılan kullanım kararı değişikliğinin nedeninin plan açıklama raporunda yer almamasının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu, bu leke dolayısıyla dava konusu taşınmazın alt ölçekli planlarda küçük sanayi alanı olarak işaretlendiği, mevcutta dava konusu parselin bulunduğu alanda yerleşik olarak ciddi nüfus yoğunluğu bulunduğu, kentsel servis alanı olmaya uygun olmadığı, bu fonksiyonun bölgenin kentsel gelişme karakterine uymadığı, bu nedenle dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Dava konusu çevre düzeni planında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ”IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Mersin ili, Mezitli ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/04/2017 tarihli oluru ile onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, anılan parsele ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, taşınmazın davaya konu çevre düzeni planında kentsel servis alanı sınırlarında kaldığı, davacının ise taşınmazının kentsel gelişme alanı olarak gösterilmesi gerektiği iddialarıyla görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; Mersin ilinde, 6360 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle hizmet sınırlarının genişlediği, buna bağlı olarak da gelişme konut alanları, çalışma alanları, sosyal donatı alanları gibi kullanım kararlarının yeniden ele alınması gerektiğinin anlaşıldığı, dava konusu Çevre Düzeni Planının da bu kapsamda hazırlanıp onaylandığı, uyuşmazlık konusu plan ile birlikte, dava konusu alanda 03/04/2017 tarihli Çevre Düzeni Planınından önce yürürlükte olan planda yer verilen kentsel gelişme alanlarının plan sürecinde tümüyle gerçekleşmediği görüldüğünden bölgenin çalışma alanı ihtiyacını karşılamak üzere dava konusu taşınmazın da bulunduğu bir kısım alanın ulaşım ve erişilebilirlik bağlantıları da dikkate alınarak kentsel servis alanı olarak planlandığı, bölgedeki kentsel gelişme alanı kullanım kararlarının ise tümüyle kaldırılmadığı anlaşılmaktadır.
Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın ölçeği (1/100.000) gözönünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı gibi genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği görüldüğünden davaya konusu planda taşınmaz yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddinde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Mersin İli, Mezitli İlçesi, … Mahallesi,… Mahallesi, … Mevkii, … B pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 03.07.2017 tarihli 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. (b) maddesinde “Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almıştır.
Dava konusu çevre düzeni planının plan notlarının 4.11. sayılı maddesinde, kentsel servis alanlarının belediye hizmet alanı, kamu hizmet alanı, konut dışı kentsel çalışma alanı, toplu işyerleri ve küçük sanayi sitesi alanlarının yer aldığı kentsel ölçekte çalışma alanlarını ifade ettiği, 4.4. sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarının, kentsel yerleşik alanlar ve kentsel gelişme alanlarını birlikte ifade ettiği, 4.5. sayılı maddesinde, kentsel yerleşik alanların büyükşehir ve/veya il, ilçe ve diğer kentsel yerleşimlerin sınırları içinde var olan, içinde boş alanları barındırsa da büyük oranda yapılaşmış alanlar olduğu, 4.6. sayılı maddesinde, kentsel gelişme alanlarının bu planın hedef yılına ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejileri doğrultusunda, kentsel gelişmeye ayrılmış alanlar olduğu, “Koruma İlkeleri” başlıklı 5.1 sayılı bölümün 5.1.12. sayılı maddesinde, korunacak alanlarda, kentsel gelişme baskılarını azaltacak tedbirlerin alınmasının, planın koruma ilkeleri arasında yer sayıldığı, 5.2.4 sayılı maddesinde planlama bölgesinde yer alan tüm gelişme alanlarının verimi yüksek tarım arazilerine ve enerji kaynak alanlarına zarar vermeyecek biçimde geliştirilmesi ile 5.3.1. sayılı maddesinde, kentsel gelişme alanlarının, nüfus projeksiyonları ile birlikte, yerleşmelerdeki olası gelişme potansiyellerinin de dikkate alınarak belirlenmesinin planlama ilkelerinin gereklerinden olduğu, 7.1. sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2. sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı, 7.9. sayılı maddesinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının onayından önce onaylanmış nazım imar planları ve uygulama imar planlarının, bu plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmayan karar ve hükümlerinin geçerli olduğu, imar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edileceği, 7.10. sayılı maddesinde, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planları geçerli olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve türdeğişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 7.11. sayılı maddesinde, bu planın onayından önce, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği” kapsamında ya da dönemin ilgili diğer mevzuatına göre uygulama görmüş alanların haklarının saklı olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve kullanım değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 8.1.2. sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarına ilişkin sınırların, bu plan ile belirlenen alansal büyüklük aşılmaksızın; ilgili kurum/kuruluş görüşleri ile yasal, doğal ve yapay eşikler doğrultusunda, alt ölçekli plan çalışmalarında kesinleşeceği, 8.1.3. sayılı maddesinde, bu planla belirlenen kentsel gelişme alanlarının nazım imar planları, bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabullerine göre, bütün olarak yapılacağı, uygulama imar planlarının etaplar halinde yapılabileceği, 8.1.4. sayılı maddesinde, bu planda kentsel yerleşik alan olarak gösterilen, fakat imar planı bulunmayan alanların nazım imar planlarının, bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabullerine göre, bütün olarak yapılacağı, uygulama imar planlarının etaplar halinde yapılabileceği, 8.1.5. sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarındaki yoğunluk dağılımının, bu planda kentsel yerleşme alanları için yapılmış olan nüfus kabulü esas alınarak, alt ölçekli planlarda yapılacağı, alt ölçekli planlarda yer alacak nüfusun, o yerleşme için bu planla getirilen toplam nüfus kabulünü aşamayacağı, 8.1.6. sayılı maddesinde, bu alanlarda yapılacak alt ölçekli planlarda, bu planda kabul edilen nüfusun gereksinimi olan kentsel sosyal ve teknik altyapı alanlarının, 3194 sayılı “İmar Kanunu”nda belirtilen standartlar çerçevesinde sağlanacağı, 8.1.7. sayılı maddesinde, bu planda kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmiş olsun ya da olmasın, bağlı bulundukları kentsel yerleşme merkezlerinden kopuk biçimde konumlanan, belediye sınırları içine alınarak mahalleye dönüşmüş/dönüşecek kırsal yerleşme alanlarında; varsa çevre düzeni planında önerilmiş alan sınırları dikkate alınarak, yoksa daha önce belirlenmiş yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınırlar dikkate alınarak, yerleşmenin kendi ihtiyacı kadar alanın alt ölçekli planlarının hazırlanacağı, alt ölçekli planlarda, yerleşmenin sahip olduğu geleneksel doku ve yapılaşma özellikleri ile çevresindeki alanın doğal özelliklerinin, planlama aşamasında dikkate alınması ve koruma kararlarına dönüştürülmesinin zorunlu olduğu, 8.6. sayılı maddesinde, kentsel servis alanlarının, bu alanlara ilişkin imar planları ilgili kurum ve kuruluşların görüşü doğrultusunda, ilgili idarece onaylanmadan uygulamaya geçilemeyeceği ve yapılaşma koşullarının alt ölçekli planlarda belirleneceği düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.
İncelenen davada, dava konusu Çevre Düzeni Planının bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesi bütününde koruma-kullanma dengesinin oluşturulması gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliklerin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının öngörülmesi karşısında; dava konusu Çevre Düzeni Planında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, önceki plan kararlarına uygun olarak yapılmış ve imar mevzuatı kapsamında korunabilecek yapılar açısından ise kazanılmış hakların korunacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddinde karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 29/10/2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle ve Üyeler … ve …’nun, 1/100.000 ÇDP’na askıda itiraz edilmediği, askı süresinin son gününden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken 1/5000 ölçekli nazım imar planında yapılan değişiklik üzerine dava açıldığı, bu durumda nazım imar planının dayanağını oluşturmayan 1/100.000 ölçekli plan yönünden dava açma süresinin yeniden işlemeye başlamasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiğine yönelik ayrışık oylarına karşılık oyçokluğuyla davanın süresinde olduğuna karar verilerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava konusu taşınmazlar 16/09/2013 tarihli Adana-Mersin ÇDP’nda kentsel yerleşik alan ve gelişme konut alanı olarak planlanmıştır. Anılan plan kapsamında plan hükümlerinin ve plan kararlarının yeniden ele alınmasına gereklilik duyulması üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/04/2017 tarihli oluru ile onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu yapılmıştır.
Askıda yapılan itirazların değerlendirilmesi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 19/07/2017 tarihinde onaylanan ÇDP, 28/07/2017-05/09/2017 tarihleri arasında askıda ilan edilmiştir.
1/100.000 ölçekli Adana-Mersin ÇDP kapsamında yer alan Mersin ili, Mezitli ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın kentsel servis alanı ve 1. derece imar yolu kullanımında kaldığı görülmektedir.
Bunun üzerine anılan taşınmazlar yönünden 1/100.000 ölçekli ÇDP’nın iptali istemiyle bakılan açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, “Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder.” kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin “Planlama alanı” başlıklı 18.maddesinde, “Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.” kuralına, “Plan ilke ve esasları” başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, “Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.” kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, “Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, ” Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır.” kuralı, 4.fıkrasında, “Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir.” kuralı, 5.fıkrasında, “Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur.” kuralı bulunmaktadır.
Davaya konu çevre düzeni planının plan notlarının 4.11 sayılı maddesinde, kentsel servis alanlarının belediye hizmet alanı, kamu hizmet alanı, konut dışı kentsel çalışma alanı, toplu işyerleri ve küçük sanayi sitesi alanlarının yer aldığı kentsel ölçekte çalışma alanlarını ifade ettiği, 4.4 sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarının, kentsel yerleşik alanlar ve kentsel gelişme alanlarını birlikte ifade ettiği, 4.5 sayılı maddesinde, kentsel yerleşik alanların büyükşehir ve/veya il, ilçe ve diğer kentsel yerleşimlerin sınırları içinde var olan, içinde boş alanları barındırsa da büyük oranda yapılaşmış alanlar olduğu, 4.6 sayılı maddesinde, kentsel gelişme alanlarının bu planın hedef yılına ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejileri doğrultusunda, kentsel gelişmeye ayrılmış alanlar olduğu, “Koruma İlkeleri” başlıklı 5.1 sayılı bölümün 5.1.12 sayılı maddesinde, korunacak alanlarda, kentsel gelişme baskılarını azaltacak tedbirlerin alınmasının, planın koruma ilkeleri arasında yer sayıldığı, 5.2.4 sayılı maddesinde planlama bölgesinde yer alan tüm gelişme alanlarının verimi yüksek tarım arazilerine ve enerji kaynak alanlarına zarar vermeyecek biçimde geliştirilmesi ile 5.3.1 sayılı maddesinde, kentsel gelişme alanlarının, nüfus projeksiyonları ile birlikte, yerleşmelerdeki olası gelişme potansiyellerinin de dikkate alınarak belirlenmesinin planlama ilkelerinin gereklerinden olduğu, 7.1 sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı, 7.9 sayılı maddesinde, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının onayından önce onaylanmış nazım imar planları ve uygulama imar planlarının, bu plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmayan karar ve hükümlerinin geçerli olduğu, imar uygulaması görmüş olan alanlarda, imar planlarında verilmiş hakları çerçevesinde uygulamalara devam edileceği, 7.10 sayılı maddesinde, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planları geçerli olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve türdeğişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 7.11 sayılı maddesinde, bu planın onayından önce, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği” kapsamında ya da dönemin ilgili diğer mevzuatına göre uygulama görmüş alanların haklarının saklı olduğu, bu alanlarda yoğunluk artışı ve kullanım değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı, 8.1.2 sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarına ilişkin sınırların, bu plan ile belirlenen alansal büyüklük aşılmaksızın; ilgili kurum/kuruluş görüşleri ile yasal, doğal ve yapay eşikler doğrultusunda, alt ölçekli plan çalışmalarında kesinleşeceği, 8.1.3 sayılı maddesinde, bu planla belirlenen kentsel gelişme alanlarının nazım imar planları, bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabullerine göre, bütün olarak yapılacağı, uygulama imar planlarının etaplar halinde yapılabileceği, 8.1.4 sayılı maddesinde, bu planda kentsel yerleşik alan olarak gösterilen, fakat imar planı bulunmayan alanların nazım imar planlarının, bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabullerine göre, bütün olarak yapılacağı, uygulama imar planlarının etaplar halinde yapılabileceği, 8.1.5 sayılı maddesinde, kentsel yerleşme alanlarındaki yoğunluk dağılımının, bu planda kentsel yerleşme alanları için yapılmış olan nüfus kabulü esas alınarak, alt ölçekli planlarda yapılacağı, alt ölçekli planlarda yer alacak nüfusun, o yerleşme için bu planla getirilen toplam nüfus kabulünü aşamayacağı, 8.1.6 sayılı maddesinde, bu alanlarda yapılacak alt ölçekli planlarda, bu planda kabul edilen nüfusun gereksinimi olan kentsel sosyal ve teknik altyapı alanlarının, 3194 sayılı “İmar Kanunu”nda belirtilen standartlar çerçevesinde sağlanacağı, 8.1.7 sayılı maddesinde, bu planda kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmiş olsun ya da olmasın, bağlı bulundukları kentsel yerleşme merkezlerinden kopuk biçimde konumlanan, belediye sınırları içine alınarak mahalleye dönüşmüş/dönüşecek kırsal yerleşme alanlarında; varsa çevre düzeni planında önerilmiş alan sınırları dikkate alınarak, yoksa daha önce belirlenmiş yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınırlar dikkate alınarak, yerleşmenin kendi ihtiyacı kadar alanın alt ölçekli planlarının hazırlanacağı, alt ölçekli planlarda, yerleşmenin sahip olduğu geleneksel doku ve yapılaşma özellikleri ile çevresindeki alanın doğal özelliklerinin, planlama aşamasında dikkate alınması ve koruma kararlarına dönüştürülmesinin zorunlu olduğu, 8.6 sayılı maddesinde, kentsel servis alanlarının, bu alanlara ilişkin imar planları ilgili kurum ve kuruluşların görüşü doğrultusunda, ilgili idarece onaylanmadan uygulamaya geçilemeyeceği ve yapılaşma koşullarının alt ölçekli planlarda belirleneceği düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Uyuşmazlığa konu 1/100.000 ölçekli ÇDP revizyonu 03/04/2017 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanmış olup askı aşamasında davacılar tarafından itirazda bulunulmadığı görülmüştür. Akabinde, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisince, dava konusu ÇDP’nın uygulama işlemi niteliğinde olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı onaylanmış ve askıya çıkarılmıştır.
1/5000 ölçekli nazım imar planlarının, düzenleyici nitelikteki genel işlemlerden olduğu, bununla beraber, 1/100.000 ölçekli ÇDP’nın ilke ve esaslarının hayata geçirilmesini sağlaması bakımından ÇDP’nın uygulama işlemi niteliğinde olduğu gözetildiğinde; 1/5000 ölçekli nazım imar planında yapılan değişiklik üzerine yeniden işlemeye başlayan dava açma süresi içinde, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/100.000 ölçekli ÇDP’nın birlikte veya ayrı ayrı dava konusu edilmesi mümkündür.
Uyuşmazlıkta ise; 1/5000 ölçekli nazım imar planında yapılan değişikliğe karşı davacı tarafından askıda itiraz edildiği, itirazlar üzerine kısmen değiştirilen 1/5000 ölçekli nazım imar planının 26/10/2018-26/11/2018 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, bu plan değişikliğine ise tekrar itiraz edilmeksizin son askı tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde, 17/12/2018 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından davalının, davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanlarının korunması, bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin ise plan bütünlüğü gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olmasının o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmayacağı açıktır.
Taşınmazın davaya konu çevre düzeni planında kentsel servis alanı sınırlarında kaldığı, davacının ise taşınmazının kentsel gelişme alanı olarak gösterilmesi gerektiği iddialarıyla görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Mersin ilinde, 6360 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle hizmet sınırlarının genişlediği, buna bağlı olarak da gelişme konut alanları, çalışma alanları, sosyal donatı alanları gibi kullanım kararlarının yeniden ele alınması gerektiğinin anlaşıldığı, dava konusu Çevre Düzeni Planının da bu kapsamda hazırlanıp onaylandığı, uyuşmazlık konusu plan ile birlikte, dava konusu alanda 03/04/2017 tarihli Çevre Düzeni Planınından önce yürürlükte olan planda yer verilen kentsel gelişme alanlarının plan sürecinde tümüyle gerçekleşmediği görüldüğünden bölgenin çalışma alanı ihtiyacını karşılamak üzere dava konusu taşınmazın da bulunduğu bir kısım alanın ulaşım ve erişilebilirlik bağlantıları da dikkate alınarak kentsel servis alanı olarak planlandığı, bölgedeki kentsel gelişme alanı kullanım kararlarının ise tümüyle kaldırılmadığı anlaşılmaktadır.
Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın ölçeği (1/100.000) gözönünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı gibi genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği görüldüğünden davaya konusu planda taşınmaz yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, plan notlarında belirtildiği gibi bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar panlarının geçerli ve uygulama görmüş alanların haklarının saklı olduğu da açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.