Danıştay Kararı 9. Daire 2019/7419 E. 2022/5610 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2019/7419 E.  ,  2022/5610 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7419
Karar No : 2022/5610

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Taahhüt Turizm Pazarlama Eğlence Yerleri Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı şirket tarafından, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan Ankara İli, Sincan İlçesi,…Mahallesi,…Ada,…parselde kayıtlı binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin hizmet karşılığı ücretler, statik proje kontrol bedelleri, toprak vizesi bedelleri, aslı gibidir onay ücretleri, müteahhit kaydı bedelleri, ifraz-tevhid harcı, imar durumu çap bedelleri, arşiv dosya tetkiki ücretleri, mimari proje kontrol bedelleri, metrekare cetveli nitelik kontrolü bedelleri, bina inşaat harcı ve yol harcamalarına katılma payı olarak ödenen tutarların iadesi talebiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 7/9. maddesinde, bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğu, aynı Yasa’nın 7/10. maddesinin ilk halinde ise, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulan riskli alanlardaki yapıların mevcut alanları için daha önce belediyelerce alınan harç ve ücretlere ilave olarak, sadece kullanım maksadı değişiklikleri ile yapı alanındaki artışlar için hesaplanan harç ve ücret farklarının alınacağı hükümlerinin yer aldığı, 6306 sayılı Kanun’un 7/10. maddesinde “gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulan riskli alanlardaki” ibaresinin “riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması halinde” şeklinde değiştirildiği; 10.fıkranın ilk halinde, riskli yapılarla ilgili tam bir muafiyet, riskli alanlarla ilgili ise sınırlı bir istisna söz konusu iken, değişiklikten sonra riskli yapılar bakımından da sınırlı bir istisna öngörülerek, bu istisnanın eski yapı alanı ile sınırlı tutulduğu, yapıdaki ilaveler için yani yapı alanındaki artışlar için ve kullanım maksadı değişiklikleri için hesaplanan harç ve ücret farklarının istisna kapsamında olmadığı sonucuna varıldığı; arşiv dosya tetkiki ücreti ve ifraz-tevhid harcı bakımından; söz konusu ödemeler, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca ancak riskli yapı belgesinin alındığı 31/03/2016 tarihinden önce tahsil edildiğinden ve 6306 sayılı Kanun hükümleri ancak riskli yapı belgesinin alındığı tarihten sonra tesis edilen işlemlere uygulanabileceğinden dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği; hizmet karşılığı ücretler,aslı gibidir onay ücreti, statik proje kontrol bedelleri, mimari proje kontrol ve metrekare cetveli nitelik kontrol ücretleri bakımından; söz konusu ödemelerin, Belediye Meclisi Kararı uyarınca tahakkuk ettirilerek tahsil edildiği, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan 27/10/2016 tarihli değişiklikle 97. madde uyarınca alınacak ücretlerin muafiyet kapsamından çıkartıldığı,bu tarihten sonra yapılan söz konusu ödelemeler yönünden dava konusu işlemde yasal isabetsizlik bulunmadığı;yol harcamalarına katılma payı bakımından; söz konusu ödemenin yapıldığı tarihte 2464 sayılı Kanun’da yer alan katılma payları 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği uyarınca muafiyet kapsamından çıkartıldığından dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı;toprak vizesi bakımından; işyeri teslimi için yapılan bahsi geçen ödemenin, kullanım maksadı değişikliğinden kaynaklandığı anlaşıldığından dava konusu işlemin bu kısmında da hukuka ayrılık bulunmadığı;müteahhit kaydı, imar-durumu çap bedeli bakımından; söz konusu ödemeler 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 16. maddesine 02/07/2013 tarihinde eklenen ve 27/10/2016 tarihine kadar yürürlükte olan 9. fıkrasının (ç) bendinde tahdidi olarak sayılan ödemeler arasında yer aldığından, davacı şirketten tahsil edilmesi gerektiği ancak, davalı idarece riskli yapı belgesinde yer alan yapı alanı müktesep hak olarak dikkate alınmak suretiyle, yeniden inşa edilecek binadaki ilave artış yapılan kısma isabet edecek şekilde hesaplama yapılması gerekirken böyle yapılmadığı görüldüğünden dava konusu işlemin müteahhit kaydı ve imar-durumu çap bedeline ilişkin kısımları bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı;bina inşaat harcı bakımından; davalı idarece riskli yapı belgesinde yer alan yapı alanı müktesap hak olarak dikkate alınmak suretiyle, yeniden inşa edilecek binadaki ilave artış yapılan kısma isabet edecek şekilde hesaplama yapılması gerekirken, bahsi geçen tutarın tamamının davacı şirket adına tahakkuk ettirilmesinde ve tahsil edilmesine hukuki isabet görülmediğinden, dava konusu işlemin bina inşaat harcına ilişkin kısmı bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,kısmen reddine, dava konusu işlemin, statik proje kontrol bedelleri, toprak vizesi, aslı gibidir onay ücreti, hizmet karşılığı ücretler, yol harcamalarına katılma payı, mimari proje kontrol bedelleri, metrekare cetveli nitelik kontrolü bedelleri, arşiv dosya tetkik ücreti ve ifraz-tevhid ücretine ilişkin kısımları bakımından davanın reddine, müteahhid kaydı, imar durumu çap bedeli ve bina inşaat harcına ilişkin kısımları bakımından ise davanın kabulü ile söz konusu kısımların iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Davalı idare istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin mahkeme kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının; davacı istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin de mahkeme kararının, arşiv dosya tetkiki ücreti, ifraz-tevhid harcı ve toprak vizesi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği; davacının, hizmet karşılığı ücretler, aslı gibidir onay ücreti, statik proje kontrol bedeli, mimari proje kontrol ve metrekare cetveli nitelik kontrol ücreti ile yol harcamalarına katılma payına ilişkin istinaf istemine gelince;27 Ekim 2016 tarihinde 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinin 16. maddesinde yapılan değişiklikle söz konusu ücret ve katılma payının muafiyet kapsamınından çıkartıldığından bahisle bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, 6306 sayılı Kanun’un 7/9. maddesinde; bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ile diğer ücretlerden, kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna olduğu belirtilerek, herhangi bir sınırlama getirilmediğinden, Yönetmeliğin Kanunda yer almayan kısıtlayıcı düzenlemesine dayanan hüküm fıkrasında Yasaya uyarlık görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusu ile davacının, mahkeme kararının arşiv dosya tetkiki ücreti, ifraz-tevhid harcı ve toprak vizesine yönelik istinaf başvurusunun reddine;davacı istinaf isteminin kısmen kabulü ile kararın, hizmet karşılığı ücretler, aslı gibidir onay ücreti, statik proje kontrol bedeli, mimari proje kontrol ve metrekare cetveli nitelik kontrol ücreti ile yol harcamalarına katılma payına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına,esastan incelenen davada, dava konusu işlemin buna ilişkin kısmın iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Dava konusu uyuşmazlıkla ilgili yasal düzenlemelerin açık olduğu,mevzuat kapsamında Belediye Meclis Kararı ile belirlenen tarife uyarınca tahsil edilen harç ve ücretlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Davacı şirket tarafından, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan Ankara İli, Sincan İlçesi,…Mahallesi,…Ada,…parselde kayıtlı binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin hizmet karşılığı ücretler, statik proje kontrol bedelleri, toprak vizesi bedelleri, aslı gibidir onay ücretleri, müteahhiT kaydı bedelleri, ifraz-tevhid harcı, imar durumu çap bedelleri, arşiv dosya tetkiki ücretleri, mimari proje kontrol bedelleri, metrekare cetveli nitelik kontrolü bedelleri, bina inşaat harcı ve yol harcamalarına katılma payı olarak ödenen tutarların iadesi talebiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesinin 3. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” 4. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir” hükmü bulunmaktadır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un “İdare Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ile ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki: İptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği, “Vergi Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 6. maddesinde; vergi mahkemelerinin genel bütçeye ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları, çözümleyeceği belirtilmiştir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinde, belediyelerin bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili oldukları, belediyeye tekel olarak verilmiş işlerin kendi özel hükümlerine tabi olduğu düzenlenmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinde de, büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek, büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18. maddesinin f bendinde; Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak tarifeleri belirlemek belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Kanunda yer alan idari yargı düzeni içindeki görev ayrımına ait düzenlemelere göre idare mahkemeleri idari yargı düzeninde genel görevli mahkemeler olarak kabul edilmiş, vergi mahkemeleri ise yalnızca, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılınmıştır. Dolayısıyla 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sınırları gösterilen ve vergi mahkemelerinin bu görev alanı dışında kalan idari davaların görüm ve çözümünde idare mahkemeleri görevlidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesi ile verginin yasallığı ilkesi benimsenerek, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla koyulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilerek, verginin yasallığı ilkesi ile keyfi ve takdiri uygulamaları önleyecek ilkelerin kanunda yer alması zorunluluğu getirilmiş, bireylerin temel hak ve hürriyetleri devlete karşı korunmuştur. Bu kapsamda vergide yasallık ilkesi gereği vergiyi doğuran olayın, verginin konusunun, matrahının ve oranının kanun ile belirlenmesini gerektirmektedir. Ayrıca, verginin yasallığı ilkesi, verginin yanında, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri de kapsamaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, özel görevli olan vergi mahkemeleri belediyelere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli olduğundan ve verginin yasallığı ilkesi uyarınca vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin sadece kanunla koyulabileceği, değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği göz önüne alındığında, öncelikle, davalı belediye tarafından belediye meclisince çıkartılan tarife esas alınarak tahakkuk ettirilen ücretin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi suretiyle davanın çözümünde görevli mahkeme belirlenmelidir.
Dava konusu ücret, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediyelere verilen yetkiye istinaden harç ve katılma payı yapılmayan konularda ilgililerin isteği üzerine belediyelerce sunulacak her türlü hizmetin karşılığı olup, belediye meclisince belirlenen tarife uyarınca alındığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, Anayasanın 73. maddesinde yer alan verginin yasallığı ilkesi uyarınca “ücret” in vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak nitelendirilemeyeceği, aksi durumda, belediye meclislerine verilen yetkinin “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi olacağı, Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma görev ve yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ait olduğu ve yasama yetkisinin devredilmeyeceği, ayrıca, bir verginin kanunla konulmuş sayılabilmesi için yalnızca konusunun kanunla belirlenmesinin yeterli olmadığı, verginin konusundan başka matrahı, oranı veya miktarı, indirimleri, istisna ve muafiyetleri, tarh, tahakkuk ve tahsil usulleri ile yaptırımları, zaman aşımı vb. konuların da kanunla düzenlenmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında, belediye meclisi kararları ile çıkarılan tarifeler ile ilgili kişilere sunulan hizmetler karşılığında alınan ücretlerin, vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesinin, Anayasa’nın 73. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine verilen ve 14/05/2011 tarih ve 27934 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı kararında, itiraza konu kuralda, belediyelere, 2464 sayılı Kanun’da harç veya katılma payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilecek olan hizmetler için, belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret alma yetkisi verildiği, kural uyarınca, belediyeler tarafından yapılacak bir hizmetin ücret konusu yapılabilmesi için, o hizmetin harç veya katılım payına konu edilmemiş olması ve hizmetten yararlanacak kişilerin bizzat belediyeden bu hizmetin yapılmasını talep etmiş olmaları gerektiği, kuralın verdiği yetki çerçevesinde belediye meclislerince ücret tarifesine konu edilebilecek hizmetlerin, kişilerin tamamen kendi isteklerine ve tercihlerine bağlı olarak yararlanacakları hizmetler olduğu, verginin kanuniliği ilkesinin, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirdiği ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kıldığı, buna göre vergide, yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesinin zorunlu olduğu belirtilerek, itiraz konusu kuralla belediye meclislerine verilenin, “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen “ücret”in vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle 97. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.
Yine, Anayasa Mahkemesi’nin 2015/10008 Başvuru Numaralı 04/04/2019 tarihli kararında, 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı karar alıntılanarak, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediye meclislerine verilen ücret adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen ücretin vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ücret tarifesini düzenleme yetkisinin 5393 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (f) bendine göre belediye meclislerine ait bulunduğu, 2464 sayılı Kanun’da harç ve harcamalara katılma payı dışında ilgililerin isteği üzerine ücret karşılığı olarak belediyeler tarafından yapılacak işlerin tek tek sayılmadığı, ücret karşılığı belediyelerce yapılacak işlerin belirlenmesi noktasında belediye meclislerine Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde kalmak kaydıyla geniş takdir yetkisi tanındığı vurgulanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin olarak tahsil edilen harç ve ücretlerin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı ve Vergi Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulü,kısmen reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince anılan karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği,davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise kısmen kabul edilip,kısmen reddedildiği anlaşılmaktadır.
Daha önceki Dairemiz kararlarında, vergi mahkemelerinde açılan davalarda, ücretin vergi mahkemelerinin görev alanına girdiği kabul edilerek esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmak suretiyle kararlar verilmiş ise de, Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan 02/12/2020 tarihli toplantıda bu konuda içtihat değişikliğine gidilmiş olup, özel görevli olan vergi mahkemelerinin sadece Kanun’da sayılan uyuşmazlık türlerini çözmekle görevli olduğu göz önüne alındığında, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesine dayanılarak davalı belediye meclis kararı ile belirlenen tarife uyarınca talep edilen ücretin, vergi mahkemelerinin görev alanına giren vergi, resim ve harç ile benzeri mali bir yükümlülük olmadığı, bu sebeple de dava konusu işlemin iadesi istenilen ücrete ilişkin kısmının genel görevli yargı merci olan idare mahkemesinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesince, işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmiş ise de, davacı tarafından ödenen ve iadesi istenilen tutarın hizmet karşılığı ücretler, statik proje kontrol bedelleri, toprak vizesi bedelleri, aslı gibidir onay ücretleri, müteahhit kaydı bedelleri, ifraz-tevhid harcı, imar durumu çap bedelleri, arşiv dosya tetkiki ücretleri, mimari proje kontrol bedelleri, metrekare cetveli nitelik kontrolü bedelleri, bina inşaat harcı ve yol harcamalarına katılma payına ilişkin olduğu, 2576 sayılı Kanun’un 5. ve 6. maddeleri gereğince dava konusu işlemin; harç ve katılma payına ilişkin kısmının görüm ve çözüm yerinin vergi mahkemesi, ücretlere ilişkin kısmının görüm ve çözüm yerinin ise idare mahkemesi olması sebebiyle, bu konuda değerlendirme yapılmadan verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kabulüne,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.