Danıştay Kararı 2. Daire 2022/244 E. 2022/5804 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2022/244 E.  ,  2022/5804 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/244
Karar No : 2022/5804

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Komutanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Davalı İdare emrinde astsubay görev yapmakta iken Türk Silahlı Kuvvetlerinden resen ayırma suretiyle ilişiği kesilen davacı tarafından, ilişiğinin kesilmesine ilişkin 23/07/2010 günlü işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yargılamanın yenilenmesi yolu ile kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.

Uyuşmazlık Hakkında Verilen Yargı Kararları:
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla; davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminin mevzuatta öngörülen usul takip edilerek yapıldığı, işlemde yetki ve şekil unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; işlemin dayanağını teşkil eden “aşırı derecede menfaatine düşkün olma” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden yapılan değerlendirmede ise, dava dosyası ve davacının özlük dosyalarının incelenmesinden; davacının 1997 yılında Uzman Jandarma Çavuşluğa, 30/08/2000 tarihinde Astsubay Çavuşluğa nasbedildiği, görev süresi boyunca 12 ayrı sicil döneminde hakkında sicil değerlendirmeleri yapıldığı, iyi seviyesi ile mükemmel arasında değişen sicil notları ile değerlendirildiği, sicil notu ortalamasının mükemmele yakın “iyi” seviyede gerçekleştiği, 2001 yılında hakkında sicil üstlerince olumsuz kanaatler belirtildiği, 1998 yılında 2, 1999 yılında 1, 2002 yılında 4, 2003 yılında 5, 2007 yılında 1, 2008 yılında 2, 2009 yılında 3, 2010 yılında 1 olmak üzere toplam 19 adet takdirname ve 2005 yılında komando hizmet şerit rozeti ile değerlendirildiği, şimdiye kadar disiplin mahkemelerinden, askeri mahkemelerden veya adliye mahkemelerinden herhangi bir ceza almadığı, ancak; disiplin amirlerince işlemiş olduğu 3 ayrı disiplin suç ve tecavüzü nedeniyle; 1 uyarı, 3 gün oda hapsi, 1/20 aylık kesilmesi cezaları ile cezalandırıldığı; son olarak Edirne ili, Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli iken, anılan Komutanlık tarafından
düzenlenen yivsiz av tüfeği ruhsatnameleri ile ilgili belgelerin düzenlenmesinde usulsüzlük yapıldığı ve menfaat temin edilerek para karşılığında yivsiz av tüfeği ruhsatnamesi düzenlendiği suç ihbarının alınması sonrasında başlatılan soruşturma neticesinde; davacının işlediği iddia edilen “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, ikna suretiyle irtikap, resmi belgede sahtecilik” suçlarından hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 10/12/2009 tarihli iddianamesi ile dava açıldığı, davacının bu suçlardan dolayı 06/04/2010 tarihinde açığa alındığı, ilişiğinin kesildiği tarih itibarıyla açık halinin ve yargılamasının devam ettiği; kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkânı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarmasının da doğal olduğu, gerek idari yargı kolunda gerekse askeri idari yargıda tartışmasız bir şekilde uygulandığı üzere bir kamu görevlisinin statüsüne son verilmesini gerektiren idari davranış biçiminin aynı zamanda bir suça sebebiyet vermesi halinde idarenin, söz konusu suç nedeniyle sürdürülen yargılamanın sonucunu beklemek zorunda ve durumunda olmadığı, zira bu gibi durumda idarenin, kanunun yargılama sonucuna göre ayırma işlemi tesis edilmesini zorunlu kıldığı bağlı yetkisini değil mevcut deliller çerçevesinde davacının ika ettiği eylemi nazara alarak takdir yetkisini kullandığı, her somut olayda idarece, kişi yararı – kamu yararı dengesini gözeten, kamu görevinin niteliğini dikkate alan bir takdir yetkisi kullanılmak durumunda olduğu, bu açıklamalar ışığında dava konusu resen ayırma işlemi değerlendirildiğinde, belirtildiği üzere “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, ikna suretiyle irtikap, resmi belgede sahtecilik” suçları olarak vasıflandırılan eylemlerinin niteliği, davacının bu suçlardan açığa alınması ve delil durumu değerlendirildiğinde, davacının aşırı derecede menfaatine düşkün olduğu, davacının kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu itibarla; tesis edilen dava konusu ayırma işleminde idare tarafından takdir yetkisinin objektif sınırlar içinde kullanıldığı değerlendirilmekle dava konusu ayırma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Karar, karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
Davacı, hakkında düzenlenen ayrılış siciline konu fiiller nedeniyle açılan kamu davasında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacı tarafından yargılamanın yenilenmesi istemli dilekçede ileri sürülen hususun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesi hükmünde tahdidi olarak yer alan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirine uymadığı sonucuna varıldığından, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; ayrılış siciline dayanak olan ve o tarihte devam eden ceza yargılamasında hakkında beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, beraat kararı ile işleme dayanak alınan iddianamedeki isnatların yersiz kaldığı, ceza yargılaması devam ederken tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluştuğu ileri sürülerek, Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Dairemizin 15/06/2022 günlü ara kararı cevabının geldiği görülerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davalı İdare emrinde astsubay olarak görev yapan davacı hakkında sıralı sicil üstlerince 10/06/2010 tarihinde (ilk dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle) “Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin
60. maddesinin (c) bendi -aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olma- nedeniyle Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir” sicili düzenlenmiştir.
Bu sicil üzerine, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyonun 01/07/2010 tarihli kararıyla; davacı hakkında 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 94. maddesinin (b) bendi, 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin (e) bendi ve Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60. maddesinin (c) bendi uyarınca sicil yoluyla Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi tesis edilmesinin uygun olacağı hususunun Komutanın tasvibine sunulmasına karar verilmiştir.
Anılan karar 05/07/2010 tarihinde Jandarma Genel Komutanı tarafından uygun bulunmuş,
23/07/2010 tarihli İçişleri Bakanı Olur işlemi ile davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinden resen ayırma suretiyle ilişiği kesilmiştir.
Davacı tarafından, ilişiğinin kesilmesine ilişkin 23/07/2010 günlü işlemin iptali istemiyle açılan davada, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla dava reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Davacı, anılan kararın yargılamanın yenilenmesi yolu ile kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Yargılamanın Yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinde; “1.Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,
h) Tarafları,konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
ı) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.
2. Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece karara bağlanır.
3. Yargılamanın yenilenmesi süresi, (1) numaralı fıkranın (h) bendinde yazılı sebep için on yıl, (1) numaralı fıkranın (ı) bendinde yazılı sebep için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl ve diğer sebepler için altmış gündür. Bu süreler,dayanılan sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanır.” hükmü yer almaktadır.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun -ilk dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle- 94. maddesinin (b) bendinde; “Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri
uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin disiplinsizlik ve ahlâkî durumları nedeniyle ayırma usullerini düzenleyen 60’ıncı maddesinde; -ilk dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle- “Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Türk Silâhlı Kuvvetlerinde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır: ….. c)Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olması, …” hükmü; disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma sicil belgesi düzenlenmesinde uygulanacak usullerden “ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması” usulünü düzenleyen 61. maddesinin (a) bendinde ise;
“Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma sicil belgesinin düzenlenmesinde, süre söz konusu olmayıp, her zaman düzenlenebilir……Sicil üstleri,…. sicil belgelerinin temel nitelikler ve son bölümdeki kendilerine ait olan kanaat hanelerine bu Yönetmeliğin 60’ıncı maddesindeki disiplinsizlik ve ahlâkî durumlardan hangisine göre kesin kanaate vardıklarını belirttikten sonra “Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir” kanaatini yazarak imzalar ve gerekli belgeleri ekleyerek, bekletmeden sıralı
sicil üstlerinin tümünün kanaatlerinin yazılmasını sağladıktan sonra, Kuvvet Komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığına gönderirler.
Kuvvet Komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarına gelen bu siciller,……komisyona sevk edilir. …. Komisyon, yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonucunda almış olduğu kararı, bir tutanak ile Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanının onayına sunar ve alınacak onaya göre işlem yapılır… “ hükümlerini içerdiği görülmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bir yargı kararı, yasalarda belirlenen usullere uygun olarak verildikten, itiraz ya da yasa yollarından geçerek veya bunlara ilişkin başvuru süreleri sona ererek kesinleştikten sonra değişmez bir nitelik kazanır. Yargı kararlarının bu değişmezlik kuvvet ve niteliğine “kesin hüküm” denilmektedir [TELLİ S. Tekin, “İdari Yargıda Kesin Hüküm”, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler I, Ankara 1976, s. 103]. Yargı yerlerinin bu şekilde verdiği kararlar kesin hüküm halini alınca, hukuksal gerçek olarak kabul edilir. Kararı veren mahkeme de dahil olmak üzere hiçbir merci kural olarak (yargılamanın yenilenmesi hariç) bu karara dokunamaz. Bu durum hukuki barışın ve yargıya güvenin amaçlanmasının bir sonucudur. Kesin hükümler, yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılmadıkça tarafları bakımından varlığını ve hukuki sonuçlarını muhafaza eder. Bu yön kamu düzenine taalluk edip resen dikkate alınması gereken bir husustur.
Ancak bu kuralın mutlak olarak uygulanması adaletin gerçekleşmesine ters düşebilir. Kararın gerçeğe aykırı olduğu, kesin hükümden sonra yeniden bir muhakemenin yapılmasını haklı gösterecek önemde bir hatanın yapılmış olduğu sonradan anlaşılabilir. Bu durumda ortada bir kesin hüküm vardır denilerek, karara dokunulmaması, başka bir haksızlık teşkil edecektir. Yargılama faaliyeti sonucunda verilen hükümde hata yapılmışsa, hüküm gerçeğe aykırılık teşkil ediyorsa, kesin hüküm, bu gerçeğe tercih edilerek başka bir adaletsizliğe mahal vermek kabul edilemez. İşte bu gibi durumlarda, kanunda sayılmış sebeplere dayanılarak, kesin hükmün ortadan kaldırılarak davanın yeniden görülmesini sağlamak üzere, yargılamanın yenilenmesi denilen kanun yolu hukuk sistemlerinde kabul edilmiştir [GÖZÜBÜYÜK A. Şeref/TAN Turgut, İdare Hukuku C. II, İdari Yargılama Hukuku, Ankara 1999, s. 1082].
Uyuşmazlığa konu olay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince davanın reddi yolunda verilen … günlü, E:…, K:… sayılı karar incelendiğinde; davacının Edirne ili, Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli iken hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma neticesinde işlediği iddia edilen “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, ikna suretiyle irtikap, resmi belgede sahtecilik” suçlarından davacı hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 10/12/2009 tarihli iddianamesi ile dava açıldığı, davacının bu suçlardan dolayı 06/04/2010 tarihinde açığa alındığı, devam eden ceza yargılamasının sonucu beklenilmeksizin sıralı sicil üstlerince 10/06/2010 tarihinde (ilk dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle) “Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60. maddesinin (c) bendi -aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olma- nedeniyle Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir” sicili düzenlendiği, aynı yöndeki Komisyon kararının 05/07/2010 tarihinde Jandarma Genel Komutanı tarafından uygun bulunduğu,
23/07/2010 tarihli İçişleri Bakanı Olur işlemi üzerine 10/08/2010 tarihinde davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinden resen ayırma suretiyle ilişiğinin kesildiği, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince verilen ve yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması istenen kararda “… dava konusu resen ayırma işlemi değerlendirildiğinde, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, ikna suretiyle irtikap, resmi belgede sahtecilik suçları olarak vasıflandırılan eylemlerinin niteliği, bu suçlardan açığa alınması ve delil durumu değerlendirildiğinde, davacının aşırı derecede menfaatine düşkün olduğu, davacının kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu itibarla; tesis edilen dava konusu ayırma işleminde idare tarafından takdir yetkisinin objektif sınırlar içinde kullanıldığı değerlendirilmekle dava konusu ayırma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, yani anılan Mahkeme kararında dava konusu işlemin sebebi olarak davacı hakkında düzenlenen iddianemeye ve iddianamedeki isnatlara dayanıldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca Askeri Yüksek idare Mahkemesi … Dairesinin kararında “…davacı; hakkında bir mahkeme kararı olmadığı için davacının suçluluğunun sabit olmadığını ifade etmiş ise de; gerek idari yargı kolunda gerekse askeri idari yargıda tartışmasız bir şekilde uygulandığı üzere bir kamu görevlisinin statüsüne son verilmesini gerektiren idari davranış biçiminin aynı zamanda bir suça sebebiyet vermesi halinde idare, söz konusu suç nedeniyle sürdürülen yargılamanın sonucunu beklemek zorunda ve durumunda değildir.” gerekçesine yer verildiği gözönüne alındığında işlemin sebebinin davacıya isnat edilen fiiller olduğu açıklık kazanmaktadır. Anılan karar incelendiğinde, davacının eylemlerinin sübuta erip ermediği yönünde bir değerlendirme yapılmayarak, tamamen adli soruşturmaya konu eylemleri göz önünde bulundurularak ayırma işleminin hukuka aykırı olmadığı sonucuna ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
İlk dava tarihi itibarıyla davacı hakkında devam eden ceza yargılamasında ise … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla (davacı) sanığın pay adı altında para aldığı yönünde astsubay A.Ö’nün suçlaması dışında başkaca delil bulunmadığı ve hatta A.Ö’nün diğer astsubayları da kendisine para vermedikleri takdirde suçlayacağı yönünde tehditte bulunduğunun Mahkemelerinin kabulünde olduğu, bu hali ile (davacının) sanığın eylemlerinin herhangi bir örgüt kabul edilebilecek bir yapılanma bulunmadığından örgüte üye olma ya da örgüt kurma suçunu oluşturmayacağı; ayrıca resmi belgede sahtecilik suçu ile irtikap suçunun oluşmayacağı gerekçesiyle (davacının) sanığın sabit olmayan müsnet suçlardan dolayı ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir. Anılan kararın temyizen incelenmesi üzerine Yargıtay … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla suç işlemek için örgüt oluşturma ve üye olma suçları yönünden katılan Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz inceleme isteğinin reddine, hata suretiyle irtikap ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine hükmedilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu işleme esas alınan fiillere yönelik ceza yargılamasında isnat edilen tüm suçlardan beraat ettiği ileri sürüldüğünden, anılan beraat kararlarının, işbu davada talep edilen yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tesbiti gerekmektedir.
2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (c) bendinde; “Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararı ile bozularak ortadan kalkması” yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında sayılmıştır.
Gerek dava konusu resen ayırma işlemine dayanak sicil fişi gerek yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması istenen Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararında dava konusu işlemin sebebinin davacıya isnat edilen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, ikna suretiyle irtikap, resmi belgede sahtecilik suçları olarak gösterildiği, ceza yargılamasının da aynı suçlardan yapıldığı, dava konusu işlemin sebebi ile ceza yargılamasına konu eylemin örtüştüğü görülmektedir. Ceza hukuku anlamında suç teşkil eden eylem ile disiplin hukuku anlamında cezayı gerektiren eylemlerin örtüştüğü durumlarda; her iki yargılamanın farklı sonuçlandırılmasının, hukuk güvenliği açısından kabulü mümkün olmadığı gibi, ceza yargılamasında beraatle sonuçlanan bir eylem nedeniyle disiplin cezasının verilebileceğinin kabulü, masumiyet karinesinin de ihlali niteliğinde olacaktır.
Bu itibarla, aynı suçlama bakımından ceza yargılamasında verilen beraat kararının, aynı suçlamalar sebep gösterilerek tesis edilen işlemin yargısal denetimi bakımından da hüküm ve sonuç doğurması gerektiğinin kabulü zorunludur. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince karara esas alınan iddianamedeki suçlamalar kesinleşen bir Mahkeme kararı ile ortadan kalkmış bulunmaktadır.
Bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hukuki menfaati etkilenen davacı hakkında, adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyetli bir sonuca ulaşılabildiği noktasında şüphe doğmuştur. Dava konusu işlemin sebebinin ortadan kalkmasını sağlayan hallerin ortaya çıkması, davanın esasının incelendiği zamanda mevcut olan duruma göre bulunmuş olan hukuk gerçeğinin, yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeni duruma göre yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Bu durumda, etkili ve adil bir yargılama yapılabilmesi amacıyla ilk kararda esas alınan iddianame ve suçlamaların kesinleşen yargı kararı ile ortadan kalkmış olması karşısında; Mahkemece, davacı hakkında düzenlenen ayırma sicil belgesine -ilk dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle- Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 61. maddesinin (a) bendi uyarınca eklenen belgelerin İdareden istenilerek, davacının resen ayırma suretiyle ilişiğinin kesilmesine neden gösterilen başkaca belge olup olmadığı araştırılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekirken, davacının yargılamanın yenilenmesi yönündeki talebini reddeden Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;

1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince verilen kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle bozma yönünde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.