DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1347 E. , 2022/3210 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1347
Karar No : 2022/3210
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 20/09/2021 tarih ve E:2017/4744, K:2021/2600 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/09/2021 tarih ve E:2017/4744, K:2021/2600 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, … Ceza Dairesinin … E:… , K:… sayılı kararı ile anılan kararın onandığı ve 21/09/2020 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiği,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespitlerin incelenmesinden; davacının “… ” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacının kullandığı … ID numaralı ByLock hesabı ile sivil imam …’ye ait olduğu tespit edilen … ID numaralı ByLock hesabı arasında geçen yazışma içeriklerinin, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversite sınavına hazırlık sürecinde örgüt ile bağlantılı kurumda eğitim aldığına, üniversitede örgüt evlerinde ve yurtlarında kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, staj döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile kendi beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 18/07/2018 tarihinde OHAL resmen son bulduğundan, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi ve bu hükmü onayan 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin geçerliliğinin kalmadığı, geçerliliği sadece OHAL süresi ile sınırlı olan bu hükmün hakkında tesis edilen işlemin yasal dayanağı olamayacağı, bu yönüyle tesis edilen işlemin ve Daire kararının Anayasa’nın 15. ve 121. maddeleri ile AİHS’nin 15. maddesine aykırılık oluşturduğu; görevden uzaklaştırıldığı tarihten sonra, 23/07/2016 tarihinde yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile getirilen “FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olmak” isnadının kendisine uygulanamayacağı; dava konusu işlemin savunma hakkı verilmeksizin tesis edildiği, adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan savunma hakkının kullandırılmamasının Anayasa’nın 2., 38., 90., 121., 129., 139., 140. maddeleri ile AİHS’nin 6 ve 7. maddelerine aykırılık oluşturduğu; hakkındaki mahkumiyet kararının kesinleştiği belirtilmişse de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğu, bu haliyle Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ihlal kararı verileceğinin açık olduğu; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; idari işlemlerin tesis edildiği tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerekirken meslekten çıkarıldıktan çok sonra tespit edilip dosyaya sunulan bilgilerin işleme ve Daire kararına dayanak alındığı; hakkındaki ceza yargılamasında teknik bir inceleme yaptırılmadığından, ByLock programını kullandığı iddiasının kabul edilemeyeceği; itirafçı tanık/sanık beyanlarının hiçbir hukuki değeri bulunmayıp, CMK 148. madde uyarınca “yasa dışı delil” niteliğinde olduğu, tanıkların, kendisinin de hazır bulunduğu duruşmada ifadelerini tekrarlamadığı, tanığa soru sorma ve onu sorgulama hakkı ve lehe olan tanıkları aleyhe tanıklarla aynı şartlarda duruşmaya getirtip dinletme hakkının ihlal edildiği; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, aile hayatına, özel hayata ve şeref ve itibara saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, eğitim ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/09/2021 tarih ve E:2017/4744, K:2021/2600 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.