Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1305 E. 2022/3208 K. 10.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1305 E.  ,  2022/3208 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1305
Karar No : 2022/3208

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/2776, K:2021/3321 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/2776, K:2021/3321 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 231. maddesinin 5. ve 6. fıkraları uyarınca hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz edilmeden 28/09/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından,dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte mevcut olmayan tanık beyanlarının aleyhineymiş ve dava konusu kararlar verildiği tarihte varmış gibi delil olarak kabul edilerek karara gerekçe yapılması, lehine olan hususların dikkate alınmayarak eksik incelemeye dayalı karar verilmesinin silahların eşitliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bir mahkumiyet hükmü olmadığı ve dava konusu kararların hukuka uygunluğuna gerekçe olamayacağı, aksi kabulün, masumiyet karinesini de ihlal edeceği; Anayasa’nın 139. maddesinde belirtilen hakimlik ve savcılık teminatına aykırı bir şekilde, hakkında usulüne uygun bir soruşturma yapılmadan, savunma alınmaksızın meslekten çıkarılmasının, 2802 ve 6087 sayılı Kanunlara, Danıştay kararlarına, Anayasa Mahkemesinin kazanılmış hakları hüküm altına alan kararlarına, AİHM’in adil yargılama ve hak ihlali yönündeki kararlarına aykırı olduğu; dava konusu işlemlerin suçta ve cezada kanunilik ve kanunların geriye yürümezliği, cezaların şahsiliği ilkelerine aykırı olarak tesis edildiği; hakkında karar verilen kişiler açısından toplu bir gerekçe yazılarak, kendisinin hangi eylemi ile terör örgütü ile ilişkilendirildiğine ilişkin somut bir belirleme ve tespit yapılmamışken, hukuki belirlilik ve açıklık ilkesine açıkça aykırı olan bu durumun Daire tarafından dikkate alınmadığı; “Bylock Kullanıcısı olan Hakim ve Savcılar Listesi”nde yer alması nedeniyle görevden uzaklaştırılmasına ve yanlışlığı ortaya çıkan tespit dolayısıyla listeden çıkarılmasına rağmen bu hususa ilişkin kararda bir değerlendirme bulunmadığı, oysa ki dava konusu işlemlerin tesisi tarihinde yanlışlığı ortaya çıkan liste dışında hakkında başkaca bir delilin bulunmadığı; karara esas alınan tanık ifadelerinde, örgüt ile irtibat ya da iltisakının bulunduğuna ilişkin hiçbir beyanın bulunmadığı, adli soruşturma dosyasında, eski adı cemaat olan terör örgütü ile ilgili hayatı boyunca bildiklerini anlattığı, ancak hiçbir şekilde FETÖ/PDY terör örgütü olarak belirtilen yapıyı bilmediği ve bu yapı ile hiçbir bağlantısının, irtibatının veya iltisakının olmadığını belirttiği, ceza mahkemesi kararında başkanın karşı oyunda da belirtildiği üzere, son karar duruşmasında “etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin” sorusuna olumlu şekilde cevap vermediği, zira herhangi bir suç işlemediğini belirterek atılı suçu inkar ettiğinin sabit olduğu; hiçbir dönemde terör örgütüne üyelik veya irtibat ya da iltisak teşkil etmeyen eylemlerine ilişkin beyanlarında etkin pişmanlığa ilişkin hiçbir irade ve manevi unsurun bulunmamasına rağmen suç ikrarı varmış kabulü ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu; yargı içtihatlarıyla da ortaya konulduğu üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, mahkumiyet olarak değerlendirilemeyeceği ve denetim süresi içerisinde şartlar sağlandığında hiç suç işlenmemişçesine etki doğuracağından, hakim ve savcılığa engel teşkil etmeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/10/2021 tarih ve E:2017/2776, K:2021/3321 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.