Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1368 E. 2022/3209 K. 10.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1368 E.  ,  2022/3209 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1368
Karar No : 2022/3209

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2017/2115, K:2021/2055 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi zararlar (maaş), mülkiyet, sosyal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2017/2115, K:2021/2055 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasına yönelik Anayasa’ya aykırıIık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın temyizi üzerine … Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile onanmasına hükmedildiği ve 04/02/2020 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt içinde önde ve aktif olduğuna, Fetullah Gülen cemaat mensuplarının kontenjanından Yargıtay üyesi seçildiğine, eğitim biriminde görev yapanlar tarafından çocukları ile ilgilenilenler arasında yer aldığına, örgüt tarafından düzenlenen toplantılara katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının diğer tespitlerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlardan unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığı ve HSK’da etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirilmesinden anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
… Ceza Dairesi Kararındaki davacıya ait ev ve işyerindeki arama sonucu ele geçirilen kitaplar, dijital materyaller, ByLock kalıntılarına rastlanması hususundaki tespitlerin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi zararlar (maaş), mülkiyet, sosyal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, örgüt üyeliği kriterlerinin kendisi yönünden gerçekleşmediği, tanıkların savcılıkta alınan beyanlarının, Anayasa’nın 38/5 ve CMK148. maddesine aykırı olarak aldatıcı yöntemler ve vaatlerle elde edilmiş olduğundan Anayasa’ya ve AİHS’ne aykırı olup, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil niteliğinde olduğundan hükme esas alınamayacağı, tanık beyanlarının, yalnızca subjektif kanıdan ibaret olup, herhangi bir somut eylem isnadı içermediği, beyanda bulunan sözde tanıkların bazılarının aktif olarak görevlerine devam ettikleri, örgüt üyeliği ve terör örgütü ile irtibatlı yahut iltisaklı olduğu iddialarının açıkça soyut ve temelden yoksun olduğu, hukuka aykırı delillere dayanılarak aleyhinde karar verilmesi nedeniyle, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; irtibat ve iltisak kavramlarının, mevzuatta önceden tanımlanmış ve içeriği belirli olmadığından, hukuki güvenliği ortadan kaldırdığı, sonradan getirilen tanımların geçmişe yürütüldüğü, ihraç tarihinde kişilerin meslekten çıkarılmayı gerektiren somut bir fiili olmamasına rağmen hal ve tutumları ile belirli bir gruba yakınlıkları veya sosyal çevre bilgisine dayanılarak, örgütle irtibat veya iltisaklı oldukları isnadıyla meslekten çıkarıldıkları; yargı kararına dayanmayan ve belirsiz kriterlerle gerçekleşen ihraçların kişiler açısından ömür boyu sonuç doğurması ve hatta aile üyeleri açısından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hükümleri nedeniyle ihraç kişinin yakınlarının da kamu görevlerinden men edilmesi sonucunu doğurması sebebiyle OHAL’in kalıcılaştırılması anlamına geleceği ve bu durumun ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/06/2021 tarih ve E:2017/2115, K:2021/2055 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.