Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1311 E. 2022/3228 K. 10.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1311 E.  ,  2022/3228 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1311
Karar No : 2022/3228

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/4301, K:2021/3712 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/4301, K:2021/3712 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 25/06/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ile davacının kendi beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve ev ablalığı yaptığına, staj döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, toplantıları organize ettiğine, örgüt lideri Fetullah Gülen’den çocuğuna isim koymasını istediğine yönelik tanık ifadeleri ile lise döneminde örgüte müzahir dersaneye gittiğine, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgüt sohbetlerine katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine yönelik kendi beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, meslekten uzaklaştırıldığı tarihte hakkında FETÖ/PDY silahlı Terör örgütü üyesi olduğuna dair hukuki bir delil ya da delil başlangıcı bulunmadığı; savunma hakkı tanınmadığı ve sonradan dava konusu işleme karşı itiraz yolunun tanınmasının teknik anlamda savunmanın yerine geçmesinin mümkün olmadığı; savunma hakkının, asli bir usul şartı olup idare karşısında bireyi koruma amacıyla öngörülen bir hak olduğu; Daire kararının gerekçesinde ileri sürülen tüm olgu ve iddiaların ihraç kararının ardından tespit edildiği; dava konusu işlem tarihinde mevcut olmayan olguların hukuka aykırı işlemi sonradan hukuka uygun hale getirmeyeceği, hukuka uygunluk denetiminin idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla yapılması gerektiği; dava konusu kararın hukuki niteliğinin değerlendirildiği bölümde henüz kişisel olarak davasını değerlendirmeden verilen tüm ihraç kararlarının hukuka uygun olduğunun, davalı idarenin haklı olduğunun kabul edildiği oysa ki mahkemenin her davayı ayrı değerlendirmekle mükellef olduğu; genel olarak HSYK tarafından örgüt üyeliği kapsamında yapılan tüm ihraçların haklı olduğu ön kabulünde bulunulmasının kabul edilemeyeceği ve bu hususun Mahkemenin tarafsızlığını zedelediği; henüz öğrenci olduğu dönemde, küçük bir yerden çıkarak topluma adapte olmaya çalıştığı bir yaşta, söz konusu yapının evlerinde kalmış olmasının bir gün önüne örgüt üyesi olmak suçu olarak çıkacağını öngörebilmesinin beklenmesinin mümkün olmadığı; aleyhine ifade veren şahısların kendi rızasıyla ifade vermediği; ceza yargılaması sonucunda hakkında verilen HAGB kararından bahsedilmediği, hakkında HAGB kararı verilen kişinin hukuken mahkum olmuş sayılmadığı; dosyada örgüt yararına faaliyette bulunduğuna, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair delil bulunmadığı; Niksar Adliyesine girişinin engellenmesi nedeniyle dilekçe hakkının ve hak arama özgürlüğünün elinden alındığı ve avukat tutmak zorunda bırakıldığı; dava konusu işlemin Anayasa ihlali olduğu, adil yargılanma ilkesi, suçta ve cezada kanunilik ilkesi gibi çerçeve hakların ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/11/2021 tarih ve E:2017/4301, K:2021/3712 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.