Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/4071 E. , 2022/5658 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4071
Karar No : 2022/5658
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Vakfı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı vakfa ait Çanakkale ili … Mah. … sokak … pafta … sayılı parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin salınan 2017 yılına ait yol harcamalarına katılma payının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; belediyelere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na tabi olduğu, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereği belediyelerin, kanunların kendilerine yükledikleri bazı hizmetleri yerine getirirken hizmetin karşılığı olarak belirli bir miktarı hizmetten yararlananlardan alabilecekleri, vergi ve harçlardan sonra üçüncü bir gelir kalemi olan harcamalara katılma paylarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı hususlarının birlikte değerlendirilmesinden, harcamalara katılma paylarının, kamusal gücün kullanılmasına dayalı olarak kamusal alan ve tesislerin yapımı, donanımı, genişletilmesi ya da iyileştirilmesi için yapılan harcamalara doğrudan bir katkı olarak sunulan, kamu hizmetinin finansmanının ise bu hizmetten yararlananlardan sağlanması esasına göre alınan vergi benzeri mali yükümlülük niteliğine olduğu sonucuna anlaşıldığı, davacı vakfın, kamuya yararlı vakıf niteliğinde olduğu, Bakanlar Kurulu’nun 06/07/1981 tarih ve 8/3292 sayılı kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazandığı ve halen vergiden muaf vakıf statüsünde olduğu, bu durumda, davacı vakfın, dava konusu vergi benzeri kamu alacağı olan yol harcamalarına katılma payından muaf olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu yol tesisleri harcamalarına katılma payının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Doktrinde verginin, kamu giderlerini karşılamak amacıyla yasalarla gerçek ve tüzel kişilerden mali güçleri ile orantılı olarak alınan bir yükümlülük olarak tanımlandığı ve belirli bir hizmetten doğrudan yararlanma karşılığı olmayıp, tüm kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılma payını ifade ettiği, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 86. maddesinde yol harcamalarına katılma payının düzenlendiği, 09/08/1981 tarih 17423 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen 06/07/1981 tarih ve 8/3292 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile davacı vakfa 903 sayılı Kanun ve Vakıf Resmi Senedi hükümlerine uygun faaliyette bulunduğu dönemlere münhasır olmak şartıyla vergi muafiyeti tanınmasına karar verildiği ve davacı kurumun halen vergiden muaf vakıf statüsünde bulunduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile kaldırılan 903 sayılı Kanun’da, vakıf gelirlerinin %80’i olarak öngörülen tahsis oranının, 4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkındaki Kanun’un 20. maddesi ile üçte ikiye indirilmek suretiyle güncellendiği ve Maliye Bakanlığına vergi muafiyetinden yararlanma ve muafiyetin kaybedilmesine ilişkin şartlar, usul ve esasları belirleme yetkisinin verildiği, bu doğrultuda 03/04/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında” (1) Seri No’lu Genel Tebliğ’in 5.4 işaretli “Vergisel Avantajlar” bölümünde vakfın tüzel kişiliğine yönelik (iktisadi işletmesine değil) hangi vergi kanunlarının hangi hükümlerinden muaf veya istisna olduklarının halen mevcut düzenlemelere göre gösterildiği, diğer taraftan, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde, mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıfların tanımının yapıldığı, “Muafiyet ve İstisnalar” başlıklı 77. maddesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve mazbut vakıflara ait taşınmazların Devlet malı imtiyazından yararlanacağının, haczedilemeyeceğinin ve rehnedilemeyeceğinin, tüm iş ve işlemlerinin her türlü vergi, resim, harç ve katılım payından istisna olduğunun düzenlendiği, mazbut vakıf kavramının, “bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yönetilen vakıfları”, yeni vakıf kavramının ise; “mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfları” tanımladığı, buna göre davacı vakfın mazbut vakıf olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği, bu konuya dair verilen ara karar ile Çanakkale Valiliğinden davacı vakfın statüsünün ortaya konulmasının istenildiği, Valilikçe gönderilen belgelerden, davacı vakfın 26/02/1971 tarihinde kurulduğu, vakfeden …’nun vefatı üzerine Vakıf Senedinin 8. maddesine dayalı olarak yönetim kuruluna defterdarın teklifi, valinin onayı ile 2014 yılından beri ilçe kaymakamları ve vali yardımcılarının atandığı, vakfın geniş malvarlığının bu şekilde teşekkül ettirilen yönetim kurulu tarafından yönetildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğe girdiği 04/10/1926 tarihinden çok sonra kurulmuş olan, idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılmayan, sadece bu kurumun denetimine tabi olan, tüm varlığının, senedinde yazılı özel/şahsi denebilecek maksatlar dışında kullanılamayan kamu bütçesi ile hedeflenebilecek yoksul/kimsesiz çocukların eğitimine yönelik idaresi …’nun vefatı ile il/ilçe idaresi üyelerine geçmiş bulunan davacı vakıf, mülhak vakıf olarak değil yeni vakıf olarak değerlendirilebileceğinden, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 77. maddesi kapsamında yer almadığı, diğer yandan Maliye Bakanlığı tebliği ile tanınan muafiyetin ise sadece belirli vergileri kapsadığı, yol harcamalarına katılma paylarının bu kapsamda olmadığı sonucuna varıldığından işin esas yönünden incelenmesi gerektiği, kanunen öngörülen şekilde işlemlerin belediye meclis kararlarına dayandığı, yapılan ihaleler sonucu Belediye Fen İşleri Bütçesinden hakedişlerin ödendiği, hazine yardımı kullanılmadığı, 15 metre yol fazlalıklarının hesaba dahil edilmediği, davacı taşınmazı cephelerinin, çarpanlarının, rayiçlerinin doğru alındığı, durumun ilan edildiği ve nihayetinde ihbarname safhasına hukuka uygun biçimde getirildiği, aksi yöndeki davacı taraf iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunun anlaşıldığı, (1) Seri No’lu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınmasına dair Tebliğ’de davacıya sağlanan katma değer vergisi muafiyetinin ise 3065 sayılı Kanun’un 17. maddesinin 1 ve 2 sayılı bentlerine ilişkin olduğu ve yol yapım işinin bu kapsamda olmadığı görüldüğünden dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararı kaldırıldıktan sonra davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Vergi muafiyetlerinin dikkate alınmadığı, dava konusu yol harcamalarında katılma payında hukuka uyarlık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu yol harcamalarına katılma payına ilişkin toplam hizmet giderinin, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile İller Bankası tarafından tespit edilen ve yayınlanan rayiç ve birim fiyatlara göre hesaplanan tutarı aşıp aşmadığının ve yolların, kaldırımlar da dahil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderlerin hesaba katılıp katılmadığının araştırılması suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı vakfa ait Çanakkale ili … Mah. … sokak … pafta … sayılı parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin salınan 2017 yılına ait yol harcamalarına katılma payının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 1. maddesinde ise, “Bu kanun hükümleri ikinci maddede yazılı olanlar dışında, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanır. Yukarıda yazılı vergi, resim ve harçlara bağlı olan vergi, resim ve zamlar da bu kanuna tabidir. Bu kanunun hükümleri kaldırılan vergi, resim ve harçlar hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Harcamalara Katılma Payları” başlıklı Üçüncü Kısmı’nın “Yol Harcamalarına Katılma Payı” başlıklı 86. maddesinde, belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce, yeni yol açılması, mevcut yolların % 40 nispetinde veya daha fazla genişletilmesi, kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların, kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi, mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi şeklinde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların, iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile yol harcamalarına katılma payı alınabileceği ifade edilmiş, Kanun’un 90. maddesinde, yol harcamalarına katılma payının, bu hizmetin yapıldığı yollardan faydalanan ilgili gayrimenkul sahipleri arasında ve 89. maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının, ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak dağıtılması suretiyle hesaplanıp tahakkuk ettirileceği, 91. maddesinde, harcamalara katılma paylarının tahakkukunun, işler hangi ihale usulü ile yapılmış olursa olsun, hizmetin tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra yapılacağı, ancak, yapılacak yazılı tebliğ ile verilecek süre içinde ilgililerin harcamalara katılma paylarını peşin ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu payların, kabule ilişkin yazılı başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde tahakkuk ettirileceği, 92. maddesinde, yukarıdaki maddelerde yazılı esaslar dairesinde hesaplanan payların, mükelleflerin soyadları, adları, adresleri ve kendilerine isabet eden pay miktarını gösteren ve mahiyetlerine göre mahalle, cadde ve sokak itibarıyla düzenlenecek tahakkuk cetvellerinin bir ay süre ile belediye ilan yerlerine asılması suretiyle ilan olunacağı, 98. maddesinde ise, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanacağı düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin, belediyelerin gelir kaynaklarından olan vergi, resim, harç ve katılma payları hakkında da uygulanacağı açıktır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi’nin 28/03/2002 tarih ve E:2001/5, K:2002/42 sayılı kararında, yol, kanalizasyon ve su hizmetlerinden yararlanan taşınmaz sahiplerinden alınan harcamalara katılma payının, borçluları bakımından resim benzeri mali bir yükümlülük niteliği taşıdığı değerlendirmesi yapılmıştır.
Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine tabi olup, Anayasa Mahkemesi’nce resim benzeri mali bir yükümlülük olarak nitelendirilen harcamalara katılma payından, Bakanlar Kurulu’nun 06/07/1981 tarih ve 8/3292 sayılı kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazandığı ve halen vergiden muaf vakıf statüsünde bulunduğu açık olan davacı vakfın, Kanunda öngörülmeyen bir takım kayıt ve koşulların genel tebliğler ile getirilmesi suretiyle yasal bir hakkın kullanılmasının engellenmesinin mümkün olmaması nedeniyle muaf olduğu sonucuna varıldığından, davanın kabulüne yönelik Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu kabul edip, Mahkeme kararını kaldırdıktan sonra davayı reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: Davacı temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyoruz.