Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5301 E. , 2022/9356 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5301
Karar No : 2022/9356
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVALI)
… Bakanlığı – …
VEKİLİ : …, Hukuk Müşaviri …
II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
…Enerji Üretimi Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
III- (DAVACILAR) 1- …
2- … 3- …
4- … 5- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … Bakanlığı
2- … Enerji Üretimi Limited Şirketi
3- … 4- …
5- … 6- …
7- …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Diyarbakır İli, Kulp İlçesi ve Batman İli, Sason İlçesi sınırları içerisinde … Enerji Üretimi Limited Şirketi tarafından yapılması planlanan “… HES (… Barajı) (50MWe/53,774MWm), Malzeme Ocakları, Kırma Eleme Tesisi ve Beton Santrali” projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü için mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu alanda yapılacak HES faaliyetleri kapsamında, ÇED raporunda baraj gövdesi ve göl alanında yer alan birimlerin geçirimliliğinin sadece gözlemsel ve yüzeysel çalışmalarla belirlenmeye çalışılması, baraj yerindeki kayaçların geçirimliliğinin belirlenmesi için yeterli sayıda sondajın yapılmaması, ÇED raporunda santral, dolusavak, memba-mansap batardosu, derivasyon tüneli vb. yapılar için genel olarak detaylı saha çalışmaları, süreksizlik özellikleri, araştırma sondajları, jeofizik çalışmalar, örnek alımı, yerinde deneyler, laboratuvar deneyleri, mevcut şevlerin ve yapılacak kazılar sonucunda oluşturulacak kazı şevlerinde oluşabilecek duraysızlıkların ortaya konmasına yönelik herhangi bir kinematik ve stabilite analizinin yapılmaması, tüm bu çalışmaların yerine sadece gözlemsel mühendislik jeolojisi çalışması yapılarak ÇED raporunun hazırlanması, ÇED raporunda uygulanacak patlatma paterni bölgede hiçbir sondaj verisi olmadan, kaya malzemesi özellikleri, süreksizlik özellikleri ve kayaçların sertliği, delinebilirliği, patlatılabilirliği gibi diğer özellikleri belirlenmeden gözlemsel ve yüzeysel olarak hazırlanmış olması, bu kadar geniş bir alanda yapılacak inşaat çalışmalarının ve patlatmadan kaynaklı olarak bölgeye yayılacak toz emisyon miktarlarının olası çevreye etkileri tam olarak değerlendirilmemiş olması, ÇED raporunda, projenin etki alanında kalan tarla ve bahçe tarımı yapılan araziler üzerine olumsuz etkilerin yeterince incelenmemesi, bölge hayvancılığı üzerindeki olumsuz etkiler ile alınacak önlemler konusuna yer verilmemesi, projenin inşası sırasında yapılacak patlatmalar ile malzeme nakliyesinden kaynaklanan toz oluşumunun tarımsal üretim miktarı ve tarım ürünleri kalitesi üzerine etkileri değerlendirilmemesi, ana geçim kaynağı bitkisel ve hayvansal üretim olan bölge halkının olası mağduriyetlerinin yeterince dikkate alınmaması nedeniyle yetersiz olduğu, dolayısıyla ihtiva ettiği taahhütleri ve tespitleri dava konusu alanı temsilden uzak ve yetersiz olduğu anlaşılan ÇED Raporu esas alınmak suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirilmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü’nce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1- Davacı tarafından; Mahkeme kararında dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de lehlerine vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmediği, kararın bu kısmının düzeltilerek onanması gerektiği hususu ileri sürülmektedir.
2- Davalı tarafından; Davada süre aşımı bulunduğu, davanın Danıştay’da görülmesi gerektiği, gözlemsel mühendislik jeoloji raporunun hazırlandığı, kesin proje aşamasına geçildiğinde zemin etüdü için sondaj çalışmasının yapılacağı, toz emisyonlarının kontrollü ve kontrolsüz durumlar için ayrı ayrı yapıldığı, kümülatif hesapla bulunan değerler 1 kg/saat’ten büyük olduğu için toz modellemesi yapılmadığı, ÇED raporunda tarım arazileri hakkında gerekli bilgilerin verildiği, dava konusu işlemin usul ve hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği hususları ileri sürülmektedir.
3- Davalı yanında müdahil tarafından; Dava dilekçesinde duruşma yapılması istenildiği halde Mahkemece duruşmanın yapılmadığı, dava hakkında yetki ve süre aşımı itirazları bulunduğu, ÇED raporunda … Köyünün etkilenecek alanlar arasında adının geçtiği, sondaj, ölçüm ve etüt çalışmalarının ilgili kurumlardan izin aldıktan sonra yapılabileceği, ÇED olumlu kararı sonrası bu tür çalışmaların yapılacağı, kayaç ve zemin numuneleri alarak analiz yaptırıldığı, inşaat döneminde üretim lisansı alındıktan sonra sondaj çalışmaları ve değerlendirmelerin yapılacağının raporda belirtildiği, patlatma paterni sondaj verisi olmasa da gözlemsel mühendislik jeoloji raporuna göre hazırlandığı, patlatma paterninde bir değişiklik olması durumunda Bakanlıktan onay alınacağı, projenin yakınında Batman Barajının bulunduğu duruma kümülatif bakılması gerektiği ve bölgedeki bir çok projenin olumlu bulunduğu, toz emisyon dağılım modellemesinin, tarım ve hayvancılığa ilişkin açıklamaların uygun olduğu, ÇED olumlu belgesinin süresiz geçerli olduğu hususları ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından; davacının temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davacı tarafından; savunma verilmemiştir.
3- Müdahil tarafından; savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkemece duruşma yapılması, duruşma sonrası gerekirse ek bilirkişi raporu alınması, yeniden verilecek kararda duruşmalı vekalet ücretine hükmedilmesi, görüşme tutanağı ile Mahkeme kararındaki tarihlerin aynı olması gerektiğinden kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17/2. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye …’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce duruşma yapılması sonrasında karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, davacı tarafından istenmesine karşın Mahkemece duruşma yapılmadan karar verilmesinin, usul kurallarına aykırı olduğu ve bozma nedeni olarak değerlendirildiğinden, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Diyarbakır İli, Kulp İlçesi ve Batman İli, Sason İlçesi sınırları içerisinde …Enerji Üretimi Limited Şirketi tarafından yapılması planlanan “… HES (… Barajı) (50MWe/53,774MWm), Malzeme Ocakları, Kırma Eleme Tesisi ve Beton Santrali” projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle açılan davada; temyize konu Mahkeme kararında dava dilekçesinde belirtilmesine karşın duruşma yapılmadan ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmeden karar verilmiştir.
Bunun yanında, Mahkeme karar tarihi 26/05/2022 yazılı olduğu halde, karara ilişkin görüşme tutanağında 25/05/2022 tarihi belirtilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu düzenlenmiş, “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde de, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiş, 141. maddesinde ise “Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır…” hükmü düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17. maddesinde, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı, duruşma talebinin dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceği düzenlemeleri yer almış; 18. maddesinde de, duruşmaların açık olarak yapılacağı, genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerekli kıldığı hallerde, görevli daire veya mahkemenin kararı ile duruşmanın bir kısmı veya tamamının gizli olarak yapılacağı, duruşmaları başkanın yöneteceği, duruşmalarda taraflara ikişer defa söz verileceği, taraflardan yalnız biri gelirse onun açıklamalarının dinleneceği, hiç biri gelmezse duruşmanın açılmayacağı, incelemenin evrak üzerinde yapılacağı hükümlerine, 19. maddesinde ise, duruşma yapıldıktan sonra en geç onbeş gün içinde karar verileceği, ara kararı verilen hallerde, bu kararın yerine getirilmesi üzerine, dosyaların öncelikle inceleneceği hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında da, “usul hükümlerine uyulmamış olunması”nın bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca usulüne uygun olarak davacının duruşma isteminde bulunması halinde, Mahkemelerce söz konusu hüküm uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma isteminde bulunulduğundan, duruşma yapılmadan verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, Mahkemece duruşma yapıldıktan sonra yeniden verilecek kararda; duruşmalı görülen dava dosyaları için öngörülen vekalet ücretine hükmedileceği, ayrıca Mahkeme kararı, karara ilişkin görüşme tutanağı ve bunlara ait UYAP kayıtlarındaki tarihlerin aynı olacağı tabiidir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında usule uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 09/11/2022 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.