Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5543 E. 2022/5033 K. 09.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5543 E.  ,  2022/5033 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5543
Karar No : 2022/5033

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
3- … 4- …
VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’in beyin ana damarında oluşan baloncuk nedeniyle 01/09/2015 tarihinde Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesinde yapılan ameliyatta takılan stentin tam olarak açılmaması nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürülen zararlarına karşılık toplam 1.000,00 TL (miktar artırımı ile birlikte 148.696,44 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile toplam 148.446,44 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın 13/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine ve … İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminata ilave olarak 65.000,00 TL daha manevi tazminatın 13/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu; davalı idare tarafından, kullanılan stentin bütün dünyada en ileri tıp merkezlerinde yaygın olarak kullanılan ve ana üretici firma tarafından üretilen bir stent olduğu, steril ambalajlar içerisinde sadece işlem sırasında açılabilen ve tek kullanımlık tıbbi malzemeler olduğundan, operasyon öncesinde açılıp denenmesinin mümkün olmadığı, tıp literatürüne göre stentin açılmamasının komplikasyon olduğu, bu nedenlerle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi koşullarının oluşmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğu, harçtan muaf oldukları ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Tarafların temyiz istemlerinin kısmen reddi, kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Beyin damarında tıkanıklık ve baloncuk olan davacılar yakını … Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesinde 01/09/2015 tarihinde stent takılmasına yönelik operasyona alınmış, operasyonda takılan stent açılmamış ve tüm müdahalelere rağmen takıldığı yerden çıkartılamamış, operasyondan sonra yoğun bakım ünitesinde gözleme alınan davacılar yakını stentin açılmamış olması nedeniyle kan akışının durmasına ve beyin dokusunun beslenememesine bağlı olarak 15 gün sonra hayatını kaybetmiştir.
Yakınlarının hizmet kusuru nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun, özetle “uygulanan işlemde kendilerini ve hastayı sıkıntıya düşüren temel problemin stentin teknik olarak açılamamasından kaynaklandığı, bunun da stentin üretim hatasından kaynaklanmış olduğu kanaatine varıldığı ve hizmet kusurundan söz etmenin mümkün olmadığı” belirtilerek reddedilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.
Trabzon İdare Mahkemesince; davacıların yakının beyin ameliyatı sırasında kullanılan stentin açılmaması sonucunda, yani hatalı tıbbi malzeme kullanılması nedeniyle hayatını kaybettiği görüldüğünden, davalı idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı ve kusurlu eylemi ile davacıların yakının ölümüne neden olan davalı idarenin, davacıların bu nedenle uğradığı zararları karşılamakla yükümlü olduğu, uğranılan maddi zararların belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 05/08/2016 kayıt tarihli raporda özetle, “26 yaşında olan … için destekten yoksun kalma tazminatı istenemeyeceği ve destekten yararlanma oranlarına göre …’in 133.209,07 TL, …’in 1.613,65 TL, …’in 13.623,72 TL maddi zararının tespit edildiği” ve takdiren … için 10.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 5.000’er TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat ödenmesi isteminin kısmen kabulü ile 148.446,44 TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, maddi tazminat ödenmesi isteminin geriye kalan 250,00 TL’lik kısmının reddine, manevi tazminat ödenmesi isteminin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminat ödenmesi isteminin geriye kalan 175.000,00 TL’lik kısmının reddine karar verilmiştir.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince de; davacılar için takdir edilen tazminat miktarının duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı ve … için Mahkemece hükmedilen 10.000,00 TL’ye ilave olarak 20.000,00 TL (toplamda 30.000,00 TL), diğer davacıların her biri için Mahkemece hükmedilen 5.000,00 TL’ye ilave olarak 15.000,00 TL (her biri için toplamda 20.000,00 TL) olmak üzere Mahkemece hükmedilen toplam 25.000,00 TL manevi tazminata ilaveten toplam 65.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacıların manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Trabzon İdare Mahkemesi kararının reddedilen 175.000,00 TL manevi tazminat isteminin 65.000,00 TL’lik kısmının kaldırılmasına ve … İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminata ilaveten 65.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, manevi tazminat isteminin 110.000,00 TL’lik kısmı yönünden davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu; 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddesinde de Devletin, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerin Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 2. maddesinde, herkesin yaşam hakkının yasanın koruması altında olduğu belirtilmekle, yaşam hakkının korunması devletlere bir yükümlülük olarak öngörülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin “bilirkişi” konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüştür. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Kanun’un “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesinde, “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.” hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda resen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyiz İstemine Konu Kararın; Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmı ile Davacılardan …’in Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmı ile davacılardan …’in maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, tarafların dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Kararın; Davacılardan …, … ve …’in Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta; … İdare Mahkemesince alınan 05/08/2016 kayıt tarihli bilirkişi raporuyla, … için 133.209,07 TL, … için 1.613,65 TL, … için 13.623,72 TL destekten yoksun kalma zararının hesaplandığı, …’in ise destekten yoksun kalma zararının bulunmadığının belirtildiği, anılan raporun hükme esas alınacak nitelikte olduğu gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kimseye, diğer bir ifadeyle ölen kimsenin yakınlarına, ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak miktarda para ödenmesini ifade etmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi; zarar gören, mal varlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse, o durumun yeniden kurulmasıdır. Zarar, eğer destek ölmeseydi, destekten yoksun kalanın gelecekte faydalanacağı yardımı tespit etmek amacıyla belirlenir. Burada karşılanması gereken gerçek zarar, desteğin davacıya sağlayacağı yardımların toplamıdır.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunda, ilgililerin gerçek maddi zararlarının belirlenebilmesi için, gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır.
Hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda, desteğin eşi olan davacı … için bakiye ömrünün sonuna kadar ve desteğin kızı olan davacı … için ise üniversite öğrencisi olduğundan bahisle 25 yaşına kadar destekten yoksun kalma zararı hesaplanmıştır.

UYAP kayıtları üzerinden yapılan araştırmada ise, davacılardan …’in 24/06/2022 tarihinde, davacılardan …’in 29/11/2015 tarihinde (25 yaşına gelmeden) evlendiği görüldüğünden; … ve …’in destekten yoksun kalma zararlarının, evlilik tarihleri itibariyle müteveffanın desteğinden çıktıklarından, evlilik tarihlerine kadar olan süre için hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
Ayrıca; desteğin hayatta olan anne ve/veya babası varsa, bunların da destek paylarının ayrılması suretiyle davacılardan …, … ve …’in destekten yoksun kalma zararlarının hesaplanması gerektiği açıktır.
Buna göre; davacıların destekten yoksun kalma zararlarının hesaplandığı bilirkişi raporu hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp, Bölge İdare Mahkemesince zarar miktarının tespiti amacıyla yukarıda yer verilen hususlara göre bilirkişi ek raporu alınmak suretiyle davacılardan …, … ve …’in maddi tazminat istemleri hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davalı idarenin istinaf başvurusu, davacılardan …, … ve …’in maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı yönünden kabul edilerek, …, … ve …’in gerçek ve güncel destekten yoksun kalma zararlarının ek hesap bilirkişisi raporuyla yeniden hesaplanması suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden; temyize konu Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi kararının, davalı idarenin istinaf başvurusunun anılan kısım yönünden reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, davacıların temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile davacılardan …’in maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, davacılardan …, … ve …’in maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.