Danıştay Kararı 13. Daire 2017/2334 E. 2022/4109 K. 09.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2017/2334 E.  ,  2022/4109 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/2334
Karar No:2022/4109

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının gerekçe yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Adana ili, Kozan ilçesi, … Köyü, … mevkiinde bulunan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 3.310 m² yüzölçümlü taşınmazın, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 51/g maddesi uyarınca pazarlık usulü ile kiraya verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı davalı idare işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; dava konusu taşınmazın, davacının babası … tarafından 03/07/1987 tarihinde adi ortaklık adına kiralandığı, adi ortaklığın 09/11/1987 tarihinde … Gıda Pazarlama Anonim Şirketi’ne dönüştüğü ve ticaret siciline tescil edildiği, kira süresi 15 yıl olan ve süresi biten sözleşmenin 25/11/2002 tarihinde 10 yıl süre ile yenilendiği, taşınmazın 14/02/2012 tarihinde devren alındığından bahisle 30/01/2012-29/11/2012 tarihleri arasında Adana İl Özel İdaresi tarafından davacıya kiralandığı, 29/11/2012 tarihinden ihalenin yapıldığı 17/11/2016 tarihine kadar kira sözleşmesinin yenilenmediği ve taşınmazın üçüncü bir kişiye de ihale edilmediği, bu süreçte taşınmazın davacı tarafından işgal edildiği, davacının 2014 yılı için taşınmazı işgal ettiğinden bahisle ecrimisil ödediği, … tarih ve … sayılı onay ile ihaleye konu taşınmazın 2886 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre açık teklif usulü ile kiralama ihalesinin yapılmasına karar verildiği, ancak davacının, taşınmazın fiili kullanıcısı olduğundan bahisle idareden taşınmazı pazarlık usulü ile kiralamak istediğini beyan etmesi üzerine idarenin, davacıyı eski kiracı ve Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında değerlendirmesi üzerine, … tarih ve … sayılı karar ile, 24.850,00-TL muhammen bedel üzerinden 5 yıl süreli kiralama ihalesinin, 2886 sayılı Kanun’un 51/g maddesi gereği pazarlık usulü ile davacıya yapıldığı, ihalenin 21/11/2016 tarihinde ita amiri tarafından onaylandığı ve ihale kararının 14/11/2016 tarihinde davacıya tebliği üzerine muhammen bedelin yüksekliğinden bahisle bakılan davanın açıldığı,
Mahkemelerinin 26/01/2017 tarihli ara kararıyla davalı idareden, dava konusu ihalede ne tür bir “kullanış özelliği, idareye yararlı olması veya ivedilik” bulunduğunun, başka bir ifadeyle 2886 sayılı Kanun’un 51/g maddesindeki şartların oluşup oluşmadığının sorulduğu, davalı idarenin 14/02/2017 tarihli cevabi yazısında, ihaleye konu taşınmazla ilgili 2886 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre ihalenin açık teklif usulü ile yapılmasına ilişkin 02/02/2016 tarihinde onay alındığı, fakat sonraki süreçte kendisini taşınmazın kira sözleşmesini devralan kiracı ve hâlihazır kullanıcı olarak gösteren davacının idareye yanıltıcı bilgi vererek hatalı işleme neden olması sebebi ile ihalenin 51/g hükmü gereğince pazarlık usulü ile yapılmasına karar verildiği, … ile davacının taşınmaz üzerinde hiçbir hakkının bulunmadığı, açıklık ve rekabetin sağlanarak ihalenin yeniden yapılabilmesi için ihalenin iptaline karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği,
2886 sayılı Kanun’un ihalenin pazarlık usulü ile yapılabilmesi için aradığı “kullanışlarının özelliği, idareye yararlı olması veya ivediliği” hususlarının her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda, dava konusu ihalenin, 2886 sayılı Kanun’un 51/g maddesi uyarınca pazarlık usulüyle ihale edilebilmesi için, ihaleye konu taşınmazın kullanışının özelliği, idareye yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesinin uygun görülmediğinin, başka bir deyişle diğer usullerle ihale edilemeyecek nitelikte özellik arz ettiğinin ihaleyi yapan idarece açıkça ortaya konulmuş olması gerektiği, bakılan uyuşmazlıkta ise davalı idare tarafından Mahkemelerinin ara kararına verilen cevapta, ihale konusu alanın kullanışının özelliği, idareye yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesinin uygun görülmediğinin, başka bir deyişle, diğer usullerle ihale edilemeyecek nitelikte özellik arz ettiğinin açıkça ortaya konulamadığı gibi davacının ihale öncesinde kendisini taşınmazın kira sözleşmesini devralan kiracı ve hâlihazır kullanıcı olarak göstererek idareye yanıltıcı bilgi vermek suretiyle hatalı idari işleme neden olduğu ve bu sebeple ihalenin 51/g hükmü gereğince pazarlık usulü ile yapıldığının davalı idarece bildirilmiş olması ve ayrıca dosyadaki bilgi ve belgelerden işin niteliği gereği de pazarlık usulü ile ihale edilemeyecek işlerden olduğunun anlaşılması karşısında söz konusu işin pazarlık usulüyle ihale edilmesine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu taşınmazın Adana İl Özel İdaresi’nce kendisine kiraya verildiği, taşınmazı kullanmaya devam ettiği, taşınmazın hâlihazırda kullanıcısı olması sebebiyle ihalenin pazarlık usulü ile yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, kendisinin ve babasının idareyi yanıltmak suretiyle işlem yaptırdığı yönündeki kabulün tamamen davalı idarenin iddiasına dayandığı, kazanılmış hakkının ihlâl edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Her ne kadar davacı tarafından, temyize konu kararda kendisinin ve babasının idareyi yanıltmak suretiyle işlem yaptırdığının kabulü yönünde gerekçeye yer verildiği, bu durumun tamamen davalı idarenin iddiasına dayandığı ileri sürülerek karar gerekçe yönünden temyiz edilmiş ise de, temyize konu kararda, bu yönde bir değerlendirmede bulunulmadığı, yalnızca davalı idarenin dilekçesinde belirtilen hususun karara aktarıldığı görülmüştür.
Bu nedenle, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.