Danıştay Kararı 13. Daire 2021/2721 E. 2022/4094 K. 09.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/2721 E.  ,  2022/4094 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/2721
Karar No:2022/4094

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Mali Müşavirlik A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından bağımsız denetimi gerçekleştirilen … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 2013 ve 2014 yılı hesap dönemi finansal raporları, …Holding A.Ş.’nin 2017 yılı hesap dönemine ilişkin finansal raporu ve 2016 yılı finansal raporunda yer alan “yatırım amaçlı gayrimenkuller”le ilgili kısmı ile … Holding A.Ş.’nin 2013 yılı hesap dönemi finansal raporunun dipnotunda yer alan “teminat, rehin ve ipotek” bilgisine ilişkin kısmına yönelik gerçekleştirilen kalite kontrol çalışması kapsamında Kurul uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen … tarih ve …, …, … sayılı Kalite Kontrol Denetim Raporu’nda tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden davacı bağımsız denetim kuruluşunun “sermaye piyasasında bağımsız denetim yetkisinin süresiz olarak iptal edilmesine” ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 2013 ve 2014 yılı hesap döneminde, müşterilerinin nakit alacaklarını karşılayacak tutarda varlığının bulunmadığı, ilişkili kişilerden olan borç tutarının düşürülmesi ve müşterilere olan borç tutarlarının azaltılmasına yönelik olarak gerçeğe aykırı muhasebe kayıtları yapıldığı, yapılan muhasebe kayıtlarının kamuyu yanıltmaya ve malî durumunu gerçekte olduğundan daha iyi göstermeye yönelik olduğu, finansal tabloları etkilemek amacıyla pek çok hileli muhasebe kayıtları yapıldığının Kurul tarafından tespit edildiği; davalı idareye sunulan çalışma kağıtları arasında 2013 yılı çalışma kağıtlarının yer almadığı, firma kayıtlarının temin edilip kontrol edilmesi ilkesine uyulmadığı, 2013 ve 2014 yılı bağımsız denetiminde …’un iç kontrollerinin anlaşılması ve bunların test edilmesi ile ilgili olarak “Bağımsız Denetim İç Kontrol Anket Formu” ve “İç Kontrol Soru Formu” hazırlandığı, söz konusu formlardaki sorulara “evet-hayır” cevapları verildiği ve her bir soruya karşılık 1-5 arasında puan verildiği, ancak sorulara verilen yanıtlara yönelik olarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, özellikle finansal raporlama döneminin hemen öncesinde ve sonrasında yüksek miktarlı muhasebe kayıtları yapıldığı, …’un ortaklarınca müşteri varlıklarının usulsüz olarak kullanıldığı, gerekli onaylar alınmadan müşteriler adına kredili işlem yapıldığı ve ortaklar tarafından kendi hesaplarına aktarılan müşteri varlıklarının başka bankalara virmanlandığı, … ‘un riskinin belirlenmesine yönelik genel işler tasarlanmadığı, yeterli bağımsız denetim kanıtı toplanmadığı, hileli işlemlerinin tespit edilemediği, dış teyitlerin olması gerektiği gibi yürütülmediği, 31/12/2013 tarihinde … ‘un ortağı … ‘nin hesabında 3.533.073,60-TL’lik borç bakiyesinin azaltılması ve 02/01/2014 tarihinde tekrar aynı tutarda ters kayıt yapılması, 30/09/2014 tarihinde … ‘nun hesabındaki 3.629.000,00-TL borç bakiyesinin azaltılması ve 01/10/2014 tarihinde aynı tutarda ters kayıt yapılarak hesapların eski hâle getirilmesi gibi büyük hacimli ilişkili taraf işlemlerinin kontrolünün sağlanmadığı, Kurul’un … tarih ve … sayılı kararıyla … ‘un yatırımcılarının tazminine ve tedrici tasfiyesine karar verildiği, … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile, … ‘un yönetim kurulu başkan ve üyelerinin şirkete olan yükümlülüklerinin 17.971.945,60-TL olduğu ve … ‘un 15.829.608,62-TL tasfiye açığında şahsi sorumlulukları bulunduğu gerekçesiyle şahsi iflaslarına karar verildiği; … Holding A.Ş.’nin denetimlerinde de iç kontrol formlarının yeterli görüldüğü, gerekli doğrulamaların ve kanıtlandırmanın yapılmadığı, yatırım amaçlı gayrimenkullerinin gerçeğe uygun değerlendirilmesi yapılmadığı hâlde bunun davacı tarafından eleştiri konusu edilmediği, alacak tutarları önceki yıla göre çok arttığı hâlde bunun nedenlerinin irdelenmediği; bu itibarla, usulüne uygun, detaylı bir denetim yapmayarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği anlaşılan davacının sermaye piyasasında bağımsız denetim yetkisinin süresiz olarak iptal edilerek listeden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, … Menkul Kıymetler A.Ş.’nin tedricen tasfiyesine giden süreçte kusur veya ihmallerinin olduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, …’un 2013 ve 2014 yılı denetimlerinde iç kontrol sistemi ve muhasebe kayıtlarının incelendiği, dış teyitlerin temin edildiği, …’un ve … Holding A.Ş.’nin denetiminde tarafsızlık, meslekî yeterlik ve özen, sır saklama ve mesleğe uygun davranış ilkelerine aykırı faaliyetlerde bulunulmadığı, gerekli tedbirlerin alındığı, bu kapsamda çalışma kâğıtlarının hazırlandığı, iç kontrollerin yeterliğine ilişkin çalışma kâğıtları ile gerekli değerlendirmelerin yapıldığı, uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden maliye, muhasebe ve denetim konusunda uzman bir bilirkişi heyetince dosyanın incelenmesi gerektiği, davalı Kurum’un raporunun ve bulgularının Mahkeme kararına dayanak alınmasının adil yargılanma hakkının ihlâli niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkimi’nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 09/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. ve takip eden maddelerinde; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı; mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kurallara göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının zorunlu olduğu; bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde bilirkişilerce hazırlanan raporların olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği; kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından bağımsız denetimi gerçekleştirilen … Menkul Kıymetler Ticaret A.Ş.’nin 2013 ve 2014 yılı hesap dönemi finansal raporları, … Holding A.Ş.’nin 2017 yılı hesap dönemine ilişkin finansal raporu ve 2016 yılı finansal raporunda yer alan “yatırım amaçlı gayrimenkuller”le ilgili kısmı ile … Holding A.Ş.’nin 2013 yılı hesap dönemi finansal raporunun dipnotunda yer alan “teminat, rehin ve ipotek” bilgisine ilişkin kısmına yönelik gerçekleştirilen kalite kontrol çalışması kapsamında Kurul uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen … tarih ve …, …, … sayılı Kalite Kontrol Denetim Raporu’nda tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden davacı bağımsız denetim kuruluşunun “sermaye piyasasında bağımsız denetim yetkisinin süresiz olarak iptal edilmesine” ilişkin Kurul’un … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, gerek İdare Mahkemesi’nce gerek Bölge İdare Mahkemesi’nce bilirkişi incelemesi yaptırılmadan dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından üç ayrı şirkete ait üç ayrı hesap döneminin tamamına ve iki ayrı hesap dönemine ilişkin finansal tabloların ise bir kısmına yönelik gerçekleştirilen denetimlere yönelik Kurul uzmanlarınca yapılan kalite kontrol incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, “Toros’un risklerinin değerlendirilmediği ve iç kontrol sisteminin gerektiği gibi test edilmediği, dış teyit prosedürlerinin standartlara uygun yerine getirilmediği, ilişkili taraf işlemlerinde hile riski faktörlerini teşhis etmek üzere yeterli ve uygun denetim çalışması yapılmadığı; … Holding A.Ş.’nin nakit ve nakit benzerleri (kasa) hesabındaki tahsil ve ödeme kayıtlarının incelenmediği, gerekli kontrollerin yapılmadığı, ticari alacaklarına yönelik yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edilmediği…vs” gibi ilgili bağımsız denetim standartlarına aykırı denetim faaliyeti gerçekleştirildiği ileri sürülen toplam on bulgunun yer aldığı görülmekte olup, uyuşmazlığa konu bu bulguların Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına ve/veya Bağımsız Denetim Standartlarına aykırılığına yönelik tespitlerin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi hususu, davacının bu tespitlere ilişkin itirazları da dikkate alındığında, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi kapsamı dışında özel ve teknik bir muhasebe bilgisi gerektirmektedir.
Davacı bağımsız denetim kuruluşu tarafından gerçekleştirilen denetimlere yönelik Kurum uzmanlarınca yapılan inceleme sonucunda, bağımsız denetim standartlarına aykırı olduğu belirlenen bulgulara yönelik uyuşmazlığın çözümü iyi derecede muhasebe bilgisini, sermaye piyasasına, finansal raporlama standartlarına ve denetim standartlarına hâkim olmayı, başka bir anlatımla özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, muhasebe bilgisine ve ilgili standartlara hâkim olan öğretim üyesi düzeyinde bilirkişi ya da bilirkişi heyetince hazırlanacak rapor da göz önüne alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda bir karar verilmesi gerekir.
Ayrıca SPK uzmanlarınca yapılan değerlendirme ve tespitler sırasında başvurulan verilerin, “bağımsız denetimin yapıldığı tarihte” bağımsız denetim şirketi tarafından da elde edilebilir, ulaşılabilir ve kullanılabilir nitelikte olup olmadığının, SPK uzmanlarınca bağımsız denetimin yapıldığı tarihten sonra ortaya çıkan veriler üzerinden değerlendirme ve tespit yapılıp yapılmadığının, bağımsız denetim şirketinin denetim kanıtı elde etmek için kullandığı verilerin uluslararası değerleme standartları açısından neden eksik ve yetersiz nitelendirildiğinin, denetim kanıtı elde etmek için daha fazla ilave veri toplamak amacıyla çalışma yapılmasını gerektiren nedenlerin denetim tarihinde bulunup bulunmadığının, fazladan yapılacak çalışmaların o tarihte ilave veri elde etmeye imkan verip vermediğinin, bağımsız denetim şirketinin denetim kanıtı elde etmek için yaptığı çalışmaların bağımsız denetim riski kapsamında neden değerlendirilmediğinin, bağımsız denetim şirketince yeterli düzeyde denetim kanıtı elde edilmemiş ise bu durumun yatırımcıların zarar görmesine neden olup olmadığının, bağımsız denetim şirketinin çalışmaları ile yatırımcıların varsa zararı arasında illiyet bağı kurulup kurulmadığının ve zararın artmasına etki edip etmediğinin ya da hangi derecede etki ettiğinin belirlenmesi, denetim standartları kapsamında özel ve teknik bir muhasebe bilgisini gerektirdiğinden bu hususların da bilirkişi ya da bilirkişi heyetince açıklığa kavuşturulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, hükme esas alınabilecek nitelikte bir rapor düzenlendikten sonra yargı mercii tarafından, davacıya isnat edilen fiillerin gerçekleşip gerçekleşmediği, denetim standartlarının ihlal edilip edilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, tespit edilen fiiller yatırımcıların zarar görmesine neden olmuş ise zararın ağırlığına göre uygulanan yaptırımın niteliği gibi hususların tartışılıp ortaya konulması ve ulaşılacak sonuca göre varsa tespit edilen fiillerin ağırlığı ile uygulanan yaptırım arasında adil bir denge bulunup bulunmadığına, ölçülü ve orantılı bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığına karar verilmesi gerekirken, faaliyet izninin iptaline dair en ağır yaptırımın uygulanmasını gerektiren koşulların mevcut bulunup bulunmadığı tartışılmadan, yalnızca SPK uzmanlarınca düzenlenen rapordaki değerlendirme ve tespitler üzerinden karar verilmesi adil yargılanma ilkesinin ihlali sonucunu doğurmaktadır.
Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı olarak verilen temyize konu kararda usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.