Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/6068 E. , 2022/6331 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6068
Karar No : 2022/6331
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Avukat …’ın …Barosu Levhasına yazılmasına dair Baro Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Barolar Birilği Yönetim Kurulunca verilen …tarih ve …sayılı kararın bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin Adalet Bakanlığı’nın … tarih ve …sayılı kararına uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında verilen mahkumiyet kararından kaynaklanan memnu hakların iadesine karar verilmesiyle 1136 sayılı Kanunun 5/1-a maddesindeki engel halinin kalktığı, bununla birlikte, kesinleşmiş bir disiplin cezasıyla meslekten çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle aynı Kanunun 5/1-b maddesindeki engel halinin devam ettiği, ayrıca, 74. madde uyarınca da baro levhasından bir daha yazılmamak üzere silinmesine karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının 1136 sayılı Kanunun 5/1-a maddesindeki engel halinin kalkması nedeniyle bu bendler kapsamında bir engel halden söz edilemeyeceği açık ise de, 5/1-b maddesi uyarınca ehliyetsizlik halinin devam ettiği anlaşıldığından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; işlediği suçtan dolayı cezasını çeken ve hakkında memnu hakların iadesi kararı verilen Avukat …’ın 1136 sayılı Kanununun 5/1-a maddesi uyarınca ehliyetsizliğinin ortadan kalktığı, bununla birlikte “memnu hakların iadesi” kararının disiplin cezası yönünden doğuracağı sonuçların da ortaya konulması gerektiği, 1136 sayılı Kanunun 5/1-b maddesi hükmü gereği kesinleşmiş bir disiplin cezası kararı nedeniyle avukat olma niteliğini kaybetmiş olma şartı avukatlık mesleğini kabulde engel haller arasında sayılmış ise de, incelenen avukatın 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 135/5. maddesi uyarınca disiplin kurulunca meslekten çıkartılmasının ve 1136 sayılı Kanunun 5/1-a ve 74. maddeleri gereği avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak iptali ile adının bir daha yazılmamak üzere baro levhasından silinmesinin, 1136 sayılı Kanunun 5/1-a maddesinde sayılan ve avukatlık mesleğine engel kabul edilen bir suçtan mahkumiyet ve bu mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararının oluşturduğu, bu durumda … hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin … değişik iş sayılı kararıyla verilen memnu hakların iadesi (yasaklanmış haklarının iadesi) kararı üzerine bu yeni kararla birlikte adı geçen hakkında ortaya çıkan yeni hukuki durum karşısında …Barosu Disiplin Kurulunun … tarihli kesinleşmiş kararının dayanağının hukuken ortadan kalkmış olduğu 5/1-b maddesi uyarınca ehliyetsizlik halinin devam ettiğinin kabulünün olanaksız olduğu gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve … D.İş sayılı kararı ile ilgilinin memnu haklarının iadesine karar verilmiş ise de; bu karar ile sadece Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde belirtilen ehliyetsizliğin ortadan kalktığı; 5/1-b bendinde belirtilen ehliyetsizliğin devam ettiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı Bakanlığın 2018 tarihli Bölge İdare Mahkemesi kararını süresi içinde yalnızca vekalet ücreti yönünden temyiz ettiği, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen temyiz dilekçe ret kararı üzerine yaklaşık 4 yıl sonra hükmü bir de esas yönünden temyiz etmesinin hukuken kabul edilemeyeceği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının kesinleştiği, öte yandan ilgili hakkında memnu hakların iadesine karar verilmesiyle birlikte mahkumiyet hükmüne dayalı olarak verilen meslekten çıkarma cezasının dayanağı ortadan kalktığından aynı Kanunun 5/1-b engelinin bulunduğundan da söz edilemeyeceğinden temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
…Barosuna kayıtlı Avukat …, … Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin … tarih, E:… ve K:… sayılı kararı ile özel belgede sahtecilik suçundan beraatine, resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 04.02.2009 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine …Barosu Disiplin Kurulunun … tarih, E:… ve K:… sayılı kararı ile Avukatlık Kanununun 5/1-a ve 135. maddeleri uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, bu karara süresinde itiraz edilmediğinden 15.10.2009 tarihinde kesinleştiği, ayrıca …Barosu Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile aynı Kanunun 74. maddesi uyarınca avukatlık ruhsatının geri alınarak iptaline ve adının bir daha yazılmamak üzere Baro levhasından silinmesine karar verildiği, bu karara da yasal süresi içinde itiraz edilmediğinden 27.07.2009 tarihinde kesinleştiği, bilahare …Ağır Ceza Mahkemesi’nin …tarih ve …D.İş sayılı kararı ile yasaklanmış haklarının iadesine karar verildiği, bu kararla birlikte …Barosu levhasına yazılma istemiyle yapılan başvurunun Baro Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile uygun bulunduğu ve Baro levhasına tekrar yazılmasına karar verildiği, bu kararın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun …tarihli …sayılı kararıyla uygun bulunduğu, ancak bu kararın Adalet Bakanlığınca kabul edilmeyerek geri gönderilmesi üzerine bu kez aynı kararın onanarak …tarih ve …sayılı kararıyla ısrar edildiği, bunun üzerine davacı Bakanlık tarafından …tarih ve …sayılı ısrar kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur:
(a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,
b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak,
72. maddesinde; “avukatlığa kabul için kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması” levhadan silinmeyi gerektiren haller arasında sayılmış, 73. maddesinde; “72’nci maddeye göre levhadan silinmeyi gerektiren hallerin sona erdiğini ispat eden avukat, levhaya yeniden yazılmak hakkını kazanır.(…)”, 74. maddesinde; “Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5’inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro yönetim kurulunca geri alınarak iptal edilir ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir….” düzenlemesine, 135/5. maddesinde; “Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Avukatlık ortaklığı için de baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir.” düzenlemesine, 136. maddesinde ise; “Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Güvenlik Tedbirleri” ana başlığı altında “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53/1. maddesinde, “Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…) ,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır.”; aynı maddenin 2. fıkrasında, “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
01.06.2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli Sicil Kanunu’na 19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasında, “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.” hükmü; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, “Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.” hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, ilgili hakkında Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi uyarınca verilmiş memnu hakların iadesi kararının, söz konusu mahkumiyete bağlı Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde düzenlenen hak yoksunluğunu sona erdirse bile ilgili hakkında verilen meslekten çıkarma cezası hukuken varlığını koruduğu sürece aynı Kanunun 5/1-b bendinden kaynaklanan ehliyetsizliğinin devam ettiği gerekçesiyle baro levhasına yeniden yazılamayacağı ileri sürülmüş; davalı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı tarafından ise, memnu hakların iadesi kararı verilmesiyle ceza mahkumiyetinden doğan bütün hak yoksunlukları ortadan kalkacağından, Baro Disiplin Kurulu’nun idari işlem niteliğindeki meslekten çıkarma cezasının da dayanaksız kaldığı, bu nedenle ilgilinin Kanunun 5/1-b bendinden kaynaklı avukatlığa engel halinin bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu ısrar kararının hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Buna göre, ilgili hakkında verilen mahkumiyet kararından kaynaklı hak yoksunluklarının giderilmesine yönelik “yasaklanmış hakların geri verilmesi” kararının hukuki mahiyeti ile Avukatlık Kanunu’nun 5/1-b bendindeki “Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak” şeklindeki engel hal yönünden etki ve sonuçlarının incelenmesi gerekmektedir.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hak yoksunluklarını içeren 53. maddesinin de içinde yer aldığı genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içeren diğer kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağını belirten 5. maddesinin, Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçici 1. maddesi gereği, diğer kanunlarda buna uygun değişiklikler yapılması amacıyla 31 Aralık 2008 tarihinde yürürlüğe girmesi kabul edilmiştir. Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle, bu Kanunun 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları, cezanın infaz süresi ile sınırlı olarak sonuç doğurmakta iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48., 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 8/h, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5/1-a, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 7., 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununun 2/b, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müsavirlik ve Yeminli Mali Müsavirlik Kanununun 4/d, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 10/d, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanunun 7/son maddeleri ile Anayasa’nın 76/2. maddesinde aynı mahkumiyete bağlanan hak yoksunlukları ise süresizdir. Uyum yasalarının çıkarılacağı sonraki süreçte, anılan kanun maddelerinde birtakım değişiklikler yapılmış ise de; “affa uğramış olsa bile” ibareleri muhafaza edilmiş veya aynı sonucu doğuracak biçimde “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” ifadesi getirilmiştir. Bütün bu yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Türk Ceza Kanununda düzenlenen hak yoksunlukları infaz süresi ile sınırlı olmasına karşın, yukarıda belirtilen ayrıksı düzenlemeler nedeniyle, gerek Türk Ceza Kanununda düzenlenen suçlara gerekse diğer kanunlarda öngörülen suçlara ilişkin mahkûmiyetlerden doğan süresiz hak yoksunlukları halen dahi bazı özel yasalarda bulunmaktadır. Bu kapsamda, 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 326. maddesiyle Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a bendine eklenen “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” ibaresi ile aynı Kanunun 5/2. maddesinde yer alan “affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.” ibareleri, Avukatlık Kanununda belirtilen katalog suçlardan mahkumiyet halinde süresiz hak yoksunluğu doğuran hükümlerdir.
Öte yandan memnu hakların iadesi kurumu, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 121 ilâ 124 ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 416 ve 420. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda memnu hakların iadesi kurumuna yer verilmemiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde güvenlik tedbiri olarak düzenlenmekle beraber, bu hak yoksunluklarının cezanın infazının tamamlanmasıyla birlikte sona ereceği kabul edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun benimsediği yaptırım teorisi gereği sürekli hak yoksunluğu kabul edilmediği için ne bu kanunda ne de 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda sürekli hak yoksunluğu ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak bazı özel kanunlarda öngörülen sürekli hak yoksunluklarının hüküm ifade etmeye devam etmeleri nedeniyle, bu konuda tekrar bir düzenleme yapılması ihtiyacı ortaya çıkmış ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunu ile 13/A maddesi eklenmek suretiyle özel kanunlarda düzenlenen bu hak yoksunluklarının ortadan kaldırılması için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması, eski ifadesiyle memnu hakların iadesi müessesesi getirilmiştir.
Danıştay, kararlarında “Memnu hakların iadesi kararı”, ister Türk Ceza Kanunundan, ister özel bir yasadan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran bir karar olarak tanımlanmış ve memnu hakların iadesinin ilgiliye kullanılması menedilen hakları kullanma yetkisi verdiği kabul edilmiştir.
O halde, bir kişinin işlediği suçtan dolayı verilen ceza mahkumiyetinin infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kaldığı hak yoksunluklarının kendiliğinden kişiye avdet edeceği açık ise de, 1136 sayılı Kanunun 5/1. maddesinin (a) bendinde yapılan değişiklik ile eklenen “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” ibaresi ile aynı Kanunun 5/2. maddesinde yer alan “affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.” ibareleri sebebiyle maddede belirtilen suçlardan dolayı mahkumiyet halinde mesleğe süresiz olarak girilemeyeceği, ancak yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda madde hükmünde düzenlenen ehliyetsizliğin ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır. Zira 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesinde iade istemine konu hakkın, ceza mahkemelerinin Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca mahkumiyet kararına bağlı olarak yasakladığı haklar olmayıp; söz konusu mahkumiyet kararı nedeniyle yukarıda ayrıntısına yer verilen bazı özel kanunlardan kaynaklı kısıtlanan haklar olduğu açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, ilgili hakkında verilen memnu hakların iadesi kararı ile birlikte Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinden kaynaklanan ehliyetsizlik halinin ortadan kalktığı açık ise de; Avukatlık Kanununun 5/1-a bendi kapsamında mahkumiyet hükmü bulunması sebebiyle ilgili hakkında, Baro Disiplin Kurulu kararı ile aynı Kanunun 136/1. ve 135/5. maddeleri uyarınca bağlı yetki çerçevesinde meslekten çıkarma cezası verildiğinden, Kanunun 5/1. maddesinin (b) bendi yönünden ehliyetsizlik halinin bu aşamada devam ettiği, yargı merciince yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının daha önce verilmiş olan meslekten çıkarma cezasını (kesinleşmiş disiplin cezasını) ortadan kaldırıcı veya dayanaksız kılıcı etki doğurmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan ilgilinin tesis edilen disiplin cezasından sonra, hakkında yeni bir hukuki durum yaratan yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı verilmiş olması sebebiyle, bu karar ile birlikte 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında, daha önce hakkında verilmiş meslekten çıkarma cezasının kaldırılması için ilgili baroya başvuru yapması halinde yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca, işlemi tesis eden mercii tarafından (meslekten çıkarma cezası için Baro Disiplin Kurulu) yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun düzenleniş şekli ve Kanun maddesinin gerekçesi de dikkate alınarak bir değerlendirme yapılacağı tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.