Danıştay Kararı 13. Daire 2021/42 E. 2022/4075 K. 08.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/42 E.  ,  2022/4075 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/42
Karar No:2022/4075

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı …Vergi
Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu (TAPDK) tarafından verilen 171.696,00 TL tutarındaki idarî para cezasının şirketten tahsil edilememesi nedeniyle söz konusu amme alacağının anılan şirkette yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan davacıdan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca tahsili için düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesi’nce verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davalı idarenin süre aşımı iddiası yönünden; dava konusu idari para cezası ile birlikte vergi alacaklarını da içeren ödeme emrine ilişkin davacıya gönderilen tebligatın 27/12/2013 tarihinde sadece memur imzası ile iade edildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102/son maddesinde belirtilen kişilere imzalatılıp bir tutanak hâline getirilmeden iade edildiği, aynı adrese yeniden gönderilen tebligatın iadesi üzerine ise davacının yeni adresinin tespiti konusunda araştırma yapılıp yapılmadığı, yeni adresinin bulunup bulunmadığı, yeni adresi bulunması durumunda, bulunan bu adrese yeniden anılan Kanun uyarınca usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususlarının ortaya konulamadığı gibi, ödeme emrinin konusu amme alacağının miktarı açısından 213 sayılı Kanun’un 104/3. fıkrası hükmüne aykırı olarak Resmî Gazete yerine yerel bir gazetede ilan edildiği, bu itibarla, dava konusu ödeme emrinin davacıya usulüne uygun tebliğ edilmediğinden öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığının anlaşıldığı,
Uyuşmazlığın esası yönünden; asıl borçlu şirkete …tarih ve …sayılı Kurul kararıyla toplam 171.696,00-TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın 06/08/2012 tarihinde şirketin daimi çalışanına tebliğ edildiği, kesinleşen idari para cezasının tahsili için şirket hakkında haciz işlemlerine başlandığı, ancak şirketin borca yeter miktarda haczi kabil malının bulunmadığından bahisle 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin söz konusu idari para cezası yönünden iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; bu durumda, ilgili yasa hükümleri uyarınca asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacakları, kesinleştikten ve asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldıktan sonra şirketi temsil ve ilzama yetkili olan kişilerden tahsil edilebileceğinden, anılan dönemde yönetim kurulu başkanı olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılan davacıdan idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …İdarî Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararının usule ve yasaya aykırı olduğu, asıl borclu şirketin borcuna yetecek kadar mal varlığı bulunmasına rağmen ona karşı takip işlemlerinin ve mal varlığı araştırmasının yeterince yapılmadığı, dava konu ödeme emrinde yer alan diğer amme alacaklarının iptali için açılan davaların kabulüne karar verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
…San. ve Tic. A.Ş.’ye, 24/06/2009-04/10/2010 tarihleri arasında fabrika kurma izni bulunup üretim izni bulunmadan sarma sigara tütünü üretip satmak ve Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş. (TEKEL)’nin kullandığı ambalajla ve söz konusu ambalaj aynı kalmak suretiyle poşet ağzında …ibaresi bulunan “…” tütünü üretip satmak eylemleri nedeniyle 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (c) bendini, ayrıca yapılan denetimlerde Kurum’a yanlış ve yanıltıcı bilgi veya belge verdiği tespit edildiğinden aynı Kanun’un 8/5-a maddesini ihlâl ettiğinden bahisle Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (TAPDK) …tarih ve …sayılı kararı ile her bir eylemi için ayrı ayrı 57.232,00-TL olmak üzere toplam 171.696,00-TL idari para cezası uygulanmıştır.
Bu karar Kurum’un 25/07/2012 tarihli yazısı ile 06/08/2012 tarihinde şirket daimi çalışanına tebliğ edilmiş, …tarih ve …sayılı yazısıyla da davalı idareye, anılan işlemin tebliği üzerine herhangi bir ödeme yapılmadığı ve itiraz yoluna gidildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgeyede ulaşılamadığı belirtilerek idari para cezasının kesinleştiği ve 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsil edilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Akabinde 28/01/2013 tarihinde anılan borç şirket adına tahakkuk ettirilerek aynı tarihli ve …takip numaralı ödeme emri düzenlenmiş ve …tarihinde şirkete tebliğ edilmiştir. Kesinleşen amme alacağının tahsili için farklı tarihlerde şirket adına haciz varakaları düzenlenerek şirketin il ve ülke çapında mal varlığı araştırması yapılmış, söz konusu alacağın tespit edilen mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, şirketin muhtelif kamu alacaklarının tahsili amacıyla 23/11/2012 tarihinden itibaren amme borçlusu şirketin yönetim kurulu başkanı olan davacı adına …tarih ve …takip numaralı ödeme emri düzenlenmiştir.
Söz konusu ödeme emrine itiraz edilmeden kesinleştiğinden bahisle ödeme emrinde yer alan 4733 sayılı Kanun’dan kaynaklı toplam 227.696,00-TL (171.696+56.000) idari para cezalarının tahsiline yönelik olarak davacı adına düzenlenen …tarih ve …sıra no’lu haciz varakasıyla haciz işlemi uygulanmıştır. Daha sonra …tarih ve …sayılı e-haciz bildirisi düzenlenerek davacının bankalardaki döviz hesaplarından toplam 153.493,41-TL çekilerek şirketin idari para cezası borçlarından mahsup edilmiştir.
Davacı tarafından, bahsi geçen kamu alacakları ile ilgili tebliğ edilen herhangi bir işlem veya ödeme emri olmadığı, 20/12/2016 tarihinde bankaya gittiğinde hesaplarına anılan haciz varakaları ile e-haciz konularak hesaplarının bloke olduğunun öğrenildiği belirtilerek e-haczin dayanağı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmış, …Vergi Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı dilekçe ret kararıyla, adına düzenlenmiş ödeme emirlerinin tarihleri, sayıları ile tebliğ veya öğrenme tarihlerine yer verilmek suretiyle iptali istemiyle ayrı, uygulanan haciz işlemlerinin iptali istemiyle ayrı dava açılması ve işlemlerin dilekçeye eklenmesi istenilmiştir.
Yenilenen dava dilekçesi ile açılan davada, …Vergi Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile, haczin konusu amme alacağının tahsili için davacı adına …tarih ve …nolu, …tarih ve …nolu ödeme emirlerinin düzenlendiği, ödeme emirlerinin içinde trafik cezası, karayolları geçiş ücreti, karayolları idari para cezası, TADPK idari para cezasının bulunduğu görülmekle, yargılama yerlerinin, inceleme usul ve değerlendirmelerinin farklı olması nedeniyle trafik cezası, karayolları geçiş ücreti, karayolları idari para cezası, TADPK idari para cezasına ait ödeme emirleri sebebiyle uygulanan haciz işlemine karşı ayrı, kalan diğer amme alacakları için uygulanan haciz işlemine karşı ayrı olmak üzere toplamda 2 ayrı dilekçe ile dava açılması gerektiği belirtilerek 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca dava dilekçesi reddedilmiştir.
Bu dilekçe ret kararı üzerine açılan davada, …Vergi Mahkemesi’nin …tarih E:…, K:…sayılı kararıyla, idari para cezasından kaynaklı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın idare mahkemesinin görevinde olduğu gerekçesiyle görev ret kararı verilerek dosya idare mahkemesi gönderilmiş, İdare Mahkemesi’nce, dava konusu ödeme emrinin, TAPDK’nın …tarih ve …sayılı kararı ile verilen 171.696,00-TL tutarındaki idari para cezasına ilişkin kısmının iptali istemine yönelik bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un Mükerrer 35. maddesinde, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
” kuralı yer almaktadır.
Aynı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiasıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Yönetim ve Temsil” başlıklı 365. maddesinde “Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.”, “Yönetimin Devri” başlıklı 367. maddesinde “Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. (2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir.”; “Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü” başlıklı 369. maddesinde ise “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticarî şirketlerin hukukî iş ve işlemleri, bunlar adına bunların idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yapılır. Şirketin kanunî temsilcisi olan gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukukî işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadî ve mâlî durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi imkân ve kudreti haizdirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanunî süreleri içinde ödemek de kanunî temsilcinin temel ödevleri arasındadır.
Kanunî temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihaî sorumluluğunu taşıyan kişi olup sahip olduğu imkân ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticarî şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan ve zararı doğuran olayın gerçekleştiği tarihte görev yapan kanunî temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin sorumluluğunu taşıyan kişi olduğundan ve sahip olduğu imkân ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek en etkin kişi konumunda bulunduğundan, şirketten tahsil imkânı bulunmayan kamu alacaklarından sorumlu tutulması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinde, amme alacaklarının tahsili bakımından kanunî temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmiş olup bu madde gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından tüzel kişinin kanunî temsilcisi sorumlu tutulabilecektir. Ancak bunun için söz konusu amme alacağının kesinleşmesi sonrasında öncelikle şirketten tahsile çalışılması, tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması hâlinde ikinci derecede sorumlu olan kanunî temsilciye yönelinmesi gerekmektedir.
Dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan …Tütün San. ve Tic. A.Ş.’nin 171.696,00-TL idarî para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’nun …tarih ve …sayılı kararının iptali istemiyle anılan şirket tarafından …İdare Mahkemesi’nin …ve …sayılı esasına kayıtlı davaların açıldığı, yapılan yargılamalar sonunda, söz konusu idarî yaptırım kararının, 4733 sayılı Kanun’un 8/5-c bendi uyarınca verilen ve Kurul kararının 1. ve 2. bendinde belirtilen 57.232,00-TL para cezalarının iptal edildiği, iptal kararlarının Dairemizin 11/10/2019 tarihli ve E:2014/4800, K:2019/3027 sayılı ve E:2014/4891, K:2019/3028 sayılı kararlarıyla onandığı, karar düzeltme aşamasından da geçerek kesinleştiği, anılan Kurul kararının 3. bendinde yer alan ve 4733 sayılı Kanun’un 8/5-a bendi uyarınca verilen 57.232,00-TL idarî para cezasına yönelik davanın ise …İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın temyiz edilmeden kesinleştiği görülmektedir.
Dava konusu ödeme emrinde belirtilen borcun ödenmesi gerektiği tarihte kanunî temsilci olan davacının söz konusu amme alacağının ödenmesinden sorumlu olduğu, zira kanunî temsilcinin 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi uyarınca sorumlu tutulması için, kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapmasının yeterli olduğu, ancak dava konusu …tarih ve …sayılı ödeme emrinin …kodlu ve TAPDK konulu 12. sırasında yazılı bulunan 171.696,00-TL amme alacağının dayanağı olan idarî para cezalarından 114.464,00-TL’lik kısmının Mahkeme kararıyla iptal edildiği anlaşıldığından, iptal edilen bu tutarı da içerecek şekilde davacı adına 171.696,00-TL tutarlı ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından istinaf dilekçesinde, 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun uyarınca 26/06/2018 tarihinde asıl borçlu şirketin takip edilen ve kesinleşmiş bulunan tüm borçlarının yapılandırılarak yeni vadelerin belirlendiği belirtilerek dilekçe ekinde yapılandırma talep dilekçesi ile ödeme tablosu dosyaya sunulduğundan, Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada bu durumun da dikkate alınması ve açıklığa kavuşturulması suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesi’nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.