Danıştay Kararı 7. Daire 2019/3193 E. 2022/4341 K. 08.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/3193 E.  ,  2022/4341 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3193
Karar No : 2022/4341

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına, tüzel kişiliği sona eren … İnşaat Gıda Turizm Makine İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden kanuni temsilci sıfatıyla 2012 yılının Mayıs ve Haziran dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket tarafından ithal edilen araçların maliyet bedellerinin en az ithalat bedelleri kadar olması gerektiği ve %10’a kadar yapılan ve ispat edilebilen iskontoların bu matrahtan düşülebileceği kabul edilmesine rağmen, olayda, ilk satıcının iskonto uyguladığına dair hiçbir belge eklenmediğinden, araçların teslim bedellerinin de en az maliyet bedeli, yani ithalat aşamasında beyan edilen katma değer vergisi matrahı kadar olmasının icap ettiği, incelemeye konu araçların beyan edilen özel tüketim vergisi matrahları, ithalatta beyan edilen katma değer vergisi matrahının altında kaldığından, vergileme işlemlerinde gerçek mahiyetin esas olduğu yolundaki ilke uyarınca, ithalatta beyan edilen katma değer vergisi matrahlarının esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, vergi inceleme elemanı tarafından belirlenen bu matrahlara 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 267.maddesi uyarınca maliyet bedelinin %10’u tutarında kâr ilave edilmiş ise de, … ve …’na satışı yapılan araçların yeniden davacıya satılması tamamen özel tüketim vergisini aşındırmak amaçlı olduğundan ve fiktif kabul edilen bu satışların aynı zamanda kâr ilave edilerek yapıldığı ispat edilemediğinden, %10’luk kâr ilavesinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, buna göre, Mayıs dönemine ilişkin özel tüketim vergisinin 199.592,53.-TL’lik kısmı ile bu tutara isabet eden vergi ziyaı cezası, Haziran dönemine ilişkin özel tüketim vergisinin 197.458,43.-TL’lik kısmı ile bu tutarın üç katına isabet eden vergi ziyaı cezası yönünden davanın reddine, cezalı tarhiyatların bu miktarları aşan kısımlarının ise iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların mahkeme kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği; davacının istinaf talebine gelince, gerek 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda, gerekse Vergi Usul Kanunu’nda tarhiyatın yapıldığı 2012 yılında, ya da ihbarnamenin düzenlendiği ve tebliğ edildiği 2017 yılında tasfiyesi sona ererek ticaret sicilinden silinen limited şirketler bakımından, tasfiye öncesi dönemlere ilişkin tarhiyatların kanuni temsilciler adına yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin 9. fıkrası uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf isteminin reddine; davacının istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :Tüzel kişiliği sona eren şirketler hakkında önceki dönemlere ait sonradan ortaya çıkarılan vergisel ödevler hususunda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesine eklenen olay tarihinde yürürlükte bulunan 9. fıkrasında tasfiye edilerek tüzel kişilik kaydı ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin yapılacak her türlü tarhiyat ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden herhangi biri adına yapılabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle söz konusu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen işlemlerin iptali istemiyle açılan davanın esasının incelenerek karar verilmesi icap ettiğinden, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına, tüzel kişiliği sona eren … İnşaat Gıda Turizm Makine İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden kanuni temsilci sıfatıyla 2012 yılının Mayıs ve Haziran dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin, 5904 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 9. fıkrasında, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi birinin adına yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu … İnşaat Gıda Turizm Makine İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 12/10/2016 tarihinde tasfiyesinin tamamlanması nedeniyle ticaret sicilinden kaydı silinerek hukuksal varlığının sona erdiği anlaşılmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tescille başlayan şirket tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmesiyle sona erdiği ve dolayısıyla şirketler hakkında ancak tüzel kişiliğinin mevcut olduğu tarih aralığında borç tahakkuk ettirilebileceği ve haklarında işlem tesis edilebileceği açıktır.
Tüzel kişiliği sona eren şirketler hakkında önceki dönemlere ait olan, ancak sonradan ortaya çıkarılan vergisel ödevlerinden kimin ne şekilde sorumlu kılınacağına ilişkin hukuki boşluk, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesine eklenen 9. fıkra ile giderilmiştir. Tüm vergi türleri bakımından uygulama imkanı getirilen bu hükümle, tasfiye edilerek tüzel kişilik kaydı ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerinden herhangi biri adına vergi salınması ve ceza kesilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu kural dikkate alındığında, tasfiyesi tamamlanan şirket hakkında tasfiye sürecinin tamamlanmasından sonra düzenlenen vergi inceleme raporu doğrultusunda tasfiye öncesi dönemler için yapılacak tarhiyatların ve kesilecek cezaların, anılan Kanun maddesinde öngörüldüğü gibi müteselsil sorumluluk nedeniyle kanuni temsilci adına düzenlenecek vergi/ceza ihbarnamelerine konu edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle, söz konusu düzenlemeye dayanılarak, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına tesis edilen dava konusu işlemlerin iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.