Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/1541 E. , 2022/4321 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1541
Karar No : 2022/4321
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tasfiye halinde … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli dahilde işleme izin belgesinin müeyyideli olarak kapatıldığından bahisle düzenlenen ek tahakkuk ve para cezasının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, şirket adına tasfiye memuru sıfatıyla tebliğ yapılan davacı …’in adresinin davalı idarece tespit edilebilecek durumda olduğu, nitekim daha sonra da şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin “… Mahallesi … Sokak No:… …/…” adresinde 27/10/2017 tarihinde …’e posta yolu ile tebliğ edildiği, şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin tasfiye memuru sıfatıyla davacı …’e ilanen tebliğ edilmeden önce posta yoluyla tebligatı aşamasında gerekli özenin gösterilmediği, bu durumda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden, şirket yönünden ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunmaması karşısında, davacı hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi kapsamında düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tasfiye memurunun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’deki adresine yapılan tebligat iade edildiğinden, ödeme emrinin 7201 sayılı Kanun uyarınca ilanen tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Tasfiye halinde … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli dahilde işleme izin belgesinin müeyyideli olarak kapatıldığından bahisle düzenlenen ek tahakkuk ve para cezasının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un, “Tebliğler ve Müddetlerin Hesaplanması” başlıklı 8. maddesinde, hilafına bir hüküm bulunmadıkça, bu Kanun’da yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan Kanun maddesinin atıfta bulunduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 103. maddesinde; tebliğin, ilan yoluyla yapılabilmesi için muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, muhatabın bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden gönderilmiş olan mektubun geri dönmesi, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması, yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması durumlarında, tebliğin ilan yoluyla yapılacağı, 104. maddesinde de, ilan yazısının tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılacağı ve (3) numaralı bende göre ilana çıkarılacağı, ilan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi izleyen onbeşinci günün ilan tarihi olarak kabul edileceği, ilan yazısının bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği, ilan ile yapılan tebliğin konusunun parasal miktarına göre ilanın, ilgili vergi dairesinin bulunduğu yerin belediye sınırları içinde çıkan bir veya daha fazla gazetede ya da Türkiye genelinde yayın yapan günlük gazetelerden birinde ayrıca yapılacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 201. maddesinde, süresi içinde ödenmeyen kesinleşmiş gümrük vergileri hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bu durumda, süresi içinde ödenmeyen gümrük vergileri ile ilgili ödeme emri tebliğinin, Tebligat Kanunu hükümlerine göre değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, her ne kadar 08/04/2017 tarihli Milli Gazete nüshasında 213 sayılı Kanun uyarınca ilanen tebliğ edildiği yer alsa da; davalı idarece Basın İlan Kurumu’na hitaben yazılan ödeme emirlerinin 7201 sayılı Kanun’un 28. ve 29. maddeleri uyarınca tebliğ edilmesine ilişkin yazı ile savunma ve temyiz dilekçesinde ödeme emrine ilişkin ilanın 7201 sayılı Kanun uyarınca yapıldığının belirtmesi karşısında, ayrıca davacı şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ilanen tebliğe ilişkin 104 ve devamı maddelerinde yer verilen hükümlere göre ilanen tebliğin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yolunda herhangi bir bilginin yer almadığı da tespit edildiğinden, yukarı değinilen gerekçeyle verilen mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz istemi; Tasfiye halinde … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli dahilde işleme izin belgesinin müeyyideli olarak kapatıldığından bahisle düzenlenen ek tahakkuk ve para cezasının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce, davalı idarece Basın İlan Kurumu’na hitaben yazılan ödeme emirlerinin 7201 sayılı Kanun’un 28. ve 29. maddeleri uyarınca tebliğ edilmesine ilişkin yazı ile savunma ve temyiz dilekçesinde ödeme emrine ilişkin ilanın 7201 sayılı Kanun uyarınca yapıldığının belirtmesi karşısında, ayrıca davacı şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ilanen tebliğe ilişkin 104 ve devamı maddelerinde yer verilen hükümlere göre ilanen tebligatın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yolunda herhangi bir bilginin yer almadığı da tespit edildiğinden, dava konusu işlemin iptaline dair mahkeme kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle temyiz istemi reddedilmiş olup, Basın İlan Kurumu’na hitaben yazılan ödeme emirlerinin 7201 sayılı Kanun’un 28. ve 29. maddeleri uyarınca tebliğ edilmesine ilişkin yazı iç yazışma niteliğinde olup, ilgilisine yapılacak tebliğin usul ve esası önem arz etmektedir.
Bu bağlamda, 08/04/2017 tarihli Milli Gazete nüshasında ilanın, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 103. ve 104. maddelerine göre yapıldığı görülmekle, tebliğin usulüne uygun olduğu, ilanen tebliğ şartlarının ise, mahkemece incelenmediği, kaldı ki; davacının şirketin tek hissedar olarak sahibi olduğu görüldüğünden, Kararın bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyorum.