Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/7195 E. , 2022/6335 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/7195
Karar No : 2022/6335
DAVACI : … Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : 1- … Birliği
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci fıkrasının; üçüncü fıkrasında yer alan, “…Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir.”, cümlelerinin; beşinci fıkrasında yer alan “…birden fazla baronun bulunduğu illerde ise her baronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin…”, ibaresinin; altıncı fıkrasında yer alan “…Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunda görev yapacak toplam personel sayısı barolarca birlikte kararlaştırılır.” cümlesinin,
b) 3. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının,
c) 4. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin (a) fıkrasına eklenen dördüncü paragrafında yer alan “…birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu olan Yönetim Kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun Yönetim Kurulu kararıyla…” ibaresinin,
d) 5. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci ve altıncı fıkranın,
e) 6. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 9. maddesine eklenen üçüncü fıkranın,
f) 7. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 10. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Adli yardım hizmetinin, bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve bu özgürlüğün kullanımında eşitliği sağlamak üzere avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara verilen bir hizmet olduğu, söz konusu hizmetin idarenin bütünlüğü esası çerçevesinde tek elden yürütümü ile etkin bir biçimde yerine getirilmesi gerekmekte iken “bir büro-birden fazla baro” şeklinde yürütülmek istenmesinin hizmetin sürdürülmesinde aksaklıklara yol açabileceği ve hak arama özgürlüğünün etkin kullanımına zarar verebileceği; adli yardım hizmetinin İstanbul Barosu tarafından 1888 yılında verilmeye başlandığı, 1939 yılında ise “Adli Müzaheret Bürosu” kurulduğu, bu kapsamda altı adli yardım temsilcisi avukat ve on altı memur ile İstanbul Barosunun bulunduğu Beyoğlu Merkez Adli Yardım Bürosu ile birlikte Kartal, Ümraniye, Bakırköy, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi ve İstanbul Adalet Sarayı’nda Kadın Hakları Merkezi temsilciliklerinde adli yardım hizmetinin sunulduğu, büronun muhasebe, sekretarya ve yazışma bölümlerinden müteşekkil olduğu, başvuruların ön büro sistemi içerisinde nöbetçi avukatlar tarafından alındığı, dolayısıyla nöbet sisteminin bulunduğu, özellikle kadınlar, çocuklar, engelliler, mülteci, sığınmacı ve geçici koruma altında bulunan bireyler için görev verme öncesinde meslek içi eğitim çalışmalarının yapıldığı, görevlendirmelerin bölgelere göre, eşit iş ve eşit ücret kriterleri esas alınarak yapıldığı; İstanbul Barosu’nun 2018-2020 Çalışma Raporuna göre, Adli Yardım Bürosu bünyesinde 6456 avukatın görev yapmakta olduğu, bunlardan 254’ünün 2 No’lu Baroya kayıt yaptırdığı, İstanbul Barosunda yaklaşık 48.000 avukatın kayıtlı bulunduğu, 2.000 avukatlı 2 No’lu Baro ile adli yardım bürosunun üye sayısı bakımından oransal olarak değil de eşit temsil esasına göre idare edilmek istenmesinin Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve temsilde adalet ilkesine aykırılık oluşturduğu belirtilmiştir.
Adli Yardım Bürosunda 50 avukat görevlendirilmesi düzenlemesi ile neyin kastedildiğinin belirgin olmadığı, şayet düzenleme ile büro faaliyetlerinin yürütülmesi kastediliyorsa hizmetin özelliği gereği sayının yetersiz olduğu, düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu; Avukatlık Kanunu’nun 177/1. maddesinde Adli Yardım Bürosunun Baro Yönetim Kurulunun gözetiminde çalışacağının düzenlendiği, münhasıran Baro Yönetim Kurullarına ait bulunan bu yetkinin adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerine devredilmesinin hukuka aykırı olduğu, Avukatlık Kanununun 178/2. maddesinde, adli yardım isteminin reddi halinde ilgilisi tarafından yazılı veya sözlü olarak baro başkanına başvuruda bulunulabileceği hususunun düzenlendiği, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesiyle ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında ise, yasada yer almayan ve yasa ile yetki verilmeyen itiraz süresi belirleme, karar verme gibi konularda düzenleme yapıldığı, hak arama hürriyeti ile ilgili idarenin doğrudan düzenleyici işlem yapma yetkisinin bulunmadığı ifade edilmiştir.
Nüfusu 16 milyona yaklaşan ve 5.313km² yüz ölçümü bulunan İstanbul gibi bir metropolde Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak görevlendirme yapılabilmesinin mümkün bulunmadığı, 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında Baro tarafından müdafi/vekil görevlendirmelerinin de Adli Yardım Büroları tarafından yerine getirileceği, mevcut atama sisteminde, vatandaşın avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkına en kısa sürede erişebilmesi için avukatların konut/işyeri, gece/gündüz, hafta içi/hafta sonu tercihlerine göre bölgesel görevlendirme sisteminin bulunduğu, oysa Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak yapılacak görevlendirmelerde ise Çatalca’daki bir avukatın 100 km uzaklıktaki Tuzla’da bir karakola görevlendilebileceği, bu durumun hak arama hürriyetinin özünü zedeleyebilecek uygulamalara neden olabileceği, görevlendirmeye ilişkin esasları belirleme yetkisi Barolara ait iken dava konusu Yönetmelik ile bu yetkinin Adli Yardım Bürosu’na devredilmesinin ve uyuşmazlık halinde Türkiye Barolar Birliğine hakemlik yetkisinin verilmesinin yasadan kaynaklanmayan bir yetkinin kullanımı anlamına geldiği ve hukuka aykırı olduğu, adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukata aldığı ücretin iki katını levhasına kayıtlı olduğu Baroya ödemekle yükümlü tutan dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin hukuka aykırı olduğu, düzenleme ile avukatlara ölçüsüz yükümlülük getirildiği, yasada görevinden çekilen avukatın yatıracağı ücrete ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, dava konusu Yönetmelik maddelerinin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI:
… Bakanlığının Savunması:15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda önemli değişiklikler yapıldığı, Kanun değişikliği ile avukatlık hukukuna ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması ve baro hizmetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla özellikle avukat sayısı fazla olan barolar bakımından aynı ilde birden fazla baronun kurulabilmesi imkanının getirildiği, bu Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından Kanunun tamamının ve ilgili maddelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine dava açıldığı, Anayasa Mahkemesinin 01.10.2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararı ile hem Kanunun tamamı yönünden hem de iptali istenen hükümler yönünden iptal isteminin reddine karar verildiği, davaya konu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 7249 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Avukatlık Kanununa eklenen 177. maddesinin ikinci fıkrasına yönelik iptal isteminin reddine ilişkin gerekçede, adli yardım hizmetlerini koordine etmekle görevli olan adli yardım bürolarında baroların eşit şekilde temsil edilmesini öngören kuralın kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu ve birden fazla baro uygulamasına uyum sağlamak amacıyla ihdas edilen kuralın kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğünün söylenemeyeceği, adli yardım görevlendirmelerinin aynı ilde görev yapan tüm avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılmasının da avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet vermediği yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu, buna göre davacının dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri ile ilgili idarenin bütünlüğü ve eşitlik ilkelerine aykırılık savlarının Anayasa Mahkemesi tarafından da kabul görmediği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların birçoğunun kamu yararı ve hizmet gerekleri kriterlerinin ötesinde yararlılık ve isabetlilik ölçütlerini tartışan nitelikte olduğu, Yönetmeliklerle yapılan düzenlemelerde, Kanunun verdiği yetkinin sınırları içinde kalmak ve ilgili Kanuna aykırı olmamak koşullarıyla idarenin belirli bir takdir yetkisinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Adli yardım hizmetinin 50 avukat tarafından görüleceğine ilişkin düzenlemenin, başvuruların alınması, değerlendirilmesi ve karara bağlanmasıyla ilgili olduğu, dolayısıyla belirlilik ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı, öte yandan dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle ana Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarda yer alan düzenlemelerin dayanağı Kanun maddesiyle uyumlu olduğu ve hizmetin bir ilde birden fazla baro kurulabilmesine imkan veren yasal düzenlemelere uygun olarak yapılabilmesini sağlamaya yönelik olduğu, adli yardım isteminin reddi halinde itirazın baro başkanına yapılacağı hususu, Kanunun açık hükmü olup birden fazla baronun bulunduğu illerde talebin reddi halinde itirazın da büroya sırayla başkanlık eden üyenin bağlı olduğu baro başkanına yapılmasının üst hukuk normlarına aykırı bir bir yönünün bulunmadığı, diğer taraftan, adli yardım hizmetlerinde görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılması ve barolar arasında bu konuda uyuşmazlık olması halinde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun kesin karar vermesine ilişkin düzenlemenin, Avukatlık Kanununun 121. maddesinin 17. bendinde Türkiye Barolar Birliğine bu hususta görev verildiği de dikkate alındığında hukuka aykırı olmadığı, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci fıkrası yönünden, birden çok baronun söz konusu olduğu illerde görevli avukata görevlendirmeye konu iş için kayıtlı olduğu baro tarafından ödeme yapılacağı ve avukatın harcayacağı emek ve mesai ile davanın önem ve özelliğini açıklayan talebinin yanında adli yardım bürosunun teklifi üzerine asgari ücret tarifesinde gösterilen maktu ücretin bir katına kadarının ödenmesine yönelik değişikliklerin yapıldığı, yasal değişiklikle birden çok baronun bulunduğu illerde eşit temsil usulü ile kurulan adli yardım bürolarının tekliflerinin de getirilmesi ile birlikte her iki baronun da karara katılmasına olanak sağlandığı ve eşit temsil ilkesinin güçlendirildiği, aynı maddenin son fıkrası yönünden ise, dava konusu Yönetmelikle yeni bir kuralın ihdas edilmediği sadece “levhasına kayıtlı olduğu” ibaresinin eklendiği ve dayanağı Kanuna uygun olduğu, diğer düzenlemelerin de bir ilde birden fazla baro kurulabilmesine olanak sağlayan yasal düzenlemelerin gereği olarak yürürlüğe konulduğu, bu nedenle dava konusu Yönetmeliğin iptali istenen maddelerinin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
… Birliği’nin Savunması: Dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yasal dayanağı olan Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasında, birden çok baronun bulunduğu illerde tek adli yardım bürosunun oluşturulması, büroda baroların eşit temsil edilmesi ve avukatlar arasında barolara ilişkin herhangi bir ayrıma gidilmeksizin eşit görevlendirme ilkelerinin benimsendiği, dava konusu düzenlemelerin de söz konusu ilkelerin hayata geçirilmesi amacına yönelik olduğundan eşitlik ve idarenin devamlılığı ilkelerine aykırılık teşkil etmediği, kaldı ki dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 7249 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Avukatlık Kanununun 177. maddesine eklenen ikinci fıkra yönünden Anayasa Mahkemesi’nin 01.10.2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararı ile Anayasaya aykırılık iddialarının reddedildiği, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasında yer alan “Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir.” cümleleri, beşinci fıkrasında yer alan, “(…) birden fazla baronun bulunduğu illerde ise her baronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin (…)” ibaresi; altıncı fıkrasında yer alan, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunda görev yapacak toplam personel sayısı barolarca birlikte kararlaştırılır.” şeklindeki ikinci cümlesi, 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “(…) Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır.” kısmı ile altıncı fıkrası, 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin (a) fıkrasının 4. paragrafında yer alan, “(…) birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu olan yönetim kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun yönetim kurulu kararıyla (…)” ibaresi, 5. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci fıkrası, 6. maddesiyle ana Yönetmeliğin 9. maddesine eklenen üçüncü fıkrası ve 7. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen 3., 5. (Yönetmelik değişikliği ile 8. fıkra) ve 6. (Yönetmelik değişikliği ile 8. fıkra) fıkra yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
1) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci fıkrasının; üçüncü fıkrasında yer alan, “…Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir.”, cümlelerinin; beşinci fıkrasında yer alan “…birden fazla baronun bulunduğu illerde ise her baronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin…”, ibaresinin; altıncı fıkrasında yer alan “…Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunda görev yapacak toplam personel sayısı barolarca birlikte kararlaştırılır.” cümlesinin,
2) 3. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının,
3) 4. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin (a) fıkrasına eklenen dördüncü paragrafında yer alan “…birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu olan Yönetim Kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun Yönetim Kurulu kararıyla…” ibaresinin,
4) 5. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci ve son fıkranın,
5) 6. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 9. maddesine eklenen son fıkranın,
6)7. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 10. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının (b) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Baronun kurulması, organlarının görevden uzaklaştırılması ve görevlerine son verilmesi” başlıklı 77. maddesinin 1. Fıkrasında; “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/47 md.) Bölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezinde bir baro kurulur. Kurulmuş olan barolarda avukat sayısının otuzun altına düşmesi halinde de ikinci fıkra hükmü uygulanır. (Ek cümleler:11/7/2020-7249/15 md.) Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilir. Bu sayıların belirlenmesinde baro levhasına kayıtlı avukatlar ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde görev yapan avukatlar esas alınır…” hükmü,
176. maddesinde :” Adlî yardım, avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara bu Kanunda yazılı avukatlık hizmetlerinin sağlanmasıdır.” hükmü
“Adlî yardım bürosu” başlıklı 177. maddesinde;
“(Değişik : 2/5/2001 – 4667/85 md.) Adlî yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adlî yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adlî yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar. (Ek fıkra:11/7/2020-7249/20 md.) Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır. Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilir.” hükmü,
181. maddesinin 2 fıkrasında ” Adlî yardım bürosunun kuruluşu, görevlendirilecek avukatların ve bunlara ödenecek ücretlerin belirlenmesi, büronun işleyişi, denetimi gibi konular Türkiye Barolar Birliğince çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.” hükmü bulunmaktadır.
1136 sayılı Kanun’un 176-181. maddelerine dayanılarak Adli Yardım Yönetmeliği düzenlenmiş, dava konusu değişikliğin;
2. maddesiyle değiştirilen 4. maddenin 2. fıkrası ‘ Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Adli yardım bürosunda, barolar arasında eşit dağıtılmak şartıyla en fazla 50 (elli) avukat görevlendirilebilir. Büroya bir nolu barodan başlamak üzere her ay sıra ile dönüşümlü olarak sorumlu yönetim kurulu üyesi başkanlık eder. Eşitlik halinde başkanın oyu çift sayılır.
3. fıkrası ” Baro yönetim kurulu ayrıca, baro merkezi dışında, avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde bir avukatı, adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Gerektiğinde, yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir. Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir.
5. fıkrası “Adli yardım bürosu, temsilcileri ve personeli, işlerini adli yardımdan sorumlu baro yönetim kurulu üyesinin, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise her baronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda ve denetiminde yürütürler.
6. Fıkrasının 2. Cümlesi” Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunda görev yapacak toplam personel sayısı barolarca birlikte kararlaştırılır.
3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin 3.fıkrasının 2. cümlesi” Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır.”
5. fıkrasında” Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur.”
6.fıkrası ” Görevlendirmeye ilişkin esaslar, adli yardım bürosunca belirlenir ve baroların onayına sunulur. Uyuşmazlık halinde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kesin olarak karar verir.”
4. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin (a) fıkrasını değiştirilen dördüncü paragrafında yer alan, “… birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun yönetim kurulu kararıyla…”
5. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci fıkrası “Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardımla görevlendirilen avukata, görevlendirmeye konu iş için asgari ücret tarifesinde gösterilen maktu ücret levhasına kayıtlı olduğu baro yönetim kurulu kararı ile peşin ödenir. Ancak yargılama sırasında avukatın, harcayacağı emek ve mesai ile davanın önem ve özelliğini açıklayan talebi ve adli yardım bürosunun teklifi üzerine asgari ücret tarifesinde gösterilen maktu ücretin bir katına kadarının ödenmesine avukatın levhasına kayıtlı olduğu baro yönetim kurulunca karar verilebilir..”
Son fıkrası ”Adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukat, aldığı ücretin iki katını levhasına kayıtlı olduğu baroya ödemekle yükümlüdür.”
6. maddesiyle 9. maddeye eklenen son fıkrası ”Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosuna ilişkin birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen giderler barolarca eşit karşılanır.”
7. maddesiyle değiştirilen yönetmeliğin 10. maddesinin 2/b fıkrası ” Her (5.000) nüfus için (1) puan eklenerek adli yardım ödenek puanı saptanır. Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım ödenek puanı, nüfusa göre hesaplanan sayının o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı ile saptanır.” şeklindeki düzenlemelerin iptali istenilmektedir.
Dava konusu yönetmeliğin dayanaklarından olan Avukatlık Kanunu’nun 177. maddesinde, adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı ve büroda görevlendirmelerin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı düzenlenmiştir.
Bu hükmün iptal istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 01/10/2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararıyla, “…kuralda adli yardım kapsamında avukat görevlendirmesinin o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı belirtilerek, ilde görev yapan tüm avukatların eşit bir şekilde adli yardım hizmetlerinde görev almasına imkan tanınmıştır. Bu yönüyle kuralın avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet verdiği de değerlendirilemez.” tespiti yapılarak dava reddedilmiştir.
Bu durumda, iptali istenilen yönetmelik maddeleri Avukatlık Kanununda yapılan değişiklik nedeniyle düzenlenmiş olup görevlendirmelerin ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağına ilişkin Kanun hükmünde, eşitlik ilkesinin gözetilmesi hususunda herhangi bir kriter belirlenmemiş olup, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, birden fazla baro bulunan yerlerde sunulan adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin getirilen değişiklikler, üst hukuk normuna uygun olup bu değişikliklerde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır
Açıklanan nedenlerle, davanın gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Adli Müzaheret” başlıklı Onikinci Kısım altında düzenlenen 176 ila 181. maddeleri dayanak alınarak düzenlenmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Adli yardım bürosu” başlıklı 177. maddesinin birinci fıkrasında, “Adli yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar.”; ikinci fıkrasında, ” Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır. Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilir.” hükmü yer almaktadır.
11.06.2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanunun 177. maddesinin 2. fıkrası, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin İncelenmesi:
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen;
a- 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasında yer alan “Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir.” cümleleri, beşinci fıkrasında yer alan, “(…) birden fazla baronun bulunduğu illerde ise her baronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin (…)” ibaresi; altıncı fıkrasında yer alan, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunda görev yapacak toplam personel sayısı barolarca birlikte kararlaştırılır.” şeklindeki ikinci cümlesi;
b- 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “(…) Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır.” kısmı ile altıncı fıkrası,
c- 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin (a) fıkrasının 4. paragrafında yer alan, “(…) birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu olan yönetim kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun yönetim kurulu kararıyla (…)” ibaresi,
d- 5. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci fıkrası,
e- 6. maddesiyle ana Yönetmeliğin 9. maddesine eklenen üçüncü fıkrası, 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığından bu düzenlemeler yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
f- 7. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle; “Her (5.000) nüfus için (1) puan eklenerek adli yardım ödenek puanı saptanır. Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım ödenek puanı, nüfusa göre hesaplanan sayının o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı ile saptanır.” hükmü düzenlenmiş iken; 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi “Her (5.000) nüfus için (1) puan eklenerek adli yardım ödenek puanı saptanır. Birden fazla baronun bulunduğu illerde, her beş bin nüfus için tespit edilecek toplam puanın yüzde kırkı o ilde bulunan barolar arasında eşit olarak, kalanı ise o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı sonucu elde edilecek puana göre dağıtılır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Buna göre 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birden fazla baro bulunan illerde baroların adli yardım ödenek puanının hesaplanma usulü tamamen değiştirildiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen 3. fıkra yönünden yapılan inceleme;
Dava konusu düzenlemede, “Adli yardım isteminin reddi halinde istemde bulunan; tebliğden itibaren on gün içinde yazılı veya sözlü olarak baro başkanına başvurabilir. Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır. Baro başkanı yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir. Süresinde karar verilmediği takdirde talep ret edilmiş sayılır.” hükmü yer almakta iken, 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile anılan fıkra “Adli yardım isteminin reddi halinde istemde bulunan; tebliğden itibaren on gün içinde yazılı veya sözlü olarak baro başkanına başvurabilir. Baro başkanı yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir. Süresinde karar verilmediği takdirde talep ret edilmiş sayılır.” şeklinde değişikliğe uğramıştır.
Buna göre, 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile dava konusu edilen fıkra değişikliğe uğratılmış ise de davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava konusu yaptığı aynı fıkranın “Adli yardım isteminin reddi halinde istemde bulunan; tebliğden itibaren on gün içinde yazılı veya sözlü olarak baro başkanına başvurabilir.” kısmı ile “Baro başkanı yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir. Süresinde karar verilmediği takdirde talep ret edilmiş sayılır.” kısmının yeni düzenlemede de mevcut bulunduğu görüldüğünden, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla birlikte bu kısım yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Adli yardım istemi” başlıklı 178. maddesinde, “Adli yardım istemi, adli yardım bürosuna veya temsilcilerine yapılır. İstek sahibi, isteminde haklı olduğunu gösterdiği delillerle kanıtlamak zorundadır. Yardım isteminin reddi halinde, ilgilisi yazı veya sözle baro başkanına başvurabilir. Baro başkanının vereceği karar kesindir.” hükmü yer almaktadır.
Davacı, kuralla Yasada yer almayan ve Yasa ile yetki verilmeyen konularda (itiraz süresi koyma ve karar verme gibi) Anayasanın 36. maddesi ile güvenceye alınan hak arama hürriyeti ile ilgili idarenin düzenleyici işlem yapma yetkisinin bulunmadığı, Anayasanın 13. maddesi gereği temel hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlanabileceği, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasanın 124. maddesinde, ” Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. (…)” hükmü yer almıştır.
Normlar hiyerarşisinde anayasal ve yasal düzenlemelerden sonra gelen idari düzenlemeler bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve kanun hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu kanun hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Diğer yandan, normlar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Anılan sistemde bir üst norm bir alt norma oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt norm ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst normun ne amaçlamak istediğini somut olarak ortaya koymaktadır. Öğretide türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı da İdare Hukukunun en temel ilkelerindendir. Dolayısıyla; sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir düzenleme yetkisine sahip olan idarenin, Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, düzenleme yapmak suretiyle kural koyması mümkün değildir.
Yasa koyucu düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulanmasını, yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakır. Bu asli düzenleme yetkisinin Yasama organına ait olmasının doğal bir sonucudur.
İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca; idare tarafından, düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanmalıdır.
Esasen adli yardım isteminin reddi halinde, baro başkanına itiraz başvurusunda bulunulması ve bu başvuru üzerine Baro başkanının vereceği kararın kesin olmasına dair düzenleme, 1136 sayılı Kanunun 178. maddesinde yer almakta olup söz konusu itiraz başvurusunun kaç gün içinde yapılacağı ve itirazı inceleyecek merciin bu itiraz başvurusunu ne kadar sürede karara bağlayacağına ilişkin hususların adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda Türkiye Barolar Birliğine verilen yetki çerçevesinde davalı idareye bırakıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Kanun koyucu tarafından adli yardım isteminin reddi kararına itiraz yahut itiraz merciin başvuruyu karara bağlama süresinin Kanunda gösterilmemiş olmasının bireylere adli yardım isteminin reddi kararlarına süresiz itiraz hakkı tanındığı anlamına gelmediği gibi bu hususta yapılan düzenlemenin de hak arama hürriyetine yapılan müdahalenin kanunilik koşulunu sağlamadığı şeklinde yorumlanamayacağı açıktır.
Öte yandan dava konusu Yönetmelikle adli yardım isteminin reddi kararına yapılacak itiraz bakımından öngörülen sürenin makul olduğu, baro başkanının itiraz üzerine vereceği kararın belirli bir süreye bağlanmasının ise idarenin iç işleyişine yönelik tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden yapılan inceleme;
Dava konusu düzenlemede, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur.” hükmü yer almakta iken; 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile anılan fıkranın yürürlükten kaldırıldığı; ancak aynı madde ile bu defa Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinin 5. maddesine
“Birden fazla baronun bulunduğu illerde yargı mercilerinin talebi üzerine baroların adli yardım listelerinde bulunan ve adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur.” şeklinde 8. fıkra olarak eklendiği görülmektedir.
Buna göre, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davaya konu ettiği Yönetmelik maddesi, yeni düzenlemede aynı maddenin 8. fıkrasında mevcut bulunduğundan, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu hükmün dayanağı olan Avukatlık Kanunu’nun 177. maddesinde, adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı ve büroda görevlendirmelerin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı düzenlenmiştir.
Bu hükmün iptali istemine yönelik olarak Anayasa Mahkemesinin 01/10/2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararında da, “…kuralda adli yardım kapsamında avukat görevlendirmesinin o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı belirtilerek, ilde görev yapan tüm avukatların eşit bir şekilde adli yardım hizmetlerinde görev almasına imkan tanınmıştır. Bu yönüyle kuralın avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet verdiği de değerlendirilemez.” tespiti yapılmıştır.
Bu durumda, görevlendirmelerin ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağına ilişkin Kanun hükmünde, eşitlik ilkesinin gözetilmesi hususunda herhangi bir kriter belirlenmemiş olup, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak liste oluşturulması yönünde getirilen kuralda üst norma aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan davacı tarafından, TBB sicili esas alınarak tek liste oluşturulmasının hem adli yardım hizmetlerinin hem de CMK görevlendirmelerinin Adli Yardım Büroları tarafından yerine getirildiği düşünüldüğünde bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerektiği, söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin hak arama hürriyetine aykırı olduğu iddiasında bulunulmuş ise de; görevlendirmelerde ildeki avukatlar arasındaki eşitliğin gözetilmesini teminen Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak liste oluşturulmasının, özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmeler de dikkate alınarak uygulamada gerekli önlemlerin alınmasına engel teşkil etmediği, idarenin takdir yetkisi kapsamında getirilen düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden yapılan inceleme;
Dava konusu düzenlemede, “Adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukat, aldığı ücretin iki katını levhasına kayıtlı olduğu baroya ödemekle yükümlüdür.” hükmü yer almakta iken; 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile anılan fıkranın “Adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukat, aldığı ücretin iki katını baroya ödemekle yükümlüdür.” şeklinde 8. fıkra olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davaya konu ettiği Yönetmelik maddesi, yeni düzenlemede de aynı maddenin 8. fıkrasında mevcut bulunduğundan, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu düzenlemede, adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukatın aldığı ücretin iki katını baroya ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
Avukatlık Kanunu’nun “Adli yardımın yapılışı” başlıklı 179. maddesinde, “Adli yardım isteminin kabulü halinde; büro gerekli işlemleri yapmak üzere bir veya birkaç avukatı görevlendirir. Görevlendirilen avukat, görev yazısının kendine ulaşmasıyla, avukatlık hizmetlerini yerine getirmek yükümlülüğü altına girer. Bu yükümlülük, ilgilinin gerekli belge ve bilgileri isteğe rağmen vermemesi veya vekaletname vermekten kaçınmasıyla sona erer. Ayrıca görevlendirilen avukat da bu işi yapmaktan çekinmek isterse görevin kendisine bildirildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde o işin tarifede belirlenen ücretini baroya ödemek zorundadır. Büro, görevlendirilen avukatın işi yürütmesiyle ilgili aşamaları izler. 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 04/04/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlardaki adli yardıma ilişkin hükümler saklıdır.” hükmü yer almıştır.
Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinin “Adli Yardımın Yapılışı” başlıklı 6. maddesinin (d) fıkrasında, “Görevlendirilen avukat, bu işi yapmaktan haklı bir neden olmaksızın çekinmek isterse, görevin kendisine bildirildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, o işin tarifede belirlenen ücretini baroya ödeyerek görevden çekilebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı tarafından, Avukatlık Kanununun 180/1-d bendinde adli yardım görevinden çekilen avukatların yatıracağı ücret, adli yardım bürosunun gelirleri arasında düzenlendiği, Kanunda “çekilme” hali düzenlenirken, davaya konu Yönetmelikte “görevin tamamlanmaması” halinin düzenlendiği, öte yandan Kanunda görevden çekilen avukatın ödemekle yükümlü tutulduğu ücrete ilişkin düzenleme yer almazken Yönetmelikte baroya ödenecek ücretin iki katı olarak belirlenmesinin avukata ölçüsüz yükümlülük getirdiği ileri sürülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nda görevlendirilen avukatın işi yapmaktan çekinmek istemesi durumu düzenlenmişse de, anılan Kanun hükmünün adli yardım görevinin haklı nedenler dışında tamamlanmaması durumunun Yönetmelik ile düzenlemesine engel teşkil etmeyeceği açık olup, adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının gereklerinden olan adli yardım görevi sürdürülürken, avukatın yapacağı hukuki yardımın haklı neden olmadan aksamasının önüne geçmek, adli yardım kurumunun varlık amacına uygun olacak şekilde vatandaşın hak arama özgürlüğüne engel oluşturmamak, sürecin uzamasına engel olmak suretiyle adli yardım hizmetine işlerlik kazandırmak amacıyla ihdas edildiği anlaşılan kuralda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Kanun’da görevin başında çekinmek isteyen avukata o işin tarifede belirlenen ücretini ödeme yükümlülüğü getirildiği dikkate alındığında, adli yardım görevini haklı nedenler dışında tamamlamayan avukatın, aldığı ücretin iki katını ödemesi yolundaki yükümlülüğe ilişkin kuralda ölçülülük ilkesine aykırılık bulunduğunun da kabulü mümkün değildir.
Bu durumda, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, adli yardım hizmeti kapsamında avukatın yapacağı hukuki yardımın haklı neden olmadan aksamasının önüne geçmek amacıyla getirilen kuralda, üst norma, hukuka ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen;
a- 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasında yer alan “Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir.” cümleleri, beşinci fıkrasında yer alan, “(…) birden fazla baronun bulunduğu illerde ise her baronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin (…)” ibaresi; altıncı fıkrasında yer alan, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunda görev yapacak toplam personel sayısı barolarca birlikte kararlaştırılır.” şeklindeki ikinci cümlesi;
b- 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “(…) Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır.” kısmı ile altıncı fıkrası,
c- 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin (a) fıkrasının 4. paragrafında yer alan, “(…) birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu olan yönetim kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun yönetim kurulu kararıyla (…)” ibaresi,
d- 5. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci fıkrası,
e- 6. maddesiyle ana Yönetmeliğin 9. maddesine eklenen üçüncü fıkrası ve
f- 7. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 10. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden KONUSU KALMAYAN DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen;
a- 3. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen 3. fıkra yönünden DAVANIN REDDİNE,
b- 3. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden DAVANIN REDDİNE,
c- 5. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Dava kısmen karar verilmesine yer olmadığı kısmen ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin … TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan … TL yargılama giderinin de davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine; …- TL vekalet ücretinin de davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.