Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/2689 E. , 2022/4320 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2689
Karar No : 2022/4320
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Pazarlama İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile dayanağı vergi tekniği raporuna istinaden haksız olarak iade edilen özel tüketim vergilerinin geri alınması amacıyla 2017 yılının Haziran (II.) dönemine ilişkin olarak re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile üç kat kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, vergi tekniği raporunun davacıya tebliğ edilmemesinin esasa etkili bir şekil hatası olmadığı, Mahkemelerinin …tarihli “Ara Kararı” ile söz konusu vergi tekniği raporunun UYAP avukat portalından incelenebileceği ve rapordaki tespitlere ilişkin beyanların sunulabilmesi için ayrıca süre tanındığı da göz önünde bulundurulduğunda vergi tekniği raporunun davalı idarece tebliğ edilmemesinin tarhiyatı kusurlandıracak nitelikte görülmediği, olayda, davacı şirketin böyle bir üretimi gerçekleştirecek, teknik bilgi ve tecrübeye sahip olmadığı, elektrik tüketimi verilerinin üretim için yeterli olmadığı, dönem içerisinde genellikle stoklama kapasitesinin üzerinde bir stok bulundurduğu, maksimum stoklanacak madeni yağ miktarının üzerinde dönem sonu stokunun bulunmasının fiilen imkansız olduğu, mükellef şirketin üretim yaptığı şubeden başka depo, ardiye vb. yerinin bulunmadığı, şirket tarafından üretildiği iddia olunan kolloidal grafit yağının üretimi için ilave katıklara ihtiyaç duyulacağının …Ticaret Odası`nın yazısından anlaşıldığı ve sözü edilen katıkların şirketin kapasite raporlarında ihtiyaç maddeleri arasında yer almadığı, üretildiği iddia edilen kolloidal grafit yağının tamamının şirketin ortağı ve temsilcisi olduğu …firmasına satıldığı, şirketin fiili envanter durumu ile kaydi envanter durumunun örtüşmediği, EPDK tarafından şirket adına düzenlenmiş bir madeni yağ lisansı bulunmadığı, şirketin inceleme döneminde mal alışlarını gerçekleştirdiği ilişkili şirketlerin bir kısmı hakkında sahte belge düzenlemeden dolayı vergi tekniği raporlarının bulunduğu, bir kısmı hakkında da incelemelerin devam ettiği, sahte veya muhteviyatı itibari ile yanıltıcı belge düzenleme fiili nedeniyle hakkında olumsuz tespit bulunan birçok firmaya fatura düzenlendiği ve yine bu firmalardan fatura alındığı, davacı şirket ile ilişkili firmalar arasında alım satımı yapılan mal miktarları ile düzenlenen nakliye faturaları ve taşıma irsaliyeleri arasında uyumsuzluk olduğu ve tüm alış ve satış miktarlarını karşılamadığı, banka yolu ile yapılan ödemelerin mükellef şirket ve anılan ilişkili firmaların hesaplarına çok kısa süre içinde intikal ettirildiği, şirketler arasında düzenlenen ve cirolanan çeklerin tekrar ciro zincirinde en başa döndüğü, kendi aralarında muhasebe sistemine uygun olmayan mahsuplaşmalar yapıldığı, ödemelere ilişkin belirtilen durumların aslında gerçek bir ödeme değil fiktif bir ödeme niteliği taşıdığı,… firmasının mükellef şirketten aldığı mallar ile ilgili nakliye faturası ve taşıma irsaliyelerinin tüm alış ve satış miktarlarını karşılamadığı, mükellef şirketin 2017 yılında gerçekte bir üretimi olmadığı halde özel tüketim vergisi iade müessesesinden yaralanmak için Alanoil firmasına fatura düzenlediği tespitleri karşısında, dönem içi stokları, önceki dönem zararı ve inceleme döneminde ulaştığı yüksek tutarlı satışlarının ticari icaplara uygun düşmediği, davacı şirketin, 2017 hesap döneminde dönem başı stok ile … ve ithalattan kaynaklı alışları ve bu alışları ile ilgili belgesiz olarak gerçekleştirdiği satışları hariç diğer tüm hammadde ve ticari mal alış ile satışlarının gerçek bir mal teslimine veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna varıldığı, bu durumda, davacı tarafından gerçek bir üretime dayanmayan ve sahte faturalarda yer alan iade konusu yapılan özel tüketim vergisinin geri alınması amacıyla yapılan özel tüketim vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan, 2017 yılında sahte belge düzenleyen davacı şirketin eylemi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi kapsamında bulunduğundan, davacı şirket adına kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında inceleme devam eden mükelleflerden alım satım yapılmasının eleştiri konusu yapılmasının hukuka uygun olmadığı, sahte faturaya ilişkin incelemenin belgeyi düzenleyenin faaliyet konusu organizasyonun ekipmanı, ekonomik durumu gibi unsurlar yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, mal alışı yaptıkları şirketlere özel tüketim vergisi tarhiyatı yapıldığı halde ayrıca kendilerine tarhiyat yapılmasının hukuka aykırı olduğu, 2017 yılında matrah artırımında bulunduklarından 7143 sayılı Kanun uyarınca 2 ay içerisinde sonuçlandırılmayan vergi incelemelerine dayanılarak tarhiyat yapılamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.” kuralı yer almış; 125. maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen iddia ve savunma hakkı, birbirini tamamlamakta ve birbirinden ayrılmaz niteliğiyle de hak arama hürriyetine temel oluşturmaktadır. Hak arama hürriyeti, önemi nedeniyle yalnız toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri değil, aynı zamanda bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Savunma hakkının öznesi, suçlanan kişidir. Kişinin, savunma seçeneklerini değerlendirebilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen suçlamanın varlığını ve sebeplerini bilmesi gerekir. Çağdaş bir hukuk düzeninde bu hakkın kullanılması, olabildiğince kolaylaştırılmalı; olumlu ya da olumsuz sonuç almayı geciktiren, güçleştiren engeller kaldırılmalıdır. Savunma hakkının belirtilen şekilde kullanılabilmesi ise; iddia olunan fiile ilişkin tespit ve kanıtların bilinmesine bağlı olarak karşı argümanlar geliştirilerek, aksi yönde tespit ve kanıtların sunulmasıyla mümkündür.
Anılan Anayasa hükümleri, Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bulunan ve “Hukuk Devleti”nin vazgeçilmez ilkelerinden olan “Hak Arama Özgürlüğü”, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Mahkemeye Başvuru Hakkı” ilkeleri ile doğrudan ilgili olup , sözkonusu temel haklara anayasal bir değer yüklediği açıktır.
Savunma hakkı, Anayasa’nın “Kişinin Hakları ve Ödevleri”ni belirleyen ikinci bölümünde yer alan, temel haklardandır. Evrensel konumu nedeniyle, insanlığın ortak değerlerinden sayılmaktadır. Felsefi ve hukuksal nitelikleri ve içerikleriyle adalet kavramı ve yargılama işlevi, birbirini tümleyen, birbirinden ayrılamaz nitelikteki “Sav-Savunma-Karar” üçlüsünden oluşan yargıyla yaşama geçmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 14/07/1998 tarih ve E:1997/41, K:1998/47 sayılı kararında, Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’nin, savunma hakkının önemini ve gereğini vurgulayan 6. maddesini de dikkate alarak savunma hakkının niteliğini vurguladığı, herkesin kendisine yönelik isnadın nedeninden ve niteliğinden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek hakkına sahip olduğu; olayı, isnadın nedenini ve hukukî niteliğini bilmeyen kişinin kendisini yeterince savunamayacağının açık olduğu, bu hususun, savunma hakkının temelini oluşturduğu belirtilmiştir
Bu düzenlemeye göre; mükelleflerin uzlaşma, dava açma ve savunma gibi yasal haklarını kullanabilmeleri için tarhiyatın dayanağı olan ve tarhiyatın yapılma nedeni ile matrah farkının tespitine ilişkin hesaplamaların nasıl yapıldığına dair açıklamaları içeren “takdir komisyonu kararının”, “vergi inceleme raporunun” veya tarhiyata dayanak alınan “mükellef adına düzenlenmiş vergi tekniği raporunun” ihbarnameye eklenmesinin gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu niteleme karşısında takdir komisyonu kararının, inceleme raporunun veya “mükellef adına” düzenlenmiş vergi tekniği raporunun ihbarnameye eklenmemesinin, anılan Kanun’un 108. maddesinde belirtilen basit şekil noksanlığı olarak mütalaa edilmesine de olanak bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu tarhiyatların dayanağı olan ve davacı adına düzenlendiği belirtilen vergi tekniği raporunun davacıya tebliğ edilmediği anlaşıldığından, yukarıda açıklandığı üzere davacının savunma hakkının engellendiği tartışmasız bulunmaktadır.
Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabul edilerek, Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin kararının bozulması gerektiği oyu ile, karara katılmıyoruz.