Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5607 E. 2022/5005 K. 08.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5607 E.  ,  2022/5005 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5607
Karar No : 2022/5005

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Rektörlüğü …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_ÖZETİ : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN_ÖZETİ : Davalı idare tarafından, hukuki dayanağı bulunmayan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, 07/10/2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle başvurduğu Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinde uygulanan hatalı tedavi nedeniyle görme yeteneğini kısmen kaybettiği ve bir kolunun işlevini yitirdiği ileri sürülerek, davalı idareye maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 100,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin olarak verilen … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı tarafından Danıştaya hitaben verilen dilekçe ile temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’la eklenen geçici 8. maddesinde, 6545 sayılı Kanun’la idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin 2576 sayılı Kanun’un anılan Kanun’la değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı; aynı Kanun’un “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin anılan maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararlara karşı Danıştay’da temyiz isteminde bulunulabileceği; “Temyiz dilekçesi” başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde 6. fıkrada sözü edilen kararın Danıştay’ın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (b) bendinde, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalarda verilen kararların temyiz edilebileceği hükme bağlanmış olup; aynı Kanun’un ek 1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bu Kanun’da öngörülen parasal sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulandığından, temyizen incelenerek bozulması istenilen Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği 2018 yılı için temyiz sınırı 117.000,00 TL olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 100,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu miktarın temyiz sınırının altında kaldığı ve davanın 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığı anlaşıldığından, Ankara Bölge İdare Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere verilmişse de kesin olup temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, Bölge İdare Mahkemesince kesin olan karara karşı temyiz yolunun açık olduğu belirtildiğinden temyiz aşamasında yatırılan 251,40 TL harç ile posta ücreti avansından artan tutarın istemi halinde davacıya iadesine, 08/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Dosyanın incelenmesinden; davanın, maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 100,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.100,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle 01/12/2014 tarihinde açıldığı, … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince reddi üzerine anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istemiyle temyiz başvurusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açıldığı 01/12/2014 tarihinden önce, 28/06/2014 tarihinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun kanun yollarına ilişkin hükümlerinde 6545 sayılı Kanun’la değişiklik yapılmış ve bu hükümlerin anılan Kanun ile kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun’un 20/07/2016 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin anılan maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştay’da temyiz edilebileceği; anılan maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar hakkında verilen kararların temyiz edilebileceği hükme bağlanmış olup aynı Kanun’un ek 1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bu Kanun’da öngörülen parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanmaktadır.
6545 sayılı Kanun’la idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin uygulanmaya başlandığı tarihte temyiz parasal sınırının 100.000,00 TL olduğu görülmüştür.
2577 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; konusu belli bir parayı içeren tam yargı davalarında verilen kararlardan hangilerinin temyizen inceleneceği hususunda, “davanın konusu” ve “kanun tarafından öngörülen miktarı aşma” ölçütlerinin getirildiği anlaşılmaktadır.
İdari eylemler nedeniyle açılan tam yargı davalarında verilen kararların, 2577 sayılı Kanun’un 46/1-(b) maddesi uyarınca temyize tabi olup olmadığının; “verilen kararlar”ın tarihine göre değil, davanın konusu olan parasal miktara göre belirleneceği hükme bağlandığından; bu husustaki değerlendirmenin, dava açma tarihinde yürürlükte bulunan temyiz parasal sınırının esas alınarak yapılması gerekmektedir.
Aksi yönde yapılacak uygulamanın, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde belirtilen parasal sınırların yıl itibarıyla yeniden değerleme oranında arttırılması nedeniyle, bu tür davaların açıldığı yılda sonuçlanmaması hâlinde; kararın temyize tabi olup olmama, dolayısıyla davanın taraflarının bu kanun yolunu kullanıp kullanamama durumunun değişmesine neden olacağı ve bu durumun ise; kanun yollarına başvurma açısından, kanuni açıklık bulunmaması sonucunu doğuracağı açıktır.
Toplam 100.100,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan işbu davanın, konusu ve miktarı itibarıyla, davanın açıldığı 01/12/2014 tarihinde temyize tabi davalardan olduğu ve dava devam ederken uygulanmaya başlanan temyiz parasal sınırı olan 100.000,00 TL’nin de üzerinde olduğu görüldüğünden, temyizen incelenerek bozulması istenen Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olduğu sonucuna varılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin incelenmesi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.