Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/7194 E. , 2022/6333 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/7194
Karar No : 2022/6333
DAVACI : … Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Birliği
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin,
b) 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin “Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi” başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasının,
c) 4. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin “Görevlendirme esasları” başlıklı 6. maddesinin değiştirilen 5. fıkrasında yer alan “…birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan…” ibaresinin,
d) 5. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin “Ücretin ödenme usulü” başlıklı 11. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasında yer alan “…birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya…”, “…veya büro…” ibarelerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle, … Barosu bünyesinde oluşturulan ve 1993 yılından bu yana faaliyet gösteren, meslek içi eğitimler yapan, istatistikler yayınlayan, İstanbul’da kolluk ve yargıda göreve özgü yapılanmaya giderek eşit işe eşit ücret anlayışıyla görevlendirmede ücret bazlı puan sistemi ile avukat görevlendiren, ödeme işlemlerini gerçekleştirmek üzere adliye merkezli muhasebe birimleri oluşturan, yaşanan hak ihlalleri karşısında etkin bir hukuki yardım sunulmasını sağlayan CMK Uygulama Servisi kapatılarak bu görevin adli yardım bürosuna devredildiği, 7.11.2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte bu büroların teşkiline dair düzenlemelerin yapıldığı, anılan Yönetmeliğe göre adli yardım bürosunun, baroların eşit temsili esas alınarak en fazla 50 avukat tarafından oluşturulacağı, büroya 1 nolu barodan başlamak üzere her ay sıra ile dönüşümlü olarak sorumlu Yönetim Kurulu üyesinin başkanlık edeceği, büronun, işlerini her baronun adli yardımdan sorumlu Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunda yürüteceği, görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılacağı ve görevlendirmeye ilişkin esasların adli yardım bürosu tarafından belirlenerek baroların onayına sunulacağı, uyuşmazlık halinde ise Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun kesin olarak karar vereceği yönünde düzenlemelerin getirildiği, önceki sistemde ise, CMK Uygulama Servisinin 7/24 nöbet usulü ile çalıştığı, kendi bünyesinde soruşturma-kovuşturma, atama, muhasebe birimlerinin bulunduğu, avukatların konut ve işyerlerini esas alan, gece/gündüz ve hafta içi/hafta sonu tercih ayrımlarını gözeten bölgesel bir görevlendirme esasının uygulanmakta olduğu, hızlı ve etkili CMK görevlendirme hizmetinin sunulabilmesi, vatandaşın avukatın hukuki yardımından en kısa sürede yararlanabilmesi için hizmetin tek elden yürütümünün elzem olduğu, baroların eşit temsil esasına göre oluşturulmak istenen adli yardım bürosu ile bu hizmetin verilmeye çalışılmasının idarenin bütünlüğü ilkesine aykırılık oluşturacağı ifade edilmiştir.
… Barosunda kayıtlı 15.650 avukatın aktif olarak CMK sistemine kayıtlı bulunduğu, CMK sisteminde kayıtlı olup da 2 No’lu Baroya geçiş yapan avukat sayısının 611; … Barosunda kayıtlı toplam avukat sayısının ise 48.000 olduğu, 2.000 avukatlı 2 No’lu Baro ile CMK görevlendirmelerinin devredildiği adli yardım bürosunun eşit temsil esasına göre idare edilmek istenmesinin Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve temsilde adalet ilkelerine aykırılık oluşturacağı; çoklu baro sistemi bulunsa da CMK görevlendirmeleri barolar tarafından yapıldığından, görevlendirme usulünü belirleme yetkisinin de barolara ait olması gerektiği; birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosundan müdafi veya vekil görevlendirilmesinin istenilmesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 156. maddesine aykırı olduğu, nitekim anılan yasa maddesinde, müdafi görevlendirmelerinin soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosu tarafından yapılacağının düzenlendiği, dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle birlikte barodan önce bürodan avukat isteme ve büronun belirlediği yöntemle müdafi/vekil görevlendirilmesini sağlama esasına geçildiği belirtilmiştir.
Baro yerine büro sistemini öngören bu düzenlemelerin ancak yasa konusu olabileceği, Yönetmelikle anılan değişikliklerin getirilmesinin davalı idarenin yetki aşımına sebebiyet verdiği, 23.08.2008 tarihli ve 26976 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekiller İçin Barolarca Yapılacak Cari Giderler ile Bu Hizmet İçin Çalıştırılacak Personele İlişkin Yönetmeliğe karşı açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 31.05.2010 tarih ve E:2008/8169 K:2010/3111 sayılı kararı ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 180. maddesinin son fıkrasında anılan Yönetmeliğin Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği tarafından birlikte çıkarılacağı düzenlemesine aykırı olarak sadece Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanarak yayımlanan Yönetmeliğin yetki yönünden hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu zamana kadar yeni bir Yönetmeliğin de yayımlanmadığı, dava konusu Yönetmeliğin de bu düzenlemeye aykırılık oluşturduğu, dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI
Adalet Bakanlığının Savunması: 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin yeni düzenlemelerin getirildiği, bahsi geçen yasal değişiklikler nedeniyle adli yardım bürolarının tanımı ve avukat görevlendirme süreçlerine dair hususların dava konusu Yönetmelikle yapıldığı, iptal istemine konu dava konusu Yönetmelik maddelerinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı, öte yandan Bakanlığın Yönetmelikle yetki aşımı yaptığına yönelik iddialara ise Anayasanın 124. maddesi, Avukatlık Kanununun 177. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanununun 150., 234. ve 239. maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13. maddesindeki düzenlemeler karşısında itibar etme olanağının bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Türkiye Barolar Birliğinin Savunması: Dava konusu Yönetmelik, Türkiye Barolar Birliği işlemi olmadığından Danıştay Sekizinci Dairesinin 29.04.2021 tarih ve E:2020/7194 sayılı ara kararı ile Türkiye Barolar Birliği’nin hasım konumuna alınmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin: 2. maddesiyle ana Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin; 3. maddesiyle ana Yönetmeliğin “Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi” başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasının; 4. maddesiyle, ana Yönetmeliğin “Görevlendirme esasları” başlıklı 6. maddesinin değiştirilen 5. fıkrasında yer alan “… birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan …” ibaresinin; 5. Maddesiyle, ana Yönetmeliğin “Ücretin ödenme usulü” başlıklı 11. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasında yer alan “… birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya …”, “… veya büro …” ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 124. maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilmektedirler.
15/07/2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 77. maddesinin birinci fıkrasına yapılan ekleme ile beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabileceği öngörülmüş; yine aynı Kanunun 20. maddesi ile 1136 sayılı Kanunun 177. maddesine eklenen fıkra ile de; birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı, Büroda görevlendirmenin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacaği, Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceği kurala bağlanmıştır.
5271 sayılı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, ”Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesinde, şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesinin isteneceği, şüpheli veya sanığın müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi halinde bir müdafi görevlendirileceği, zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususların Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiş; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkında Kanun’un, Müdafi ve vekil ücreti başlıklı 13. maddesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği, bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı ve bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği düzenlemesine yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177. maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
2. maddesiyle asıl Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere “Büro: Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu,” şeklinde (b) bendi,
3. maddesiyle asıl Yönetmeliğin “Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi” başlıklı 5. maddesine “Birden fazla baronun bulunduğu illerde, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan bürodan müdafi veya vekil görevlendirilmesi istenir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar.” şeklinde yedinci fıkra,
eklenmiş;
4. maddesiyle, asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin beşinci fıkrası, “Dosyada görevli müdafi veya vekilin, istinaf veya temyiz kanun yolu muhakemesinde yapılacak duruşmaya katılmayacağını bildirmesi durumunda, zorunlu müdafi veya vekil gerektiren hâllerde görevlendirme, kanun yolu incelemesini yapacak mahkeme tarafından birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan o yer barosundan istenir.”
5. maddesiyle, asıl Yönetmeliğin 11. maddesinin maddesinin üçüncü fıkrası, “Müdafi veya vekilin; görevlendirme yazısı, katıldığı soruşturma veya kovuşturma evresine ilişkin tutanağın onaylı örneği, evrakın çok sayıda olması hâlinde ilk ve son sayfası ve varsa yapmış olduğu zorunlu yol giderlerine ilişkin belge, gider pusulası veya rayice uygun yazılı beyanı ile serbest meslek makbuzunu baroya, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya vermesi üzerine, baro veya büro tarafından, bu Yönetmelik ve Tarife hükümlerine göre gerekli incelemeler yapılıp hukukî yardımın yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelere göre gruplandırılmış ayrıntılı ödeme listeleri, geliş tarihi esas alınmak suretiyle en geç on gün içinde hazırlanır ve ekindeki dayanak belgeler ile birlikte soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir.”
şeklide değiştirilmiştir.
Normlar hiyerarşisi gereği, alt düzenleyici metinlerin, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi düşünülemez. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yapma yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere üst hukuk normlarına aykırı olmamak ve bu hükümleri kısıtlayacak şekilde kullanılmamak kaydıyla gerçekleşebilmektedir.
İnceleme konusu olayda uyuşmazlığın özünü 15/07/2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin çoklu baro düzenlemesi oluşturduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Anılan yasal değişiklik ile birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürolarının kurulması öngörülmüş, bu büroda baroların ne şekilde temsil edileceği, avukat görevlendirmelerinin hangi ilke çerçevesinde yapılacağı belirtilmiş, büronun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların da çıkarılacak yönetmelikte gösterileceği açıkça düzenlenmiştir.
Davalı idarenin, anılan yasal değişiklikler nedeniyle adli yardım bürolarının tanımı ve avukat görevlendirme süreçlerine dair hususları dava konusu Yönetmelikle düzenlediği, İptal istemine konu yönetmelik kurallarının bir kısmının Kanun hükümlerinin tekrarı mahiyetinde olduğu, diğer kuralların da yönetmelik maddelerinin dayanağı olan kanunlara aykırı, bunu değiştirici ya da onu aşar bir durumunun bulunmadığı görülmektedir.
Buna göre, Avukatlık Kanununda yapılan değişikliğe bağlı olarak yürürlüğe konulan Yönetmelik maddelerinin, üst hukuk normlarına uygun olduğu; düzenlemede yetki aşımı ya da mevzuata aykırı bir durumun bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Dava konusu Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Türkiye Barolar Birliği tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de; 07.11.2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile aynı Yönetmeliğin “Dayanak” başlıklı 3. maddesine “1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi” ibaresinin eklendiği, Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceğinin belirtildiği, öte yandan Yönetmeliğin dayanağı olan diğer mevzuat hükümleri incelendiğinde ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun uyarınca dava konusu Yönetmeliğin Türkiye Barolar Birliği’nin görüşünün alınması suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanacağı kuralına yer verildiği anlaşıldığından davalı Türkiye Barolar Birliği’nin husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 77. maddesinde yapılan değişiklik ile beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilmesine olanak sağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Adli yardım bürosu” başlıklı 177. maddesinin birinci fıkrasında, “Adli yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar.”; ikinci fıkrasında, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır. Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilir.” hükmü yer almış; 11.06.2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanunun 177. maddesinin 2. fıkrası, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır.” şeklinde değiştirilmiştir.
07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Dava Konusu Edilen Kısımlarının İncelenmesi;
a- 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinde, “Büro: Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu”;
b- 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin “Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi” başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasında, “Birden fazla baronun bulunduğu illerde, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan bürodan müdafi veya vekil görevlendirilmesi istenir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar.”;
c- 4. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin “Görevlendirme esasları” başlıklı 6. maddesinin değiştirilen 5. fıkrasında, “Dosyada görevli müdafi veya vekilin, istinaf veya temyiz kanun yolu muhakemesinde yapılacak duruşmaya katılmayacağını bildirmesi durumunda, zorunlu müdafi veya vekil gerektiren hâllerde görevlendirme, kanun yolu incelemesini yapacak mahkeme tarafından birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan o yer barosundan istenir.”;
d- 5. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin “Ücretin ödenme usulü” başlıklı 11. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasında, “Müdafi veya vekilin; görevlendirme yazısı, katıldığı soruşturma veya kovuşturma evresine ilişkin tutanağın onaylı örneği, evrakın çok sayıda olması hâlinde ilk ve son sayfası ve varsa yapmış olduğu zorunlu yol giderlerine ilişkin belge, gider pusulası veya rayice uygun yazılı beyanı ile serbest meslek makbuzunu baroya, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya vermesi üzerine, baro veya büro tarafından, bu Yönetmelik ve Tarife hükümlerine göre gerekli incelemeler yapılıp hukukî yardımın yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelere göre gruplandırılmış ayrıntılı ödeme listeleri, geliş tarihi esas alınmak suretiyle en geç on gün içinde hazırlanır ve ekindeki dayanak belgeler ile birlikte soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir.” hükümleri yer almaktadır.
Dava konusu düzenlemeler hakkında davacı tarafından, … Barosu bünyesinde oluşturulan 7/24 nöbet usulü ile çalışan, kendi bünyesinde soruşturma-kovuşturma, atama, muhasebe birimlerinin bulunduğu, avukatların konut ve işyerlerini esas alan, gece/gündüz ve hafta içi/hafta sonu tercih ayrımlarını gözeten bölgesel görevlendirme esasına dayalı CMK Uygulama Servisinin kapatılarak bu görevin baroların eşit temsil esasına göre oluşturdukları adli yardım bürosuna devredilmesinin idarenin bütünlüğü ilkesine aykırılık oluşturduğu, adli yardım bürosunun eşit temsil esasına göre idare edilmek istenmesinin Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve temsilde adalet ilkelerine aykırılık oluşturduğu, CMK görevlendirme usulünü belirleme yetkisinin barolara ait olması gerektiği, düzenlemelerin 5271 sayılı Kanunun 156. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davaya konu edilen düzenlemelerin, 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 77. maddesinde yapılan değişiklik ile beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilmesi yönünde getirilen yasal değişikliğin bir gereği olarak düzenlendiği anlaşılmakta olup Avukatlık Kanununun 177. maddesi gereği birden fazla baronun bulunduğu illerde eşit temsil esasıyla oluşturulan adli yardım bürolarına adli yardım hizmeti yanında CMK görevlendirmeleri de verilmektedir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözeterek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlamakta, müdafi veya vekilin Tarifede belirlenen meblağı almaya hak kazanması durumunda ise görevlendirme yazısı, soruşturma veya kovuşturma evresine ilişkin tutanak, zorunlu yol giderlerine ilişkin belge, gider pusulası veya rayice uygun yazılı beyanı ile serbest meslek makbuzunu birden fazla baronun bulunduğu illerde büroya vermektedir. Büro tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra ilgili bilgi ve belgeler soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilmekte, Cumhuriyet başsavcılığınca gerekli inceleme yapıldıktan sonra da müdafi veya vekile Tarife gereği ödenmesi gerekli meblağ ile zorunlu yol giderlerini kapsayan toplam ücret ödeme emri belgesiyle birlikte ilgili müdafi veya vekilin bildireceği banka hesabına ödenmektedir.
Bir ilde birden fazla baro kurulmasını öngören 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un incelendiği Anayasa Mahkemesinin 10.12.2020 tarih ve 31330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01.10.2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararında; ” (…) Barolar, Anayasa’nın 135. maddesi anlamında kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Anayasa Mahkemesinin 10/1/2013 tarihli ve E.2012/95, K.2013/9 sayılı kararında da ifade edildiği üzere Anayasa’da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının aynı bölgede birden fazla olamayacağı yönünde getirilmiş anayasal bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına anayasal açıdan herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu çerçevede aynı ilde birden fazla baronun kurulmasının Anayasa’da belirtilen; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak şeklindeki görevlerin yerine getirilmesi bakımından bir engel oluşturacağı söylenemez. Dava konusu kurallarda, aynı ilde birden fazla baronun kurulabilmesi için gerekli olan avukat sayısı belirlenmiş, baronun kuruluşuna yönelik usul ve esaslar ayrıntılı bir şekilde düzenlenerek aynı ilde birden fazla baronun kuruluşuna ilişkin temel hususlar kanunla belirlenmiştir. Dolayısıyla aynı ilde birden fazla baro, ancak Kanun’da belirtilen koşulların gerçekleşmesi durumunda mümkün olup baroların kuruluşunun avukatların iradesine bırakılması söz konusu değildir. Bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına yönelik düzenlemelerin, meslek kuruluşlarının kanunla kurulacağına yönelik anayasal ilkeye aykırı olduğu da değerlendirilemez. (…) Kuralların yer aldığı Kanun’a konu teklifin komisyon görüşmeleri sırasında dile getirilen görüşlerde özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi illerde barolara kayıtlı avukat sayısının; aynı baroya kayıtlı avukatların iletişim kurmasını, mesleki dayanışmasını, stajyer avukatların ve mesleğin başındaki avukatların gerekli eğitimleri almasını ciddi anlamda aksatacak boyutlara ulaştığı, avukat sayısının çok fazla olmasından kaynaklı bu tür sorunların çözülmesi, avukatlık hukukuna ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması ve baro hizmetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla yeni bir baronun kurulabilmesine imkân tanındığı ifade edilmiştir. Bu yönüyle kuralın kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğü söylenemez. (…) Bu itibarla aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına imkân tanıyan kurallar kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralların Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.” gerekçelerine yer verilerek 1136 sayılı kanun’un 77. maddesinin birinci fıkrasına eklenen 3 ila 12. cümleler ile üçüncü fıkrasına eklenen ikinci cümle yönünden; ” (…) Kuralla, birden fazla baro uygulamasına uyum sağlama amacıyla birden fazla baro bulunan illerde adlî yardım bürolarının oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Kurala göre birden fazla baro bulunan illerde adli yardım bürolarında barolar eşit şekilde temsil edilecektir. Adlî yardım hizmetlerini koordine etmekle görevli olan adli yardım bürolarında baroların eşit şekilde temsil edilmesini öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup birden fazla baro uygulamasına uyum sağlama amacıyla ihdas edilen kuralın kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğü söylenemez. Diğer taraftan, kuralda adli yardım kapsamında avukat görevlendirmesinin o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı belirtilerek ilde görev yapan tüm avukatların eşit bir şekilde adlî yardım hizmetlerinde görev almasına imkân tanınmıştır. Bu yönüyle kuralın avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet verdiği de değerlendirilemez. Kuralda demokratik hukuk devleti ilkesini veya Anayasa’nın 135. maddesinde yer alan kuralları zedeleyen bir yön bulunmamaktadır.” gerekçesiyle de 7249 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1136 sayılı Kanun’un 177. maddesine eklenen ikinci fıkra yönünden iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, Anayasa yargısı denetiminden geçerek Anayasaya aykırı olmadığına karar verilen 7249 sayılı Kanunun 15. ve 20. maddeleriyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan bir ilde birden fazla baro kurulabilmesine olanak tanıyan yasal düzenlemelerin gereğini ve uygulamaya konulmasını sağlama amacıyla CMK görevlendirmelerinde uygulanacak usul ve esaslara ilişkin hükümler ihtiva eden dava konusu düzenlemelerde üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.