Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/20 E. , 2022/4072 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/20
Karar No:2022/4072
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Trafik Sinyalizasyon Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da 7246 sayılı Kanun ile yapılan ve lehe olduğu iddia edilen değişiklikler doğrultusunda, davacı şirket hakkında trafik sinyalizasyon sektöründe faaliyet gösteren rakip teşebbüslerle ihalelerde danışıklı hareket etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle 2018 mali yılı sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirinin %2’si oranında idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve …sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının yeniden değerlendirilmesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla davacı şirkete idari para cezası uygulanmasına karar verildiği ve kısa kararın davacı şirkete bildirildiği, gerekçeli karar davacı şirkete tebliğ edilmeden önce 16/06/2020 tarih ve 31165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7246 sayılı Kanun ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un bazı maddelerinde değişiklik yapıldığı, bunun üzerine davacı şirketin 24/06/2020 tarihinde 4054 sayılı Kanun’un 5. ve 41. maddelerinde yapılan lehe değişiklikler sebebiyle hakkında ceza uygulanamayacağını ileri sürerek davalı idareye başvuru yaptığı, anılan başvuru hakkında 28/07/2020 tarih ve 20-36/494-219 sayılı Kurul kararıyla, “başvuru sahibi teşebbüsün idari dava açma süresi … tarih ve … sayılı kurul kararının gerekçesinin kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren başlayacağından ve henüz ilgili gerekçeli karar teşebbüse tebliğ edilmemiş olduğundan, bu aşamada 2577 sayılı Kanun kapsamındaki başvurunun değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığına, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde … İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, oybirliği ile …” yönünde karar verildiği, idare tarafından davacı şirketin yeniden değerlendirmeye ilişkin başvurusu hakkında alınan kısa kararın bildirilmesine ilişkin 29/07/2020 tarihli yazının davacı şirketin vekilinin taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilemediği, bununla birlikte davacı tarafından anılan başvurunun zımnen reddedildiğinden bahisle bakılan davanın açıldığı;
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde 7246 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğin gerekçesinde, “Kanunun 5’inci maddesine konu olan muafiyet uygulaması, mehaz Avrupa Birliği uygulamasında 2003 yılında gerçekleştirilen reformla yeniden düzenlenmiş ve ‘kendi kendine değerlendirme’ olarak nitelendirilen yeni bir sisteme geçilmiştir. Bu sistemde teşebbüsler öncelikle ilgili anlaşmalar için yayımlanan grup muafiyeti düzenlemelerinden yararlanıp yararlanmadığını, bunlardan yararlanamadığı durumda da muafiyet hükümlerinin uygulanmasına ilişkin şartların sağlanıp sağlanmadığını kendi kendilerine değerlendirmektedir. 2005 yılında, 4054 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde mehaz mevzuat ile uyumlu değişiklikle teşebbüsler arası anlaşmalar için bildirim zorunluluğu kaldırılmıştır. Dolayısıyla ilgili maddede yapılan değişiklik, madde lafzındaki hukuki belirliliği arttırmayı ve ‘kendi kendine değerlendirme’ yönteminin netleştirilmesini amaçlamaktadır. Bununla birlikte, teşebbüslerin isteğe bağlı olarak Kuruma başvuru hakları da korunmaktadır.” açıklamasının yer aldığı, bu açıklamadan değişiklikle aslında öteden beri uygulanmakta olan kendi kendine değerlendirme müessesesinin hukuki belirliliğinin artırılmasının amaçlandığının anlaşıldığı, 7246 sayılı Kanun’la 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesine eklenen ikinci fıkrada yer alan “Kurul; pazar payı ve ciro gibi ölçütleri esas alarak rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlâller hariç olmak üzere…” kuralından ise ağır ihlâllerin soruşturma konusu yapılıp yapılmaması konusunda idarenin takdir yetkisinin olmadığının anlaşıldığı, davacı şirkete … sayılı Kurul kararıyla idari para cezası uygulanmasına sebep olan ihalelerde danışıklı hareket etmek eyleminin maddeye eklenen fıkra kapsamında ağır ihlâller arasında bulunduğu, bu durumda, rakip teşebbüslerle ihalelerde danışıklı hareket etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle davacı şirkete uygulanan idari para cezasına ilişkin gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeden önce 4054 sayılı Kanun’da lehine düzenlemeler yapıldığından bahisle davacı tarafından davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava tarihinden sonra tebliğ edilen Kurul kararı çerçevesinde inceleme yapılması gerekirken farklı gerekçeyle inceleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, bir davranışın ağır ihlâl olup olmadığını değerlendirme yetkisinin idarenin karar organı olan Kurul’a ait olduğu, Kurul’un bu yönde bir değerlendirmesi bulunmadığı, idari para cezası verilmesine ilişkin olayda rekabete aykırı bir davranış olmadığının rasyonel gerekçelerle ispat edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının ve davacının iddialarının İlk Derece ve Bölge İdare Mahkemelerince tüm yönleriyle değerlendirildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.