Danıştay Kararı 4. Daire 2019/4638 E. 2022/6252 K. 07.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/4638 E.  ,  2022/6252 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/4638
Karar No : 2022/6252

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ile … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; amme borçlusu şirketin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edildikten sonra yapılan araştırma sonucunda herhangi bir malvarlığına rastlanılamadığından kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, sözkonusu borcun tahsili için önce kanuni temsilcinin sonrasında davacının takip edilmesi gerekir iken, bu sıra gözetilmeden yani kanuni temsilci adına malvarlığı araştırması, haciz gibi yapılması gereken takip işlemleri sonuçlandırılıp kamu alacağının kanuni temsilciden tahsil edilemeyeceği tespit edilmeden şirkete ortak olan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; şirket adına bankalardan yapılan araştırmanın davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği 21/12/2017 ve 22/12/2017 tarihlerinden sonra 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde gerçekleştirildiği, asıl borçlu şirket hakkındaki mal varlığı araştırması tamamlanmadan davacı adına ödeme emirleri düzenlendiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emirleri düzenlenmeden asıl borçlu şirket adına vergi ceza ihbarnameleri ve ödeme emirlerinin düzenlendiği, asıl borçlu şirket hakkında malvarlığı araştırması yapıldığı, borcu karşılayacak malvarlığına rastlanamamış olduğu, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen borçlar için şirket ortaklarının sorumlu olduklarından dolayı düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında ise yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacakları belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a 4108 sayılı Kanunla eklenen Mükerrer 35. maddede, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Terimler başlıklı 3. maddesinde; Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; “Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacağı olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine; 6183 sayılı Kanunun 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanun ile ikinci fıkra olarak “Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabilir.” hükmü eklenmiştir. Bu yetkiye istinaden; 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklik uyarınca; mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırması elektronik ortamda yapılacaktır düzenlemesi getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2010 ve 2011 dönemine ait muhtelif vergi borçlarının şirketten tahsil edilememesi üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Dosyada, her ne kadar Vergi Dava Dairesince asıl borçlu şirket adına bankalardan yapılan araştırmanın davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği 21/12/2017 ve 22/12/2017 tarihlerinden sonra 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde gerçekleştirildiği, asıl borçlu şirket hakkındaki mal varlığı araştırması tamamlanmadan davacı adına ödeme emirleri düzenlendiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, asıl borçlu şirket hakkında 04/05/2017 tarihinde yapılan motorlu taşıtlar, tapu kadastro, deniz taşıtları ve sivil havacılık sorgulamalarında şirkete ait araç veya gayrimenkule rastlanmadığı, 14/02/2018 tarihinde yapılan motorlu taşıtlar ile tapu kadastro bilgileri sorgulamalarında da şirkete ait herhangi bir menkul veya gayrimenkul mala rastlanmadığının görüldüğü, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı evrakına göre 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde muhtelif bankalara haciz bildirileri gönderilerek şirketin mevduat hesaplarına haciz konulduğu hususunun bildirildiği anlaşılmış olup vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Kaldı ki; davacı tarafından, asıl borçlu şirketin , borcun tahsil edilebileceği malvarlığı olduğu yönünde ispat edici bir belge sunulmadığı gibi iddiada dahi bulunulmamaktadır. Bu durumda; dava konusu ödeme emirlerinde yer alan amme alacaklarının dayanağı asıl amme borçlusu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, zamanaşımı vb. hususlar yönünden değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.