Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3949 E. , 2022/6258 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3949
Karar No : 2022/6258
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …… Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …ile … gün ve …sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … gün ve …takip numaralı ödeme emrinde yer alan 2010/12 ve 2011/01 dönemine ait vergi borçlarına ilişkin beyannamelerin kanunen verilme sürelerinin, borçların tahakkuk ve vade tarihlerinin, dolayısıyla amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanın, şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 13/01/2011 tarihinden sonrasına rastlaması nedeniyle davacının belirtilen borçlardan sorumlu tutulamayacağı, dava konusu … gün ve …takip numaralı ödeme emri içeriğinde yer alan diğer amme alacakları ile … gün ve … nolu ödeme emri ile tahsil edilmek istenen amme alacakları bakımından ise ortaklık dönemlerine ilişkin söz konusu borçlar için şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyeceğinin tespiti üzerine davalı idarece davacı hakkında takibe geçilerek ödeme emri düzenlenebileceği görülmekte ise de, dava konusu amme alacaklarının ortak sıfatıyla davacıdan takip edilebilmesi için, öncelikle asıl borçlu olan şirketten takibin 6183 sayılı Yasa ile öngörülen usul çerçevesinde tamamlanması gerektiği, şirket adına bankalardan yapılan araştırmanın davacı adına ödeme emri düzenlendiği 21/12/2017 tarihinden sonra 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde yapıldığı, asıl borçlu şirket hakkındaki mal varlığı araştırması tamamlanmadan davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emirleri düzenlenmeden asıl borçlu şirket adına vergi ceza ihbarnameleri ve ödeme emirlerinin düzenlendiği, asıl borçlu şirket hakkında malvarlığı araştırması yapıldığı, borcu karşılayacak malvarlığına rastlanamamış olduğu, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen borçlar için şirket ortaklarının sorumlu olduklarından dolayı düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında ise yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacakları belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a 4108 sayılı Kanunla eklenen Mükerrer 35. maddede, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Terimler başlıklı 3. maddesinde; Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; “Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacağı olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine; 6183 sayılı Kanunun 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanun ile ikinci fıkra olarak “Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabilir.” hükmü eklenmiştir. Bu yetkiye istinaden; 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklik uyarınca; mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırması elektronik ortamda yapılacaktır düzenlemesi getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2010 ve 2011 dönemine ait muhtelif vergi borçlarının şirketten tahsil edilememesi üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Dosyada, her ne kadar Vergi Dava Dairesince asıl borçlu şirket adına bankalardan yapılan araştırmanın davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği 21/12/2017 ve 22/12/2017 tarihlerinden sonra 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde gerçekleştirildiği, asıl borçlu şirket hakkındaki mal varlığı araştırması tamamlanmadan davacı adına ödeme emirleri düzenlendiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, asıl borçlu şirket hakkında 04/05/2017 tarihinde yapılan motorlu taşıtlar, tapu kadastro, deniz taşıtları ve sivil havacılık sorgulamalarında şirkete ait araç veya gayrimenkule rastlanmadığı, 14/02/2018 tarihinde yapılan motorlu taşıtlar ile tapu kadastro bilgileri sorgulamalarında da şirkete ait herhangi bir menkul veya gayrimenkul mala rastlanmadığının görüldüğü, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün … tarih ve …sayılı evrakına göre 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde muhtelif bankalara haciz bildirileri gönderilerek şirketin mevduat hesaplarına haciz konulduğu hususunun bildirildiği anlaşılmış olup vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca, davacının ortağı olduğu …Petrol Nakliyat Turizm Gıda İnşaat Ltd. Şti.’den … gün ve … nolu ortaklar kurulu kararı ile mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, bu hususunda 19/01/2011 gün ve 7733 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, hisse devir tarihi olan 13/01/2011 tarihine kadar şirket ortağı olduğundan şirkete ait borçlardan sorumluluğunun bulunduğu, … gün ve …takip numaralı ödeme emrinde yer alan 2010/12 ve 2011/01 dönemine ait vergi borçlarına ilişkin amme alacaklarının doğduğu tarihte davacının şirket ortaklığı sıfatının devam ettiği, amme alacaklarının doğduğu tarihin şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 13/01/2011 tarihinden önceye rastlaması nedeniyle davacının belirtilen borçlardan sorumluluğunun bulunduğu açıkça görülmüştür.
Diğer yandan, davacı tarafından, asıl borçlu şirketin borcun tahsil edilebileceği malvarlığı olduğu yönünde ispat edici bir belge sunulmadığı gibi iddiada bulunulmamaktadır. Bu durumda; dava konusu ödeme emirlerinde yer alan amme alacaklarının dayanağı asıl amme borçlusu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, zamanaşımı vb. hususlar yönünden değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.