Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2020/951 E. , 2022/4225 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/951
Karar No : 2022/4225
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, … Makine Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nden alınamayan 2011 ila 2013, 2015 ve 2016 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ile … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri, asıl borçlu şirket tarafından beyan yoluyla tahakkuk ettirilip vadesinde ödenmeyen vergiler ile vergi incelemesi sonrasında tarhiyat öncesi uzlaşma yoluyla tahakkuk edip vadesinde ödenmeyen vergi ve cezalardan oluştuğundan, 03/07/2014 ila 27/07/2016 tarihleri arasında kanuni temsilci olduğu anlaşılan davacının, 2011 ila 2013 yıllarına ait kamu alacağından sorumluluğunun bulunmadığı, 2015 ve 2016 yıllarına ait kamu alacaklarının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenip usule uygun tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı, yapılan araştırma neticesinde şirketin dört adet ticari aracı üzerine davalı idare de dahil olmak üzere çok sayıda rehin ve haciz konulduğu, çok sayıda banka hesaplarında yaklaşık 42.000 TL tutarındaki bakiyeye davalı idare ile birlikte muhtelif icra dairelerince haciz uygulandığı öte yandan, şirketin Sakarya ili Hendek ilçesi … Mahallesinde bulunan dubleks mesken niteliğindeki taşınmaz üzerinde davalı idarenin hacziyle birlikte toplamda yaklaşık 850.000 TL tutarında ondört haciz şerhi bulunduğu ve taşınmazın bir banka tarafından rehnedildiği, sözü edilen taşınmaza yönelik Hendek Belediye Başkanlığı’nca bildirilen vergi değerinin kamu alacağını karşılamayacağı dolayısıyla 2015 ile 2016 yıllarına ait kısmının asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmadığı anlaşıldığından ödeme emrinin değinilen dönemlere ait kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emirleri; 2011 ila 2013 yıllarına ait kamu alacakları yönünden iptal edilmiş, 2015 ve 2016 yıllarına ait kamu alacakları yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:
İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emirlerinin 2015 ve 2016 yıllarına ait kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf başvurusu reddedilmiştir.
2011 ila 2013 yıllarına ait beyan yoluyla tahakkuk ettirilen vergiler ile tarhiyat öncesi uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve cezaların vadesinin 27/07/2015 ila 29/04/2016 tarihleri arasına rastladığı ve değinilen tarihlerde kanuni temsilci olan davacının sözü edilen borçlardan sorumluluğu olduğu gerekçesiyle ödeme emirlerinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, ödeme emirlerinin iptal edilen kısmına ilişkin davalı idarece yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen kamu alacağına dair hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu kısım yönünden de reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 6183 sayılı mükerrer 35. maddesinde belirtilen sorumluluğunun kusura dayandığı, Anayasa Mahkemesince maddenin kusursuz sorumluluk hallerine ilişkin hüküm fıkralarını iptal edildiği, vergilendirme ödevlerinin yerine getirilmediği noktasında davalı idarece herhangi bir tespit yapılmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasını bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının 27/06/2014 ila 27/06/2016 tarihleri arasında şirketi temsil ve ilzam konusunda yetkili kılındığı, ilgili dönemlerde şirket tarafından yerine getirilmeyen vergisel ödevlerden davacının sorumlu olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Asıl borçlu şirket tarafından ödeme emri içeriği borcun vadesinde ödenmemesi üzerine yapılan malvarlığı araştırması sonucunda şirket tüzel kişiliği adına kayıtlı olduğu tespit edilen taşıtların üzerinde çok sayıda haciz konulduğu ve rehin şerhi kaydı düşüldüğü (Davalı idarenin 2014 model Volkswagen … marka ticari araç üzerinde 1. sırada, diğerlerinde 3 ya da 4. sırada haciz şerhi işlendiği, 2013 model Renault Master ticari araç üzerinde 1. sırada banka rehni kurulduğu) dubleks mesken niteliğindeki taşınmazın üzerinde birden fazla haciz şerhinin bulunduğu (taşınmaz üzerindeki davalı Vergi Dairesince uygulanan kamu haczi haricindeki kişilerce üçüncü şahıslar tarafından konulan haciz tutarı yaklaşık 753.000 TL tutarında) ve banka haczinin diğer hacizlerden daha önceki tarihli olduğu, şirketin borcunu karşılayacak (banka hesaplarında bulunan ve başka kişilerce dehaczedilen yaklaşık 42.000 TL tutarındaki para haricinde) başka malvarlığına rastlanmadığından bahisle amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Ayrıca, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, şirketin üzerine kayıtlı dubleks mesken niteliğindeki taşınmazın değerine ilişkin davalı vergi dairesince herhangi bir tespitin yapılmadığı, … Vergi Mahkemesince verilen ara kararına istinaden Sakarya ili Hendek Belediye Başkanlığı’nca Mahkemeye sunulan yazıda taşınmazın vergi değerinin 152.790,09 TL olduğu,… İcra Müdürlüğü’nce gönderilen yazı da ise taşınmazın değerinin tespitine dair herhangi bir işlem tesis edilmediği görülmüş ve bu bildirimlerin Mahkemece karara esas alındığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3. maddesinde tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği, 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı ve cebren tahsilin; amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki malların haczedilerek paraya çevrilmesi suretiyle yapılacağı, 62. Maddesinde borçlunun elindeki tahsil dairesince tespit edilen menkul ve gayrimenkullerinden, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 88. maddesinde her türlü gayrimenkul malların haczi sicillerin işlenmek üzere haciz keyfiyetinin tapuya tebliğ edilmek kaydıyla gerçekleştirileceği hükme altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan düzenlemeler uyarınca anonim şirketlerin vergi borçlarından dolayı şirket temsilcisinin takip edilebilmesi için şirketin vergi borcunun yasaya uygun olarak kesinleştirilmiş olması, kesinleşen vergi borcu için şirket adına ödeme emri düzenlenerek usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, şirket hakkında her türlü malvarlığı araştırmasının yapılarak tespit edilen varlıkların değerlemesi yapılarak paraya çevrilmesi, buna rağmen borcun tamamen veya kısmen tahsilinin sağlanamaması halinde, bakiye borcun usulüne uygun olarak belirlenerek kanuni temsilcinin takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Davalı idarece haciz şerhi konulan araçlar üzerinde çokça başka haciz ve rehinlerin bulunması ve yine haciz tatbik edilerek banka hesaplarından yapılan tahsilatın borcu karşılamayacak olması karşısında bu menkul varlıklar bakımından borcun tamamının tahsil imkanı bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, şirketin dubleks mesken niteliğindeki taşınmazının değer tespiti bakımından ne davalı idarece ne de İcra Müdürlüğü’nce herhangi bir işlemin yapılmadığı olayda Vergi Mahkemesince İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında yapılan araştırma neticesinde Sakarya ili … Belediye Başkanlığının dosyaya sunduğu taşınmazın vergi değerinin değer tespiti açısından tek başına yeterli olmadığı keza, Kanun’da aranan kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması şartının ancak yapılacak araştırma neticesinde taşınmazın gerçek değeri tespit edilmekle ortaya konulabileceği değerlendirilerek, temyize konu kararın değinilen bu husus hakkında yapılacak araştırma neticesinde yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 07/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyuyla Karara katılmıyoruz.