DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/730 E. , 2022/3120 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/730
Karar No : 2022/3120
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- … Mühendisleri Odası
VEKİLİ : Av. …
2- … Mühendisleri Odası
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2021 tarih ve E:2017/7639, K:2021/10167 sayılı kararının davanın esastan reddine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişen 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 1, 2 ve 3. alt bentlerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2021 tarih ve E:2017/7639, K:2021/10167 sayılı kararıyla;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 2. alt bendinin 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği ve bu alt bentte herhangi bir değişiklik yapılmadığı gibi bu hükme ilişkin herhangi bir uygulama işleminden de söz edilmediğinden, anılan düzenlemeye karşı 03/07/2017 tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 28/11/2017 tarihinde açılan davada, süre aşımı bulunduğu, bu nedenle Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 2. alt bendi yönünden işin esasının incelenmesine hukuki imkan bulunmadığı,
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 1 ve 3. alt bentleri yönünden işin esasına gelince;
Dairelerinin 15/11/2018 ve 18/09/2019 tarih ve E:2017/7639 sayılı ara kararları ile Üniversitelerarası Kurul Başkanlığından, geoteknik mühendisliğinin jeofizik mühendisliği, inşaat mühendisliği, jeoloji mühendisliğinden farklılaştığı hususlar ile dava konusu hükümlerde yer alan yetkilendirmelerin anılan bölümlerin müfredatları ile uyumlu olup olmadıklarının sorularak, buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği,
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığınca 04/02/2020 tarihli yanıt ile gönderilen uyuşmazlığa konu hususa yönelik Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 22/01/2020 tarihli toplantısında görüşülüp verilen kararın özetlendiği,
Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu kararının değerlendirilmesinden, temel taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma analizlerinin geoteknik mühendisliğinin uzmanlık alanı içinde olduğu, bir alanda taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma hesaplarının korelasyonlar ile değil ilgili arazi ve laboratuvar deneyleri sonucunda yapılan değerlendirmeler sonucunda ortaya konan zemin modeli ve yapıyla beraber oluşabilecek deformasyonlar göz önüne alınarak yapılacak bir çalışmanın bu konunun uzmanı olan geoteknik mühendisleri tarafından gerçekleştirilen hesaplama ve analizler sonucunda gerçekleştirilebileceği, yer kaymalarının hesabının ancak alanın zemin modeli ortaya konduktan sonra ve tecrübeli bir jeoloji mühendisi veya geoteknik mühendisi tarafından arazi ve yükleme şartlarına uygun hesap yöntemine karar verilmesinden sonra belirlenebilecek bir büyüklük olduğu, zemin dinamiği ve temel sistemi tasarımının ancak temel sistemi ve üst yapı bilgileri ile beraber gerçekleştirilebilecek bir çalışma olduğunun anlaşıldığı,
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca 20/04/2006 tarihinde mühendislik unvanları ile ilgili gönderilen yazıda, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının diplomalara unvan yazılmaması konusundaki kararını bildiren görüş yazısının (https://…) 03/06/2006 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul Toplantısında incelendiği ve 2547 sayılı Kanun’un 2880 sayılı Kanun’la değişik 43/b maddesi uyarınca 2005-2006 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmak üzere diplomalara unvan yazılmaması ve öğrenim görülen program adının ve derecesinin belirtilmesinin uygun görüldüğü, yükseköğretim kurumları bünyesinde yer alan mühendislik programlarından mezun olanlara ilgili dalın mühendisi unvanı verildiği hususları belirtilerek, 1990 yılından itibaren üniversitelerin mühendislik programlarından mezun olanların alacağı unvanlara ekli listede yer verildiği, bu listede Jeoloji, Jeofizik, İnşaat Mühendisi unvanlarına yer verildiği ancak Geoteknik Mühendisi unvanına yer verilmediği,
Duruşma sırasında davalı idare yanında müdahillerden Jeoloji Mühendisleri Odası vekilince sunulan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve E…. sayılı yazısında da, yükseköğretim kurumlarında Geoteknik Mühendisliği adıyla öğrenci alan program bulunmadığının belirtildiği,
Bu durumda, Geoteknik Mühendisliğinin İnşaat Mühendisliğinin anabilim dalı olduğu, İnşaat Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapılması ile Geoteknik Mühendisi olunduğu, dava konusu düzenlemede ilgili mühendislik unvanlarına (Jeoloji, Jeofizik, İnşaat Mühendisi) yer verildiği, İnşaat Mühendisince hazırlanması gereken zemin ve temel etüt raporlarının İnşaat Mühendisi unvanına sahip Geoteknik Mühendisince de yapılabileceği dikkate alındığında dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
gerekçesiyle, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 2. alt bendi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine, 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 1 ve 3. alt bentleri yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlıkta hukuki sorunun statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporunun geoteknik mühendisince hazırlanıp imzalanması değil, ancak geoteknik mühendislerince yapılabilecek hususlarda ilgili mühendislik unvanlarına sahip olanların da yetkilendirilmiş olmasının hukuka aykırılığı noktasında olduğu, Daire kararında yer verilen gerekçenin anılan hukuka aykırılık iddiasını karşılamadığı,
Dairece dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinde geoteknik mühendislerine de yer verilip verilmediğiyle sınırlı bir değerlendirme yapılarak, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği, davanın geoteknik mühendislerine münhasır bir iş alanı ihdas etmek amacıyla açılmadığı, ülkemizin deprem bölgesi olması sebebiyle, uzmanlık ayrımına dayanan hukuki alt yapının Yönetmelik’le kurulmasının hayati önem taşıdığı, zemin durumunu belirleme konusunda jeoloji ve jeofizik mühendislerinin vazgeçilmezliğinin reddedilemeyeceği, bu mühendisliklerin verileri üretilmeden isabetli bir sonuç alınamayacağı, ancak bu mühendisliklere de kendi alanları dışında statik projeye esas hesaplamalar yapma imkanı verilmesinin, onların eğitim ve uzmanlık sınırlarını aştığı,
Karşı çıkılan hususun, iptali istenilen Yönetmelik düzenlemeleriyle dağıtılan yetkilerin, bu mühendislik dallarının mesleki uzmanlıklarının kapsamının dışında olmasına ilişkin olduğu, dava sürecinde telafi edilemez riskler görülerek yürütmenin durdurulmasına karar verildiği halde esasta davanın reddine karar verildiği, ayrıca bilirkişi incelemesine gidilmeden verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğu,
İnşaat mühendislerine ilişkin mevzuatta geoteknik mühendisliğinin, yetkin mühendislik uzmanlık alanı olarak sayıldığı, üniversitelerde geoteknik mühendisliği adı altında öğrenci alan bir programın bulunmuyor olmasının, uzmanlığa dayalı bir yetkilendirme yapılması bakımından gerekli olmadığı, ayrıca Yönetmelik düzenlemelerinde mesleklerle ilişkilendirilen teknik bilgilerin sayılan meslek gruplarının eğitim müfredatında yer almadığı,
Dosyada yer alan uzman raporlarının da tespit ettiği üzere statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporu hazırlığı çalışmalarındaki mesleki yetkilendirmelerin, bilim dallarının evrensel ilkeleri ile uyumsuz, düzenlediği alanın gerekleri bakımından isabetsiz olduğu, bu haliyle yapılan yetkilendirmelerin hizmet gerekleri ve kamu yararına aykırılık oluşturduğu ve de kamu düzenini tehlikeye sokacağı, belirtilen nedenlerle Daire kararının davanın esastan reddine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare ve yanında müdahillerden TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davalı idare yanında diğer müdahil TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından ise, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Mülga Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde de aynen yer aldığı anlaşılan dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu kararında tespit edilen hususlar çerçevesinde, gerekli bilimsel veriler ve mühendislik bilimi ve uzmanlaşmış mühendislik alt dallarının geldiği son gelişmelere uygun olmadığı ve sonradan yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ekinde yer alan Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar ile Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatına Dair Tebliğ’in eki Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatı’ndaki düzenlemelerle de uyum içerisinde olmadığı görülmektedir.
Bu nedenle, davalı idarece dava konusu düzenlemelere ilişkin olarak gerekli bilimsel veriler ve mühendislik bilimi ve uzmanlaşmış mühendislik alt dallarının geldiği son gelişmeler ile konuyla ilgili diğer mevzuat düzenlemeleri de dikkate alınarak, yeniden bir düzenleme yapılması gerektiği değerlendirildiğinden, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen süre aşımı nedeniyle kısmen de esastan reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 28/09/2021 tarih ve E:2017/7639, K:2021/10167 sayılı kararının esastan redde ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 07/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Plan, fen, sağlık ve sürdürülebilir çevre şartlarına uygun yapı ve yapılaşma ile projelendirmeye ve denetime ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan ve 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, 01/10/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dava ise, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişen ve yapı sahibi veya vekilince, ilgili kanun, plan, bu Yönetmelik, Türk Standartları, çevre şartları, fen, sanat ve sağlık kurallarına ve ilgili bütün mevzuat hükümlerine uygun olmak üzere hazırlanması öngörülen yapı projelerinin düzenlendiği 57. maddesinin, statik projeye ilişkin 6. fıkrasının, statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporunu düzenleyen (a) bendinin 1, 2 ve 3. alt bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu alt bentlerde, statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporunun hazırlanması sürecinde yapılması gereken çalışmaların, hangi mühendislik disiplinlerince yapılacağına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yer almaktadır.
Uyuşmazlıkta, Dairece verilen ara kararlarına, Üniversitelerarası Kurul tarafından verilen yanıt ile gönderilen, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 22/01/2020 tarihli toplantısında alınan kararda, Geoteknik Mühendisliğinin, inşaat mühendisliği yapılarının dayandıkları, üzerinde veya içinde yer aldıkları zemin veya kaya ortamı ile etkileşimlerini konu alan bir inşaat mühendisliği alt disiplini olduğu belirtilerek, dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin hiçbir yerinde Geoteknik Mühendisliğinin isminin dahi zikredilmemiş olmasının, mühendislik pratiği ve bilimsel gerçeklerle ilişkili ve uyumlu olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verildiği halde; Dairece dava aşamasında icra edilen duruşma sırasında, davalı idare yanında müdahillerden Jeoloji Mühendisleri Odası vekilince sunulan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve E…. sayılı yazısında, yükseköğretim kurumlarında Geoteknik Mühendisliği adıyla öğrenci alan program bulunmadığının belirtildiği ve 03/06/2006 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul Toplantısında alınan kararın eki listede, 1990 yılından itibaren üniversitelerin mühendislik programlarından mezun olanların alacağı unvanlar arasında Geoteknik Mühendisinin yer almadığı anlaşılmakta olup, bu haliyle, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu ile Yükseköğretim Genel Kurulu kararları arasında bir çelişki olduğu açıktır.
Davacı tarafından ileri sürülen, dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri ile, yalnızca geoteknik mühendislerince yapılabilecek işlerde diğer mühendislik unvanlarına sahip olanların yetkilendirilmesinin hukuka ve uzmanlık alanı ayrımına aykırı olduğuna yönelik iddiaları da göz önünde bulundurulduğunda, uyuşmazlıkta, Geoteknik Mühendisi diye bir unvan bulunup bulunmadığının, dava konusu alt bentlerde düzenlenen çalışmaların hangi mühendislik disiplini ya da disiplinlerinin görev alanına girdiğinin, unvanın bulunması durumunda Yönetmelik’te Geoteknik Mühendislerine yetkilendirme yapılmasını gerektiren çalışmalar olup olmadığının ve ayrıca İnşaat Mühendislerine yapılan yetkilendirmenin Geoteknik Mühendislerini kapsayıp kapsamadığının bilimsel ilke ve yaklaşımlar ile mer’i mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Bu durumda, temyiz istemine konu Daire kararı hakkında bir karar verilmeden önce, belirtilen hususlardaki tereddütlerin giderilmesi için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve E…. sayılı yazısının Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 22/01/2020 tarihli toplantısında alınan kararın ise Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına ara kararı ile bildirilmesi suretiyle, her iki kurumdan da anılan hususlarda yeniden görüş alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, Daire kararına yönelik temyiz istemi hakkında, belirtilen hususlar araştırıldıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- Dava, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişen ve yapı sahibi veya vekilince, ilgili kanun, plan, bu Yönetmelik, Türk Standartları, çevre şartları, fen, sanat ve sağlık kurallarına ve ilgili bütün mevzuat hükümlerine uygun olmak üzere hazırlanması öngörülen yapı projelerinin düzenlendiği 57. maddesinin, statik projeye ilişkin 6. fıkrasının, statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporunu düzenleyen (a) bendinin 1, 2 ve 3. alt bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu alt bentlerde, statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporunun hazırlanması sürecinde yapılması gereken çalışmaların, hangi mühendislik disiplinlerince yapılacağına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Dairece verilen ara kararlarına, Üniversitelerarası Kurul tarafından verilen yanıt ile gönderilen Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 22/01/2020 tarihli toplantısında görüşülüp verilen kararda; 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik dava konusu 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 1. alt bendinde, jeofizik mühendisi tarafından yapılacağı ifade edilen taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma çalışmalarının bu mühendislik disiplinin uzmanlık alanı dahilinde olmadığı, aynı alt bentte dile getirilen yer altının dinamik esneklik direnişleri ve yerin dayanımı gibi kavramların yönetmeliklerde bir şablon olarak sürekli tekrarlanan belirsiz kavramlar olduğu, yine aynı alt bentte ifade edilen yer kaymalarının boyutlarının zeminin fiziksel bir özelliği olmadığı, 3. alt bentte yer alan, “…zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplaması gibi çalışmalar yönünden inşaat ve jeoloji mühendislerince imzalanır.” ifadesinde bahsedilen zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplamasının jeoloji mühendisliği uzmanlık alanı dahilinde olmadığı yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dava konusu Yönetmelik değişikliğinden sonra, 18/03/2018 tarih ve 30364 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ekinde yer alan Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar ile dava konusu Yönetmelik düzenlemelerine dayanılarak hazırlanan ve 09/03/2019 tarih ve 30709 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatına Dair Tebliğ’in eki Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatı’nda, statik projeye esas teşkil edecek Zemin ve Temel Etüdü Raporunun, Veri Raporu ve Geoteknik Rapordan oluşacağına yönelik düzenlemeler yapıldığı, bu düzenlemeler kapsamında da yapılacak çalışmalardan bazılarının geoteknik alanında sorumlu inşaat mühendisince yapılacağının kurala bağlandığı görülmektedir.
Bu haliyle, mülga Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde de aynen yer aldığı anlaşılan dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 22/01/2020 tarihli toplantısında görüşülüp verilen kararda tespit edilen hususlar çerçevesinde, gerekli bilimsel veriler ve mühendislik bilimi ve uzmanlaşmış mühendislik alt dallarının geldiği son gelişmelere uygun olmadığı ve sonradan yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ekinde yer alan Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar ile Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatına Dair Tebliğ’in eki Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatı’ndaki düzenlemelerle de uyum içerisinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalı idarece dava konusu düzenlemelere ilişkin olarak gerekli bilimsel veriler ve mühendislik bilimi ve uzmanlaşmış mühendislik alt dallarının geldiği son gelişmeler ile konuyla ilgili diğer mevzuat düzenlemeleri de dikkate alınarak, yeniden bir düzenleme yapılması gerektiği açıktır.
Bu durumda, dava konusu 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinin 1. ve 3. alt bentlerinin iptali gerekirken, aksi yönde verilen Daire kararının anılan alt bentlere ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.