DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2972 E. , 2022/3123 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2972
Karar No : 2022/3123
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 28/04/2021 tarih ve E:2019/16383, K:2021/6216 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Trabzon İli, Sürmene İlçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmazın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında sanayi alanından çıkarılarak kentsel yerleşme alanı (konut alanı) olarak belirlenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı işlemi ile 07/11/2018 onay tarihli Ordu-Trabzon-Rize-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının anılan taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 28/04/2021 tarih ve E:2019/16383, K:2021/6216 sayılı kararıyla;
Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden, bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği,
Stratejik mekânsal planlamanın, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım olmadığı, fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerdiği,
Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getiren stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermediği, dolayısıyla, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği,
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemenin amaçlandığı,
Bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usul ve esaslara göre planlama yapılacağının ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlendiği,
Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olmasının, o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmayacağı,
Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın daha önce konut alanı içerisinde planlanmış iken dava konusu çevre düzeni planı ile sanayi alanına dönüştürülmesinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu, artan nüfus öngörüsüne uygun olarak kentsel gelişme alanı olarak planlanması gerektiğinin ileri sürüldüğü; davalı idare tarafından ise, söz konusu taşınmazın hiç bir zaman konut alanı olarak belirlenmediği ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan teklif çerçevesinde, taşınmazın bulunduğu geniş bir alana, söz konusu alanda bulunan sanayi tesislerinin dikkate alınması sonucunda sanayi alanı kullanım kararı getirildiğinin savunulduğu,
Bu itibarla, taşınmazın bulunduğu alana yönelik dava konusu plan değişikliğinin parsel bazında olmayıp, 120 hektarlık bir alanın sanayi alanı olarak planlanmasına ilişkin olduğu, alanda sanayi tesislerinin de bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği davaya konu çevre düzeni planında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği,
gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2015 yılında onaylanan çevre düzeni planında dava konusu taşınmazın konut alanı (kentsel yerleşik alan) olarak gösterildiği, hukuksuz bir şekilde önceden onaylanan alt ölçekli planlara zemin hazırlamak için 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin yapıldığı, bunu yapabilmek için 1994 yılında onaylanan planların referans alındığı, 25 yıllık değişim ve dönüşümün gözardı edildiği, planlama bölgesinde konut sitelerinin de bulunduğu, taşınmazın konut alanı olması gerektiğiyle ilgili kesinleşmiş yargı kararları bulunduğu ve 2012 tarihli revizyon nazım ve uygulama imar planlarında dava konusu taşınmaz konut alanı olarak belirlendiği halde, dava konusu değişiklik ile anılan taşınmazın sanayi alanı olarak belirlenmesinin kesinleşmiş yargı kararlarına aykırı olduğu, Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından sunulan temyiz dilekçesinde iddia edildiği gibi, dava konusu taşınmazın konut alanı olarak belirlenmesini gerektirir kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığı ve ayrıca dava konusu taşınmazın 2015 yılında onaylanan çevre düzeni planı ile belirlenen 120 hektarlık kentsel yerleşik alan sınırlarında da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 28/04/2021 tarih ve E:2019/16383, K:2021/6216 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 07/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.