Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1231 E. 2022/3119 K. 07.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1231 E.  ,  2022/3119 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1231
Karar No : 2022/3119

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 06/12/2021 tarih ve E:2018/59, K:2021/13300 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2017 tarihinde yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 06/12/2021 tarih ve E:2018/59, K:2021/13300 sayılı kararıyla;
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 15, 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemelere yer verilerek,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin dava konusu 7. maddesinin 3. fıkrasında, “Mevcut haliyle yapılaşmaya elverişli olmayan parsellere ilişkin olarak, ilgili idarenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içerisinde parsellerin maliklerinin kendi aralarında anlaşamadığı takdirde resen tevhit ve ifraz yoluyla işlem yapmaya ilgili idare yetkilidir.” düzenlemesinin yer aldığı,
04/07/2019 tarih ve 7181 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 15. maddesine, “Mevcut hâliyle yapılaşmaya elverişli olmayan imar parsellerinde; maliklerden birinin talebi üzerine veya doğrudan, parsel maliklerine kendi aralarında anlaşmaları için yapacağı tebliğden itibaren üç ay içerisinde maliklerce anlaşma sağlanamaması hâlinde, resen tevhit ve fiilî duruma göre ifraz yoluyla işlem yapmaya ilgili idare yetkilidir.” hükmünün eklendiği,
Anılan düzenlemelere göre, arsa ve arazilerin, öncelikle malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın yapılan parselasyon işlemiyle ya da parselasyon işlemi yapılamaması durumunda istisnai olarak imar planında hüküm varsa re’sen, yoksa müracaat üzerine yapılan ifraz ve tevhit işlemleri ile imar planına uygun parsel haline getirilmesi gerektiği, bu işlemler yoluyla, öznel ve somut nitelikte arsa ve arazi düzenlemesi gerçekleştirilerek imar planıyla getirilen kullanım amaçlarına uygun şekilde ve yapılaşmaya elverişli imar parsellerinin oluşumunun sağlandığı, başka bir ifadeyle, istisnalar hariç olmak üzere bir alanda ifraz ve tevhit işlemlerinin yapılabilmesi için, uygulama imar planının ve bu plan uyarınca parselasyon işlemlerinin tamamlanmış olması ve imar planında ifraz veya tevhit şartının bulunmaması halinde taşınmaz maliklerinin muvafakatının da alınması gerektiği,
Öte yandan, İmar Kanunu’nun 15. maddesinde 04/07/2019 tarih ve 7181 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile yapılan değişiklik ile mevcut hâliyle yapılaşmaya elverişli olmayan imar parsellerinde; maliklerden birinin talebi üzerine veya doğrudan, parsel maliklerine kendi aralarında anlaşmaları için yapacağı tebliğden itibaren üç ay içerisinde maliklerce anlaşma sağlanamaması hâlinde, re’sen tevhit ve fiilî duruma göre ifraz yoluyla işlem yapmaya ilgili idarenin yetkili olduğu hükmü eklenmek suretiyle uyuşmazlığa konu düzenlemenin yasal dayanağa kavuşturulduğu, aksi halde bu parsellerin yapılaşma imkanının bulunmadığı,
Kaldı ki, ifraz ve tevhit işlemi neticesinde parselin mülkiyetinin parsel malikinden alınmadığı, sadece parselin hisse oranı korunmak suretiyle müşterek mülkiyetin tesis edildiği, bu nedenle, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına itibar edilmediği,
Bu durumda, imar planına uygun olarak düzgün imar parsellerinin oluşturulmasını ve mülkiyet sahiplerine yapılaşabilecekleri imar parsellerinin tahsis edilmesini amaçlayan dava konusu düzenlemede mevzuata aykırlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle İmar Kanunu’ndaki düzenlemelerin, re’sen tevhit yetkisi vermeyeceğine yönelik çok sayıda yargı kararının bulunduğu, sonradan yapılan Kanun değişikliğine dayalı olarak davanın reddedilemeyeceği, Kanun değişikliğine kadar olan süreçte yapılan uygulama işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun açık olduğu, dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin, 3194 sayılı Kanun’un 17. maddesinin amacına tamamen aykırı olduğu, anılan Kanun maddesinde mümkün olduğunca müstakil parseller oluşturulması amaç edinilmişken, dava konusu düzenleme ile müstakil mülkiyetin, müşterek mülkiyete dönüştürülmesinin amaçlandığı, müşterek ve müstakil mülkiyet arasında önemli farkların bulunduğu, bu haliyle anayasal mülkiyet hakkına aykırı dava konusu düzenlemenin iptali gerekeceğinden Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 06/12/2021 tarih ve E:2018/59, K:2021/13300 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 07/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.