Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/10205 E. , 2022/6281 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/10205
Karar No : 2022/6281
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacılar): 1- …
2- …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Belediyesi Başkanlığı
Vekili : Av. …
.
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacılardan …’nın oğlu, …’un kardeşi olan …’un kullandığı aracın davalı idareye ait … plaka nolu iş makinesine çarpması sonucu hayatını kaybetmesinde davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek … için 50.000,00-TL ve … 40.000,00-TL olmak üzere toplam 90.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 08.03.2017 tarih ve E:2015/1143, K:2017/1070 sayılı kararıyla Mahkemenin “davanın görev yönünden reddine ilişkin ısrar kararı”nın bozulması üzerine uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiş; araçta oluşan hasar bedelinin tahsili için … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde … tarafından açılan davada yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, asfalt silindiri operatörünün kazanın meydana geldiği yolun 100 metre ileriden levhalar ile kapatıldığı ancak sinyalizasyon lambasının ve levhaların halk tarafından sökülerek atıldığını belirttiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan olay yeri incelemesinde yolun Kalıcı Konutlar istikametinde trafiğe kapatıldığına dair herhangi bir levha veya uyarı ikaz cihazı bulunmadığı bilgisine yer verilerek bilirkişiler tarafından davacıya %75, asfalt çalışmasını yapan kuruma %25 oranında kusur yüklendiğinin görüldüğü; aynı olayla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen ceza soruşturmasında Adli Tıp Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’ndan aldırılan … tarih ve … sayılı raporda, davacının aracının hızını mahal şartlarına ve görüşüne göre ayarlamadığı, asfalt çalışması nedeniyle trafiğe kapalı olan yola ileriye gidişin işaret levhaları ile yasaklanmasına rağmen işaret levhalarına çarparak girdiği ve akabinde silindir olarak tabir edilen iş makinesine çarptığı, olayda dikkatsiz ve tedbirsiz davranmasından dolayı tam kusurlu olduğunun belirtildiği; her iki raporda taraflara yüklenilen kusur durumunun uyuşmaması nedeniyle raporlar arasında tereddütün giderilerek kusur durumunun ortaya konulması maksadıyla Mahkemenin 07.12.2018 tarihli ara kararı üzerine dosyanın gönderildiği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen 11.04.2019 tarihli raporda, “Mevcut verilere göre; A-)Müteveffa sürücü … sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrini; olay mahalli özelliklerini, kavşak alanına yaklaşır olmasını ve yol çalışması olduğunu belirtir işaretlemeleri dikkate alarak hızını her an tedbir alabileceği asgari seviyeye düşürüp kontrollü ve tedbirli bir şekilde müteyakkız olarak sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmediği, mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyir etmesi ve yola gereken dikkatini vermemesi neticesi olay mahalli kavşağına geldiğinde yol yapım çalışması olduğunu belirtir işaret levhasına çarparak direksiyon hakimiyetini kaybedip trafiğe kapalı yolda dik şekilde park halinde bulunan bahse konu silindire çarptığı olayda asli kusurludur. B-) Olay mahalli özellikleri, kazanın oluş şekli ve mevcut yol çalışması olduğuna dair işaretlemeler dikkate alındığında yol bakım, onarım ve işaretlemelerinden sorumlu kurum, kuruluş veya yetkililerin atfi kabil bir kusuru bulunmamaktadır. Sonuç:A-) Müteveffa sürücü …’un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, b-) Yol bakım, onarım ve işaretlemelerinden sorumlu kurum, kuruluş veya yetkililerin kusuru olmadığı” yönünde görüş ve mütalaada bulunulduğu, dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirmesinden; müteveffa …’un yönetiminde … plakalı aracın yapmış olduğu trafik kazasında müteveffanın kullandığı araç hızının mahal şartlarına ve görüşe göre ayarlanmadığı, asfalt çalışması nedeniyle kapalı olan yola girdiği, yola girişin levhalarla yasaklanmasına rağmen işaret levhasına da çarptığı göz önüne alındığında müteveffanın seyir halinde iken göstermesi gereken dikkati göstermediği ve tedbirsiz davrandığı anlaşıldığından, söz konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde davalı idareye atfedilecek herhangi bir hizmet kusurunun olmadığı, olayın kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde değerlendirilebilecek bir yönünün de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı 266. maddesinde; “(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” hükümleri bulunmaktadır.
Öte yandan, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 9. maddesinde Trafik İhtisas Dairesi Adli Tıp Kurumu ihtisas daireleri arasında sayılmış, “Adli Tıp Kurumu grup başkanlıkları” başlıklı 10. maddesinde; Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde, Adlî Tıp Kurumu grup başkanlıkları kurulacağı, Adlî Tıp Kurumu grup başkanlıklarının görev, çalışma usul ve esaslarının yönetmelikte gösterileceği belirtilmiş; “Adli Tıp Üst Kurullarının görevleri” başlıklı 16. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur.” hükümlerine yer verilmiştir.
31.07.2004 tarihli ve 25539 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin “Trafik İhtisas Dairesi” başlıklı 15. maddesinde, Trafik İhtisas Dairesinin görev ve çalışma usulleri düzenlenmiş, 16. maddesinde, Adalet Bakanlığınca kuruma bağlı olarak grup başkanlıkları kurulabileceği, grup başkanlıkları bünyesinde bir veya daha çok adlî tıp ihtisas dairesi bulunduğu, grup başkanlıkları ve başkanlığa dahil ihtisas daire ve şubelerinin bu Yönetmelikte yer alan ihtisas daire ve şubelerinin kuruluş ve çalışma hükümlerine tabi olacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacılardan …’nın oğlu, …’un kardeşi olan Gürol Erol’un kullandığı aracın davalı idareye ait … plaka nolu iş makinesine çarpması sonucu 13.08.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesinde davalı idarenin kusurlu olduğu, kaza anında havanın karanlık olduğu ve olay yerine gelinceye kadar yolun trafiğe kapatıldığına dair levha ve uyarıcı ikaz bulunmadığı, davalı idarenin hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemleri almayarak zararın doğmasına neden olduğu ileri sürülerek … için 50.000,00-TL ve … için 40.000,00-TL olmak üzere toplam 90.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla olayın gerçekleşmesinde kusuru ve sorumluluğu bulunan kişilerin tespiti açısından hazırlanmış raporların incelenmesinden,
Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi’nce düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda; sürücünün gece vakti aydınlatmanın olduğu yerde yola gereken dikkati vermediği, aracın hızını mahal şartlarına ve görüşüne göre ayarlamadığı, trafiğe kapalı asfalt çalışması olan yola girdiği, seyir yönde ileriye gidişin işaret levhalarıyla yasaklandığı yerde seyri hızıyla devam edip işaret levhalarına çarparak akabinde de silindire çarpması neticesinde meydana gelen olaya sebebiyet verdiği, olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleriyle tam kusurlu olduğu; yolun bakımından ve onarımından sorumlu kuruluşun asfalt çalışması nedeniyle kapattığı yola giren ve süratle seyreden sürücünün hatalı davranışları sonucunda meydana getirdiği mevcut şartlardaki olayda kusursuz olduğu belirtilmiştir.
… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasına sunulan 08.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise; Savcılık tarafından düzenlenen “olay yeri inceleme ve tespit tutanağı”nda yolun Kalıcı Konutlar istikametinde çalışma yapıldığına dair ve yolun trafiğine kapatıldığına dair levha ve uyarıcı ikaz görülmediğinin belirtildiği ve müteveffanın yolun kapalı alanında çarptığı belediyeye ait silindir operatörünün ifadesinde kaza yerinden 100 metre ilerisinin levha, duba ve şeritle trafiğe kapattıklarını, ancak yol kapatma levhalarının ve sinyalizasyon lambalarının halk tarafından sökülüp atılmış olduğunu belirttiği, Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı’nın 06:15 sıralarında olay yerine hareket ettiği, olay yerine ulaşıldığında havanın açık ve güneşin yeni doğmaya başladığı, kazanın ise 05:30 civarında meydana geldiği, kazanın 06:00’da haber alındığının zabıtlara geçtiği bilgilerinden hareketle, bilirkişi heyeti tarafından bölünmüş yolun gidişe ayrılan kısmının kavşak hizasında trafiğe kapatılması için en dikkatsiz sürücünün dahi görüp fark edeceği şekilde emniyetli mesafeden başlayan tek yönden çift yöne geçiş, yolda çalışma, hız kısıtlaması, dikkat, geçme yasağı, mecburi yön vs işaret levhalarının konulması ve gece şartları için ışıklı işaretleme yapılması gerektiği; olayda, yolun kapatıldığı yere kadar hiçbir işaret levhası ve sinyalizasyon bulunmaması nedeniyle yolun bakım ve onarımından sorumlu kurumun kusurlu olduğuna kanaat getirilmiş; ancak müteveffa sürücünün dikkatsiz olduğu, yolun kapalı olduğu yerdeki işaret levhasına çarptıktan sonra 68 metre daha yol alıp asfalt silindirine çarpmış olması, asfalt silindirin 4,5 metre sürüklemesi ve yine de duramayıp çarpma noktasından 13 metre ileride durmasına göre aşırı hızla seyrettiği ve bu durumun olayda asli oranda etkili olduğu, sonuçta; sürücünün %75 oranında, asfaltlama işini yapan ve sorumlu olan kurumun %25 oranında kusurlu olduğu görüşüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, özetlenen raporlarda, asfaltlama işini yapan davalı Düzce Belediye Başkanlığı’nın kusurunun olup olmadığı noktasında farklı sonuçlara varılmış, İdare Mahkemesi’nce de tespit edilen bu durumun giderilmesi maksadıyla Adli Tıp Kurumu’ndan yeniden rapor alınmasına ve dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na (İstanbul) gönderilmesine karar verilmiştir. Dosya kendisine gönderilen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı üç kişilik uzman heyetinden oluşan Trafik İhtisas Dairesi’nce hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda sürücünün %100 kusurlu olduğu ve yol bakım, onarım ve işaretlemelerinden sorumlu kurum, kuruluş veya yetkililerin kusuru olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde, Adlî Tıp Kurumu grup başkanlıkları kurulabileceği, grup başkanlıkları bünyesinde bir veya daha çok adlî tıp ihtisas dairesi bulunacağı, grup başkanlığına dahil ihtisas dairelerinin ihtisas daire ve şubelerinin kuruluş ve çalışma hükümlerine tabi oldukları; Trafik İhtisas Dairesi raporlarının Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamayacağı, bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporların, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenip kesin olarak karara bağlanacağı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi’nce, Savcılıkça yürütülen soruşturma sırasında Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi’nin verdiği rapor ile diğer bilirkişi raporu arasında meydana gelen çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na (İstanbul) gönderildiği ve fakat Başkanlık (Merkez) Teşkilatı’na gönderilen dosyada üç kişilik heyet tarafından hazırlanan raporun ilgili mevzuat gereğince söz konusu çelişkiyi gidermeye hukuken elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda özetlenen iki bilirkişi raporu arasındaki uyuşmazlığın, Adli Tıp Kurumu mevzuatına uygun teşekkül etmiş veya üniversitelerin trafik alanında görev yapan uzman bilirkişilerden oluşturulmuş bilirkişi heyeti tarafından düzenlenecek bir rapor alınarak giderilmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih, E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 04/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.