Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/9781 E. , 2022/6219 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/9781
Karar No : 2022/6219
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çankaya Üniversitesi … Fakültesi … Bölümünde profesör olarak görev yapan davacının, 30.06.2016 tarihi itibarıyla sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Rektörlüğün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeni ile uğranıldığı öne sürülen 5.000,00 TL manevi ve 61.831,74 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı, davalı idarede İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesi ile görev yapmakta ise de 2547 sayılı Kanun’un disiplin hükümlerine tabi olduğu; dekanı ve bölüm başkanı olarak görev yaptığı bölümdeki başka bir öğretim görevlisinin 30.01.2016- 09.02.2016 tarihleri arasında izinsiz ve özürsüz olarak yurtdışında bulunduğu, 08.02.2016 ve 09.02.2016 tarihlerinde yurtdışında olduğu halde ders yaptığını sistem üzerinden beyan etmesi üzerine davacının verdiği onay ile derslerin yapılmış gibi gösterilmesi üzerine 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca davacıdan savunma istenildiği ve savunmasının yeterli görülmemesi üzerine iş akdinin feshedildiği, davacının işlemiş olduğu fiillerin, lehe olan kanun hükmünün uygulanması kuralı gereği, yürürlüğe giren yeni düzenlemeye göre üniversite öğretim mesleğinden çıkarma veya 2547 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’un atıfta bulunduğu 657 sayılı Kanun’da sayılan kamu görevinden çıkarma halleri arasında sayılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı; maddi tazminat istemi yönünden, Mahkemenin Ara kararıyla davacının iş akdinin feshedildiği tarih ile görevine iade edildiği tarih arasında çalışmış olsaydı elde edeceği net gelirin sorulması üzerine davalı idare tarafından, toplam 145.082,20 TL gelir elde edileceğinin ve davacıya iş akdinin feshi nedeniyle 19.552,24 TL kıdem tazminatı, 19.244,02 TL ihbar tazminatı ve 5.183,68 TL izin ücreti ödendiğinin bildirildiği, aynı Ara Kararında davacının bu süre içerisinde elde ettiği net gelir miktarının sorulması üzerine davacı tarafından, 39.270,52 TL gelir elde edildiğinin bildirildiği; davacıya ödenen miktarın toplamından, elde gelirin mahsubu sonucu 61.831,74 TL kaldığı; Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası gereğince, davacının, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği; davalı idare tarafından, davacının görevde olmadığı süre içerisinde, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde verdiği yaz okulu dersinden elde ettiği gelirin maddi tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de, öğretim üyelerinin yaz okulunda ders vermelerinin ihtiyari bir husus olduğu ve zorunlu çalışma saati gibi değelendirilemeyeceği göz önüne alındığında, davacının buradan elde ettiği gelirin, maddi tazminat hesaplamasında dikkate alınmadığı; manevi tazminat istemi yönünden, davalı idareye atfedilebilecek bir kusur mevcut olmadığından, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 61.831,74 TL maddi tazminatın dava tarihinden (29.07.2016) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmı yönünden; davacı ile davalı idare arasında 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde bir iş sözleşmesinin imzalandığı, aylık ve diğer özlük haklarının buna göre belirlendiği; sözleşmede düzenlenmeyen konularda İş Kanununa atıf yapıldığı, dava konusu işlem de İş Kanunu’na dayanılarak tesis edildiğinden, uyuşmazlığın İş Kanunu çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği; olayda, davacıya isnat edilen fiilin sabit olduğu görülmekte ise de, bu fiilin işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nitelik ve ağırlıkta olmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle, İdare Mahkemesi kararının bu kısmı yönünden sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu; maddi tazminat istemi yönünden, davacı ile davalı idare arasında imzalanan hizmet sözleşmesi dikkate alındığında, davacının görevde olmadığı süre içerisinde, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde, yaz okulunda verdiği dersler karşılığında elde ettiği gelirin maddi tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiği; Ara Kararına cevaben gönderilen belgelerden, davacıya yaz okulunda görev alması karşılığında toplam 16.634,32 TL ek ders ve final ücreti ödendiği, İdare Mahkemesince hesaplanan 61.831,74 TL maddi tazminat miktarından 16.634,32 TL mahsup edildiğinde kalan 45.197,42 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği; manevi tazminat istemi yönünden; her hukuka aykırı işlem nedeniyle duyulan üzüntünün manevi tazminat ödenmesini gerektirmeyeceği, olayın gelişimi ve mahiyeti değerlendirildiğinde, davalı idarenin ağır hizmet kusurunun bulunmadığı, manevi tazminat verilmesini gerektirecek şartların oluşmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen, yukarıda aktarılan gerekçe ile iptal yönünden ve maddi tazminatın 45.197,42 TL kısmı yönünden reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının 16.634,32 TL kısmının kaldırılarak, bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yaz okulunda çalışması nedeniyle elde ettiği gelirin mahsup edilmesinin, 2547 sayılı Kanun’un 40. maddesine aykırı olduğu, maddi tazminatın ve faizin başlangıç tarihinin hukuka aykırı belirlendiği; manevi zararın karşılanmamasında hukuka uyarlık bulunmadığı; davalı idarece, davacının görevini açıkça ihmal etmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi ve iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığının tespiti ile maddi tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği; faizin başlangıç tarihinin İdare Mahkemesince hatalı belirlenmesine karşın, İstinaf Mahkemesince buna ilişkin hüküm verilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Dava idarece savunma verilmemiş olup; davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava; Çankaya Üniversitesi … Fakültesi … Bölümünde profesör olarak görev yapan davacının, 30.06.2016 tarihi itibarıyla sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Rektörlüğün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeni ile uğranıldığı öne sürülen 5.000,00 TL manevi ve 61.831,74 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; ”İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” kuralı yer almıştır.
2547 sayılı Kanun ek 5. maddesinin 2. fıkrasında; ”Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfca hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.” kuralı yer almıştır.
31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ”Mütevelli heyet” başlığını taşıyan 20. maddesinin 1. fıkrasında, ”Vakıf yükseköğretim kurumunun en yüksek karar organı olan mütevelli heyet, vakıf yükseköğretim kurumunun tüzel kişiliğini temsil eder.” kuralı; aynı maddenin 4. fıkrasında, ”Mütevelli heyet, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını, öğretim elemanı dışındaki personelin terfilerini ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini kabul eder ve uygulamaları izler. Öğrencilerden alınacak ücretleri tespit eder. Ayrıca Yükseköğretim Kurulu’nun olumlu görüşü alınmak suretiyle vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.” kuralı; ”Akademik organlar” başlığını taşıyan 21. maddesinde; ”Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar, devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Bu konuda mütevelli heyetin yetkileri saklıdır. Vakıf üniversiteleri ve yüksek teknoloji enstitülerinin yöneticisi rektör, vakıf meslek yüksekokulunun yöneticisi müdürdür. Rektör ve senatonun dört yıl için seçeceği bir profesör, Üniversitelerarası Kurulun üyeleridir.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları”, idari dava türleri arasında sayılmış, böylece, mahkemelerce idari işlemin yargısal denetimi yapılırken, işlemin mevzuatla belirlenen makam veya merci tarafından tesis edilip edilmediğinin araştırılacağı kurala bağlanmıştır.
Bir kamu görevlisi, kurul ya da organın idare adına karar verebilme ve işlem tesis edebilme gücü olarak tanımlanan yetki, idari işlemin kurucu unsuru olup, yargısal denetim yapılırken ilk önce işlemin yetki unsurunun hukuka uygun olup olmadığı incelenmektedir. Bir kişi, kurul ya da organın herhangi bir idari işlem bakımından yetkili kabul edilebilmesi için hukuka uygun şekilde görevlendirilmiş yani yetkilendirilmiş olması gereklidir. İdare hukukundaki kanunilik ilkesi gereğince, bir hukuk kuralı ile verilmeyen yetki kullanılarak tesis edilen işlem, hukuka aykırı olacaktır.
Yargı mercilerince yetki unsurunda sakatlık tespit edildiği takdirde işlemin diğer unsurlar bakımından incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Bununla birlikte yetki unsuru, kamu düzeniyle ilgili olduğundan, idari yargı mercileri, kanun yolu incelemeleri dahil, davanın hangi safhası olursa olsun yetki unsurunda sakatlık tespit ettikleri takdirde işlemin iptaline karar vermek zorundadırlar.
Yüksek yargı içtihatlarında; yetki kurallarının dar ve kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda olduğu, yetki kullanımının tercihe, keyfe ve takdire bağlı olmadığı, yetki kullanımındaki usulsüzlüklerin, fonksiyon gaspı, yetki gaspı veya yetki tecavüzü hallerini meydana getireceği, kural olarak yetkinin bizzat kullanılacağı, kanun tarafından oluşturulan yetki düzeninin, yine kanun tarafından izin verilmediği sürece, idare veya o yetkiyi kullanmak ile yükümlendirilmiş makamlarca değiştirilemeyeceği, yetki devrinin Kanunun açıkça izin verdiği durumlarda yapılabileceği, bir makamın yetkisinin başka bir kişiye devredilebilmesi için yetki devri konusunda da mevzuatla yetkili kılınması gerektiği, zira yasa koyucu tarafından belli bir yetkiyi kullanma gücü ile donatılmış bir makamın, yasa koyucunun iradesi hilafına, kanunda açık bir düzenleme bulunmaksızın, bu yetkisini başka bir makama devretmesinin, yetki devredilen makamı yetkili kılmadığı gibi, hem yetki devrine ilişkin işlemin hem de bu yöntemle yapılan yetki devrine dayanılarak tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı hale geleceği, yetkisiz kişi, kurul ya da organın yaptığı işlemin, sonradan yetkili makam tarafından kabul edilmesi veya icazet verilmesi yoluyla o işlemin hukuka uygun hale dönüştürülemeyeceği, istikrarlı şekilde vurgulanmaktad
2547 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi gereği, vakıf yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerinin yapılması, atamaları ve görevden alınmalarının onaylanması mütevelli heyetince yapılacak olup; mütevelli heyet, vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilecektir.
Dairemizin 14.09.2022 tarih ve E:2019/9781 sayılı Ara Kararıyla, davacının iş sözleşmesinin sonlandırılması konusunda mütevelli heyetince alınmış bir kararın bulunup bulunmadığının sorulmasına, bu yönde karar mevcut ise bu kararın onaylı ve okunaklı bir örneğinin istenilmesine ve mütevelli heyetince, 2547 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi kapsamında bir yetki devri yapılıp yapılmadığının sorularak, yetki devri yapılmış ise dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce yetki devrine ilişkin olarak tesis edilen işlemin onaylı örneğinin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmişse de, davalı İdare tarafından verilen cevaptan; davacının iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemin mütevelli heyetin onayı ile tesis edilmediği gibi mütevelli heyetçe kullanılabilecek bu yetkinin rektöre devredildiğine ilişkin mütevelli heyet kararının da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı İdarece, Çankaya Üniversitesi Ana Yönetmeliği’nin ”Başkanın görev ve yetkileri” başlığını taşıyan 8/1-e maddesi ile mütevelli heyet başkanına, üniversitede görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanlarıyla diğer personelin sözleşmelerini, atamalarını, terfilerini ve görevden alınmalarını mütevelli heyet adına onaylamak görev ve yetkisinin tanındığı, dava konusu işlemin bu çerçevede mütevelli heyet başkanı tarafından tesis edildiği öne sürülmüşse de, 2547 sayılı Kanun’un ek 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan mütevelli heyetin yetkilerini, vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine devredebileceği yönündeki amir yasa hükmü karşısında, Çankaya Üniversitesi Ana Yönetmeliği’nin 8/1-e maddesinin uygulanmasının, üst hukuk normlarına aykırı olacağı açıktır. Bununla birlikte, mütevelli heyetin, yetkilerini mütevelli heyet başkanına devri, heyetin fiilen işlememesi sonucunu doğuracağından, bu yönde bir yetki devrinin kabulüne imkan bulunmadığı da kabul edilmelidir.
Bu bağlamda; 2547 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi uyarınca, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemin, mütevelli heyet onayı ile veya mütevelli heyetin yetkisini devrettiği vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticisi tarafından tesis edilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık taşımaması nedeniyle, İstinaf Mahkemesinin kararın sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte; davacı ve davalı idarenin maddi tazminat ve faiz başlangıcına ilişkin temyiz istemleri bakımından; İstinaf Mahkemesince, davacının görevde olmadığı süre içerisinde, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde, yaz okulunda verdiği dersler karşılığında elde ettiği gelirin maddi tazminat miktarından mahsup edilerek, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmek suretiyle bu yönde istinaf istemlerinin reddedildiği dikkate alındığında, buna ilişkin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda aktarılan GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 03/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.