Danıştay Kararı 9. Daire 2021/4073 E. 2022/5377 K. 03.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/4073 E.  ,  2022/5377 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4073
Karar No : 2022/5377

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Adi Ortaklığı
1-… İnş. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
2-… San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
3-… İnş. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı adi ortaklık tarafından, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan İzmir İli, Konak İlçesi, … Mah.,… Ada,… parselde kayıtlı binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin inşaat ve tadilat ruhsat harcı adı altında tahsil edilen toplam 302.407,34 -TL tutarındaki harç ve ücretlerin iadesi talebiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, dava konusu taşınmazda 6306 sayılı Yasa kapsamında yeniden inşa edilecek yapı ile ilgili olarak ödenen inşaat ve tadilat ruhsat harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen tutarın iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı; dava konusu inşaat ruhsatı (yeni yapı) ile tadilat ruhsatı harcının iki farklı tarihte alınmış olması nedeniyle iki ayrı başlık altında değerlendirmek gerektiği; 30/06/2017 tarihinde ödenen 93.481,52 TL tutarındaki (yeni yapı) inşaat ruhsat harcı yönünden yapılan değerlendirmede; dosyada yer alan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısında dava konusu parselde bulunan yapının riskli yapı niteliğinde olduğunun belirtildiği, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca 6306 sayılı Kanun kapsamında dönüşüme uğrayan binaların harçtan istisna tutulması gerektiği, binanın yeniden inşa edilmesi nedeni ile davacıdan tahsil edilen harcın iadesine ilişkin talebin reddinde hukuka uyarlık görülmediği;14/02/2018 tarihinde ödenen 208.925,82 TL tutarındaki tadilat ruhsat harcı yönünden yapılan değerlendirmede; 6306 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 10.fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan halinde, “riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması hâlinde, yapıların mevcut alanları için daha önce belediyelerce alınan harç ve ücretlere ilave olarak, sadece kullanım maksadı değişiklikleri ile yapı alanındaki artışlar için hesaplanan harç ve ücret farklarının alınacağı”düzenlemesinin yer aldığı, anılan fıkranın 29/11/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7153 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değiştirilen son halinde ise; “Riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması halinde, fonksiyon değişikliğine bakılmaksızın, mevcut inşaat alanının bir buçuk katına kadar olan yeni inşaat alanı için belediyelerce harç ve ücret alınmaz.” hükmüne yer verildiği,anılan Kanun’un 24.maddesinde, madde gerekçesi olarak, “onuncu fıkrada yapılan değişiklik ile belediyelerce alınması gereken harçlar bakımından uygulamada yaşanan problemler gözetilerek, riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması halinde yeni inşaat alanının ne kadarı için harç ve ücret ödeneceği açıkça düzenlenmektedir.” ifadelerine yer verildiği; mevzuat hükümleri incelendiğinde, tadilat ruhsat harcı alınabilmesi için yapılaşma alanında artış veya kullanım maksadı değişikliğinin olması gerektiğinin görüldüğü, 30/06/2017 tarihli yapı ruhsatı ile tadilat ruhsat artışına konu tadilat yapı ruhsatı karşılaştırıldığında, kullanım maksadı değişikliğinin de, yapılaşma alanında artışın da bulunmadığının anlaşıldığı; bu durumda, yapılaşma alanında artış olduğundan bahisle alınan tadilat ruhsat harcında ve iadesi isteminin reddinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, ödenen harçların ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti :Olayda; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısı ile dava konusu parselde yer alan taşınmazdaki yapının riskli yapı tespitinin onaylandığı anlaşıldığından 6306 sayılı Kanun’un 7/9. maddesi uyarınca ilave harç alınıp alınmayacağının tespiti amacıyla 04/02/2021 tarihli ara kararla söz konusu taşınmaza ilişkin inşat ruhsatı alınmadan önce riskli yapının arazideki mevcut hali ile inşaatı planlanan ve ruhsata bağlanmış hali arasında yapı alanında artış ve kullanım maksadı değişikliği olup olmadığına dair yapılan tespitlerin ve 1/1000 ölçekli imar plan paftasının davalı idareden istenildiği,davalı idarece gönderilen belgelerin incelenmesinden, riskli bina tespit raporu inceleme formunda yıkılan binanın bir katlı, tek bağımsız bölümlü tek bir iş yeri olduğu, binanın projesinin olmadığı, yapı alanının 2.469,00 metrekare olduğu, belediyece 10 bağımsız bölüm iş yeri, 346 bağımsız bölüm mesken, 4 kapıcı dairesi ve ortak alanlardan oluşan toplam 49.037,17 metrekareyi kapsayan yeni yapı ruhsatı düzenlendiği, kullanım maksadı değişikliği ve yaklaşık 20 kat alan artışı olduğunun anlaşıldığı;bu durumda, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olduğu tartışmasız olan taşınmaza ilişkin olarak 30/07/2017 tarihli yapı ruhsatında ve 14/02/2018 tarihli tadilat ruhsatında, kullanım maksadı değişikliği ve buna bağlı yapı alanında artış söz konusu olduğundan, anılan Kanun kapsamında yapılan işlemlerin belediyelerce alınan harçlardan muaf olmadığı, dolayısıyla, davacı tarafından ödenen harçların iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine idair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne,
kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu inşaat ruhsat harcının 6306 sayılı Kanun’un 7/9.maddesi, tadilat ruhsat harcının ise 7/10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bina riskli yapı olduğu için inşaat ruhsat harcından,tadilat ruhsatı aşamasında yapı alanında artış olmadığından dolayı da tadilat ruhsat harcından da muaf olunması gerektiği, anılan Kanun’un amacının dikkate alınmadığı, temyize konu kararın çelişkiler içerdiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden,uyuşmazlıkta, davacı … Adi Ortaklığı’nın … İnş. A.Ş.,… İnşaat Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. ve … İnş. ve Tic. Ltd. Şti.’nden oluştuğu, söz konusu şirketlerin dava konusu İzmir İli, Konak İlçesi, … Mah.,… Ada,… parselde yapılacak yeni yapı inşaatı için 30/09/2016 tarihli noter onaylı adi ortaklık sözleşmesi yaptıkları,akabinde inşa edilen yapıya ilişkin inşaat ve tadilat ruhsat harcı adı altında davalı idarece tahsil edilen tutarların iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddi üzerine de adi ortaklık adına bakılmakta olan davanın açıldığı, dava dilekçesinin … İnş. A.Ş. ve … İnş. ve Tic. Ltd. Şti.’nin vekilleri Av…. ile … Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin vekili Av. … tarafından imzalandığı,Vergi Mahkemesinin davanın kabulü yolundaki kararının her iki vekile de tebliğ edildiği,Bölge İdare Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin kararının da adi ortaklığı oluşturan üç şirketin vekiline ayrı ayrı ve … İnş. A.Ş. ve diğerleri olarak Av….’a tebliğ edildiği görülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesinde, adi ortaklık sözleşmesinin, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olduğu,622.maddesinde, ortakların niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlü oldukları, 638. maddesinin 3. fıkrasında ise, ortakların, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiştir.
Uyluşmazlıkta,davacı adi ortaklığı oluşturan şirketlerden ikisinin dava konusu işleme ilişkin olarak Bölge İdare Mahkemesince işin esası incelenmek suretiyle verilen temyize konu karara ilişkin süresinde temyiz isteminde bulundukları,temyiz incelemesi sonucunda verilecek kararın ortakların müselsilen sorumlu oldukları ve ortaklık adına ödenen harç ve ücretlerin iadesi için birlikte tesis ettirdikleri işleme ilişkin olduğu görüldüğünden … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin … İnş. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … tarih ve E:…,K:…,Temyiz No:… sayılı kararı kaldırıldıktan sonra işin esasına geçildi:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Davacı adi ortaklık tarafından, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan İzmir İli, Konak İlçesi, … Mah.,… Ada,… parselde kayıtlı binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin inşaat ve tadilat ruhsat harcı adı altında tahsil edilen toplam 302.407,34 -TL tutarındaki harç ve ücretlerin iadesi talebiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesinin 3. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” 4. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir” hükmü bulunmaktadır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un “İdare Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ile ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki: İptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği, “Vergi Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 6. maddesinde; vergi mahkemelerinin genel bütçeye ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları, çözümleyeceği belirtilmiştir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinde, belediyelerin bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili oldukları, belediyeye tekel olarak verilmiş işlerin kendi özel hükümlerine tabi olduğu düzenlenmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinde de, büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek, büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18. maddesinin f bendinde; Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak tarifeleri belirlemek belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Kanunda yer alan idari yargı düzeni içindeki görev ayrımına ait düzenlemelere göre idare mahkemeleri idari yargı düzeninde genel görevli mahkemeler olarak kabul edilmiş, vergi mahkemeleri ise yalnızca, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılınmıştır. Dolayısıyla 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sınırları gösterilen ve vergi mahkemelerinin bu görev alanı dışında kalan idari davaların görüm ve çözümünde idare mahkemeleri görevlidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesi ile verginin yasallığı ilkesi benimsenerek, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla koyulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilerek, verginin yasallığı ilkesi ile keyfi ve takdiri uygulamaları önleyecek ilkelerin kanunda yer alması zorunluluğu getirilmiş, bireylerin temel hak ve hürriyetleri devlete karşı korunmuştur. Bu kapsamda vergide yasallık ilkesi gereği vergiyi doğuran olayın, verginin konusunun, matrahının ve oranının kanun ile belirlenmesini gerektirmektedir. Ayrıca, verginin yasallığı ilkesi, verginin yanında, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri de kapsamaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, özel görevli olan vergi mahkemeleri belediyelere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli olduğundan ve verginin yasallığı ilkesi uyarınca vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin sadece kanunla koyulabileceği, değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği göz önüne alındığında, öncelikle, davalı belediye tarafından belediye meclisince çıkartılan tarife esas alınarak tahakkuk ettirilen ücretin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi suretiyle davanın çözümünde görevli mahkeme belirlenmelidir.
Dava konusu ücret, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediyelere verilen yetkiye istinaden harç ve katılma payı yapılmayan konularda ilgililerin isteği üzerine belediyelerce sunulacak her türlü hizmetin karşılığı olup, belediye meclisince belirlenen tarife uyarınca alındığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, Anayasanın 73. maddesinde yer alan verginin yasallığı ilkesi uyarınca “ücret” in vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak nitelendirilemeyeceği, aksi durumda, belediye meclislerine verilen yetkinin “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi olacağı, Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma görev ve yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ait olduğu ve yasama yetkisinin devredilmeyeceği, ayrıca, bir verginin kanunla konulmuş sayılabilmesi için yalnızca konusunun kanunla belirlenmesinin yeterli olmadığı, verginin konusundan başka matrahı, oranı veya miktarı, indirimleri, istisna ve muafiyetleri, tarh, tahakkuk ve tahsil usulleri ile yaptırımları, zaman aşımı vb. konuların da kanunla düzenlenmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında, belediye meclisi kararları ile çıkarılan tarifeler ile ilgili kişilere sunulan hizmetler karşılığında alınan ücretlerin, vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesinin, Anayasa’nın 73. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine verilen ve 14/05/2011 tarih ve 27934 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı kararında, itiraza konu kuralda, belediyelere, 2464 sayılı Kanun’da harç veya katılma payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilecek olan hizmetler için, belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret alma yetkisi verildiği, kural uyarınca, belediyeler tarafından yapılacak bir hizmetin ücret konusu yapılabilmesi için, o hizmetin harç veya katılım payına konu edilmemiş olması ve hizmetten yararlanacak kişilerin bizzat belediyeden bu hizmetin yapılmasını talep etmiş olmaları gerektiği, kuralın verdiği yetki çerçevesinde belediye meclislerince ücret tarifesine konu edilebilecek hizmetlerin, kişilerin tamamen kendi isteklerine ve tercihlerine bağlı olarak yararlanacakları hizmetler olduğu, verginin kanuniliği ilkesinin, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirdiği ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kıldığı, buna göre vergide, yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesinin zorunlu olduğu belirtilerek, itiraz konusu kuralla belediye meclislerine verilenin, “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen “ücret”in vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle 97. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.
Yine, Anayasa Mahkemesi’nin 2015/10008 Başvuru Numaralı 04/04/2019 tarihli kararında, 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı karar alıntılanarak, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediye meclislerine verilen ücret adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen ücretin vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ücret tarifesini düzenleme yetkisinin 5393 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (f) bendine göre belediye meclislerine ait bulunduğu, 2464 sayılı Kanun’da harç ve harcamalara katılma payı dışında ilgililerin isteği üzerine ücret karşılığı olarak belediyeler tarafından yapılacak işlerin tek tek sayılmadığı, ücret karşılığı belediyelerce yapılacak işlerin belirlenmesi noktasında belediye meclislerine Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde kalmak kaydıyla geniş takdir yetkisi tanındığı vurgulanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adi ortaklık tarafından, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan dava konusu parselde kayıtlı binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin inşaat ve tadilat ruhsat harcı adı altında tahsil edilen toplam 302.407,34 -TL tutarındaki harç ve ücretlerin iadesi talebiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemiyle işbu davanın açıldığı ve Vergi Mahkemesince davanın kabulü yolunda verilen karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesince kabul edilerek,kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Daha önceki Dairemiz kararlarında, vergi mahkemelerinde açılan davalarda, ücretin vergi mahkemelerinin görev alanına girdiği kabul edilerek esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmak suretiyle kararlar verilmiş ise de, Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan 02/12/2021 tarihli toplantıda bu konuda içtihat değişikliğine gidilmiş olup, özel görevli olan vergi mahkemelerinin sadece Kanun’da sayılan uyuşmazlık türlerini çözmekle görevli olduğu göz önüne alındığında, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesine dayanılarak davalı belediye meclis kararı ile belirlenen tarife uyarınca talep edilen ücretin, vergi mahkemelerinin görev alanına giren vergi, resim ve harç ile benzeri mali bir yükümlülük olmadığı, bu sebeple de dava konusu işlemin iadesi istenilen ücrete ilişkin kısmının genel görevli yargı merci olan idare mahkemesinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, iadesi istenilen tutarların inşaat ve tadilat ruhsat harcı adı altında tahsil edilen bina inşaat harcı, yangın tesisat ücreti,havalandırma tesisatı proje onay ücreti ve inşaat ruhsat tetkik ücretine ilişkin olduğu ve Mahkemece, 2464 sayılı Kanun kapsamında ödenen tutarların harç mı, ücret mi olduğu hususunda inceleme yapılmayıp, 6306 sayılı Kanun uyarınca muafiyet kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle karar verildiği anlaşıldığından, ödenen tutarların Kanuni dayanağının araştırılması ve 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince Vergi Mahkemesinin görevine girmeyen ücrete ilişkin bir tutarın olması durumunda, ücretin genel görevli yargı merci olan idare mahkemesinin görev alanına girdiği hususu göz önünde bulundurularak, söz konusu tahsilatlar yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken Bölge İdare Mahkemesince bu konuda değerlendirme yapılmadan verilen kararın bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 03/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.