Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/9677 E. , 2022/6202 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9677
Karar No : 2022/6202
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, kanuni temsilcisi olduğu … Tütün Mamülleri Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden adına tesis edilen ihtiyati haciz işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının kanuni temsilcisi olduğu … Tütün Mamülleri Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.’nin 2016 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu’yla bulunan matrah farkları nedeniyle 2016 yılına ilişkin olarak tarhiyat yapıldığı, tarhiyatın 13/08/2018 tarihinde elektronik tebliğ ile tebliğ edildiği, davacıdan 09/08/2018 tarihli yazı ile 6183 sayılı Kanun gereğince teminat istendiği, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun’un 13/1-3 maddeleri gereği ihtiyati haciz kararı alındığı, olayda, vergi incelemesinin 27/07/2018 tarihi itibarıyla tamamlandığının anlaşıldığı, 6183 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre teminat istenilmesi ve 13/1. maddesine göre ihtiyati haciz kararı alınması bu aşamada mümkün olmadığından, bu madde uyarınca davacı hakkında tesis olunan dava konusu ihtiyati haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemde 6183 sayılı Kanun’un 13/3. maddesinin de dayanak olarak gösterildiği, bu madde uyarınca ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için borçlunun kaçması, kaçma ihtimali bulunması, hileli yollara sapması gibi bir durum bulunması ve bu durumun varlığının idarece ortaya konulması gerekli ve zorunlu bulunduğu, uyuşmazlıkta ise davalı idarece sadece inceleme ve tarhiyat yapıldığı hususunun ileri sürüldüğü, bu yönde bir iddia ve yine bu yönde bir bilgi ve belge de ortaya konulamadığından anılan hüküm uyarınca da ihtiyati haciz kararı alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin kabulü ile hukuka aykırı olan Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 03/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri alacağını korumaya yönelik işlemler olduğundan, bu işlemler öncelikle asıl kamu borçlusu, diğer bir anlatımla verginin mükellefi veya sorumlusu hakkında tesis edilebilecektir. Söz konusu işlemlerin bu aşamada kanuni temsilciler hakkında uygulanmasına olanak bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “teminat isteme” başlıklı 9. maddesinde; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği belirtilmiş; aynı Kanunun 13. maddesinin 1. bendinde, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise, 3. bendinde de, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması veya hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır.
Mezkur Kanun’un yukarıda sözü edilen maddelerinde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkukun, kamu alacağının cebren tahsil ve takibine yönelik işlemler olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik, dolayısıyla amme alacağını koruyucu niteliği bulunan işlemler olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, 6183 sayılı Kanunda yer alan teminat, verginin ödenmemesi halinde oluşacak “muhtemel zararı önlemek” amacıyla verginin güvence altına alınmasına yönelik bir işlem; haciz, doğrudan doğruya alacağın ödenmesine yönelik bir icra takip işlemi olup ihtiyati haciz ise, kamu borçlusunun menkul ve gayrimenkul malları ile alacak ve haklarına gelecekte yapılacak cebren tahsil sürecinin borçlu tarafından engellenmesini ya da büyük ölçüde zorlaştırılmasını önlemek amacıyla düzenlenmiş bir kurumdur. Başka bir deyişle, kamu alacaklarının güvence altına alınmasında ihtiyati haciz, kamu alacağının vadesinin beklenmesi alacağın tahsilini tehlikeye düşürecekse ödeme süresi beklenmeden vadesinden önce uygulanan bir güvenlik müessesesidir. İhtiyati haciz, icra takibi bütünü içinde asıl amaç olmayıp bu amaca ulaşmaya yardımcı olan bir basamaktır. İhtiyati haczi kesin hacizden ayıran en önemli özellik de budur.
Öte yandan, 12 Kasım 2022 tarih ve 32011 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun E:2021/6, K:2022/2 sayılı kararında; vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında ihtiyati haciz işlemi tesis edilip edilemeyeceği konusunda Danıştay Üçüncü ve Dokuzuncu Daireleri kararları ile Danıştay Dördüncü, Yedinci Daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu kararları arasındaki aykırılığın, içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesinin Danıştay Başkanı tarafından istenilmesi üzerine inceleme yapıldığı, anılan kararın sonuç kısmında; vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında ihtiyati haciz işlemi tesis edilip edilemeyeceği konusunda Danıştay Üçüncü ve Dokuzuncu Daireleri kararları ile Danıştay Dördüncü, Yedinci Daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu kararları arasında var olan içtihat aykırılığının içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, ”vergi incelenmesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 1. bendine göre ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyeceği” yönünde birleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, bu haliyle inceleme sonuçlandıktan sonra ancak tarhiyat yapılmadan önce (ihbarnamenin tebliği) 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1. bendine göre işlem tesis edilebileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2016 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu’yla bulunan matrah farkları nedeniyle 2016 yılına ilişkin olarak şirket adına tarhiyat yapıldığı, cezalı tarhiyatın 14/08/2018 tarihinde elektronik tebliğ ile tebliğ edildiği, davacıya 09/08/2018 tarihinde tebliğ edilen yazı ile 6183 sayılı Kanun gereğince kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçlarına ilişkin teminat istenerek yasal süre verildiği ve ihtiyati haciz kararı alınması üzerine ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, … Tütün Mamülleri Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin vergi ve ceza ihbarnamelerinin anılan şirkete tebliğ edildiği tarihten önce dava konusu işlemin tesis edildiği, 6183 sayılı Kanun’da yer alan ihtiyati haciz müessesesinin henüz kamu alacağı olma niteliği kazanmamış vergi ve cezaların, tahakkuk ettikleri tarihte karşılaşılabilecek tahsil imkansızlığına bir önlem olarak öngörüldüğü, dolayısıyla henüz tahakkuk etmemiş vergi ve cezalar hakkında, kamu alacağının güvenceye bağlanması amacıyla ihtiyati haciz kararı alınarak uygulanmasının mümkün olduğu anlaşılmakla, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.