Danıştay Kararı 13. Daire 2022/3455 E. 2022/3974 K. 03.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/3455 E.  ,  2022/3974 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3455
Karar No:2022/3974

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Sigorta Fonu …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Bankası A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sigorta prim matrahlarının belirlenmesinde hatalı uygulama yapılması nedeniyle prim farkı oluştuğundan bahisle Aralık 2006-Eylül 2007 tarihleri arasında dört prim dönemine ilişkin 3.060.730,57-TL tutarındaki tasarruf mevduatı sigorta prim farkının ödenmesinin istenilmesine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile faiziyle birlikte ödenen 6.939.046,52-TL’nin iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce, Dairemizin 22/12/2020 tarih ve E:2014/4489, K:2020/3768 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacı Banka nezdinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yapılan denetim sonucu düzenlenen Aralık 2006-Eylül 2007 dönemine ilişkin 06/07/2012 tarih ve 14/11/2012 tarihli raporlar ile Ocak 2008-Eylül 2012 dönemine ilişkin 23/01/2012 ve 06/07/2012 tarihli raporlar Fona gönderilmiş, raporlarda, gerçek kişilerin ticari işletmelerine ilişkin hesaplar hariç olmak üzere, eksik tasarruf mevduatı sigorta primlerinin belirlendiği, Bankanın sunduğu belgelerdeki eksiklik ve bankadaki sistemin yapısından kaynaklanan sorunlar nedeniyle gerçek kişilerin ticari işletmelerine ilişkin sigorta matrahı ve priminin hesaplanamadığı, gerçek kişilere ait olan hesaplardaki herhangi bir ticari işletmeye ait olduğu ibraz ve ispat edilemeyen işlemlerin belirlenmesi ve bu nedenle eksik ödenen prim tutarının hesaplanması için davacı Bankaya 04/01/2013 tarihine kadar süre verildiği, Bankaca bunun üzerine sunulan yazı ve eklerinde belirtilen eksikliklerin tamamlanmaması üzerine 28/03/2013 tarihli yazı ile eksiklikler ve açıklanması gereken hususlar belirtilerek bu hususların açıklanması için davacı Bankaya 05/04/2013 tarihine kadar süre verildiği, davacı Bankaca 08/04/2013 tarihli yazı ile konu hakkında açıklamalarda bulunulmasının akabinde BDDK denetim ekibince düzenlenen 06/06/2013 tarihli raporda; defaatle davacı Bankadan gerçek kişilerin ticari işletmelerine ilişkin bazı bilgi ve belgeler istenmesine rağmen bu belgelerin ısrarla sunulmadığı, bu nedenle Bankada ticari işleme konu edildiği ispat edilemeyen gerçek kişilerin ticari işletmelerine ait bütün mevduat hesaplarının tasarruf mevduatı olarak değerlendirilmesi gerektiği, nitekim Bankaca ibrazı istenen belgelerin sunulmaması ve Bankada müşterilerden beyan alınma uygulamasının bulunmamasının bu durumu zorunlu kıldığı, bu durumda Banka tarafından yeni metodolojiye uygun olarak yapılan hesaplamaların BDDK ile paylaşılması sonrasında prim farkı tutarlarının belirleneceği hususlarına yer verildiği, ardından düzenlenen 13/11/2013 tarihli ek raporda; denetim ekibinin yazılı taleplerinin Banka tarafından çeşitli gerekçeler ileri sürülerek yerine getirilmemesi nedeniyle bilgi işlem sistemi ve ilgili veri tabanında yer alan bilgilerin tetkikinde eksik prim ödemesi bulunduğu hususlarına yer verilmesi üzerine 2006-2007 dönemleri (4 prim dönemi) için 3.060.730,57-TL prim farkının ödenmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin tesis edildiği, anılan işlemin iptali ve faiziyle birlikte ödenen 6.939.046,52-TL’nin iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, ticari işlemlere konu olan tasarruf mevduatı hesapları prime esas matrahın tespitinde dikkate alınmaması gerektiği hâlde, BDDK denetim elemanlarınca hazırlanan mütalaada, gerçek kişi ticari müşteri olarak sisteme tanımlanan şahısların tüm mevduat hesaplarının tasarruf saikiyle tutulduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, sigorta primine esas alınan matrah içerisinde yer alan ticari nitelikteki mevduatın tespit edilerek, bu miktarın düşülmesi suretiyle hesaplama yapılarak prim talep edilmesi gerektiğinden, ayrım yapılmaksızın gerçek kişi ticari müşterilerin tüm mevduat hesapları esas alınmak suretiyle prim hesaplanarak davacı Banka’dan talep edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Banka tarafından ticari işletmeye ait olduğu belgelenen ve BDDK denetim elemanlarına sunulan hesapların prime esas matraha dahil edilmediği, sigorta prim matrahını oluşturan tutarların doğruluğunun BDDK tarafından yapılan denetimlerle tespit edilerek inceleme neticesinde hazırlanan raporların gerekli işlemler yapılmak üzere Fon’a gönderildiği, sigorta priminin hesabında esas alınacak mudi hesaplarından hangisinin gerçek kişi tasarruf mevduatı, hangisinin ticari mevduat olduğu ayrımını yapmanın bankanın görevinde olduğu, bankaların basiretli tacir gibi davranmaları gerektiği, Fon’un üstlendiği kamusal görevi eksiksiz yerine getirmekle yükümlü bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davacı tarafından, dava konusu işleme dayanak alınan raporları hazırlayan murakıpların tamamının Fethullahçı Terör Örgütü ile iltisakı ve irtibatı nedeniyle BDDK ile ilişiğinin kesildiği, bu kişiler tarafından düzenlenen raporların dikkate alınamayacağı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.