DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/607 E. , 2022/3087 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/607
Karar No : 2022/3087
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/09/2021 tarih ve E:2018/5052, K:2021/2663 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/09/2021 tarih ve E:2018/5052, K:2021/2663 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza davası açıldığı ve Yargıtay … Ceza Dairesinin E:…sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyeliğine seçilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı; davacının ikametinde yapılan arama neticesinde FETÖ/PDY liderine ait “Kırık Testi, Kitap ve Sünnet Perspektifinde Kader, Fasıldan Fasıla 4, Bir Kırık Dilekçe” isimli kitapların bulunması hususunun, davacı hakkında yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlem tesis edilirken herhangi bir delile dayanılmadığı ve delillerin sonradan ikame edildiği, bu delillerin kabul edilemeyeceği; olağanüstü hal döneminde alınan tedbirlerin bu süreçle sınırlı ve geçici olarak uygulanabileceği, kalıcı ve sürekli tedbirler alınamayacağı; işlemin ceza niteliğinde olduğu; savunmasının alınmayarak savunma hakkı ile adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği; anayasal hakimlik teminatının ve 2802 sayılı Kanun’un işlevsiz hale getirildiği; işlem tesis edilmeden önce tanınması gereken hakların yargılama aşamasında tanınmış olmasının işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği; soruşturma yapılmadığı, bu çerçevede bilgilendirilmediği ve savunma için yeterli süre verilmediği; kişiselleştirme yapılmadan işlem tesis edildiği; Daire kararında, bazı usuli eksikliklerin sonradan giderilebileceğine dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına yer verilmişse de bu kararların ceza yargılamasıyla ilgili bulunduğu, idari yargıya uygulanamayacağı; işlemdeki bu eksikliklerin Dairece giderilmesinin idari işlemlere hukukilik vasfı kazandıramayacağı; işlemin ceza hukuku anlamında ceza olması sebebiyle ceza muhakemesi teminatlarının kendisine sağlanması gerektiği, bu çerçevede suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği; bir ceza soruşturması olmaksızın özel hayatına ve aile hayatına ilişkin bilgilerin toplandığı; bu bilgilerin delil olarak kullanılamayacağı, bu suretle özel hayatına ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği; gerekçeli karar hakkının çiğnendiği; işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hakkında meslekle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğuracak hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı; ceza yargılamasında farklı kararlar verilen tüm kişiler hakkında idari işlemlerin meslekten çıkarma olarak uygulanmasının ölçülülük ilkesine uygun olmadığı; sadakat yükümlülüğünün işlemin dayanağı kanun hükmünde kararnamede yer almadığı; sonradan ilan edilmiş terör örgütüne, önceki fiiller gerekçe gösterilerek üye olunduğu gerekçesiyle sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasının hukukun genel ilkelerine uygun olmadığı; bu durumun suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile öngörülebilirlik ilkesine aykırı bulunduğu; somut delil gösterilmeksizin ve şahsileştirme yapılmaksızın işlem tesis edildiği ve bu durumun temel hak ve özgürlüklerini, çekirdek haklarını ihlal ettiği; milletlerarası hukuktan doğan mükellefiyetlerin de ihlal edildiği; Daire kararında, işlemin tesis edildiği tarihteki hiçbir olaya dayanılmadığı; söz konusu örgütle irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair somut hiçbir delil bulunmadığı; hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiği; örgütün Hâkimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde Yargıtay üyeliğine seçilmiş olmasının irtibat ve iltisak tespitine esas olamayacağı, sadece bir tanığın soyut ifadesinden böyle bir tespit yapılmasının hukuka aykırı olduğu gibi o dönemde seçilen üyeleri de zan altında bıraktığı; evinde çok eskiden kalma bandrollü kitapların bulunması hususuna dayanılmasının hukuka uygun olmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, Yargıtay … Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/09/2021 tarih ve E:2018/5052, K:2021/2663 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 03/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.