Danıştay Kararı 8. Daire 2018/5220 E. 2022/6180 K. 02.11.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/5220 E.  ,  2022/6180 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5220
Karar No : 2022/6180

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dava, davacıların çocuğu ile kardeşi …’ın 21/03/2013 tarihinde Zonguldak ili, Gökçebey ilçesi sınırları içerisindeki Gökçebey Cumhuriyet İlköğretim Okulu bahçesinde top oynarken okul yanındaki dereye düşüp boğularak vefat etmesi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen müteveffanın Annesi … için 5.000,00-TL maddi, Babası … için 5.000,00-TL maddi ve Kardeşi … için 1.000,00-TL maddi olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak toplam 11.000,00-TL maddi ve Annesi için 75.000,00-TL manevi, Babası için 75.000,00-TL manevi, Kardeşi için 30.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 180.000,00-TL manevi zararın olay tarihinden (21/03/2013) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında; … Asliye Ceza Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu dereyi ıslah etmeyip, duvarla çevirmeyen ve çevrede önlem almayan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Gökçebey Belediyesinin …’ın dereye düşüp, boğulmasında birinci derecede kusurlu olduklarının, Milli Eğitim Müdürlüğünün ise okulun çevre duvarının yapılması için verdiği dilekçenin gereğini zamanında yaptırmadığı, yeterli önlem almadığı, sorumlulukta lakayıt davrandığı için ikinci derecede kusurlu olduğunun belirtildiği, bu bilirkişi raporunun ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin karar verilmeye yeterli bulunduğu, çocuk ve kardeşlerinin ölümü sonucu davacıların büyük elem ve üzüntü duyduklarının açık olduğu, bilirkişi incelemesi sonucu anne ve babanın ayrıca destekten yoksun kaldıkları saptanarak ödenecek tazminat miktarının belirlendiği gerekçesiyle anne için 48.306,00-TL, baba için 35.086,00-TL olmak üzere maddi tazminat isteminin kabulü ile maddi tazminatın anne yönünden 5.000,00-TL’sinin ve baba yönünden 5.000,00-TL’sinin davalı idarelere ilk ön başvuru tarihi olarak kabul edilen 20/01/2016 tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faiziyle birlikte, kabul edilen maddi tazminat bakiye miktarları yönünden ise davacı anne için hükmedilen 43.306,00- TL’sinin ve davacı baba için hükmedilen 48.306,00-TL’sinin ise davacıların artırım dilekçesinin davalı idarelere ilk tebliğ tarihi olan 18/09/2017 tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, kardeş için 1.000,00-TL’lik maddi tazminat isteminin ise reddine, manevi tazminat isteminin kabülü ile anneye 75.000,00-TL, babaya 75.000,00-TL kardeşe 30.000,00-TL manevi tazminatın 20.01.2016 tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınıp, davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, müteveffanın kusur durumunun incelenmesi gerektiği, Gökçebey Belediye Başkanlığı tarafından, kendilerine ait olmayan bir alan ile ilgili olarak sorumlu tutulamayacağı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ise belediyenin koruma tedbirlerini almakla mükellef olduğu olay yeri ile alakalı olarak kendilerinin sorumluluğuna gidilemeyeceği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek-1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü;

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” kuralına yer verilmiştir.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesinde; “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.” hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenlemenin bulunmadığı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden İdare Mahkemesince kararda yer verilen … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasına sunulan 10/02/2014 havale tarihli kusur bilirkişi raporunda, 16/05/2014 ve 26/11/2014 tarihli heyet halindeki (üçlü) kusur bilirkişisi raporlarında davalı idarelerin kusur durumlarına ilişkin olarak oransal bir tespite gidilmeyerek, birinci derece kusurlu ve ikinci derece kusurlu şekilde kusur nitelendirilmesi yapıldığı, hüküm fıkrasında ise tazmin edilmesine karar verilen miktar bakımından davacılara karşı davalı idarelerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna hükmedildiği görülmektedir.
Bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. Maddesinde belirtildiği üzere hakimin bilirkişi raporlarında belirtilen kusur nitelendirmelerine bağlı olmadan diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirme yaparak kararını verebileceği açık olduğundan, Mahkemece dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilerek davalı idarelerin, kusur durumlarının eşit olarak belirlenip hüküm fıkrasında davacılara ödenmesi gereken miktar bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmeyerek belirtilen açıklama ile onanması gerektiği kanaatine varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen AÇIKLAMA İLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 02/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Dava, davacıların çocuğu ile kardeşi …’ın 21/03/2013 tarihinde Zonguldak ili, Gökçebey ilçesi sınırları içerisindeki … İlköğretim Okulu bahçesinde top oynarken okul yanındaki dereye düşüp boğularak vefat etmesi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, idarelerin kusurlarının tespitinin yapıldığı … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporlarında zarara neden olayda Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Gökçebey Belediye Başkanlığı’nın ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün birinci derece ve ikinci derece kusurlu olduğu belirtilerek, maddi tazminat isteminin 83.392,00-TL’lik kısmının, manevi tazminat isteminin ise 180.000,00 TL’lik kısmının kabulüne karar verilmiş; ancak davalı idarelerin kusur durumları bilirkişilerce birinci ve ikinci derece şekilde tespit edilmesine karşın maddi ve manevi tazminat yönünden idarelerin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına hükmedilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin tazmin sorumluluğu için gerekli bir unsur olan hizmet kusuru; hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde tezahür edebilir. Bu nedenlerle oluşacak somut, gerçek zararın idarece tazmin edilmesi gerekliliği ise idare hukukunun temel ilkelerindendir.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, zarar gören kişinin veya bir başkasının (bir başka idarenin) kusurlu olması durumunda ortadan kalkması veya idarenin kusur oranını azaltacak ölçüde zayıflaması mümkündür.
Bu bağlamda kamu idarelerinin kusurlu sorumluluklarına dayanılan tam yargı davalarında, hiç kimsenin bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, her bir idarenin hangi kusurlu hizmeti sebebiyle ne oranda kusurlu olduğunun da belirlenmesi ve zararın bu oranlar uyarınca tazminine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin miktarın tamamından davalı idareleri müştereken ve müteselsilen sorumlu tutan mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davalıların temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.