Danıştay Kararı 10. Daire 2019/7247 E. 2022/4911 K. 02.11.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/7247 E.  ,  2022/4911 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/7247
Karar No : 2022/4911

DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

DAVANIN KONUSU :16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik;
1- 7. maddesinin 2. fıkrasının,
2- 9. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarının,
3- 10. maddesinin 1. fıkrasının,
iptali ile Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 9. maddesinin son fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından;
7. maddenin 2. fıkrası yönünden; düzenlemenin subjektif bir içeriğe sahip olduğu, sağlık tesisinin insan gücü ve diğer kaynaklarının değerlendirme kriterlerinin ne olduğunun belli olmadığı, dayanak Kanunda böyle bir düzenleme olmadığı, düzenleme ile personelin tabi olduğu mevzuat bir kenera bırakılarak personel planlaması yapılmak istenildiği;
9. maddenin 1., 2. ve 3. fıkraları yönünden; 1. fıkranın dayanak Kanun hükmüne aykırı olduğu, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde böyle bir düzenleme bulunmadığı, 2. fıkrada, 2547 sayılı Kanun ve Yüksek Öğretim Personel Kanunu ile düzenlenen sağlık personelinin çeşitli hak ve görevlerinin bir Yönetmelik maddesi ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı başhekime bırakılmasının yasama yetkisinin devri anlamına geldiği, 3. fıkra hükmünün, özel kanunlar ile düzenlenen çalışma biçimi, yetki ve sorumlulukların tüm personel bakımından yönetmelik maddesi ile değiştirileceği anlamına geldiği;
10. maddenin 1. fıkrası yönünden; uzmanlık eğitimi konusunda ihtisaslaşmış üniversite yetkilerinin Bakanlığa devredilmesinin hukuka aykırı olduğu
Anayasa’ya aykırılık iddiası yönünden; 3359 sayılı Kanunu’nun Ek 9. maddesinin son fıkrasının, Anayasa’nın 2., 124., 130. maddelerine aykırı olduğu,
iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından;
7. maddenin 2. fıkrası yönünden; değişikliğin Sağlık Bakanlığı teşkilatında yapılan değişikliklere uyum sağlamak maksadını haiz olduğu, sağlık tesisinin insan gücü ve diğer kaynaklarının değerlendirme kriterlerinin Kanun ve Yönetmeliğin diğer hükümleri ile belirli olduğu (3359 sayılı Kanun ek-9/1, dava konusu Yönetmeliğin 4. ve 5. maddeleri);
9. maddenin 1., 2. ve 3. fıkraları yönünden; değişikliğin Sağlık Bakanlığı teşkilatında yapılan değişikliklere uyum sağlamak maksadını haiz olduğu, dayanak Kanunda birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği ve tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceğinin açıkça düzenlendiği, eğitim-araştırma faaliyetlerinin ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği;
10. maddenin 1. fıkrası yönünden; 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanıma tâbi birden fazla tesis olabileceği, her bir tesisin geneli için tesiste verilecek eğitim hizmetlerinden sorumlu olarak dekana yardımcı olmak üzere bir eğitim sorumlusu görevlendirileceği öngörülerek eğitim sorumlusunun görevlendirilme usulünün düzenlendiği, Kanun’un 6745 sayılı Kanun ile değişik mevcut hükmünün önceki düzenlemeden farklı olduğu, Yönetmelikte bu farklı durumun gözetildiği, 3359 sayılı Kanun ve Yönetmeliğin 8. maddesinde birilikte kullanılan sağlık tesisinde verilen eğitimin “tamamından sorumlu” olarak yapılacak görevlendirmenin düzenlendiği, Kanun hükmünün birim/program bazlı düzenleme getirmediği, program/birim eğitim sorumluluğu hususunda ek 9. madde ile birlikte bu maddenin yaptığı atıf çerçevesinde aynı Kanun’un ek 1. maddesi hükmünün uygulanacağı, bu çerçevede bu alanda başhekimin sorumlu olduğu, davacı tarafın, “tesis eğitim sorumlusu” ile “birim eğitim sorumlusu” kavramları aynı kavramlarmış gibi Kanuna aykırılık iddialarını ileri sürdüğü, iptali istenilen Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan program yöneticisi ile Yönetmeliğin 8. maddesinde düzenlenen eğitim sorumlusu kavramlarının, uzmanlık eğitimlerinin birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde kurum ve birim bazında yapılmasına göre ayrım göstermekte olduğu, eğitim hizmetlerinin yerine getirilmesinden genel olarak dekan yetkili ve sorumlu ise de; birlikte kullanım ve işbirliği mevzuatına göre başhekimin sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dahil olmak üzere eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu, bu konuda dekan ile işbirliği içerisinde çalıştığı göz önüne alındığında, eğitim sorumlusunun dekan tarafından; klinikte yürütülen uzmanlık eğitimi programlarının planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olan program yöneticisinin ve idari işleyişten sorumlu idari sorumlunun başhekim tarafından görevlendirilmesinin mevzuata uygun olduğu, davacının Anayasa aykırılık iddiasının yerinde olmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresi ile 10. maddesinin 1. fıkrasının iptaline, 9. maddesinin 3. fıkrasının “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresi dışında kalan kısmı yönünden davanın reddine, 7. maddesinin 2. fıkrası, 9. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 04/03/2020 tarihli ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapıldığı, bu değişikliklerin bir kısmının düzenlemelerin esasını etkilemediği, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı, diğer değişiklikler bakımından, her ne kadar dava konusu Yönetmelik 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla yargısal denetime tabi tutulması gerektiği, ayrıca yeni Yönetmelikte de dava konusu düzenlemelere aynı veya benzer şekilde yer verildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak işin esasına geçildi:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, anılan Yönetmelik ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasının, Yönetmeliğin 9. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarının, 10. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasa’ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
6745 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu ve Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarih ve E:2016/181, K:2018/111 sayılı kararı ile iptal talebinin reddine karar verilmiş olduğu anlaşıldığından, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.

İlgili Mevzuat:
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun – dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle – ek 9. maddesinde, “Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir. Ancak, büyükşehir olan iller dışındaki illerde eğitim ve araştırma hizmetleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca biri tarafından verilebilir. Bu illerde Bakanlık ve bağlı kuruluşları ile üniversiteler, tıp lisans eğitimi ve/veya tıpta uzmanlık eğitimi için ortak kullanım ve işbirliği yapar.
Birlikte kullanılacak sağlık tesisleri için, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı ile üniversite rektörü arasında birlikte kullanım protokolü akdedilir.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütülür. Dekan, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendirir. Başhekim aynı zamanda üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılır. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir ve tesis, üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetilir. Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin kamu hastane birliği kapsamında olması hâlinde, o tesise ait yönetici görevlendirmeleri kamu hastaneleri birliği mevzuatı çerçevesinde yapılır. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde mesai sonrası hizmetler için 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre ilave ücret alınmaz.
Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak ve birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmak kaydıyla birleştirilir. Ancak borcun mevcut bir taşınıra ilişkin olması durumunda protokolün imza tarihinden önceki borçlar, sağlık tesisinin döner sermaye bütçesinden karşılanır.
Birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli öğretim elemanları dâhil tüm personel; ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık, nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirmekle ve bu kapsamda kendilerine yapılan davete icabet etmekle yükümlüdür. Bu şekilde nöbet tutan öğretim üyelerine de 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde ve eğitim görevlisi için belirlenmiş olan gösterge rakamı üzerinden nöbet ücreti ödenir.
2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendinde sayılan ve ilgili fakültenin temel tıp bilimlerinde görev yapan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi ile birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde fiilen görev yapan personele, üniversite personeli için 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları, Bakanlık ve bağlı kuruluşları personeli için ise 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen ek ödeme matrahı ve tavan ek ödeme oranları esas alınarak Bakanlığın tabi olduğu ek ödeme mevzuatı doğrultusunda ek ödeme yapılır. Üniversite rektörü, rektör yardımcıları, genel sekreteri, ilgili birimin dekanı ve dekan yardımcılarına 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince yönetici payı olarak yapılacak ek ödeme, birlikte kullanımdaki sağlık tesisinin döner sermaye hesabından yapılır.
Birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan personelin disiplin ve tüm özlük işlemleri kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre yürütülür.
Üniversite tarafından, birlikte kullanılan kurum ve kuruluşlarda görevli personelin profesör ve doçent kadrolarına atanabilmesi için Bakanlığa ve bağlı kuruluşlarına ait eğitim görevlisi kadroları da kullanılabilir.
Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının sağlık tesisleri ile üniversitelerin sağlık bilimleri eğitimi veren birimleri arasında, döner sermayeleri ayrı olmak suretiyle sağlık hizmeti sunumu, eğitim, araştırma, halk sağlığını geliştirme ve kurumların diğer faaliyet alanlarında işbirliği yapılabilir. İşbirliği protokolleri, üniversitenin ve ilgisine göre Bakanlık birimleri veya bağlı kuruluşlarının teklifi üzerine, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü alınarak vali ile rektör arasında imzalanır. Üniversitenin sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerinde görev yapan öğretim elemanlarından işbirliği kapsamında Bakanlık ve bağlı kuruluşları sağlık tesislerinde ya da Bakanlık ve bağlı kuruluşları personelinden üniversitede çalıştırılacaklar, karşılıklı mutabakat ile protokol eki liste ile belirlenir.
Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” yönünde düzenlemeye yer verilmiştir.
Anılan Kanun hükmüne dayanılarak Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve bu Yönetmelik Sağlık Bakanlığı tarafından 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Dava konusu Yönetmeliğin, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşü bakımından incelenmesi;
İdare Hukukunda “usul” idari işlemin yapılmasında izlenen yol demektir. Dava konusu Yönetmeliğin çıkarılmasında izlenecek yol da; 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 07/09/2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile değişik son fıkrasında belirlenmiş ve “Birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemelere ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığının ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmek suretiyle Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan Yönetmelik için, Yükseköğretim Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının (Mülga Maliye Bakanlığının) uygun görüşünü alma şartı getirilmiştir.
Uygun görüş, alınması ve uyulması zorunlu olan görüştür. Uygun görüş danışmasında görüşün alınmaması ve görüşe uyulmaması bir asli usul sakatlığıdır. Uygun görüşün yokluğu kamu düzenine ilişkin bir sorundur; hâkim tarafından resen dikkate alınır. Bu kurala uyulmaması, yapılan asıl işlemin sakatlığı ve iptal edilmesi sonucunu doğurur. (Kemal Gözler, İdare Hukuku, İkinci Baskı, I.Cilt, Bursa 2009, s.862-863) Bununla birlikte verilen görüşe uyulması zorunluluğu, şüphesiz görüşün ve dayanağının hukuka, mevzuata, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olması halinde söz konusudur. Esasen bu durum, Hukuk Devleti, normlar hiyerarşisi ve kanuni idare ilkelerinin de doğal sonucudur.
Uyuşmazlıkta, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/03/2022 tarih ve E:2019/7247 sayılı ara kararı ile, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığına (Mülga Maliye Bakanlığına), dava konusu Yönetmelik değişikliğine uygun görüş verilip verilmediği sorularak anılan idarelerden buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi; Sağlık Bakanlığına ise Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Maliye Bakanlığından uygun görüş alınıp alınmadığı sorularak, anılan idareden buna ilişkin taslak ve belgelerin gönderilmesi istenilmiştir.
Ara kararına cevaben gönderilen evrak ile Dairemizin E:2019/9996 sayılı esasına kayıtlı dosyanın birlikte incelenmesinden, Sağlık Bakanlığı tarafından yönetmelik değişiklik taslağına ilişkin olarak … tarih ve … sayılı yazı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Maliye Bakanlığından görüş istendiği, anılan yazıya istinaden Maliye Bakanlığının …. tarih ve … sayılı yazısı ekinde sunduğu görüş formunda dava konusu maddelere ilişkin olumlu ya da olumsuz bir görüşe yer verilmediği; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile söz konusu Yönetmelik Taslağı hakkında ilgili kurul/komisyonlarca gerekli incelemeler yapıldıktan sonra Kurul görüşünün bildirileceği hususunun Sağlık Bakanlığına iletildiği, akabinde Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 18/10/2017 tarihli toplantısında yönetmelik değişiklik taslağının görüşüldüğü, karara bağlanan hususların Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Personel Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile Sağlık Bakanlığına iletildiği, dava konusu maddelere ilişkin olumlu ya da olumsuz bir görüşe yer verilmediği, bilahare konunun Yükseköğretim Yürütme Kurulunun … tarih ve … numaralı oturumunda ele alındığı, anılan oturumda oluşturulan ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ekinde Sağlık Bakanlığına gönderilen görüş formunda, dava konusu maddelere ilişkin olumlu ya da olumsuz herhangi bir görüşün yer almadığı görülmektedir.
Bu durumda, söz konusu Yönetmeliğin dava konusu maddelerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca olumlu ya da olumsuz herhangi bir görüş bildirilmemesi suretiyle uygun görüş verildiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, Sağlık Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile, dava konusu Yönetmelik çerçevesinde hazırlanan “Protokol Taslağı” hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından talep edilen görüşe istinaden Yükseköğretim Yürütme Kurulunun … tarih (dava konusu Yönetmelik değişikliğinden sonra) ve … numaralı oturumunda alınan kararla, dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları yönünden protokolün uygulanmasında eğitim-öğretim açısından ciddi aksaklıklara sebebiyet vereceği belirtilerek, madde metninin kendi önerileri doğrultusunda değiştirilmesinin uygun olacağı Sağlık Bakanlığına bildirilmiş ise de, anılan idarece Yönetmelik değişikliği taslağına ilişkin görüşün daha önce … tarih ve …sayılı yazı ile gönderildiği dikkate alındığında, Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra protokol taslağına ilişkin görüş yazısında belirtilen husustan hareketle, anılan idarece dava konusu Yönetmelik değişikliğinin 10. maddesinin 1. ve 5. fıkraları yönünden uygun görülmediğinin kabul edilemeyeceği açıktır.
Bu nedenle Yönetmeliğin şekil unsuru yönünden hukuka uygun olduğu görülmekle dava konusu maddelerinin diğer unsurlar yönünden hukuka uygunluk denetimine geçilmiştir.

1) Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrası yönünden incelenmesi;
16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Protokolün imzalanması, feshi ve diğer uygulama esasları” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, “Birlikte kullanım protokolü imzalanacak sağlık tesisinin insan gücü ve diğer tüm kaynakları hakkında, hastanenin bağlı bulunduğu kamu hastaneler birliği genel sekreteri başkanlığında, hastane yöneticisi ve Dekandan oluşan komisyon tarafından ön değerlendirme raporu hazırlanır. Ön değerlendirme raporu, protokol imzalanacak sağlık tesisi için alınacak uygun görüş yazısı ekinde yer alır.” kuralı yer almakta iken, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile “Birlikte kullanım protokolü imzalanacak sağlık tesisinin insan gücü ve diğer tüm kaynakları hakkında, hastanenin bulunduğu İl’in İl Sağlık Müdürünün başkanlığında, Başhekim ve Dekandan oluşan komisyon tarafından ön değerlendirme raporu hazırlanır. Ön değerlendirme raporu, protokol imzalanacak sağlık tesisi için alınacak uygun görüş yazısı ekinde yer alır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 1. fıkrasında, “Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumları; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti sunumu için insan gücü, mali kaynak, fiziki donanım, bina, tıbbi cihaz ve diğer kaynakları karşılıklı olarak aşağıdaki usul ve esaslara göre birlikte kullanabilir.” düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
Öte yandan, 25/08/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile 663 sayılı -dava konusu Yönetmelik tarihindeki adıyla- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 7. maddesinde yapılan değişiklikle Kamu Hastaneleri Kurumu, “Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü” adıyla Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatının bir hizmet birimi haline getirilmiştir.
Bu haliyle, birlikte kullanılacak sağlık tesisinin tüm kaynakları hakkında Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisini temsilen başhekim ve üniversitenin tıp ve/veya diş hekimliği fakültesini temsilen dekanın katılımıyla oluşturulacak komisyon tarafından bir ön değerlendirme yapılmasının, bu komisyonun çalışmalarının söz konusu tesisin bulunduğu ilde, Sağlık Bakanlığının üst düzey görevlisi olan il sağlık müdürünün başkanlığında yürütülmesinin, protokol öncesi hazırlık çalışmalarının ve birlikte kullanımın fizibilitesinin yapılmasının işin doğası ve hizmet gereği olduğu, dava konusu değişikliğin Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı anlaşıldığından, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

2) Yönetmeliğin 9. maddesi yönünden incelenmesi;
16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Sağlık tesislerinin işletilmesi” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Kurum tarafından bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Kurumun tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir. Birlikte kullanılan sağlık tesisinin hastane yöneticisi, üniversitenin görüşü alınarak ilgili mevzuat uyarınca atanır ve işlemler Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun tabi olduğu mevzuat çerçevesinde yürütülür.
(2) Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.
(3) Birlikte kullanılan sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli personeller, öğretim elemanları ile eğitim görevlileri dâhil tüm tabipler eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yanında, ilgili mevzuatında öngörülen nöbetler dâhil, sağlık hizmetlerinin aksatılmadan sürekli bir şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaları yerine getirmekle yükümlüdürler.” kuralı düzenlenmişken; anılan fıkralar, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesi ile, “(1) Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisleri, Bakanlık tarafından bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Bakanlığın tâbi olduğu mevzuat uyarınca işletilir. Birlikte kullanılan sağlık tesisinin Başhekimi, üniversitenin görüşü alınarak ilgili mevzuat uyarınca atanır ve işlemler Bakanlığın tabi olduğu mevzuat çerçevesinde yürütülür.
(2) Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere Başhekimin sorumluluğundadır. Başhekim, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.
(3) Birlikte kullanılan sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli personeller, öğretim elemanları ile eğitim görevlileri dâhil tüm tabipler tam zamanlı görev yapar ve eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yanında, ilgili mevzuatında öngörülen nöbetler dâhil, sağlık hizmetlerinin aksatılmadan sürekli bir şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaları yerine getirmekle yükümlüdürler.” şeklinde değiştirilmiştir.

a) 1. fıkra yönünden;
3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin, Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca işletileceği, tesisin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceği, birlikte kullanıma geçilen sağlık tesisinin kamu hastane birliği kapsamında olması halinde, o tesise ait yönetici görevlendirmelerinin kamu hastaneleri birliği mevzuatı çerçevesinde yapılacağı düzenlenmiştir.
Öte yandan, 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Kamu Hastaneleri Kurumu yeniden düzenlenerek Sağlık Bakanlığının bir hizmet birimi haline getirilmiştir.
Bu haliyle, dava konusu düzenleme, dayanak Kanun’un tekrarı mahiyetinde olduğu ve dava konusu değişikliğin Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılması nedeniyle yapıldığı anlaşıldığından, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

b) 2. fıkra yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin “Sağlık tesislerinin işletilmesi” başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında, “Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” kuralı düzenlenmişken; anılan fıkra, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesi ile, “Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere Başhekimin sorumluluğundadır. Başhekim, eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan ve verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda Dekan ile işbirliği içinde çalışır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dahil olmak üzere ilgili mevzuata göre ilgili fakülte dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; anılan sağlık tesislerinin üniversitenin görüşü alınarak Bakanlıkça atanan başhekim tarafından Bakanlığın tabi olduğu mevzuat uyarınca yönetilip işletileceği ve başhekimin üniversite yönünden sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürü sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Dava konusu düzenleme ile aynı konuyu düzenleyen mülga 03/05/2014 tarihli ve 28989 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında “Sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmeti, üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dâhil olmak üzere hastane yöneticisinin sorumluluğundadır. Hastane yöneticisi, bu hizmetlerin aksamadan ve en verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkilidir ve bu konuda dekanla işbirliği içinde çalışır.” hükmüne yer verilmiş; anılan hükmün, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/04/2015 tarihli ve E:2014/5232 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Kararın gerekçesi; “Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde birlikte kullanılacak sağlık tesislerinin işletilmesi düzenlenmiş olup, maddenin 2. bendinde; üniversite personelinin sağlık hizmeti sunumu da dahil olmak üzere sağlık tesisindeki her türlü sağlık ve destek hizmetinin, hastane yöneticisinin sorumluluğu altında olduğu, hastane yöneticisinin bu hizmetlerin aksamadan ve en verimli şekilde yürütülmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu ve bu konuda dekanla işbirliği içinde çalışacağı belirtilmiştir.
Sağlık tesislerinin birlikte kullanımı, sağlık hizmet sunumu ve eğitim ve araştırma hizmetleri olmak üzere iki temel unsur üzerine kurulmaktadır. Sağlık hizmet sunumunun kalitesi ve verimliliği büyük önem arz etmekle birlikte, sağlık eğitimindeki kalite ve verimliliğin azalması halinde, uzun vadede sağlık hizmet sunumunun da bundan olumsuz etkileneceği dikkate alındığında, birlikte kullanımdaki tesislerdeki sağlık hizmet sunumunun eğitime herhangi bir olumsuzluk oluşturmayacak şekilde yürütülmesi esas olmalıdır.
Bu bağlamda, birlikte kullanılan tesislerde 3359 sayılı Kanunun Ek 9. maddesi uyarınca görevlendirilen hastane yöneticisinin sağlık hizmetinin aksatılmadan ve verimli bir şekilde yürütülmesinden sorumlu olduğu ve bu kapsamda bir takım tedbirleri alma görev ve yükümlülüğü bulunmaktaysa da bu tedbirlerin sınırının eğitim hizmetlerinin aksatılmaması olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Yönetmelik taslağının hazırlanması aşamasında Yükseköğretim Kurulunun taslağa ilişkin görüşlerinin yer aldığı çalışmada, madde bendinin ‘hastane yöneticisinin, her türlü sağlık ve destek hizmeti ile üniversite personelinin sağlık hizmet sunumunu, eğitimi aksatmayacak şekilde yürütülmesini sağlayacağı’ şeklinde düzenlenmesinin uygun olacağı yolunda görüş verdiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu bentte birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde, hastane yöneticisinin sorumluluğu ve bu konularda her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu belirlenirken, eğitimin aksatılmamasına ilişkin bir koşul gözetilmeksizin yapılan eksik düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.” şeklindedir.
Anılan karara karşı davacının itirazı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca kabul edilmiş, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından müştereken çıkarılmadığı gerekçesi ile Yönetmeliğin tamamının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, ardından Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 07/06/2017 tarihli ve E:2014/5232, K:2017/3223 sayılı kararı ile Yönetmeliğin iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenlemenin yukarıda bahsedilen yürütmenin durdurulması kararında yer verilen gerekçe göz önünde bulundurularak ve bu gerekçeye uygun olarak ihdas edildiği, 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ana Yönetmelik ile arasındaki tek farkın, “hastane yöneticisi” yerine “başhekim” ifadesine yer verilmesi olduğu, söz konusu tanımlamanın ise dayanak 3359 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinin 3. fıkrasına uygun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

c) 3. fıkra yönünden;
Dava konusu değişiklik ile, birlikte kullanılan sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli personel, öğretim elemanları ile eğitim görevlileri dâhil tüm tabiplerin tam zamanlı görev yapacağı kuralı getirilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 7. fıkrasında, birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan personelin disiplin ve tüm özlük işlemlerinin kadrosunun bulunduğu kurumun ilgili mevzuatına göre yürütüleceği açıkça düzenlenmiş olup, birlikte kullanılan sağlık tesisinde görev yapan tüm personelin özlük işlemleri yönünden kendi mevzuatına tabi olacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Nitekim, bu kurala uygun olarak da Yönetmeliğin 14. maddesinde aynı yönde düzenlemeye yer verilmiştir.
Buna göre, çeşitli mevzuat hükümleri gereği (1219 sayılı Tababet ve Şaubatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gibi) farklı çalışma rejimlerine tabi olan personel bakımından, anılan düzenlemede “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresine yer verilmesi uygulamada karmaşaya sebebiyet vereceği gibi üst hukuk normuna ve tam gün yasası olarak bilinen ilgili düzenlemelere yönelik Anayasa Mahkemesi kararlarına da aykırı olacaktır.
Bu nedenle, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 8. maddesi ile değiştirilen asıl Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu düzenlemenin, “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresi dışında kalan kısmının, 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 5. fıkrasının, birlikte kullanımdaki sağlık tesisleri ve ilgili birimlerde görevli öğretim elemanları dâhil tüm personelin ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık, nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirmekle ve bu kapsamda kendilerine yapılan davete icabet etmekle yükümlü oldukları yönündeki amir hükmüne uygun şekilde düzenlendiği anlaşıldığından, belirtilen kısımlarda üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

3) Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrası yönünden incelenmesi;
Mülga 16/06/2016 tarihli ve 29744 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin dava konusu düzenleme ile benzer düzenleme içeren 8. maddesinde, birlikte kullanılacak sağlık tesislerinde görev yapacak klinik, laboratuar ve eğitim sorumlularının görev ve yetkileri düzenlenmiş; maddenin 1. fıkrasında, birlikte kullanımdaki tesislerde başhekimin de görüşü alınarak hastane yöneticisi tarafından bir eğitim sorumlusu ile bir idari sorumlu görevlendirilebileceği, birimin eğitim sorumlusuna aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebileceği, sağlık tesisinde görev yapan profesör, doçent ve/veya eğitim görevlileri arasından bir kişinin dekanın uygun görüşüyle klinik ve/veya laboratuvar eğitim sorumlusu olarak görevlendirileceği, profesör, doçent veya eğitim görevlisi bulunmadığı durumlarda bir yılını doldurmuş yardımcı doçent veya başasistanlar arasından aynı usulle görevlendirileceği, klinik ve laboratuvarlarda idari sorumlunun, öğretim üyesi, eğitim görevlisi veya uzman tabip olarak görev yapan personel arasından bir yıllık süreyle görevlendirileceği düzenlenmiş; maddenin ikinci fıkrasında, eğitim hizmetleri sorumlusunun, müfredat ve akademik takvime uygun olarak mezuniyet öncesi eğitimler ile ilgili mevzuat çerçevesinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olduğu; 3. fıkrasında ise, idari sorumlunun, ilgili klinik veya laboratuvarın sevk ve idaresi, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olduğu düzenlenmiştir.
Anılan düzenlemenin 1. fıkrasının eğitim sorumlusunun görevlendirilmesine ilişkin kısımları Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 07/06/2017 tarih ve E:2016/8173 sayılı kararı ile; “dava konusu Yönetmeliğin dayanağı 3359 sayılı Kanunun Ek 9. maddesindeki tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu yönündeki açık düzenleme karşısında, eğitim sorumlusunun Kanuna uygun olarak dekan tarafından belirlemesi gerekirken, eğitim sorumlusunun başhekimin de görüşü alınmak sûretiyle hastane yöneticisi tarafından görevlendirilmesi ve eğitim sorumlusu olarak görevlendirilecek kişi belirlenirken dekanın görüşüne müracaat edilmesi yönünde yapılan düzenlemede üst hukuk normlarına uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle hukuka aykırı bulunarak, ilgili hükmün yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Ardından 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri” başlıklı 10. maddesinde;
“(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Dekan tarafından hastane yöneticisinin de görüşü alınarak her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.
(2) Program yöneticisi, müfredata uygun olarak ilgili mevzuat çerçevesinde tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumludur.
(3) İdari sorumlu, ilgili klinik ve laboratuvarda sunulan sağlık hizmetinin yirmi dört saat esasına göre kesintisiz olarak yürütülmesi ve verimlilik ölçütlerinin gerektirdiği yönetsel önlemlerin alınması, mevcut kaynakların müşterek ve verimli bir şekilde kullanılması ile diğer birimler ve hastane yönetimiyle olan ilişkileri yürütmekle görevli olup; bu görevlerin yürütülmesinden hastane yöneticisine karşı sorumludur.
(4) Program yöneticisi ve idari sorumlunun farklı kişiler olması halinde bunlar işbirliği ve uyum içerisinde çalışır.
(5) Program yöneticisi, programa dâhil olan tüm eğiticilerle birlikte eğitim programını hazırlayarak, hastane yöneticisinin uygun görüşü ile birlikte ana dallarda ilgili anabilim dalı başkanı, yan dallarda ise bilim dalı başkanı aracılığıyla Dekana sunarak eğitim programını onaylatır. Eğitim programında değişiklik olması halinde hastane yöneticisine bilgi verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan düzenlemeye karşı açılan davalarda, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/03/2022 tarihli ve E:2019/7059, K:2022/1728 sayılı, E:2019/7060, K:2022/1730 sayılı kararlarıyla anılan madde yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
2017 Yönetmeliğinin “Program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkileri” başlıklı 10. maddesi hükmünde tanımlanan program yöneticisi ile mülga 2016 Yönetmeliğinin 8. maddesinde tanımlanan eğitim hizmetleri sorumlusunun tıpta uzmanlık eğitimi yönünden aynı sorumluluklarla donatıldığı görülmektedir.
Son olarak, dava konusu 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Yönetmeliğin 9. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 10. maddesinde yapılan değişiklikle, maddenin 1. fıkrası, “(1) Birlikte kullanımdaki tesislerde Başhekim tarafından her uzmanlık eğitimi programı yürütülen birim için uzmanlık eğitimi mevzuatındaki şartları haiz bir program yöneticisi ile bir idari sorumlu görevlendirilir. Program yöneticisine aynı zamanda idari sorumluluk görevi de verilebilir.” şeklinde değiştirilerek program yöneticisi ve idari sorumlunun hastane yöneticisinin görüşü alınarak dekan tarafından seçilmesi kuralından vazgeçilmiş, başhekim tarafından seçileceği yönünde düzenlemeye gidilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin 3. fıkrasında, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, ilgili mevzuata göre tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği; dekanın, hastane yöneticisinin görüşünü alarak varsa profesör, yoksa doçent unvanını haiz öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini eğitim sorumlusu olarak görevlendireceği açıkça düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye uygun olarak 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Eğitim hizmetleri” başlıklı 8. maddesinde, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde tıp ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimleri dekanın yetki ve sorumluluğuna bırakılmış, eğitim hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için dekanın, başhekimin görüşünü alarak varsa profesör yoksa doçent unvanlı öğretim üyelerinden birini, doçent de yoksa yardımcı doçent veya eğitim görevlilerinden birini ilgili sağlık tesisinin eğitiminden sorumlu olarak görevlendireceği belirtilmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu değişiklikle program yöneticisi ve idari sorumlunun görev ve yetkilerinin düzenlendiği 10. maddenin 1. fıkrasında, birlikte kullanımdaki tesislerde tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin planlanması, yürütülmesi ve denetiminden sorumlu olan program yöneticisini görevlendirme yetkisi başhekime bırakılmıştır. Yönetmeliğin dayanağı Kanun maddesinde tıpta uzmanlık ve lisans eğitimlerinin, Sağlık Bakanlığı uzmanlık öğrencilerinin eğitimi de dâhil olmak üzere, tıp fakültesi dekanının yetki ve sorumluluğunda olduğu yönündeki açık düzenleme karşısında, program yöneticisinin Kanuna uygun olarak dekan tarafından belirlemesi gerekirken, anılan maddede program yöneticisinin başhekim tarafından görevlendirilmesi yönünde yapılan düzenleme üst hukuk normlarına aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin bu hususa riayet edilmeksizin dava konusu işlem ile yeniden düzenlenen 10. maddesinin 1. fıkrası hükmünde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 16/06/2017 tarihli ve 30098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin, 08/05/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresi ile 10. maddesinin 1. fıkrasının İPTALİNE oy birliğiyle,
2. Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasının “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresi dışında kalan kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle,
3. Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrası ile 9. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden DAVANIN REDDİNE oy çokluğuyla,
4. Dava kısmen iptal, kısmen ret şeklinde sonuçlandığından aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin … TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL’sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2022 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY – (X) :
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesine, 05/12/2018 tarih ve 30616 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7151 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile iki fıkra eklenmiş, yapılan bu değişikliğin ardından Sağlık Bakanlığı tarafından, Sağlık Bakanlığına Ait Kurum ve Kuruluşlar ile Devlet Üniversitelerinin İlgili Birimlerinin Birlikte Kullanımı ile İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış, dava konusu Yönetmelik 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan anılan Yönetmeliğin 15. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
İptal davasına konu işlemlerin tesis edildikleri tarihteki durumları itibariyle hukuksal değerlendirmeye tabi tutulacakları, idare hukukunun ve idari yargılama usulünün bilinen ilkelerinden olmakla birlikte, dava aşamasında iken idari işlemin usulüne uygun olarak geri alındığı veya yürürlükten kaldırıldığı durumlarda, iptal hükmüne konu olabilecek idari işlemin varlığından söz etmek olanaklı değilse de özellikle belli süreyle de olsa uygulama işlemlerine dayanak alınan düzenleyici işlemler yönünden hukuka uygunluk denetiminin yapılması, iptal davasının “Hukuk Düzeni”nin korunması yolundaki gerçek amacına uygun olandır.
Uyuşmazlıkta; Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “…tam zamanlı görev yapar…” ibaresi ile 10. maddesinin 1. fıkrasının yürütülmesinin durdurulması yolundaki 06/11/2018 tarih ve E:2018/2570 sayılı kararı üzerine, 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikte anılan karara rağmen söz konusu 10. maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemenin benzer şekilde yer alması, 9. maddesinin 3. fıkrasının da yargı kararı gereği yeniden düzenlenmesi sebebiyle, dava konusu Yönetmeliğin, 9. maddesinin 3. fıkrası ile 10. maddesinin 1. fıkrası dışındaki maddeleri bakımından; dava konusu Yönetmeliğin amacını ve dayanağını oluşturan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 9. maddesinde yeni düzenlemelere yer verilmesi ve davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında, davaya konu Yönetmeliğin tamamının yürürlükten kaldırılması nedeniyle bu maddeler hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 10. maddesinin 1. fıkrası dışındaki maddeleri yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.