Danıştay Kararı 7. Daire 2019/2360 E. 2022/4213 K. 02.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/2360 E.  ,  2022/4213 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/2360
Karar No : 2022/4213

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kimyasal İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret
Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Mal Müdürlüğü …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9, 13 ve 17. maddeleri uyarınca alınan ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararları ile tesis edilen ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının “parfüm vb. malların imalatı ve toptan ticareti” faaliyetiyle iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirmesinden sonra kısa süre içerisinde birden fazla merkez değişikliği ile şube açılış ve kapanışı yaptığı, idareye bildirilen faaliyet konularıyla iştigal etmediği ve üretim yapmadığının yoklama fişleri ile ortaya konulduğundan iade talebine konu edilen imalat faaliyetini fiili olarak gerçekleştirmediği, iş yerlerinde işçi, emtia, demirbaş, pos cihazı ve ödeme kaydedici cihaz bulunmadığı, üretim yapılmamasına rağmen kısa süreler içerisinde çok yüksek matrahlar ve indirilecek katma değer vergisi içeren beyannamelerin verildiği, 4760 sayılı Kanun’a ekli (II) sayılı liste yönünden mükellefiyet kaydının bulunmadığı, katma değer vergisi ve Ba-Bs bildirimlerinde motorlu araç ticareti yaptığına dair bilgi veya beyanı olmadığı halde davacı tarafından satışı gerçekleştirilen araçların ilk tescil işlemleri kendi adına yapıldıktan hemen sonra aynı gün veya takip eden gün içerisinde üçüncü kişiler adına tescil edilerek elden çıkarıldığı, tamamına yakının motorlu araç ticareti yapan firmalardan satın alındıktan sonra mahsup işlemini takiben tescil işlemlerinin yapılıp kısa süre içerisinde aynı firmalara satıldığı, iade talepleri 4760 sayılı Kanun’a ekli (I) sayılı listeye ilişkin olmasına karşın, iadelerin mal müdürlüklerince yapılmamasına ilişkin düzenlemenin aşılması amacıyla katma değer vergisi konulu iade talep dilekçesi verilerek yetkisiz mal müdürlüğünce iade yapılmasının sağlandığı, sunulan ÖTV 2A beyannamelerinde araçların bir çoğunun motorlu araç ticareti yapan firmalardan alındığının beyan edilmesine karşın ilk satıcı tarafından beyan edilmesi gereken özel tüketim vergisi tutarlarının motorlu araç ticareti yapmayan davacı şirket tarafından beyan edilmesinin, araçlara ait tahakkuk eden özel tüketim vergisi borçlarının haksız olarak alınan iade tutarlarından mahsup edilmek suretiyle ödendiğini gösterdiği, başka bir deyişle, gerçekte var olmayan üretim nedeniyle haksız olarak iade alınarak emanete alınmış tutarlardan, araçlara ait özel tüketim vergisinin gerçek anlamda ödenmeden mahsup edilmek istenildiği, fiili bir imalata dayanmadan haksız iade mahsup ağı içerisinde araçların özel tüketim vergisi ödenmeden tescilinin sağlandığı ve bir organizasyon dahilinde yüksek kar elde edilerek satıldığı sonucuna ulaşıldığı, bu durumda, söz konusu araçlara ilişkin özel tüketim vergilerinin güvence altına alınması ve amme alacağının tahsil güvenliğinin sağlanması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9, 13 ve 17. maddeleri uyarınca davacı şirket adına tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemler tesis edilirken, borçlunun kaçmasına ilişkin somut tespit yapılmadığı, üçüncü kişilere araç satış işlemlerinde herhangi bir muvazaa bulunmadığı, 6183 sayılı Kanun’da yer alan koşulların olayda mevcut olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.