Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6265 E. , 2022/9121 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6265
Karar No : 2022/9121
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Erzurum İli, Aşkale İlçesi, … Mahallesinde yapılması planlanan “Erişim:… Numaralı IV-A Grubu Patlatmalı Manyezit Ocağı ve Kırma Eleme Yıkama Tesisi” ile ilgili olarak Erzurum Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gereklidir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dosyada bulunan proje tanıtım dosyasında (PTD) ÇED alanı olarak ifade edilen alanın 24,97 hektar olduğu belirtilmişse de, (kararda yer alan) Yönetmelik maddesinde de görüleceği üzere, 25 hektarlık alan sınırının belirlenmesinde kazı ve döküm alanının da dahil edilmesi gerektiği, proje tanıtım dosyasında alan büyüklükleri belirtilen ve kazı ve döküm alanı niteliğinde olan, pasa stok alanı, kırılmış malzeme stok alanı ve diğer alan büyüklükleri dahil edildiğinde, proje alanının 25 hektarlık büyüklükten fazla olduğu, ayrıca ruhsat alanı 818,06 hektar olan ve Yönetmelikte belirtilen 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı anlaşılan faaliyet konusunun, ÇED sürecine tabi olduğu ve çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 8180642 m2’lik ruhsat alanının 249781,334 m2’lik kısmında yapılması planlanan projenin, ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 listesinde yer alması nedeniyle PTD’nin hazırlanarak davalı idareye sunulduğu, bu kapsamda ilgili kurumlardan görüş istenildiği, ancak olumsuz bir görüş bulunmamasına rağmen, patlatma ve kırma eleme olan projenin yerleşim yerlerine olan mesafesinin 350-370 m’de ve olumsuz etkileri (vibrasyon, gürültü, malzeme sıçraması, toz emisyonu vb.) artıracak şekilde üst kotta yer alması, nakliye güzergahının yerleşim yerinden geçmesi, proje alanında ve etki mesafesinde içme suyu deposunun ve içme suyu kaynağının bulunması, söz konusu alanda daha önce yapılan maden arama ile ilgili çok sayıda şikayetin bulunması, projenin yerleşim yerlerini ve yaşam alanlarını daraltacak veya olumsuz etkileyecek olması nedeniyle inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkilerin daha detaylı incelenmesi ve ÇED sürecinde halkın görüşlerinin alınması bakımından ÇED raporu hazırlanması yönünde dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, yerleşim yerinin 410 m mesafede olduğu ve yapılan hesaplamalar neticesinde patlatma nedeniyle oluşacak vibrasyon, hava şoku, taş savurulması ile gürültü bakımından olumsuz bir durum olmadığı, toz hesapları bakımından bir eksiklik söz konusu olduğunda onun da tamamlatılma yoluna gidilebileceği, PTD’de nakliye güzergahına yer verilmediği ve bu durumun eksiklik olarak görülmesi durumunda nihai aşamada yerleşim yerlerinden geçmeyecek şekilde belirlenmesinin amaçlandığı, içme suyuna olan mesafesi bakımından DSİ 8. Bölge Müdürlüğü ile Erzurum Su ve Kanalizasyon İdare Genel Müdürlüğünce olumsuz görüş verilmediği, şikayetler nedeniyle söz konusu projeyle ilgili “ÇED Gereklidir” kararı verilmesinin mevzuatta yerinin olmadığı, proje alanı mera veya orman alanında kalmadığı ve tarım dışı kullanım izni alınacağı, projenin kapasite itibarıyla ÇED Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer aldığı, dolayısıyla “ÇED Gereklidir” kararına ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile aşağıda belirtilen gerekçeyle Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, Erzurum İli, Aşkale İlçesi, … Mahallesinde “Erişim: … Numaralı IV-A Grubu Patlatmalı Manyezit Ocağı ve Kırma Eleme Yıkama Tesisi” projesinin yapılması planlanması nedeniyle hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuştur. PTD’ye göre projenin ruhsat alanının 818,06 hektar, ÇED alanının 24,97 hektar, pasa stok alanının 2,09 hektar, kırılmış malzeme stok alanının 0,14 hektar ve cevher stok alanının 0,24 hektar olarak belirlendiği görülmüştür.
Davalı idare tarafından, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan görüşlerin değerlendirilmesi neticesinde; patlatma ve kırma eleme olan projenin yerleşim yerlerine olan mesafesinin 350-370 m’de ve olumsuz etkileri (vibrasyon, gürültü, malzeme sıçraması, toz emisyonu vb.) artıracak şekilde üst kotta yer alması, nakliye güzergahının yerleşim yerinden geçmesi, proje alanında ve etki mesafesinde içme suyu deposunun ve içme suyu kaynağının bulunması, söz konusu alanda daha önce yapılan maden arama ile ilgili çok sayıda şikayetin bulunması, projenin yerleşim yerlerini ve yaşam alanlarını (tarım, mera, orman alanı, bahçe, yol, su kaynağı vb.) daraltacak veya olumsuz etkileyecek olması nedeniyle inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkilerin daha detaylı incelenmesi ve ÇED sürecinde halkın görüşlerinin alınması amacıyla projeyle ilgili ÇED raporu hazırlanması için 17/12/2021 tarih ve … sayılı “ÇED Gereklidir” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan “ÇED Gereklidir” kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. …” hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını, … ifade eder.” olarak tanımlanmış, 7. maddesinde ise; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” kuralına, 15. maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir.” kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-1 listesinin “Madencilik Projeleri” başlıklı 27. maddesinin (a) bendi; “25 hektar ve üzeri çalışma alanında (Kazı ve döküm alanı toplamı olarak) açık işletmeler” şeklinde düzenlenmiş iken, 26/05/2017 tarih ve 30077 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 13. maddesi ile EK-1 listesinin “Madencilik Projeleri” başlıklı 27. maddesinin (a) bendi; “Ruhsat alanı büyüklüğüne bakılmaksızın 25 hektar ve üzeri çalışma alanında (Kazı ve döküm alanı toplamı olarak) açık işletmeler” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 14/12/2017 günlü, E:2017/2082 ve 28/02/2018 günlü, E:2017/1907 sayılı kararlarıyla yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmiş, bu kararlara karşı yapılan itirazlar ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/05/2018 günlü, YD İtiraz No:2018/177 sayılı ve 19/12/2018 günlü, YD İtiraz No:2018/581 sayılı kararlarıyla reddedilmiştir.
Söz konusu yargı kararının uygulanması amacıyla 14/06/2018 tarih ve 30451 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile; 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-1 listesinin 27 nci maddesinin (a) bendi, “25 hektar ve üzeri çalışma alanında (Kazı ve döküm alanı dâhil) planlanan açık işletmeler veya bu işletmelere ait “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelere ilave olarak planlanan alan artışları” şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan değişikliğin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 26/12/2018 günlü, E:2018/3536 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı idare tarafından itiraz edilmesi üzerine ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2019 günlü, YD İtiraz No: 2019/575 sayılı kararı ile itirazın kabulüne, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin Daire kararının kaldırılmasına ve dava konusu Yönetmelik kuralına yönelik yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan Danıştay Ondördüncü Dairesinin 26/12/2018 günlü, E:2018/3536 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne yönelik kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla 19/04/2019 tarih ve 30750 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile; 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-1 listesinin 27 nci maddesinin (a) bendi, “25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler”şeklinde değiştirilmiştir.
21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Maden Yönetmeliğinin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; “aa) İşletme izni: Bir madenin işletmeye alınabilmesi için ruhsat sahasında belirli bir alanda, belirli bir süreyle verilen Ek-16’da yer alan belgeyi, cc) İşletme ruhsatı: Belirli bir alanda, belirli bir süreyle maden işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen Ek-15’te yer alan yetki belgesini, jj) Maden işletme faaliyetleri: Üretime yönelik hazırlık çalışmaları ve üretim yapılması için gerekli faaliyetleri, kk) Maden işletme projesi: Rezervi üç boyutlu olarak belirlenen bir maden yatağındaki madenin, bir termin planı dahilinde, teknolojik ve ekonomik olarak işletilmesi ile çevresel önlemleri alarak madenin kapanma sonrası rehabilitasyon planlamasını içeren Ek-14’de yer alan temel ve detay mühendislik projesini, mm) Madencilik faaliyetleri: Madenlerin aranması, üretime yönelik hazırlık çalışmaları, üretilmesi, sevkiyatı, cevher hazırlama ve zenginleştirme, atıkların bertarafı, ruhsat sahasındaki stoklama/depolama işlemleri, maden işletmelerinin kapatılması ve çevre ile uyumlu hale getirilmesi ile ilgili tüm faaliyetler ve bu faaliyetlere yönelik tesislerin yapılmasını” ifade edeceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda verilen Madencilik Yönetmeliğindeki düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; işletme ruhsatının, belli bir alanda yapılacak madencilik faaliyetinin belli bir süre ile yürütülebilmesi için gerekli genel bir izin niteliğinde olduğu, aktif olarak fiilen madencilik faaliyeti gerçekleştirilen alandan daha geniş bir alanı ifade ettiği, bir madenin işletmeye alınabilmesi için gerekli olan işletme izninin ise, işletme ruhsatı verilen sahada fiilen işletilen belli bir alanı kapsadığı, maden işletme projesinin ise; fiilen faaliyet gösterilen alana ilişkin olarak hazırlandığı, belirtilen hukuki duruma göre, işletme ruhsatının genel bir izin niteliği taşımasına karşın, bu izne dayanılarak projelerin fiilen gerçeklestirilmesinin işletme iznine bağlı olduğu ve ancak işletme aşamasında proje bazında çevresel etki değerlendirmesinin gerekeceği, başka bir anlatımla, çevresel etki değerlendirmesi yapılırken, ÇED Yönetmeliğinin yukarıda yer verilen ilgili maddelerinde “yüzey alanı” ifadesine karşılık gelen alanın, madencilik faaliyetinin fiilen gerçekleştirileceği, faaliyet konusu maden işletme projesinin kapsadığı alan olan ”işletme izni verilen alan” şeklinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu olayda, her ne kadar İdare Mahkemesince; ruhsat alanı 818,06 hektar olan ve Yönetmelikte belirtilen 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı anlaşılan faaliyet konusunun, ÇED sürecine tabi olduğu gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, ruhsat alanı 25 hektardan büyük olsa dahi, projenin yüzey alanının 25 hektardan küçük olması durumunda, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesi amacıyla anılan Yönetmeliğin Seçme Eleme Kriterlerinin yer aldığı Ek-IV bölümündeki unsurlar yönünden işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, Yönetmelikteki kural gereği 25 hektarlık alan sınırının belirlenmesinde, projenin yüzey alanına kazı ve döküm alanının da dahil edilmesi gerektiği dikkate alındığında, dava konusu projeyle ilgili hazırlanan PTD’de 24,97 hektar olarak belirlenen ÇED alanına, stok alanlarının dahil edilmediği ve bu alanların dahil edilmesi gerektiğinden, projenin yüzey alanının 25 hektarı geçtiği açık olup, dava konusu projeyle ilgili ÇED raporu hazırlanmak suretiyle ÇED sürecinin işletilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, ruhsat alanı 818,06 hektar olan ve Yönetmelikte belirtilen 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı anlaşılan faaliyet konusunun ÇED sürecine tabi olduğu yönündeki gerekçenin çıkartılması suretiyle kararda belirtilen ve yukarıda özetlenen diğer gerekçeyle davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.