Danıştay Kararı 2. Daire 2021/12485 E. 2022/5521 K. 01.11.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/12485 E.  ,  2022/5521 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/12485
Karar No : 2022/5521

KARŞILIKLI TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :
1- DAVACI: … Üniversitesi Vakfı
VEKİLİ: Av. …

2- DAVALI: … Valiliği
… İl Müdürlüğü
… Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca taraflarca aleylerine olan kısımların temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem : Dava; Kocaeli ili Merkez ilçesi … Mahallesi Seymen mevkii … ada … parselde bulunan mülkiyeti Hazineye ait bulunan 1.372,00 m² yüzölçümlü taşınmaz mal üzerinde bulunan binanın öğrenci yurdu olarak kullanılması suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle 02/03/2007-12/06/2008 tarihleri arası dönem için 90.510,00TL ecrimisil istenilmesine ilişkin … günlü, … sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; mahkemelerinin, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 28/12/2017 tarih ve E:2016/12846, K:2017/6218 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak dava konusu işlemin 40.972,19 TL’lik kısmının iptaline, 49.537,81 TL’lik kısmına yönelik olarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; söz konusu taşınmazın kullanım hakkının … vakfı ile imzalanan protokol uyarınca 15 yıllığına vakıflarına devredildiği ve buna istinaden kullanıldığı, işgalci olarak değerlendirilemeyeceği, bedelin fahiş olduğu iddialarıyla kararın aleyhlerine olan kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından; Hazinenin mülkiyetinde bulunan taşınmazın davacı vakıf tarafından haksız işgal edilmesi nedeniyle 2886 sayılı Kanun uyarınca ecrimisil tahakkuk ettirildiği, davacı vakfın 01/01/2005-01/03/2007 tarihleri arasındaki işgali nedeniyle tahakkuk ettirilen 98.633,00 TL ecrimisil bedelinin davacı vakıf tarafından ödendiği, bu bedelin dikkate alınması gerektiği ileri sürülerek kararın aleyhlerine olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI: Taraflarca cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.TARAFLARIN TEMYİZ İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay’da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/11/2022 tarihinde davacının temyiz isteminin reddi kısmı yönünden oybirliğiyle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi kısmı yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı tarafından; Kocaeli ili Merkez ilçesi … Mahallesi … mevkii … ada … parselde bulunan mülkiyeti Hazineye ait bulunan 1.372,00 m² yüzölçümlü taşınmaz mal üzerinde bulunan binayı öğrenci yurdu olarak kullanmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle 02/03/2007-12/06/2008 tarihleri arası dönem için 90.510,00TL ecrimisil istenilmesine ilişkin … günlü, … sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 75. maddesinde, “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde, “ecrimisil”, Hazine taşınmazının, İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın İdarece talep edilen tazminat; “fuzuli şagil” ise, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, Hazine taşınmazının zilyetliğini, yetkili idarenin izni dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır.
Anılan Yönetmelik hükümlerine dayanılarak çıkarılan 20/08/2011 tarih ve 28031 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle 20/08/2011 tarihinde yürürlüğe giren 336 Sıra No’lu Milli Emlak Genel Tebliği’nin “Ecrimisilin Tespit ve Takdir Edilmesi” başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında “Hazine taşınmazlarının gerçek veya tüzel kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde; tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde taşınmaz tespit tutanağına dayanılarak bedel tespit komisyonunca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere, tarımsal amaçlı kullanımlar ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında gelir getirici unsur taşımayan kullanımlar için taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde birbuçuğundan; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve planlı alanlarda tarım dışı kullanımlar için ise taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde üçünden az olmamak üzere ecrimisil tespit ve takdir edilir.” 5. fıkrasında ise “Emlak vergisine esas asgari metrekare birim değeri belirlenmemiş olan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler için ecrimisil tespit ve takdirinde, birim değeri belirlenen en yakın emsal taşınmazın emlak vergisine esas metre kare birim değeri dikkate alınır.” hükümleri yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle “bilirkişi” konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun’un 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir” hükmü yer almaktadır.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
İşgal nedeniyle alınan bir tazminat olan ecrimisilin tutarının hesaplanmasında taşınmazın mevkii, kullanım şekli, elde edilen gelir, altyapı, ulaşım kolaylığı gibi tüm faktörlerin etkili olduğu dikkate alındığında, bilirkişilerce ecrimisil bedelinin emsal bir taşınmaza göre değerlendirilmesi, bu emsalin taşınmaza en yakın özellikleri taşıyan nitelikte olması gerektiği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlığın çözümü için Mahkemece mahalinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve karara dayanak alınan bilirkişi raporunda; taşınmazın bulunduğu alanın özellikleri, çevrenin sosyo-ekonomik yapısı, taşınmazın konumu, büyüklüğü, işgalci tarafından kullanım şekli, ulaşım imkanları, altyapı durumu, belediye hizmetlerinden yararlanma durumu, emlak vergi değeri, taşınmazın işgalden önce getirebileceği muhtemel geliri, serbest piyasadaki kira rayiç değerleri, kesinleşmiş yargı kararları, ilgili kurum ve bilirkişilerden alınan görüşler, ecrimisile yol açan koşullar, hak ve nefaset kuralları ile değerine etki eden tüm diğer özellikler dikkate alınarak başlangıç ecrimisil birim bedeli olarak 2007 yılı m² bedelinin 35,077 TL olarak takdir edildiği, davalı idarenin ecrimisil komisyonunca önceki dönem (01/01/2005-01/03/2007) 2007 yılı ecrimisil bedelinin 35,077 TL m²’den hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir alan olup, ecrimisil istenilen dönem dikkate alındığında 02/03/2007-12/06/2008 tarihleri arasındaki dönemin
aynı taşınmaza ilişkin olarak bir önceki döneme ait (01/01/2005-01/03/2007) ecrimisil ihbarnamesinde hesaplanan ve dava açılmamakla kesinleşen ecrimisil bedeli (2007 yılı için 35,077 TL/m²), dikkate alınarak davalı idarece belirlenen ecrimisil bedelinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının; dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile kararın bu kısmının bozulması gerektiği oyu ile bu yönden Daire kararına katılmıyorum.