Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/2711 E. , 2022/6085 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2711
Karar No : 2022/6085
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Ayakkabı Deri Tekstil Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı adına, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığından bahisle vergi ziyaı cezalı olarak re’sen tarh edilen 2016/7, 8, 11 dönemleri katma değer vergileri ve 2016/1-12 dönemi için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca, 2016/8 ve 2016/1-12 dönemleri için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket hakkında, … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporuna konu KDV yönünden yapılan incelemenin bağlı bulunduğu … Vergi Dairesi Müdürlüğünce yapılmasına rağmen, davanın bu kısmına konu cezalı tarhiyatlar ile kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin ihbarnamelerin yetkisi bulunmayan … Vergi Dairesi Müdürlüğünce düzenlenmesi nedeniyle, uyuşmazlık konusu 2016/7 dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2016/1-12 dönemi için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353 ve mükerrer 355. maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarında usul yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı, davacının ilgili dönemde fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … Turizm ve Ticaret A.Ş. ile … Vergi Dairesi mükellefi … hakkındaki tespitler düzenledikleri faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığını gösterdiğinden 2016/8 ve 11 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, sahte olduğu tespit edilen faturalara ilişkin ödemelerin gerçekten yapılması da beklenilemeyeceğinden faturalara konu ödemelerin banka veya özel finans kurumları aracılığıyla yapılmadığından bahisle 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi uyarınca 2016/8 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasında ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, ilgili dönemde fatura alınan mükellefler hakkındaki tespitlerin yetersiz olduğu, davalı idare tarafından eksik inceleme yapıldığı, satışlarının çoğunun alışlara ait faturalara konu faaliyetle uyumlu olduğu, herhangi bir kaydi envanter çalışması ve karşıt inceleme yapılmadığı, yapılan işlemlerin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu belirtilerek yapılan cezalı tarhiyatın hukuka aykırı olduğu ve kararın aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kararın aleyhe olan kısmının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi uyarınca 2016/8 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla, diğer kısımlarının ise oybirliğiyle ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesinin 4. fıkrasında, tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflere, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5’i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği kurala bağlanmıştır.
Öte yandan tevsik zorunluluğunun amacı 310 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde “……. Ticari işlemler ve finansal hareketlerin taraflarının izlenmesi ve vergiyi doğuran olayların mali kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit edilmesi …….” olarak açıklanmış ve Mali İdare’de belli tutar üzerindeki tahsilat ve ödemeleri kontrol altında tutarak, ticari işlemler ve finansal hareketlere taraf olanları izleyerek, vergilendirmeyi ilgilendiren mali olayları, kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespite çalışmaktadır. Böylece kayıt dışı işlemlerin kayıt altına alınması, para hareketlerinin kontrolü ile denetlenebilir kılınmıştır.
Uyuşmazlıkta davacı mükellefçe ihtilaflı dönemde yapılan bir kısım alışlar sahte belgeye dayandırılsa da, sahte olduğu belirtilen faturalar içeriği emtiaların gerçekte alındığı, ancak ödemelerin banka ve finans kurumları aracılığıyla gerçekleştirildiğine ilişkin somut bilgi ve belgenin sunulmadığı, kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Vergi Dava Dairesi kararının 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesi uyarınca 2016/8 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının belirtilen kısmına katılmıyorum.