Danıştay Kararı 4. Daire 2019/2019 E. 2022/6044 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/2019 E.  ,  2022/6044 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2019
Karar No : 2022/6044

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi .. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2015 yılında gayrimenkul satışından elde etmiş olduğu gelirin ticari kazanç olarak değerlendirilmesi neticesinde takdir komisyonu kararları uyarınca re’sen tarh edilen 2015 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından Çankaya İlçesi … Mah. … ada/parseldeki gayrimenkulün; 2007 yılında alındığı ve 2014 yılında satıldığı, Gölbaşı İlçesi …Köyü … ada/parseldeki gayrimenkulün; 2012 yılında alındığı ve 2014 yılında satıldığı, Gölbaşı İlçesi … … ve … ada/parseldeki gayrimenkullerin 2010 yılında alındığı ve 2015 yılında satıldığı, Çankaya İlçesi … Mahallesi … ada/parseldeki 2 adet gayrimenkulün 2008 yılında alındığı ve 2016 yılında satıldığı, … Mah. … ada/parseldeki gayrimenkulün 2012 yılında alındığı ve 2016 yılında satıldığı, dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının alım satım işlemlerinin sayısal olarak çokluk gösterdiği kabul edilmekle birlikte, davacının yaptığı alış ve satış işlemlerinin bir kısmının uzun yılları kapsaması, alışları ve satış arasındaki yıl farklarının davacının “satışların nakit ihtiyacının karşılanması için yapıldığı” iddiasını doğrular nitelikte olduğunu göstermesi ve böyle bir durumun hayatın olağan akışına göre normal ve kabul edilebilir nitelikte bulunması karşısında, vergisi ihtilaf konusu olan gayrimenkul satış işlemlerinin ticari organizasyon içerisinde süreklilik arz eden satışlar olmadığı, dolayısıyla vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının ilgili dönemde birden fazla gayrimenkul satışının tespit edilmesi üzerine, söz konusu satışlarının ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi neticesinde takdir komisyonu kararı uyarınca davacı adına ilgili dönemde salınan vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi açık ve tabii bulunmayan ifadelerin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37/1. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların gelir vergisi yönünden ticari kazanç olduğu hükmüne yer verildikten sonra, bu Kanunun uygulanması açısından ticari kazanç sayılacak faaliyetler yedi bent halinde sayılarak hangi tür faaliyetlerin ticari kazanç sayılacağındaki tereddütler bertaraf edilmiştir. Bu kapsamda aynı maddenin ikinci fıkrasının 4. bendinde de, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde ettikleri kazancın ticari kazanç hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, işlem sayısındaki çokluk ve işlemdeki istikrar, yapılan faaliyetin ticari mahiyette sayılması için yeterli olmaktadır.
Öte yandan Danıştayın müstekar hale gelmiş içtihatlarında da, bir işlemin devamlılık taşıdığının göstergesinin, o işlemin aynı vergilendirme döneminde yinelenmesi ya da önceki vergilendirme döneminde de yapılmış olması gerektiği, dolayısıyla gayrimenkul alım, satım ve inşasından elde edilen kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilebilmesi için maddi ve şekli anlamda bir ticari organizasyonun belirgin olmadığı durumlarda, kazanç doğuran işlemin çokluğunun devamlılık unsurunu belirleyen en objektif ölçü olduğu, devamlılık unsurunun gerçekleşmesi halinde, bu işlemlerin kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükünün vergi mükelleflerine düşeceği kabul edilmiştir.
Bilindiği üzere, genellikle gayrimenkul edinimi kişisel gereksinim, servetin korunması veya satarak kazanç sağlama amaçlarından birine dayanmaktadır. Kişisel gereksinim nedeniyle gayrimenkul ediniminde sayının sınırlı olacağı ve servetin korunması amaçlı edinimde de tekrar satış gerektirmeyeceği dikkate alındığında, bu iki nedenden birine dayanılarak edinilen gayrimenkullerin gereksinimin ortadan kalkması veya servetin nakde dönüştürülmesini haklı ve gerekli kılan nedenlerle kanıtlanmadığı takdirde işlem sayısındaki çokluk, kazanç sağlama amacının da göstergesi kabul edilmelidir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 2014 yılında Gölbaşı İlçesi … Köyü … ada/parseldeki ve Çankaya İlçesi … Mah. … ada/parseldeki 2 adet, 2015 yılında Gölbaşı İlçesi … … ve … ada/parseldeki 2 adet, 2016 yılında Çankaya İlçesi …Mahallesi … ada/parseldeki 2 adet ve … Mah. … ada/parseldeki gayrimenkul olmak üzere, 2014 ila 2016 yıllarında toplam 7 adet gayrimenkul satışı gerçekleştirdiğinin tespiti üzerine bu satışların ticari amaçla yapıldığı değerlendirilerek olayın takdire sevk edildiği, takdir komisyonu kararına istinaden yapılan 2015/1-12 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde, işlem devamlılığı ve sayısının çokluğu ile edinilen gayrimenkullerin aynı yıl içerisine farklı tarihlerde farklı kişilere satışının yapılması dikkate alındığında; taşınmaz alım-satımı faaliyetinde devamlılık unsuru bir yılda birden fazla veya birbirini izleyen yıllarda bir veya birden fazla taşınmaz alım-satımı ile gerçekleşeceğinden, olayda devamlılık unsurunun oluştuğu ve yapılan satışların ticari mahiyette olduğu anlaşılmış olup, uyuşmazlık konusu dönem dahilinde ticari nitelik taşıyacak sayıda gayrimenkul satışının söz konusu olması sebebiyle, ticari faaliyetin unsurları olan süreklilik ve çokluk arz edecek şekilde kazanç sağlamak için faaliyette bulunulduğu, yapılan bu faaliyetin ticari faaliyet olduğu dikkate alındığında vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği anlaşıldığından aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, yeniden verilecek kararda tespit edilen matrah ve uygulanan vergi oranının hukuka uygun olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.