Danıştay Kararı 10. Daire 2018/3043 E. 2022/4831 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/3043 E.  ,  2022/4831 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3043
Karar No : 2022/4831

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar tarafından aleyhlerine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; denetimli serbestlik kapsamında cezasının infazı için … İlköğretim Okulunda çalıştırılan hükümlü …. tarafından, aynı okulda memur olarak çalışan yakınları …’nin 19/08/2016 tarihinde öldürülmesi olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların her biri için 5.000,00 TL maddi, müteveffanın kızı … için 100.000,00 TL, anne ve babası olan diğer davacılar için ise ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; üçüncü kişi konumundaki hükümlü …’nin kişisel kusuru ile davacıların yakını …’yi öldürmesinde davalı idarelere atfı kabil bir kusur bulunmadığı gibi idarelerce zararın tazminini gerektiren bir kusursuz sorumluluk halinin de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından esasa ilişkin olarak, davalılardan Malatya Valiliği tarafından ise vekalet ücretine ilişkin olarak ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; … Valiliğine bağlı … İlköğretim Okulunda memur olarak çalışan ve engelli olan yakınlarının, diğer davalı … Bakanlığına bağlı … Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından, mahkum olduğu hırsızlık suçunun cezasının infazı için denetimli serbestlik kapsamında … İlköğretim Okulunda çalıştırılan hükümlü … tarafından, okula ait parayı çalmak maksadıyla hortumla boğularak öldürüldüğü, hükümlünün cezasının infazı için, davalı iki idari kurum arasında 07/04/2016 tarihinde iş birliği protokolü düzenlendiği, yakınlarının görevini ifa ederken öldürülmesinden, her iki davalı kurumun müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, her iki idarenin de düzenlenen iş birliği ve çalışma protokolü hükümlerinden doğan sorumluluklarının, ayrıca istihdam eden ve çalıştıran kurumlar olarak da kusursuz sorumluluklarının bulunduğu, denetimli serbestlik hükümleri uygulanarak, küçük yaşlarda korunmaya muhtaç çocukların okuduğu öğretim kurumunda suç sonrası da etkin pişmanlığının olmadığı, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşmadığı açıkça askeri mahkeme kararında belirtilmesine rağmen davalı kurumlar tarafından hükümlünün bu kişiliğinin göz ardı edilerek çalıştırılmasının hizmet kusuruna sebebiyet vereceği, denetimli serbestlik hükümlerinden faydalanmak ve kamu kurumunda çalıştırılabilmek için hükümlülerin rehabilite olacağına dair bir inanç olması gerektiği, hükümlünün işlediği sekiz hırsızlık suçuna ve askeri mahkemenin mahkumiyet kararında itibar edilir bir pişmanlığının olmadığı, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşmadığı tespitlerine rağmen her iki davalı kurumda suçlunun kamu hizmetinde çalışarak ıslah edilebileceği fikrinin nasıl oluştuğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davacıların yakını ve %96 engelli olan …, … Valiliğine bağlı … İlköğretim Okulunda memur olarak çalışmaktayken aynı okulda, mahkum olduğu hırsızlık suçunun cezasının denetimli serbestlik kapsamında infazı için temizlik görevlisi olarak çalıştırılan hükümlü … tarafından, okula ait parayı çalmak maksadıyla hortumla boğularak 19/08/2016 tarihinde öldürülmüştür.
Davacıların yakınını öldüren şahıs daha önce askerlik hizmeti esnasında 8 kez arkadaşlarının para veya telefonlarını izinsiz alma/hırsızlık fiili nedeniyle yargılanarak Jandarma Genel Komutanlığı … Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla sekiz ayrı hapis cezası almış ve bu cezalar adli para cezasına çevrilmiştir. Anılan para cezalarını ödememesi üzerine hükümlü …’nin Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli ve … sayılı kararıyla 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin 3. fıkrası uyarınca adli para cezasının hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilmesine ve bu ceza karşılığında kamuya yararlı bir işte çalıştırılmak üzere denetimli serbestlik altına alınmasına karar verilmiş, bu karara istinaden … Cumhuriyet Başsavcılığı ve … Valiliği arasında imzalanan iş birliği protokolü ile … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde görevli vaka sorumlusu, … İlkokulu Müdürlüğü yetkilisi ve hükümlü arasında imzalanan çalışma protokolü kapsamında 25/07/2016 tarihinden itibaren … İlkokulunda çalıştırılması uygun görülmüştür.
Hükümlü …, olaya ilişkin ceza yargılaması sırasında alınan ifadesinde, müteveffanın okulda özürlü kadrosu kapsamında hizmetli olarak çalıştığını, gözlerinin çok az gördüğünü, yürümesinde sıkıntılar olduğunu, okul müdürü ve okul müdür yardımcıları ile okul aile birliğinden gelen paraların çelik kasada muhafaza edilse de kasanın anahtarının onda olduğunu duyduğunu, anahtarı almayı tasarladığını, 19/08/2016 tarihinde Cuma namazından önce okulun kalorifercisinin davacılar yakınını abdest alması için B blokta bulunan lavaboya götürmesini söylemesi üzerine, lavaboya götürdüğünü, olay sırasında üzerinde bulunan elektroşok cihazını …’nin sol boyun kısmına dayadığını ve cihazı çalıştırdığını, şahsın kendinden geçip yere düştüğünü, halen bayılmayınca tuvalet musluğuna takılı olan hortumu çıkarıp boynuna doladığını, kendinden geçene kadar bu hortumla boynunu sıktığını, ölmüş olabileceği kanaatine vararak tuvaletlerin arka kısmında bulunan okula ait depoya götürerek şahsı orda bıraktığını, pantolonunun cebinden okul aile birliğinin parasının bulunduğu kasanın anahtarını ve cep telefonunu aldığını, anahtarla kasayı açarak paraları aldığını, maddi durumunun çok kötü olması nedeniyle psikolojik bunalımda olduğunu ifade etmiş; hakkında açılan ceza davası sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla “nitelikli yağma” ve “bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürmek” suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesince istinaf isteminin reddi üzerine karar kesinleşmiştir.
Davacılar tarafından, söz konusu olayda idarelerin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zararların ödenmesi talebiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin 07/10/2016 tarihli ara kararı ile idarelere başvuru yapılıp yapılmadığı sorulmuş, başvuru yapılmaksızın dava açıldığının anlaşılması üzerine … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile dava dilekçesinin idarelere tevdiine karar verilmesi sonucu … Bakanlığı tarafından başvurunun reddine karar verilmiş, … Valiliği tarafından ise cevap verilmemiş, bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 56. maddesinde, Devletin, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu; Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında ise, idarenin, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren kuramlardan birisi hizmet kusurudur. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarla hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan haliyle “Kamuya yararlı bir işte çalıştırma” başlıklı 105. maddesinin 1. fıkrasında, “(1) Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, ücretsiz olarak iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere bir kamu kurumunun veya kamu yararına hizmet veren bir özel kuruluşun belirli hizmetlerinde çalıştırılmasıdır.” hükmüne; “Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı” başlıklı 105/A maddesinde, “(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla; a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren… koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. …
(5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar;
a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması,
b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması,
c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi,
d) Belirlenen programlara katılması,
yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. …
(10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.”;
“Adlî para cezasının infazı” başlıklı 106. maddesinde, “(1) Adlî para cezası, Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) Adlî para cezasını içeren ilâm Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye 20 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir ödeme emri tebliğ eder.
(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.
” kuralları yer almaktadır.
5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, “Müdürlük” ibaresinin, denetimli serbestlik müdürlüğünü ifade ettiği belirtilmiş; “Müdürlük” başlıklı 10. maddesinde, adlî yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına bağlı olarak bir müdürlük kurulacağı, müdürlüklerin yetki alanının adalet komisyonunun yargı çevresi ile sınırlı olduğu; “Müdürlüğün görevleri” başlıklı 11. maddesinde, Müdürlüğün, bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri, soruşturma ve kovuşturma evreleri ile hükümden ve salıverilmeden sonra bir denetim plânı çerçevesinde yerine getirmek ve kanunlarla öngörülen denetimli serbestlik tedbirine ilişkin görevleri yapmak ile görevli olduğu; “Kovuşturma evresinden sonraki görevler” başlıklı 14. maddesinde, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105. maddesinde belirtilen kamuya yararlı bir işte çalışma ile ilgili işlemleri yapma şeklindeki yaptırımların gerektiğinde kolluk ve ilgili diğer makamlarla işbirliği içinde kanunda belirtilen usûl ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak, bu tedbirlerin uygulanması süresince hükümlüleri izlemek, denetlemek ve yönlendirmek, hükümlülerin psiko-sosyal sorunlarını çözmek ve bunlara yardımda bulunmak, izleme ve denetleme sonucunu ve yükümlülüğe uymayanları ya da suç işleyenleri mahkeme, infaz hâkimi, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek, Müdürlüğün kovuşturma evresinden sonraki görevleri arasında sayılmış; 27. maddesinde de, “Danışma Kurulu, Daire Başkanlığı, müdürlükler ve koruma kurullarının teşkilât, görev, çalışma, disiplin ve denetimine ilişkin esas ve usûller, kadrolu veya gönüllü çalışanların sınav, atama, görevde yükselme, görev, yetki ve sorumlulukları, nitelikleri, nakil, sicil, disiplin, eğitim ve benzeri özlük işlemleri ile malî hükümlere ilişkin esas ve usûller ile diğer hususlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.
5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’na, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na dayanılarak hazırlanan, 05/03/2013 tarihli ve 28578 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 12. maddesinde, adli yargı ilk derece mahkemeleri adalet komisyonlarının bulunduğu yerde kurulan denetimli serbestlik müdürlüğünün, denetimli serbestlik kararlarının infazı ile diğer işlerini bürolar aracılığı ile yürüteceği kurala bağlandıktan sonra, söz konusu bürolar arasında “değerlendirme ve planlama bürosu”, “infaz bürosu” ile “denetim bürosu” da sayılmış; “Değerlendirme ve planlama bürosu” başlıklı 15. maddesinde, değerlendirme ve planlama bürosunun, yükümlülerin risk ve ihtiyaçlarının belirlenmesi, risk ve ihtiyaçlarına uygun olarak toplum içinde denetim ve takibi ile iyileştirilmesine yönelik yapılacak çalışmaların planlanmasından sorumlu olduğu, bu çerçevede büro tarafından yükümlüler hakkında önce risk ve ihtiyaç değerlendirmesi yapılıp belirlenen risk ve ihtiyaçlara uygun olarak denetim planı hazırlanacağı, bu plan hazırlanırken; toplumun ve mağdurun korunması, kararın infaz kabiliyeti, yükümlünün ihtiyaçları, uygunluğu ve becerileri, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşlarının katkı ve desteğinin dikkate alınacağı, hazırlanan denetim planının, infaz işlemleri değerlendirme komisyonunun onayına sunulacağı, hakkında denetim planı hazırlanan yükümlünün infaz dosyası ve ilgili tüm belgelerin denetim planının komisyon tarafından onaylanması beklenmeksizin aynı gün infaz bürosuna gönderileceği öngörülmüş; “İnfaz bürosu” başlıklı 16. maddesinde, değerlendirme ve planlama bürosunca hazırlanan denetim planı doğrultusunda, yükümlüler hakkında belirlenen denetimli serbestlik kararlarının infazı ile yükümlülerin toplum içinde denetimine, takibine ve iyileştirilmesine yönelik çalışmaların koordinasyonunun infaz bürosunca yapılacağı, değerlendirme ve planlama bürosu tarafından hakkında denetim planı hazırlanan her yükümlü için infaz bürosunda görevli bir denetimli serbestlik memurunun vaka sorumlusu olarak belirleneceği, vaka sorumlusunun, denetim planının uygulanmasından, yükümlünün toplum içinde denetim ve takibinin gerçekleştirilmesinden, yükümlülüklere uymayanlar ile denetimli serbestlik personelinin uyarı, öneri ve çağrılarını dikkate almayanların uyarılması için gerekli yazıların hazırlanmasından ve komisyon onayından sonra gerekli olanların ilgili hâkime gönderilmesinden sorumlu olduğu, infaz bürosunun, yükümlünün denetim süreci içinde yürütülen denetim ve iyileştirme çalışmalarını düzenli olarak takip edeceği, yükümlünün denetim süreci içinde, denetim planında değişiklik yapılmasını gerektiren bir durum olduğunu tespit etmesi halinde, altı aylık gözden geçirme süresini beklemeksizin, değerlendirme ve planlama bürosundan denetim planının yeniden hazırlanmasını talep edeceği; “Denetim bürosu” başlıklı 18. maddesinde, yükümlülerin toplum içinde denetim ve takibinin, gerektiğinde kollukla işbirliği içerisinde denetim bürosunda görevli denetimli serbestlik memurları tarafından yerine getirileceği, denetim bürosunda görevli denetimli serbestlik memurlarının, yükümlülerin denetim ve takiplerini yapmak, denetim sonuçları hakkında vaka sorumlusuna bilgi vermek, yükümlüyü çalışacağı kuruma yerleştirmek ile görevli olduğu kurallarına yer verilmiş; “Risk ve ihtiyaçların belirlenmesi” başlıklı 34. maddesinde, “(1) Denetimli serbestlik hizmetleri kapsamında, toplum içinde denetim, takip ve iyileştirilmesine karar verilen sanık veya hükümlülerin, yeniden topluma kazandırılmalarına yönelik çalışmalara temel oluşturması amacıyla objektif bir değerlendirme sistemi ile risk ve ihtiyaçlarının belirlenmesi, denetimli serbestlik uygulamalarının temelini oluşturur.
(2) Denetimli serbestlik uygulamalarında risk değerlendirmesi; sanık veya hükümlünün kendisine, ailesine, mağdura, topluma ve denetimli serbestlik personeline karşı taşıdığı zarar verme riski ile tekrar suç işleme riskinin belirlenmesidir.
(3) Denetimli serbestlik uygulamalarında ihtiyaçların belirlenmesi; sanık veya hükümlülerin suç tekrarının ve zarar verme risklerinin en aza indirilmesi ve topluma kazandırılması amacıyla kişinin ihtiyaç duyduğu hizmet ve programların belirlenmesidir.
(4) Sanık veya hükümlüye yönelik yürütülecek iyileştirme çalışmaları, risklerinin ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesinin ardından belirlenir. Sanık veya hükümlülerin değerlendirilmesi araştırma ve değerlendirme formu ile yapılır.
(5) Araştırma ve değerlendirme formu, sanık veya hükümlü müdürlüğe ilk başvurduğunda değerlendirme ve planlama bürosunda görevli denetimli serbestlik personeli tarafından doldurulur.
(6) Araştırma ve değerlendirme formu, en geç altı ayda bir gözden geçirilir. Yükümlünün infazının sona ermesine üç aydan daha az süre kalmışsa gözden geçirme yapılmaz.
(7) Araştırma ve değerlendirme formu doldurulduktan sonra, yükümlü hakkında denetim planı hazırlanır.” düzenlemesine; “Denetim planı” başlıklı 35. maddesinde, “(1) Denetim planı; sanık veya hükümlü hakkında verilen kararların toplum içinde infazının, denetim sürecinin, hükümlünün iyileştirilmesi ve topluma kazandırılmasına yönelik çalışmaların planlandığı, denetimli serbestlik personelinin çalışma yöntemini belirleyen belgedir.
(2) Sanık veya hükümlünün belirlenen risk ve ihtiyaçları göz önüne alınarak denetim planı hazırlanır. Sanık ve hükümlüler için hazırlanan denetim planında; iyileştirme ve topluma kazandırma için belirlenen risk ve ihtiyaçlara yönelik müdahale çalışmaları, denetim ve kontrole ilişkin hususlar, uyulması gereken kural ve yükümlülükler, denetimin ve yükümlülüklerin süresi, çalışmaların yürütülmesinde iş birliği yapılacak kişi ve kuruluşlara ilişkin hususlar yer alır.” düzenlemesine yer verilmiş; “Denetim ve Takip” başlıklı 46. maddesinde, “(1) Yükümlülerin toplum içinde izlenmesi, denetimi ve takibi, denetim bürosunda görevli denetimli serbestlik memurları tarafından yerine getirilir.
(2) Tehlikeli veya mükerrir suçlular ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı ve cinsel taciz gibi suçlardan hüküm giyenlerin denetim ve takibinde kollukla işbirliği yapılır.
(3) Denetlenecek yükümlülerin listesi ve denetim usulü vaka sorumlularınca belirlenerek, müdürün onayına sunulur. Denetim görevlileri kendilerine verilen listeye uygun olarak denetim görevini yerine getirirler. Yapılan denetimler tarih, saat ve yer belirtilmek suretiyle tutanak altına alınır.
(4) Şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında belirlenen tedbirin türüne, denetimin yoğunluğuna, suçun özelliğine ve yükümlünün durumuna göre, geceleri ve hafta sonlarını da kapsayacak şekilde denetim yapılır.
(5) Yükümlülerin topluma veya mağdura zarar verme durumu ile tekrar suç işleme riski açısından yoğun denetim altında tutulması söz konusu ise yükümlünün denetim ve takibinde elektronik cihazlar kullanılabilir.
(6) Hükümlülerin müdürlüklere girişlerinde gerek duyulması halinde üstleri aranabilir, alkol kontrolü yapılabilir. ” kuralı; “Diğer kurumların görevleri, teşvik ve işbirliği” başlıklı 49. maddesinde, “(1) Denetimli serbestlik kararlarının infazı, diğer kurumlar ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içerisinde, toplumsal katılım sağlanarak yerine getirilir. Kamu kurum ve kuruluşları, denetimli serbestlik hizmetlerinin yerine getirilmesine katkıda bulunurlar ve denetimli serbestlik personeline yardımcı olurlar. …
(3) Yükümlülerin toplum içinde denetim ve takibi gerektiğinde kollukla işbirliği içerisinde yapılır. Özellikle tehlikeli ve riskli olduğu tespit edilen yükümlülerin bilgileri kollukla paylaşılır ve gerekli önlemlerin alınması sağlanır.” kuralı; “İş birliği protokolü” başlıklı 50. maddesinde, “(1) Kamu hizmeti cezası veya gözetim altında ya da 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalışma yükümlülüğü kapsamında yükümlü çalıştıracak olan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu yararına hizmet üreten özel kuruluşlarla, yükümlünün çalıştırılması, çalışılacak işin nitelikleri, çalışma süresinin belirlenmesi ve diğer hususlarla ilgili protokol imzalanır. İş birliği protokolünü müdür ile kurum yetkilisi imzalar.
(2) İş birliği protokolünde; kurumun adı, hizmetlerin türü, çalışma saatlerinin müdürlük ve kurumun ortak kararı ile belirleneceği, takip çizelgesinin iş yerindeki yükümlünün çalışmasından sorumlu kişi tarafından doldurulacağı, protokolün yürürlük süresi, protokolün sona ereceği haller, cinsiyet ve çocuk/yetişkin ayrımı da dikkate alınarak çalıştırılabilecek yükümlü sayısı, iş yerinin yükümlüye veya çocuğa iş güvenliği ve sağlığı ile işin yapılması için gerekli olan araç ve gereçleri sağlayacağı, işveren ve diğer çalışanlar tarafından yükümlünün insan haklarına ve kişilik haklarına saygı gösterileceği gibi bilgiler yer alır.” kuralı; “Çalışma protokolü” başlıklı 52. maddesinde, “(1) Hakkında kamu hizmeti cezası, gözetim altında çalıştırma veya 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalışma yükümlülüğü verilen sanık veya hükümlülerin kurumda işe başlatılmalarından önce müdürlüğün, işyerinin ve hükümlünün görev ve sorumluluklarının yer aldığı çalışma protokolü, denetimli serbestlik personeli, sanık veya hükümlü ile iş yeri temsilcisi arasında imzalanır.
(2) Çalışma protokolünde; sanık veya hükümlünün çalıştırılacağı işin türü, mahiyeti ve süresi, uyması gereken güvenlik tedbirleri, yükümlülüklerine aykırı davranması durumunda yapılacak işlemler, iş yerinde kime karşı sorumlu olduğu, iş güvenliği ve sağlığı için gerekli önlemlerin işveren tarafından alınacağı gibi bilgiler yer alır.” kuralı; “Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma” başlıklı 84. maddesinde ise, “(1) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma; hükümlünün kurallara uyma becerisi ve çalışma disiplini kazanmasını, başkalarının haklarına saygı göstermesini, zamanı planlamasını, bir meslek edinerek kendi işini kurmasını veya bir iş edinmesini amaçlayan, iyileştirme ve topluma kazandırmayı esas alan bir yükümlülüktür. …
(5) Denetim planında, hükümlünün hangi gün ve saatlerde çalışacağı, yükümlülüğün başlayış ve bitiş tarihleri belirtilir. Yükümlülüğün başlama tarihi, hükümlünün fiilen çalışmaya başladığı tarihtir.
(6) Çalıştırılacak iş belirlenirken; hükümlünün iyileştirilmesi, mesleği, becerileri, mağdurun ve toplumun güvenliği dikkate alınır. Çalıştırılacak gün ve saatler, hükümlünün işi, aile yaşamı veya eğitimi dikkate alınarak belirlenir. Hükümlünün çalıştığı iş, kurum veya yer denetimli serbestlik müdürlüğünce değiştirilebilir.” kuralı düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Öncelikle, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; hükümlünün mahkum olduğu adli para cezasını ödememesi üzerine bu cezasının 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hapis cezasına çevirilerek kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına yönelik Cumhuriyet savcısı kararının yargısal bir işlem olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla, anılan yargısal karar yönünden Adalet Bakanlığının sorumluluğundan söz etmeye hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, bahse konu cezanın hangi işte ve kurumda, hangi koşullarda infaz edileceği hususunun adlî yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına bağlı olarak kurulan denetimli serbestlik müdürlüklerince, müdürlük bünyesinde kurulan büro, komisyon ve personel aracılığıyla yerine getirildiği, belirtilen süreçlerde Cumhuriyet savcısının yargısal bir müdahalesinin bulunmadığı, müdürlüğün idari görevlerinin, hükümlünün denetim planı ile diğer yükümlülük ve kurallara aykırı davranması halinde durumu ilgili savcı veya hâkime intikal ettirmesi üzerine karar verilmesi ile sonlandığı dikkate alındığında; müdürlüğün, hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri çerçevesinde mahkum olduğu kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırma cezasının hangi işte ve kurumda, hangi koşullarda infaz edileceği hususundaki görev ve yetkisinin bütünüyle idari nitelikteki kamu hizmetinin yürütümüne ilişkin olduğu, bu itibarla Adalet Bakanlığının -koşulları oluştuğu takdirde- söz konusu idari hizmete yönelik mali sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Denetimli serbestlik sistemi ile bireyleri suça yönelten davranışların düzeltilmesi, suçun tekrar edilmesinin önüne geçilmesi, cezaevinden çıkan bireylerin toplumla adaptasyonunun sağlanması kadar suçtan zarar gören mağdurun zararının giderilmesi ve toplumun suça karşı korunması da amaçlanmaktadır. Denetimli serbestlik sisteminde uygulanan tedbirlerden biri olan hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılması tedbiri uygulanırken hükümlünün topluma yeniden kazandırılıp, tekrar suç işlemesinin önlenmesinin yanı sıra toplumu oluşturan her bireyin söz konusu hükümlünün işleyeceği herhangi bir suça karşı korunması da gerekmektedir. Dolayısıyla söz konusu korumanın sağlanması amacıyla, denetim ve gözetim yükümlülüğü olan idarelerin denetimli serbestlik kapsamında hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılması sırasında yeniden suç işlemesinin engellenmesine yönelik gerekli tedbirleri alması gerektiği kuşkusuzdur.
Nitekim, yukarıda anılan Yönetmeliğin 34. maddesinde de, hükümlünün risk ve ihtiyaçlarının belirlenmesinin, denetimli serbestlik uygulamalarının temelini oluşturduğu, bu kapsamda hükümlünün kendisine, ailesine, mağdura, topluma ve denetimli serbestlik personeline karşı taşıdığı zarar verme riski ile tekrar suç işleme riskinin belirlenmesinin elzem olduğu ve bu amaçla denetim planı hazırlanacağı; yine Yönetmeliğin 84. maddesinde, çalıştırılacak iş belirlenirken, hükümlünün iyileştirilmesi, mesleği, becerileri, mağdurun ve toplumun güvenliğinin dikkate alınacağı öngörülmüş; bu çerçevede Yönetmelikle denetimli serbestlik müdürlüklerine, bünyesinde kurulan bürolar ve görevli personel aracılığıyla denetim planı hazırlama ve uygulama, yükümlünün toplum içinde denetim ve takibini yapma görevleri verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacılar yakınını öldüren kişinin, daha önce askerlik hizmetini ifa ettiği sırada aynı devrede görevli diğer er ve erbaşın tespit edilemeyen farklı tarihlerde sekiz kez parasını ve cep telefonunu izinsiz bir şekilde almak suretiyle hırsızlık suçunu işlediği gerekçesiyle kısa süreli hapis cezasına mahkum edildiği ve bu cezasının adli para cezasına çevrildiği, ancak söz konusu cezayı süresinde ödememesi üzerine, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının kararıyla 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin 3. fıkrası uyarınca adli para cezasının hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilmesine ve bu ceza karşılığında kamuya yararlı bir işte çalıştırılmak üzere denetimli serbestlik altına alınmasına karar verildiği, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı ve Malatya Valiliği arasında imzalanan iş birliği protokolü ile Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde görevli vaka sorumlusu, Malatya … İlkokulu yetkilisi ve hükümlü arasında imzalanan çalışma protokolü kapsamında Malatya … İlkokulunda çalıştırılmasının uygun görüldüğü ve Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce hazırlanan denetim planı çerçevesinde adı geçen okulda cezasının infazına başlandığı anlaşılmaktadır.
Davacılar yakınını öldüren hükümlü hakkında hazırlanan denetim planının, hükümlüye özgü olarak hazırlanması ve yukarıda değinildiği üzere hükümlünün topluma karşı taşıdığı zarar verme riski ile tekrar suç işleme riskini belirleyerek bu risklere karşı alınacak önlemleri içermesi gerekirken, cezanın infazının yapılacağı kurum ve infazın başlangıcı ile süresine ilişkin bilgiler dışında bütün hükümlüler için ortak düzenlenen kural ve bilgilerin yer aldığı matbu bir evrak olarak düzenlendiği, başka bir ifadeyle, daha önce hırsızlık suçundan mahkum olmuş …’nin, söz konusu suçu yeniden işleme riskinin göz önünde bulundurulmadığı ve buna yönelik herhangi bir tedbir ve denetim belirlenmediği görülmektedir. Aynı şekilde, hükümlünün denetimli serbestlik kapsamında çalıştırıldığı iş yerinin yetkilisine de anılan riskler konusunda bilgi verilip gerekli tedbirlerin bu iş yerince de alınmasının sağlanması gerekirken, bu yönde de bir bilgilendirme yapılmadığı ve önlem alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce denetim planının mevzuata ve usulüne uygun olarak düzenlenmediği, hükümlüye ilişkin risklerin belirlenip değerlendirilmediği gibi ilgili iş yeri olan ilkokul müdürlüğüne de iletilmediği, dolayısıyla denetim ve takip yükümlülüğünün de gereği gibi yerine getirilemediği sonucuna varılmaktadır. Nitekim, Malatya Valiliğince dosyaya sunulan savunma dilekçesinde, hükümlünün adli sicil kaydı, mahkum olduğu suç türü, hakkında adli ve idari makamlarca yapılan değerlendirmeler konusunda taraflarına herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı açıkça ifade edilmiştir.
Öte yandan; Malatya Valiliğinin, kendisine bağlı olarak faaliyet gösteren okullarda öğrenim gören çocukların can ve mal güvenliğini korumakla yükümlü olduğu açıktır. Özellikle ilkokullarda öğrenim gören çocukların yaşı, can ve mal güvenliğini koruyup kollama bilincinin yeterince gelişmemiş olduğu, güvenliklerine yönelik tehlike halinde fiziksel müdahale kapasitelerinin sınırlı bulunduğu dikkate alındığında, Valiliğin söz konusu yükümlülüğünün, Devletin yetişkin bireylerin yaşam hakkı ile mülkiyet hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülüğünden daha geniş olduğu kuşkusuzdur. Yine Valiliğin, okulların her yönden gözetimini sağlamakla görevli olduğunda da duraksama bulunmamaktadır.
Buna göre, dava konusu olayın meydana gelmesinde, davalı Adalet Bakanlığının, denetim planının mevzuata ve usulüne uygun olarak düzenlenmemesi, hükümlüye ilişkin risklerin belirlenip değerlendirilmemesi ve ilgili iş yeri olan ilkokul müdürlüğüne iletilmemesi, dolayısıyla denetim ve takip yükümlülüğünün de gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle; diğer davalı Malatya Valiliğinin ise, can ve mal güvenliklerini koruma noktasında yetişkin bireyler gibi davranması beklenemeyecek, tehlikeye karşı bilişsel ve fiziksel açıdan yeterliliklerini tamamlayamamış ilkokul öğrencilerinin bulunduğu okulda çalıştırılacak hükümlünün mahkum olduğu suç türü ile topluma, okula, okulda bulunan çocuklara ve görevlilere yönelik taşıdığı riskler ve buna karşı alınabilecek önlemler konusunda herhangi bir araştırmaya girilmeksizin Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen hükümlünün doğrudan kabul edilmesi ve buna bağlı olarak risklerin bertarafı için hiçbir tedbir öngörülmemesi nedeniyle hizmet kusuru bulunduğu ve her iki idarenin davacıların uğradığı zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Malatya İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.