Danıştay Kararı 10. Daire 2017/2936 E. 2022/4838 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/2936 E.  ,  2022/4838 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/2936
Karar No : 2022/4838

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının (… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının) taraflarca aleyhlerine olan kısımların temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 25/07/2012 tarihinde TCG Gazal Komutanlığı makine dairesinde görevi sırasında gerçekleşen patlamada yaralanarak %47 oranında malul hale geldiği ve ruhsal sağlığının bozulduğu, bu olay nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi istemiyle yapılan başvurusunun davalı idarece zımnen reddedildiği ileri sürülerek olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte 2.350,00 TL (miktar arttırımı sonrasında 199.550,00 TL) maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince; yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat talebi kabul edilerek 199.550,00 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesine, davacının yaralanması nedeniyle duyduğu acı ve ıstırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, olay tarihi ve paranın alım gücü dikkate alınarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davacı tarafından, bilirkişi raporunda yarar olarak kabul edilerek tazminat miktarından indirilen emekli ikramiyesi tutarının hukuka aykırı olduğu, rücu edilmeyen sosyal güvenlik ödemelerinin düşülmemesi gerektiği, tütün ikramiyesi ödemelerinin de yarar kabul edilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı idare tarafından, davacının meslekte kazanma gücünden kayıp oranının yeniden tespit edilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ve hükmedilen miktarlar yönünden faiz başlangıç tarihinin karar tarihi olması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiş olup, davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Uzman Çavuş olan davacı, TCG Gazal Komutanlığı makine dairesindeki görevi sırasında 25/07/2012 tarihinde gerçekleşen patlamada yaralanmış ve hakkında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığı’nın … tarih ve … sayılı raporu ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz kararı verilmiştir.
Davacının yapılan muayene ve tedavisi sonucu Kocaeli Devlet Hastanesi’nin … tarih ve … sayılı Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile davacının engel oranının %47 olduğu tespit edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın … tarih ve 79.331.067 sayılı yazısında, Vazife Mamullüğü Tespit Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacı hakkında vazife malullüğünün uygulanmasında karar verildiği ve 6. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 25.290,23 TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği ve 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesine göre ek ödeme yapıldığı bildirilmiştir.
Davacı tarafından, görevi sırasında gerçekleşen patlamada yaralanarak %47 oranında malul hale geldiği ve ruhsal sağlığının bozulduğu, bu olay nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesine dair başvurusunun davalı idarece zımnen reddedildiği ileri sürülerek olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte 2.350,00 TL (miktar arttırım ile 199.550,00 TL) maddi, 70.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava sürecinde de (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nce davacının vücut fonksiyon kaybı bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise kayıp oranının ne kadar olduğunun tespit edilmesi amacıyla sevk edildiği GATA Komutanlığı Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan … tarih ve … sayılı rapor ile davacının %7,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğu bildirilmiş, bu rapora davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan … tarih ve … sayılı rapor ile davacının %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğu tespit edilmiş, alınan iki rapor arasında çelişki olması nedeniyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan … tarih ve … sayılı rapor ile davacının %50 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
27/04/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa’ya eklenen geçici 21. maddenin (E) bendi hükmüyle askeri yargı kaldırılmış ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmekte olan dosyalardan kanun yolu incelemesi aşamasında olanların Danıştaya, diğer dosyaların ise görevli ve yetkili idari yargı mercilerine bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde gönderileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasanın 121. maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 15/08/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 36. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen ve 7078 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile kabul edilen geçici 45. maddede ise; kaldırılan askeri yargı mercilerinde görülmekte olan, tebliğde ve infaz aşamasında bulunanlar ile bu mercilerin arşivlerinde bulunan işi bitmemiş dosyalardan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kanun yolu incelemesinde olanların Danıştaya, diğerlerinin ise Ankara İdare Mahkemelerine gönderileceği kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak, “usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi” gereğince dava dosyalarının devrini müteakip uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Mahkemelerin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın manevi tazminatın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İstemi Yönünden İncelenmesi :
Dosyanın incelenmesinde; dava dilekçesinde davacının maddi tazminat isteminin gelir kaybı ve beden gücü kaybına bağlı olarak fazladan sarf edilen güç (efor) kaybı karşılığı uğranılan zarara yönelik olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının gelir kaybı ve güç kaybından doğan zararlarının ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

Davacının gelir kaybı zararının incelenmesi:
Uyuşmazlıkta, Mahkemece davacının uğradığı zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiği sonucuna varılmış ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 199.550,00 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemelerin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, gelir kaybına yönelik maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Davacının güç (efor) kaybı zararının incelenmesi:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi yaşam kalitesini eskisine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını ve çalışma hayatını sürdürebilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bakılan davada, dava konusu olay neticesinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan … tarih ve … sayılı rapor ile %50 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği belirlenen davacının günlük yaşamını daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği açıktır.
Bu itibarla, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;
Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren uzman çavuşlar için belirlenen yasal emeklilik yaşına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) çalışma gücü kaybı olan % 50 oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının emeklilik yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarların toplanması suretiyle hesaplanmalıdır.
Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının efor kaybı zararının yukarıdaki şekilde hesaplanmasından sonra olay nedeniyle yapılan ödemelerden yarar olarak kabul edilip zarar hesabından düşülmesi gerekenlerin de tespiti zorunlu olup, gelir kaybına yönelik hesaplamada yarar olarak düşülen miktarın tekrar düşülmemesi gerektiği de açıktır.
Bu durumda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, sadece davacının gelir kaybına yönelik bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bunun yanı sıra her ne kadar davacı tarafından gelir kaybına yönelik bilirkişi raporu sonrasında miktar artırım dilekçesi verilmiş ise de, tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı, gerçek zarar ile sınırlıdır.
Dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu itibarla, tam yargı davalarında, uğranılan zararın gerçek miktarı, ancak hükme esas alınma niteliğini haiz bir bilirkişi raporuyla net bir şekilde ortaya çıkacağından, başka bir ifadeyle, hatalı hesaplama içeren ve hükme esas alınmayan raporlarla gerçek zarar miktarı ortaya çıkmış sayılamayacağından, davacının da 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasında tanınan miktar artırım hakkını kullanmış ve tüketmiş kabul edilemeyeceği, bu çerçevede Mahkeme tarafından, davacının efor (güç kaybı) zararının tespitini sağlama konusunda yeterli olduğu sonucuna ulaşılan ve hükme esas alınacağına kesin olarak kanaat getirilen hesap bilirkişisi raporunun tebliği suretiyle miktar arttırımı hakkının kullanılması için süre verilmesi ve yapılacak miktar artırım talebinin de değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

C) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının, Faiz Başlangıç Tarihine İlişkin Kısmının İncelenmesi :
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, uyuşmazlık bakımından ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihteki haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır.
Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Bakılmakta olan davada da Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, faizin başlangıç tarihine, davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacının idareye başvurduğu tarihin esas alınması gerekirken, maddi ve manevi tazminata ilişkin olarak olay tarihinin/aylık bağlandığı tarihin esas alınarak hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, işbu bozma kararı sonrasında yeniden yapılacak yargılama sonucunda, bozma kararına uyulması halinde verilecek kararda yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de yeni baştan ve davanın tümünü kapsayacak şekilde hüküm kurulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ( … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının) manevi tazminatın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile gelir kaybına ilişkin maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminatın güç (efor) kaybı zararına ilişkin kısmı ile faiz başlangıç tarihlerine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın davanın görüm ve çözümünde yetkili olan … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın taraflara ve … İdare Mahkemesine bildirilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.