Danıştay Kararı 10. Daire 2018/537 E. 2022/4834 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/537 E.  ,  2022/4834 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/537
Karar No : 2022/4834

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU :Davacı tarafından; İstanbul Üniversitesinde avukat olarak görev yapmakta iken; 29/07/2007 tarihinde genel bilgi toplama (GBT) kontrolü kapsamında görevli emniyet mensuplarınca kimlik kontrolü yapılmak istenilmesi üzerine yaşanan arbede sırasında işkence ve kötü muameleye maruz kaldığından bahisle tarafına tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile söz konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen manevi zararlara karşılık 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda, ceza yargılaması esnasında alınan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen … tarihli ek raporda görevli polislerin eyleminin işkence kapsamında olduğunun belirtildiği, … Ağır Ceza Mahkemesinin … esasına kayıtlı dosyasında yargılamanın devam ettiği, eylemin idariliğinin alınan ek raporla ortaya çıktığı, bu tarihten itibaren bir yıl içerisinde yapılan başvuru üzerine açılan davanın süresinde olduğu, öte yandan ceza yargılamasında dosyada bulunan hastane kayıtları ve Adli Tıp raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, burun kemiğinde kırık ve vücudunun muhtelif yerlerinde fiziksel travmaların sabit olması ve görevli polis memurlarının eylemlerinin, resmi sıfat ve yetki kullanılarak, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında gerçekleşmesi nedeniyle idari nitelik taşıması karşısında hizmet kusuru olarak değerlendirildiği, olayın vuku buluş şekli de dikkate alınarak duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak takdiren 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, idareye yapılan başvuru sonucunda tesis edilen ön karar, idari bir işlem niteliğini haiz olmadığından iptal davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 31/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat ve faiz talebinin reddine, işlemin iptaline yönelik istemin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; olayın oluş şekli ve niteliği dikkate alındığında, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, olay nedeniyle duyulan elem ve üzüntüyü kısmen de olsa giderecek tutarda olmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 31/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük ve zararı karşılamakta yetersiz olduğu, faizin olay tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, davalı idare tarafından, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
İstanbul Üniversitesinde avukat olarak görev yapan davacı 29/07/2007 tarihinde, saat 14.00 sıralarında … Mahallesi … kısmında park içerisinde yakınları ile otururken polis memurları … ve … tarafından GBT (genel bilgi toplama) sorgulaması kapsamında kimlik kontrolü yapılmak istenmiş, davacının avukat olduğunu ifade ederek kimliğini göstermek istememesi neticesinde polis memurları ile arasında tartışma yaşanmış ve taraflar birbirinden karşılıklı şikayetçi olmuştur.
Kolluk görevlilerinin ifadelerinde; … ‘ün kendilerine “Siz kimsiniz, kimlik soruyorsunuz, bu yaptığınız yasal değil kimlik falan göstermiyorum, çekin gidin yoksa başınız ağrır” diyerek kendilerini tehdit ettiği, meydana gelen gasp ve hırsızlık olayları nedeniyle kontroller yaptıklarını beyan etmeleri üzerine de davacının yanındaki yakınlarına hitaben “kimliklerinizi vermeyin, polislerin böyle bir yetkisi yok” dediği, daha sonra ise “ben avukatım, kanunları sizden daha iyi bilirim, sizi yakacağım” dediği, orada bulunan diğer bazı vatandaşlara hitaben ise “bakın Türkiye’ nin polisi işte böyle, hepsi rüşvetçi ve kabadayı, hepsi aynı b…. bunların” dediği, ayrıca “ben avukatım bizi hiç bir yere götüremezsiniz. Siz gidin amiriniz müdürünüz gelsin” diyerek hakarette bulunduğu ve görevlerini yaptırmamak için cebir ve şiddet kullanmak ve tehdit etmek suretiyle direndiği ifade edilmiştir.
Davacı ise; polis memurlarının kardeşine “seni birine benzetiyorum” şeklinde sözlerle yaklaşarak kimlik istediğini, kardeşinin kime benzediğini sorduğunu ve aynı anda çalan telefonla ilgilendiğinde polis memurlarının “benim yanımda nasıl telefonla konuşuyorsun” diye kendisini azarladığını, polis memurlarına kendisinin kimliğini göstererek avukat olduğunu, bu şekilde kimlik sorgulaması yapılamayacağını bildirmesi üzerine “demek sen avukatsın, biz avukata yapacağımızı biliriz.” sözleriyle iteklemeye başladıklarını, yumrukla yüzüne vurduklarını, daha sonra “biz senin gibi çok avukat …., seni de …., biz 15 yıldır bu işi yapışıyoruz bize birşey olmaz” şeklinde sözlerle hakaretlerine devam ettiklerini, polis merkezine yavaş ve dolaştırarak götürdüklerini, bu dolaştırma esnasında yumrukla yüzüne ve vücudunun muhtelif yerlerine vurduklarını ifade etmiştir.
Davacı hakkında “Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret” suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ve … Asliye Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile beraatine karar verilmiş, sanık polis memurları hakkında ise davacının aldığı raporla vücudunun muhtelif yerlerinde dövülmeye bağlı ekimoz ve sıyrıklar, burnunda kemik kırığı bulunduğu bildirildiğinden zor kullanma sınırının aşılarak “Yaralama ve Hakaret” suçlarından kamu davası açılmış ve … Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:…, K:… sayılı kararı ile polis memurları haklarında mahkumiyet kararı verilerek cezaları ertelenmiştir.
Yargıtay aşamasında her iki dosyadaki yargılamanın birlikte yapılması gerektiği gerekçesi ile kararların bozulması üzerine dosyalar … Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında birleştirilmiş ve anılan Mahkemece, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen … tarih ve … sayılı ek raporda, polislerin eyleminin “burun kemiğinde kırığa yol açacak düzeyde yüz, baş, boyun, kollar, gövde ve bacaklara yönelik fiziksel travmalar şeklinde “işkence” tanısı kapsamında değerlendirildiği, yaşamsal tehlike olmadığı, sağlığın ve algılama yeteneğinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede bozulmasına neden olduğu, kırığın hayat fonksiyonlarını hafif ( 1 ) deredece etkileyecek nitelikte olduğu” belirtildiğinden, görevsizlik kararı verilerek dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
… Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:…, K:… sayılı kararıyla davacı hakkında ‘görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret’ suçlarından zaman aşımı nedeniyle düşme; polisler hakkında ‘Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama’ suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, temyiz aşamasında çelişkili rapora itibar edilerek eksik araştırma ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle … Ceza Dairesinin E:…, K:… sayılı kararı ile söz konusu kararın bozulması üzerine, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:…, K:… sayılı kararıyla zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, söz konusu kararın da temyizi üzerine davacının eylemlerinin haksız tahrik kapsamında olduğu bu nedenle haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı kararıyla önceki kararında direnilmiştir.
Davacı tarafından; polislerin fiillerinin işkence kapsamında olduğu yönünde verilen 27/03/2015 tarihli ek rapor akabinde eylemin idariliği öğrenilmiş, bunun üzerine 31/08/2015 tarihinde yapılan başvurunun 10/09/2015 tarihli herhangi bir yargı kararı olmadığından tazminat talebine yönelik yapılacak işlem bulunmadığı yönünde verilen cevap ile reddedilmesi üzerine oluşan zararlara karşılık 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ve zararın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi ile davacının kusuru gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık konusu olayda görevli polis memurlarının görevlerini zor kullanma yetkileri sınırları içerisinde yapmadıkları, zor kullanma yetkisinin sınırını aştıkları … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı, polisler hakkında zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu nedeniyle verilmiş olan mahkumiyet kararı ile ortaya konulmuş olup, kamu görevlilerinin hizmetten soyutlanamaz ve ayrılamaz görev kusurları nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacıda oluşan kırıkların hafif derecede olması sebebiyle yaşamsal tehlikeye neden olmadığı fakat algılama yeteneğinin ve sağlığının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede bozulduğu ve olaya bağlı olarak belirli süre psikolojik tedavi gördüğü göz önünde bulundurulduğunda manevi zararının tazmini gerektiği tartışmasızdır.
… Ceza Dairesinin E:…, K:… sayılı bozma kararından sonra … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen E:… , K:… sayılı kararda, polis memurlarının davacının kimlik göstermemek için kendileriyle tartışırken düşmesi neticesinde yaralandığı yönündeki savunmalarına itibar edilmediği, savunmaların adli raporlar ve savcı mütalaası ile uyumlu olmadığı, davacının avukat olduğunu beyan etmesinden sonra kimliğini gösterdiğinin sabit olduğu, davacının polislere sarf ettiği sözlerin polisler tarafından haksız tahrik altında bırakılmasından kaynaklandığı, olayın cereyanına yönelik tanık ifadeleri ve temin edilen görüntü kayıtlarında davacının sopa cinsi alet kullanılarak etkili eylem neticesinde polislerce yaralandığı, davacının eylemlerinin haksız tahrik kapsamında olmadığı gerekçesiyle önceki kararında direndiği görülmektedir.
Bu durumda, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 2015 tarihli raporda yer alan, zor kullanma yetkisini aşan polislerin eylemlerinin burun kemiğinde kırığa yol açacak düzeyde yüz, baş, boyun, kollar, gövde ve bacaklara yönelik fiziksel travmalar şeklinde olduğuna ve işkence kapsamında değerlendirildiğine yönelik görüş, polislerin eylemlerinin zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak kabulünün gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığına yönelik ceza yargılamasındaki tespitler dikkate alındığında polislerin eyleminin şekli ve biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve sonrasında gördüğü psikolojik tedavi ve kaygı bozukluğu durumu, eylemin meydana getirdiği cismani ve manevi zarar göz önünde bulundurularak Bölge İdare Mahkemesi tarafından ödenmesine karar verilen 50.000,00 TL manevi tazminatın olay nedeniyle ortaya çıkan haksızlığın giderilmesini sağlamaktan uzak olduğu anlaşıldığından, davacı yönünden manevi tatmin sağlayacak, duyduğu elem ve ızdırabın ağırlığını karşılayacak aynı zamanda ölçülü ve adil dengeyi sağlayacak makul bir tutarda manevi tazminatın yeniden belirlenmesi dolayısıyla davacının manevi tazminat isteminin yeniden karara bağlanmasını teminen temyize konu kararın tümüyle bozulması gerekmektedir.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının dava açarken ödediği 512,30 TL’lik nispi karar harcı da yargılama giderleri içerisinde haklılık oranına göre paylaştırılmış ise de, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı Tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi, davacılara tamamlattırılmaması gerektiğinden, hesaplanan 512,30 TL’lik nispi karar harcının da davalı idareden tahsil edilmesi, davacı üzerinde bırakılmaması, davacının ödediği nispi harcın da kendisine iadesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.