Danıştay Kararı 8. Daire 2022/2708 E. 2022/6068 K. 27.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/2708 E.  ,  2022/6068 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2708
Karar No : 2022/6068

DAVACI : …
DAVALI : … Birliği
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :Bornova … Noterliği’nde katip olarak görev yapan davacının uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu’nun … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile bu kararın dayanağı olan Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu’nun … tarih ve “…” sayılı ve … tarih ve “…” sayılı genel yazılarının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu genel yazı içeriklerinde, araç tescil belgesinde yer alan bilgilerle örtüşmesi kaydıyla sadece plaka numarasına veya plaka numarasıyla birlikte aracın motor, şasi, marka veya model gibi bazı bilgilerine yer verilen vekaletnamelerle de araç alım-satım işlemlerinin yapılmasının mümkün bulunduğuna karar verildiği, satış işlemine konu aracın sadece plaka numarası bilgisine yer verilen vekaletnamelerle araç tescil belgesinde bulunan diğer bilgilerin karşılaştırılmasının mümkün olmadığı, dava konusu genel yazıların uygulamada noterlerin cezai ve hukuki sorumluluklarına yol açabilecek nitelikte düzenlemeler olduğu, nitekim araçların trafiğe çıktıktan sonra birçok kez plaka numarasının değiştirilebildiği, şasi ve motor seri numaralarında ortaya çıkabilecek sahtecilik sebebiyle noterlerin ceza yargılamasına konu olabileceği, bu nedenle düzenlemenin hukuka aykırı olduğu öne sürülmüştür.
Öte yandan, araca ait plaka numarasından başka hiçbir bilginin yer almadığı araç satış vekaletnamesi ile Bornova … Noterliği’ne gelen bir iş sahibinin satış işlemi yapmak istemesi üzerine, kendisinin noterin bu hususta kesin talimatı olduğu, sadece plaka numarası yazılı vekaletname ile işlem yapamayacağını bildirmesi üzerine dava konusu disiplin cezasının verildiği, Noterlik Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca noterin talimatı doğrultusunda işlem tesis ettiği, bu nedenle işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :
Noterlik Kanunu’nun 163. maddesine göre, Türkiye Noterler Birliği, noterlik mesleğinin amaçlarına uygun bir şekilde görülmesini sağlamakla, 166/1. maddesine göre, meslektaşlar arasında birlik ve yardımlaşmayı sağlamakla, 166/12. maddesine göre, noterlik işlemlerinin bu Kanuna uygun şekilde yapılmasını sağlamakla görevli ve yetkili kılındığı, Birliğin bu görev ve yetkisini tüm noterlere hitaben yayımladığı Genelge ve genel yazılarla yerine getirdiği, tüm noterlerin bu genelge ve genel yazılara uyması gerektiği, aksi davranışın disiplin sorumluluğu gerektireceği belirtilmektedir.
Öte yandan 18.04.2016 tarih ve 5 sayılı Genelge ile 18.07.2014 tarihli genel yazının yürürlükten kaldırılmasına karar verildiği, genel yazıda düzenlenen hususun Genelge ile varlığını koruduğu, dolayısıyla disiplin cezasının hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Yürürlükten kaldırılan düzenleyici işlemler sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen davada, dava açılmasına sebebiyet verildiğinden yargılama giderlerinden de davalı idarenin sorumlu olması gerektiği, bu nedenle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda yargılama giderlerinin tamamının davalı idare üzerinde bırakılması ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Bornova … Noterliğinde katip olarak görev yapan davacının uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve E:… , K:… sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun … tarih ve “…” sayılı ve … tarih ve “…” sayılı Genel Yazılarının iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/06/2020 tarih ve E:2016/11476, K:2020/2420 sayılı kararıyla; “… davaya konu Genel Yazıların sonradan yürürlüğe giren Türkiye Noterler Birliğinin 18/04/2016 tarih ve 5 sayılı Genelgesi ile yürürlükten kaldırılmış olmaları nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte bulunmayan dava konusu Genel Yazılar hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği;
Davacının uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı yönünden:
… davacının noterliğe verdiği savunmasında, kendisine noter tarafından verilen talimat doğrultusunda hareket ettiğini belirttiği ve konunun sorulduğu Noter …’in cevabından; noterin, Noterler Birliği Genel Yazısına aykırı olarak personeline talimat verdiği açık olduğundan, sadece plaka numarası yazılı vekaletnamelere dayalı araç alım satımını kabul etmeyen noterin bu iradesi karşısında işlemi kabul edip etmeme yetkisi bulunmayan personele yükümlülük yükleyerek cezalandırılması yoluna gidilmesinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık görülmediği” gerekçesiyle disiplin cezası İPTAL edilmiş; Genel Yazılar yönünden Karar Verilmesine Yer Olmadığına; diğer taraftan, yargılama giderleri yönünden ise;
… tarih ve “…” sayılı Genel Yazıyı yürürlükten kaldıran ve aynı yönde düzenleme getiren 18/04/2016 tarih ve 5 sayılı Genelge’nin 3. maddesinin (10) numaralı alt bendinin Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/06/2020 tarih ve E:2017/4261, K:2020/2421 sayılı kararıyla hukuki denetiminin yapılarak dava konusu Genelge hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davada haksız çıkan taraf olarak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiği gerekçesiyle, dava kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen iptal kararı ile sonuçlandığından, toplam 368,30 TL yargılama giderinin yarısı olan 184,15 TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan yarısı olan 184,15 TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine” hükmedilmiştir.
Sekizinci Dairenin bahse konu kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/12/2021 tarih ve E:2021/162, K:2021/2707 sayılı kararıyla;
“…davalı idarece yürürlükten kaldırılan düzenleyici işlemler bakımından davanın konusunun kalmadığı dikkate alındığında davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın, bireysel işlemin iptali ve anılan düzenlemeler bakımından karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı ve davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği görüldüğünden, davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 11/06/2020 tarih ve E:2016/11476, K:2020/2420 sayılı kararının davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı BOZULMUŞTUR.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 38. maddesinde; İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği hükmü getirilirken; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında; ilk derece mahkemelerine aynı kanunda, bozmaya uymayarak eski kararında tanınan ısrar yetkisi, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde tanınmamıştır.
Bu itibarla; temyize konu anılan kararın bozulan kısmı yönünden, İdari Dava Daireleri Kurulunun bahsi geçen kararına uymak gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; bozma kararı uyarınca yargılama giderlerinin tamamının davalı idare üzerinde bırakılması ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, Bornova … Noterliği’nde katip olarak görev yapan davacının uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu kararın dayanağı olan Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu’nun … tarih ve “…” sayılı ve … tarih ve “…” sayılı Genel Yazılarının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dairemizin 11.06.2020 tarih ve E:2016/11476 K:2020/2420 sayılı kararı ile davaya konu genel yazıların sonradan yürürlüğe giren Türkiye Noterler Birliği’nin 18.04.2016 tarih ve 5 sayılı Genelgesi ile yürürlükten kaldırılmış olmaları nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte bulunmayan dava konusu genel yazılar hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; davacının uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlem yönünden, sadece plaka numarası yazılı vekaletnamelere dayalı araç alım satımını kabul etmeyen noterin bu iradesi karşısında işlemi kabul edip etmeme yetkisi bulunmayan personele yükümlülük yüklenerek cezalandırılması yoluna gidilmesinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık görülmediği gerekçesiyle bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline; yargılama giderleri yönünden ise; davaya konu … tarih ve “… ” sayılı Genel Yazıyı yürürlükten kaldıran ve aynı yönde düzenleme getiren 18.04.2016 tarih ve 5 sayılı Genelge’nin 3. maddesinin (10) numaralı alt bendinin Dairemizin 11.06.2020 tarih ve E:2017/4261, K:2020/2421 sayılı kararıyla hukuki denetiminin yapılarak dava konusu Genelge hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davada haksız çıkan taraf olarak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiği gerekçesiyle, dava kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen iptal kararı ile sonuçlandığından, toplam 368,30 TL yargılama giderinin yarısı olan 184,15 TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan yarısı olan 184,15 TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.12.2021 tarih ve E:2021/162 K:2021/2707 sayılı kararı ile davacının temyiz isteminin kabulüne, temyize konu kararın davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısım yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 4. fıkrasında da, idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği, ancak Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmış; böylece Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Bu nedenle, bozma kararı göz önünde bulundurularak, bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararlarda bulunacak hususlar” başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun’un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde;
“Yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti.
h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.” ;
“Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde;
“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
…” hükümlerine yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, düzenleyici veya bireysel bir işlem nedeniyle menfaati ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği belirtilerek, kişilere, dava açma yolu ile iddialarını yargı yerinde ileri sürme hakkı özel olarak düzenlenmiştir.
Hukukumuzda, iptal davası açıldıktan sonra, yargılama faaliyeti devam ederken, kamu hizmetinin sürekliliği ve değişkenliği kapsamında idarece işlemin, yürürlükten kaldırılması, hukuk aleminde geçerliliğinin kalmaması ve artık işin esasının incelenmesinde menfaat görülmeyen hallerde davanın konusuz kaldığından söz edilmektedir.
Davanın konusuz kaldığı durumlarda, yargı yerince dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği tabii olmakla birlikte, yargılama faaliyeti esnasında yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceğinin de kararda ayrıca belirlenmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Kanun’un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesine bakıldığında ise; davanın konusuz kalması halinde, hakime, davanın açıldığı zamandaki haklılık durumunu değerlendirerek yargılama giderlerine hükmetme konusunda takdir hakkı tanındığı görülmektedir.
Bu duruma göre, idarenin iptal davasının konusunu oluşturan genel düzenleyici nitelikteki işlemlerinin, değiştirildiği, geri alındığı, ortadan kaldırıldığı durumlarda, konusu kalmadığından esası incelenemeyen davada, davacının haksız çıktığından, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemez.
Bu itibarla, davanın, bireysel işlemin iptali ve anılan düzenlemeler bakımından karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı ve davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği görüldüğünden, yargılama giderlerine de davalı idarenin katlanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
27/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.