Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/6103 E. , 2022/5199 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6103
Karar No : 2022/5199
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Petrol Tarım Ürünleri ve Su İmalatı Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Kayseri ili Bünyan ilçesi … Mahallesi … mevkii … ada … no’lu parselde kayıtlı taşınmazı nedeniyle adına tahakkuk ettirilen ve “belediye harç ve şerefiye bedeli” açıklamasıyla ödenen toplam 250.000, TL’nin iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarların faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket tarafından LPG bakım istasyonu yapılmak amacıyla satın alınan taşınmazın imar planında “konut dışı kentsel çalışma alanı” olarak planlandığının öğrenilmesi üzerine davacı şirket tarafından davalı idareye imar planında tadilat yapılması talebiyle başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun davalı idarenin … tarih ve … sayılı meclis kararı ile reddedilmesi üzerine davacı şirket tarafından bahsi geçen meclis kararının iptali istemiyle açılan davada; … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla anılan meclis kararının iptaline karar verildiği, söz konusu mahkeme kararı doğrultusunda imar planında davalı idare tarafından tadilat yapıldığı ve davalı idarenin … tarih ve … sayılı meclis kararı ile kabul edilen ücret tarifesinde belirlenen toplam 150.000,00 TL’lik “revizyon ve tadilat bedeli”nin ödenmesi gerektiğinin davacı şirkete bildirildiği, söz konusu tutarın davacı şirket tarafından 06.12.2016 tarihinde ödendiği, öte yandan imar planında yapılan revizyon ve tadilat sonucu akaryakıt ve servis istasyonu alanı olarak planlanan taşınmazda akaryakıt pompası ve kanopinin yapılabilmesi amacıyla imar planında yeniden tadilat yapılmasının davacı şirket tarafından davalı idareden bir kez daha talep edildiği ve söz konusu başvurunun davalı idare tarafından kabul edildiği, yapılan ikinci tadilat ve revizyon nedeniyle davalı idarenin … tarih ve … sayılı meclis kararı ile kabul edilen ücret tarifesi ile belirlenen 100.000,00 TL’lik “revizyon ve tadilat bedeli”nin davacı şirket tarafından 03/08/2017 tarihinde ödendiği, toplamda ödenen 250.000,00 TL’lik tutarın iadesi istemiyle davacı şirket tarafından 04.01.2019 tarihli dilekçeyle davalı idareye düzeltme-şikayet başvurusunda bulunulduğu, anılan başvurunun davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine ret işleminin iptali ile ödenen tutarların ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı, bireylere karşı hukuki bir güvence oluşturmak bakımından son derece önemli olan vergilerin kanuniliği ilkesi gereği mali yükümlülük anlamında getirilen sorumlulukların doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiği, yönetmelik ve/veya yönerge ile mali yükümlülük ihdas edilemeyeceği, anılan ilke gereğince, belediye hizmetlerinden hangilerinin vergi, resim ve harç konusu olduğunun 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda tek tek sayılmak suretiyle gösterildiği, sayılanlar arasında imar planı revizyon ve tadilat harcı/ücreti adı altında herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, bu nedenle davalı idarenin meclis kararı ile kabul edilen ücret tarifesinin dava konusu edilen kısımlarında hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan gerek davalı idare savunma dilekçesinde gerekse de dava konusu meclis kararında, meclis kararının kanuni dayanağının 2464 sayılı Kanun’un 97’nci maddesi olduğu beyan ve ifade edilmişse de, anılan kanun maddesinin somut olayda uygulanabilirliğinin bulunmadığı zira, imar planları yapılması, değiştirilmesi ve itirazların karara bağlanması dolayısıyla verilecek hizmetlerin belediyeler tarafından karşılanmasının mevzuat gereği olduğu, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97’nci maddesi uyarınca ilgililerin isteğine bağlı olarak verilen bir hizmet karşılığında ücret alınabileceği şart koşulduğu ve somut olayda ise yukarıda açıklandığı üzere söz konusu tarzda verilen bir hizmet bulunmadığından, davacı şirket adına yapılan tahakkuk işlemlerinde bu yönüyle de hukuki isabet bulunmadığı, bu durumda, açık olarak verginin mevzuuna girmeyen işlemlerden vergi alınmasının “mevzuda hata”ya girmesi karşısında, davacı şirket tarafından adına tahakkuk ettirilen ve ödenen imar planı revizyon ve tadilat harcı/ücretinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptaline, davacı şirketten tahsil edilen tutarların tahsil edildikleri tarihlerden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle istinafa konu Vergi Mahkemesi kararı aynı gerekçe ve nedenlerle Dairelerince de uygun görüldüğü belitilerek, dilekçede ileri sürülen iddialar anılan kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından davalının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İadesi istenilen tutarın harç olmadığı ve dayanağının 2464 sayılı Kanun’un 97’nci maddesi olduğu, sözkonusu tutarların 2016 ve 2017 yılı belediye meclis tarifesine göre alınan “ilave imar planı-revizyon ve plan tadilatı” ücreti olduğu mahkemece maddi olayın yanlış nitelendirildiği, zira davacı tarafından kesinleşmiş bir plan için revizyon yapılmasının talep edildiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, Daire kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı şirket tarafından, Kayseri ili Bünyan ilçesi … Mahallesi … mevkii … ada … no’lu parselde kayıtlı taşınmazı nedeniyle adına tahakkuk ettirilen ve “belediye harç ve şerefiye bedeli” açıklamasıyla ödenen toplam 250.000, TL’nın iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin .. tarih ve … sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarların faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesinin 3. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” 4. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir” hükmü bulunmaktadır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un “İdare Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ile ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki: İptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği, “Vergi Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 6. maddesinde; vergi mahkemelerinin genel bütçeye ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları, çözümleyeceği belirtilmiştir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinde, belediyelerin bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili oldukları, belediyeye tekel olarak verilmiş işlerin kendi özel hükümlerine tabi olduğu düzenlenmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18. maddesinin f bendinde; Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak tarifeleri belirlemek belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Kanunda yer alan idari yargı düzeni içindeki görev ayrımına ait düzenlemelere göre idare mahkemeleri, idari yargı düzeninde genel görevli mahkemeler olarak kabul edilmiş, vergi mahkemeleri ise yalnızca, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılınmıştır. Dolayısıyla 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sınırları gösterilen ve vergi mahkemelerinin bu görev alanı dışında kalan idari davaların görüm ve çözümünde idare mahkemeleri görevlidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesi ile verginin yasallığı ilkesi benimsenerek, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla koyulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilerek, verginin yasallığı ilkesi ile keyfi ve takdiri uygulamaları önleyecek ilkelerin kanunda yer alması zorunluluğu getirilmiş, bireylerin temel hak ve hürriyetleri devlete karşı korunmuştur. Bu kapsamda vergide yasallık ilkesi gereği vergiyi doğuran olayın, verginin konusunun, matrahının ve oranının kanun ile belirlenmesini gerektirmektedir. Ayrıca, verginin yasallığı ilkesi, verginin yanında, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri de kapsamaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, özel görevli olan vergi mahkemeleri belediyelere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli olduğundan ve verginin yasallığı ilkesi uyarınca vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin sadece kanunla koyulabileceği, değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği göz önüne alındığında, öncelikle, davalı belediye tarafından, belediye meclisince çıkartılan tarife esas alınarak tahakkuk ettirilen ücretin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi suretiyle davanın çözümünde görevli mahkeme belirlenmelidir.
Ücretin, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediyelere verilen yetkiye istinaden harç ve katılma payı yapılmayan konularda, ilgililerin isteği üzerine belediyelerce sunulacak her türlü hizmetin karşılığı olduğu ve belediye meclisince belirlenen tarife uyarınca alındığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan verginin yasallığı ilkesi uyarınca “ücret”in vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak nitelendirilemeyeceği, aksi durumda, belediye meclislerine verilen yetkinin “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülük tarifesi belirleme yetkisi olacağı, Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma görev ve yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve yasama yetkisinin devredilemeyeceği, ayrıca, bir verginin kanunla konulmuş sayılabilmesi için yalnızca konusunun kanunla belirlenmesinin yeterli olmadığı, verginin konusundan başka matrahı, oranı veya miktarı, indirimleri, istisna ve muafiyetleri, tarh tahakkuk ve tahsil usulleri ile yaptırımları, zamanaşımı vb. konularında kanunla düzenlenmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında, belediye meclis kararı ile çıkarılan tarifeler ile ilgili kişilere sunulan hizmetler karşılığında alınan ücretlerin, vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesinin, Anayasa’nın 73. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine verilen ve 14/05/2011 tarih ve 27934 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı kararında, itiraza konu kuralda, belediyelere, 2464 sayılı Kanun’da harç veya katılma payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilecek olan hizmetler için, belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret alma yetkisi verildiği, kural uyarınca, belediyeler tarafından yapılacak bir hizmetin ücret konusu yapılabilmesi için, o hizmetin harç veya katılım payına konu edilmemiş olması ve hizmetten yararlanacak kişilerin bizzat belediyeden bu hizmetin yapılmasını talep etmiş olmaları gerektiği, kuralın verdiği yetki çerçevesinde belediye meclislerince ücret tarifesine konu edilebilecek hizmetlerin, kişilerin tamamen kendi isteklerine ve tercihlerine bağlı olarak yararlanacakları hizmetler olduğu, verginin kanuniliği ilkesinin, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirdiği ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kıldığı, buna göre vergide, yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesinin zorunlu olduğu belirtilerek, itiraz konusu kuralla belediye meclislerine verilenin, “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen “ücret”in vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle 97. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.
Yine, Anayasa Mahkemesinin 2015/10008 Başvuru Numaralı 04/04/2019 tarihli kararında, 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı karar alıntılanarak, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediye meclislerine verilen ücret adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen ücretin vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ücret tarifesini düzenleme yetkisinin 5393 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (f) bendine göre belediye meclislerine ait bulunduğu, 2464 sayılı Kanun’da harç ve harcamalara katılma payı dışında ilgililerin isteği üzerine ücret karşılığı olarak belediyeler tarafından yapılacak işlerin tek tek sayılmadığı, ücret karşılığı belediyelerce yapılacak işlerin belirlenmesi noktasında belediye meclislerine Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde kalmak kaydıyla geniş takdir yetkisi tanındığı vurgulanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketten “belediye harç ve şerefiye bedeli” adı altında tahsil edilen toplam 250.000,00-TL’nin iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine yönelik 14/01/2019 tarih ve 74 sayılı işlemin iptali ile ödenen tutarın faiziyle iadesi istemiyle işbu davanın açıldığı ve tahsil edilen tutarın, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesine istinaden Bünyan Belediye Meclisince çıkarılan tarife uyarınca alınan “ilave imar planı-revizyon ve plan tadilatı ücreti”ne ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; daha önceki Dairemiz kararlarında, vergi mahkemelerinde açılan davalarda, ücretin vergi mahkemelerinin görev alanına girdiği kabul edilerek esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmak suretiyle kararlar verilmiş ise de, Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan 02/12/2021 tarihli toplantıda yukarıda yer alan açıklamaların bir arada değerlendirilmesi sonucunda bu konuda içtihat değişikliğine gidilmiş olup, özel görevli olan vergi mahkemelerinin sadece Kanun’da sayılan uyuşmazlık türlerini çözmekle görevli olduğu göz önüne alındığında, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesine dayanılarak davalı belediye meclis kararı ile belirlenen tarife uyarınca talep edilen ücretin, vergi mahkemelerinin görev alanına giren vergi, resim ve harç ile benzeri mali bir yükümlülük olmadığı, bu sebeple de genel görevli yargı merci olan idare mahkemesinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşıldığından, davanın görev yönünden reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 27/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.