Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/3514 E. , 2022/5205 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3514
Karar No : 2022/5205
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin Organize Sanayi Bölgesinde inşa ettiği fabrika binası nedeniyle, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 5/f maddesine göre inşaatın sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten yararlanması gerektiğinden bahisle 2013 ila 2015 yıllarında ödediği emlak vergisinin iadesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile 2017 yılı için tahakkuk ettirilen emlak vergisinin kaldırılması ve ödenen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dilekçesinde, davacı tarafından, dava konusu 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olduğu belirtilen 214.028,94-TL tutarındaki emlak vergilerinin dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerden 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olmayıp, sadece 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin olduğu görüldüğünden, 2015 yılına ilişkin verginin dava konusu edilmediği sonucuna varılarak Mahkemelerince yapılacak yargılamada 214.028,94-TL tutarındaki emlak vergilerine ilişkin olarak 2013 ve 2014 yıllarının esas alınması gerektiği, bu itibarla; her ne kadar davacı tarafından, 2013 ve 2014 yıllarında davacıdan tahsil edilen 214.028,94-TL emlak vergisinin kaldırılarak tahsil tarihinden itibaren faizi ile birlikte davacıya iade edilmesi istenilmekte ise de, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 5/f maddesindeki muafiyetin binalar için tahakkuk ettirilecek bina vergisine ilişkin olduğu buna karşılık davacı tarafından davalı idareye yatırılan ve iadesi istenen vergilerin ise dava dosyasına davacı tarafından ibraz edilen bilgi ve belgelerden, arsa vergisine ilişkin olduğu görüldüğünden, dava konusu edilen 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin arsa vergilerinin muafiyet kapsamında bulunmaması nedeniyle söz konusu vergilerin davalı belediyece tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, 2017 yılı için tahakkuk ettirilen 70.727,03-TL emlak vergisinin 2017/1 taksitine ilişkin kısmına dair; davacı tarafından, emlak vergisinden muaf tutulması gerektiği belirtilen binaların 2012 yılında tamamlandığına dair davalı belediye ile davacı arasında ihtilaf bulunmadığı görülmüş olduğundan, 1319 sayılı Kanunun 5/f maddesi uyarınca davacı tarafından başvuruda bulunulup bulunulmadığına bakılmaksızın inşaat bitim tarihi olan 2012 tarihinden itibaren 5 yıllık geçici muafiyetten yararlandırılması gerektiği sonucuna varıldığı, bu itibarla; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacının 2017 yılında muafiyet kapsamında olması nedeniyle 2017/1. taksiti için yapılan vergilendirmelerde açık hata bulunduğu sonucuna varıldığından, davacının 2017/1. taksiti için adına tahakkuk ettirilen emlak vergisinin terkin edilmesine yönelik yaptığı düzeltme-şikeyet başvurusunun reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmediği, bu durumda, dava konusu işlemin hukuka aykırı olan 2017/1. taksitine ilişkin kısmının iptali ile 2017/1. taksitine ilişkin tahakkuk ettirilen emlak vergisinin ve buna bağlı eklerinin iptalinin gerektiği, 2017 yılı için tahakkuk ettirilen 70.727,03-TL emlak vergisinin 2017/2. taksitine ilişkin kısmına yönelik; dava konusu 2017 yılı emlak vergisi ile ilgili olarak davalı idarece verilerek 18.12.2018 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren birinci savunma dilekçesinde; 7033 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereğince dava konusu taşınmazda bulunan bina ile ilgili 2017 yılı emlak vergisi ikinci taksidi ve devamı yılların bina emlak vergisi muafiyet hükümlerinden yararlanacağı belirtildiğinden, bu durumun açıklığa kavuşturulması amacıyla Mahkemelerince 07.02.2019 tarihinde verilen ara kararı cevabı üzerine davalı idarece gönderilerek 28.02.2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren ara kararı ve eki belgelerden; davacının 7033 sayılı Kanun’dan faydalandırılarak 2017/2. taksitinden başlayarak mevcut borçlarının terkin edildiği bildirilerek buna ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasına ibraz edildiği belirtildiğinden, davanın 2017 yılının 2. taksitine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına dava konusu işlemin 2017/1. taksitine ilişkin kısmının iptali ile 2017/1. taksitine ilişkin olarak davacı şirket adına tahakkuk ettirilen emlak vergisi ve buna bağlı eklerinin iptaline, davanın 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin kısmının reddine, davanın 2017/2. taksitine ilişkin kısmı hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına, hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının; “2017/2. taksiti emlak vergisi tahakkuku hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ilişkin kısmına taraflarca istinaf yoluna başvurulmadığından kararın bu kısmı itirazsız kesinleştiği, davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulan mahkeme kararının kabule ilişkin 2017/1. taksitine dair kısmında ise, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinde yer verilen kaldırma nedenleri bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği, ” 2013 ve 2014 emlak vergilerine ilişkin olarak davanın reddine” ilişkin kısmına davacı tarafından yapılan istinaf talebi açısından ise;1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 5 (b) maddesindeki muafiyetten yararlanabilmek için, vergi dairesine bildirim şartı öngörülmüş, 5 (f) maddesindeki muafiyetten yararlanabilmek için ise herhangi bir bildirim şartı aranmamış, binaların organize sanayi bölgeleri, sanayi ve küçük sanayi sitelerinde inşaa edilmesi yeterli görüldüğü, olayda davacı şirket tarafından emlak vergisinden muaf tutulması gerektiği belirtilen binaların 2012 yılında tamamlandığı ve binaların organize sanayi bölgesinde olduğu hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı açık olup, her ne kadar 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin olarak ödenen emlak vergilerine dair tahsilat makbuzlarında “arsa vergisi” yazıldığı görülmekte ise de, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi kapsamında “vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti” esas alındığında ödenen vergilerin bina vergisine ilişkin olduğu da anlaşılmakta olduğundan, yukarıda yer alan kanun hükümleri uyarınca vergiden muaf olduğu açık olan binalar için tahsil edilen emlak vergilerinde ve söz konusu vergilerin yasal faiziyle birlikte iadesi talebinin reddi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın redde ilişkin kısmının kaldırılmasına davanın bu kısım yönünden de kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının idarelerine 2015 yılında bina bildiriminde bulunduğu, zira … ada … ve … parsellerin tevhit edilerek … ada … parsel olarak 20.11.2014 tarihinde tescil edildiği, tapu harcının da arsa olarak hesaplandığı, arsaların emlak vergisinden muaf olduğu yönünde yasada hüküm bulunmadığı, 2017/1. taksitine ilişkin iptal hükmünün de hukuka aykırı olduğu, zira 7033 sayılı Kanun ile getirilen muafiyetin 01.07.2017 tarihinde yürürlüğe gireceği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalının duruşma istemi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 17/2. maddesi uyarınca uygun görülmeyerek işin esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan …-TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.