Danıştay Kararı 9. Daire 2020/438 E. 2022/5162 K. 27.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/438 E.  ,  2022/5162 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/438
Karar No : 2022/5162

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü-…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının şahsi borçları ile … Gıda Tarım Hayvan Ürünleri Umu. Açık. Yer İşl.. San. ve Tic. Ltd. Şti’ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının maaş hesabına uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mahkemelerince yapılan ara kararlara istinaden davalı idare tarafından sunulan belgeler incelendiğinde, bankalara gönderilen haciz bildirisindeki ilk tutarın 448.029,36-TL olduğu, bir miktar tahsilat yapıldıktan sonraki son tutarın ise 446.447,16-TL olduğu, haciz bildirisine dayanak olarak gönderilen haciz varakalarının toplam tutarının ise 261.961,81-TL olduğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un 64. maddesinde haciz muamelelerinin haciz varakalarına dayanılarak yapılacağının hükme bağlandığı, dava konusu haciz işleminin davacının hangi kamu borçlarına istinaden düzenlendiği hususunun ortaya konulamadığı, bu nedenle haciz varakalarında yer alan 261.961,81-TL tutarındaki amme alacakları dışında kalan amme alacakları için dava konusu haciz işlemi öncesinde davacı adına haciz varakası düzenlendiği davalı idarece ispatlanamadığından, 448.029,36-TL tutarındaki haciz bildirisinin 261.961,81-TL tutarını aşan kısmı açısından usulüne uygun şekilde kesinleştirildiği ortaya konulamayan kamu alacağı için tesis edilen haciz işleminin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu haciz işlemi öncesinde davacı adına düzenlenen … sayılı haciz varakalarının dosyaya ibraz edildiği ancak haciz varakalarının dayanağı ödeme emirlerinin varlığı dosyaya sunulmak suretiyle kanıtlanamadığından davacının banka hesapları üzerine uygulanan ve söz konusu haciz varakalarından kaynaklanan e-haciz işleminin bu kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu haciz işleminin dayanağı, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirleri açısından, yapılan incelemede; ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındılarının davalı idare tarafından dosyaya ibraz edilmeyerek, haciz işleminin dayanağı olan ve davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin, davacıya tebliğ edildiği ispatlanamadığından, usulüne uygun şekilde kesinleştirildiği ortaya konulamayan kamu alacağı için tesis edilen haciz işleminin bu kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu haciz işleminin dayanağı, davacı adına düzenlenen ödeme emirleri açısından ise,… sayılı ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin tebliğ evraklarının ibraz edildiği, tebliğ alındılarının incelenmesinden söz konusu ödeme emirlerinin davacının bizzat kendisine 07/10/2008 ve 28/11/2008 tarihlerinde tebliğ edildiğinin görüldüğü, ödeme emirleri içeriği 2005, 2007 ve 2008 yıllarına ait olup kesinleşen vergi borçlarının vade tarihleri dikkate alındığında ( 2005, 2006 ve 2008 yılları), amme alacaklarına ilişkin ödeme emirlerinin 2008 yılında tebliğ edilmesinden sonra, davacının banka hesaplarına 2012, 2013, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında haciz bildirisi gönderildiği ve zamanaşımının kesildiği ileri sürülmüşse de haciz işlemlerinin aynı hesaplar üzerine müteaddit defalarca uygulanan işlemler olduğu, cüz’i miktarda tahsilat yapıldığı, gerçekte ortada herhangi bir tahsilat işlemi bulunmadığı, bu durumun zamanaşımını kesmeye yönelik işlemler olduğu, bu nedenle de tahsilat işlemi olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığından söz konusu amme alacaklarının tahsil zamanaşımına uğradığı ve zamanaşımına uğrayan amme alacağının tahsili için davacının banka hesabına uygulanan e-haciz işleminin bu kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu haciz işleminin dayanağı davacı adına düzenlenen diğer ödeme emirlerine ilişkin ise, tebliğ alındıları davalı idare tarafından dosyaya ibraz edilmeyen haciz işleminin dayanağı olan ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edildiği ispatlanamadığından, usulüne uygun şekilde kesinleştirildiği ortaya konulamayan kamu alacağı için tesis edilen haciz işleminin bu kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Olayda, zamanaşımını kesen sebepler bulunduğu, bu nedenle dava konusu amme alacağının zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceği, mahkeme kararının gerekçesinde bankalara gönderilen haciz bildirisindeki son tutarın 446.447,16-TL olduğu ancak sunulan haciz varakalarının toplam tutarının 261.961,81-TL olduğu bunun dışındaki amme alacakları için haciz varakası düzenlendiğinin ispat edilemediği belirtilmişse de sunulan haciz varakalarında yer alan 261.961,81-TL vergi borcunun vergi aslından oluşan kısmını gösterdiği, 448.029,36-TL tutarın ise gecikme zammı dahil miktarı oluşturduğu, dolayısıyla mahkemeye sunulmayan haciz varakası bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.