Danıştay Kararı 9. Daire 2021/2075 E. 2022/5183 K. 27.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/2075 E.  ,  2022/5183 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2075
Karar No : 2022/5183

TEMYİZ EDENLER:
1-(DAVACI) …
VEKİLİ: Av. …

2-(DAVALI) … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının,1625/2160 hissesi üzerinde %50 oranında intifa hakkı sahibi olduğu, İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin 2012 ilâ 2018 yılları için re’sen tarh edilen arsa vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ile 2012 ilâ 2017 yılları için kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; taşınmazdaki intifa hakkının 1992 yılında edinilmiş olmasına karşın, bugüne kadar davacı tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı dikkate alındığında, zamanaşımının başlangıcının, keyfiyetin davalı idarece öğrenildiği 2017 yılını izleyen takvim yılından itibaren başlayacağından, davacının zamanaşımı iddiasının yerinde bulunmadığı, olayda, ihtilaf konusu parselin, Karşıyaka 1. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında, konut, yaya yolu, 20 ve 30m’lik taşıt yolu, yeşil alan, park ve semt oyun alanı ve bölge regülatörü kullanımlarına ayrıldığı, buna göre; taşınmazın, konut alanı kullanımına ayrılan bölümünde herhangi bir kısıtılılık bulunmadığından, bu bölüm için tarh edilen arsa vergisi ile katkı payında hukuka aykırılık bulunmadığı, taşınmazın konut alanı ve 20 ve 30m’lik taşıt yolu haricinde kalan bölümü için tarh edilen arsa vergisi ile katkı payının ise 9/10’unda hukuka uyarlık, 1/10’unda ise hukuka aykırılık bulunmadığı, taşınmazın 20 ve 30m’lik taşıt yolu kullanımına ayrılan bölümü de umumi hizmetlere ayrıldığından kısıtlı olmakla birlikte; bu bölümün fiilen de yol olarak kullanıldığı, bu nedenle bu bölümle ilgili olarak malik tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesine karşı kamulaştırmasız el atma davası açıldığı, ardından da İzmir Büyükşehir Belediyesinin 14/08/2015 tarihli ek kararı ile imar programına alındığı, devamında yapılan yargılama sonucunda … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, bahse konu bölümün tapu kaydının bedeli karşılığında iptaline, söz konusu kısmın ifraz edilerek İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine terkinine, taşınmazdaki intifa haklarının malike ödenecek bedel üzerinden devamına karar verildiği, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun olay tarihinde yürürlükte bulunan 13. maddesinde, imar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödemelerinin durdurulacağı, kamulaştırmanın yapılması halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği hükmünün yer aldığı, bu itibarla, taşınmazın söz konusu bölümünün, 14/08/2015 tarihinde imar programına alınmasına kadar 1319 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 3. fıkrası gereğince kısıtlı olduğu, bu tarihten kamulaştırma tarihine kadar bütün emlak vergisi ödemelerinin durdurulması gerektiği, kamulaştırmanın gerçekleştiği tarihten itibaren ise mükellefiyet de ortadan kalkacağından herhangi bir emlak vergisi ödemesinin söz konusu olamayacağı, bu durumda, taşınmazın 20 ve 30m’lik taşıt yolu kullanımına ayrılan bölümü 14/08/2015 tarihinde imar programına alındığından, bu tarihe kadar ki dönemler olan 2012 ilâ 2015 yılları için tarh edilen arsa vergisi ile katkı payının 9/10’unda hukuka uyarlık, 1/10’unda hukuka aykırılık, imar programına alınma tarihini takip eden dönemler olan 2016 ilâ 2018 yılları için tarh edilen arsa vergisi ile katkı payının ise tamamında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu vergi ziyaı cezaları yönünden ise; 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda 09/04/2002 tarihinden itibaren beyanname verme zorunluluğu kaldırılarak emlak vergisi bildirimi verilmesi gereken hallerde mükellefin bildirim vermemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği kuralı benimsendiğinden ve vergi ziyaı cezası kesileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, davacı adına kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu vergi ziyaı cezalarının tamamı ile konut alanı ve taşıt yolu kullanımı haricinde kalan alana isabet eden 2012 ilâ 2018 yılları arsa vergisinin 9/10’u, taşıt yolu kullanımına ayrılan alana isabet eden 2012-2015 yılları arsa vergisinin 9/10’u ile bu alana isabet eden 2016 ilâ 2018 yılları arsa vergisinin tamamı yönünden davanın kabulüne ve tarhiyatın bu kısımlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Taraflarına usulüne uygun tebligat yapılmadığı, olayda zaman aşımı bulunduğu, idarece eksik yapılan hukuki işlemler sebebiyle ve imar işlemlerinin yapılmaması nedeniyle haklarını kullanmalarının engellendiği iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

DAVALININ İDDİALARI: Taşınmazın imar planlarında taşıt yolu kullanım alanında kalması nedeniyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen kısım için kısıtlılık hükümlerinin uygulanabilmesi için parsel bütünlüğünün dikkate alınması gerektiği, Mahkemece, yeterli araştırma ve keşif yapılmadan soyut ifadelere dayalı olarak hatalı karar verildiği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından savunma verilmemiştir. Davacının cevabı, yasal dayanaktan yoksun temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Tarafların temyiz isteminin reddine,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunan taraflardan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.