Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/6069 E. , 2022/6006 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6069
Karar No : 2022/6006
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACILAR)
I. …
II. …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- (DAVALI) … Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların oğlu …’nun, yağmur suyuyla dolan yaşadıkları evin yanına açılan foseptik çukuruna düşmek suretiyle boğulması sonucu 05.02.2015 tarihinde ölmesi olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, ıslah sonrası davacı anne … için 28.908,15-TL,davacı baba … için 23.587,14-TL olmak üzere toplam 52.495,29,00-TL maddi tazminat (destekten yoksun kalma),her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere 125.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 302.495,29,00-TL tazminatın olayın meydana geldiği 05.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacıların ikametinin bulunduğu Muğla ili,Köyceğiz İlçesi,… Mahallesi,…Kümeevlerinin bulunduğu yerde kanalizasyon alt yapısının yapılmaması, diğer taraftan anılan hizmetin götürülmeyişi sebebiyle kendi imkanları ve davalı belediyenin araç ve ekipmanları kullanılmak suretiyle yapılmaya çalışılan kanalizasyon çukurunun etrafının kapatılmaması ve gerekli önlemlerin alınmaması suretiyle davalı idarelerin olayda müştereken hizmet kusuru bulunduğu açık ise de; olay tarihinde 5 yaşında olduğu ve bu nedenle anne babasının kontrol ve gözetim yükümlülüğü altında bulunması gerektiği anlaşılan davacıların çocuğu …’in vefatına neden olan olayda, gözetim ve denetim sorumluluklarını yerine getirmeyen anne ve babasının da %50 oranında kusurlu oldukları sonucuna varıldığı, bu itibarla, hizmet kusuru nedeniyle zarara sebebiyet veren davalı idarelerce tazmin edilmesi gereken davacıların destekten yoksun kalma zarar miktarının tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda ayrıntılı açıklamalardan sonra , müteveffanın babası …’nun uğradığı maddi zararın 23.587,14-TL, annesi …’nun destekten yoksun kalma zararının ise 28.908,15-TL olmak üzere toplam zararın 52.495,29-TL olarak hesaplandığı, tazminata esas ölüm olayının meydana gelmesinde davacıların %50 oranında müterafik kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında,%50 oranındaki kalan zarardan müştereken(1/2 oranında) sorumlu olduğu sonucuna varılan idarelerin, aktüer hesap raporu uyarınca davacı … için 5.000,00-TL maddi tazminatın davalı … Belediyesi’ne başvurun yapıldığı 02.09.2015 tarihinden,diğer davalı … için ise başvurunun yapıldığı 28.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, kalan 6.793,,57-TL’nin ise ıslah dilekçesinin davalı …’ye tebliğ edildiği 10.10.2017 tarihinden,diğer davalı belediye için ise yine ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği 05.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine,diğer davacı … için 5.000,00-TL maddi tazminatın davalı …Belediyesi’ne başvurun yapıldığı 02.09.2015 tarihinden,diğer davalı …için ise başvurunun yapıldığı 28.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile,kalan 9.454,07 TL’nin ise ıslah dilekçesinin davalı …’ye tebliğ edildiği 10.10.2017 tarihinden,diğer davalı belediye için ise yine ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği 05.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, kalan maddi tazminat istemlerinin ise reddi gerektiği, müteveffanın ölümü nedeniyle yaşadıkları acı ve elem sonucu manevi zarara uğradıkları tartışmasız olan davacıların, manevî zararı doğuran davalı idare eyleminin etkisi ve niteliği, hizmet kusurunun ağırlığı, hukuka aykırılığın derecesi ve davacıların müterafik kusuru dikkate alınarak; takdiren,davacı anne … için 35.000,00-TL ,davacı baba … için 35.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarelerden (1/2 oranında) ,davalı …Belediyesi’ne başvurun yapıldığı 02.09.2015 tarihinden,diğer davalı … için ise başvurunun yapıldığı 28.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine,kalan manevi tazminat istemlerinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00-TL maddi tazminatın (davalı idarelerden 1/2 oranında) davalı … Belediyesi’ne başvurunun yapıldığı 02.09.2015 tarihinden, diğer davalı … için ise başvurunun yapıldığı 28.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesi, 16.247,64-TL maddi tazminatın (davalı idarelerden 1/2 oranında) ise ıslah dilekçesinin davalı …’ye tebliğ edildiği 10.10.2017 tarihinden,diğer davalı belediye için ise yine ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği 05.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesi, 70.000,00-TL manevi tazminatın (davalı idarelerden 1/2 oranında) davalı …Belediyesi’ne başvurunun yapıldığı 02.09.2015 tarihinden,diğer davalı … için ise başvurunun yapıldığı 28.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi, davanın kısmen reddi ile 180.000,00-TL manevî tazminata yönelik istemin reddi, 26.247,65-TL maddî tazminata yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı ile davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden … tarafından; olayda herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı yerlerde atık su hizmeti veremedikleri, atık su üretenlerin mevzuat gereği tesisatlarını kendilerinin kurması gerektiği, foseptik çukurunun idarelerince açılmadığı, bina ruhsatsız olduğundan 3194 sayılı Yasa uyarınca su kanalizasyon hizmeti verilemeyeceği, hizmet verilemeyen yer ile ilgili tazminle sorumlu tutulmalarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, diğer davalı Köyceğiz Belediye Başkanlığı tarafından; dosyada bulunan önceki beyanlarının tekrar edildiği ve yerel mahkemece verilen kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği, davacılar tarafından; taraflarına %50 kusur atfedilerek tazminattan indirim yapılmasının hatalı olduğu, destekten yoksun kalma tazminat hesabında müteveffanın çalışmaya başlama yaşının 22 ile muhtemel evlenme yaşının 24 olarak alınıp gelirinin asgari ücretten hesaplanmasının yerleşik kararlara aykırı olduğu, manevi tazminat tutarının da çok düşük takdir edildiği, faiz başlangıç tarihinin idarelere başvuru tarihi olması gerektiği ileri sürülerek, taraflarca aleyhlerine olan kısımların temyiz yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
2015 yılı Ocak ayında davacıların yaşamakta olduğu evin yanında,davalı belediyeye ait personel ve araç-ekipmanlar kullanılmak suretiyle fosseptik çukuru açıldığı,etrafında herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan,2015 yılı Şubat ayı başında yoğun yağan yağmurlar neticesinde belediyece kazılan ve öylece bırakılarak yağmur suyuyla dolan çukura,05.02.2015 tarihinde davacıların 5 yaşındaki oğlu …’nun düşmesi neticesi boğularak ölmesi sonrasında, maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemiyle davalı Köyceğiz Belediye Başkanlığı’na İzmir 25. Noterliği’nin … tarih ve …yevmiye nolu İhtarnamesi’nin keşide edildiği, davalı idareye 05.08.2015 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile iletilen tazmin taleplerinin “kazılan çukurun üstünü örteme ve gerekli güvenlik önlemlerini alma gibi yetkisinin olmadığından” bahisle belediye tarafından 19.08.2015 tarihinde reddedildiği,davacı vekiline 25.08.2015 tarihinde tebliğ edilen bu red cevabına karşılık 27.08.2015 tarihli dilekçe ile cevap ve talepte bulunulduğu, bu dilekçelerinin 02.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği,belediye vekilinin 08.09.2015 tarihli cevabi yazısı ile taleplerinin reddedildiği, bu red cevabının taraflarına 10.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği,diğer davalı aynı talep ve istemle …’ye İzmir 25.Noterliği’nin … tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği,tazmin taleplerinin “meydana gelen ölüm olayında Köyceğiz Belediyesinin sorumlu olduğundan” bahisle … tarih ve … yevmiye nolu ihtarname ile reddedildiği, bu red kararının taraflarına 07.10.2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, olayda davalı idarelerin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi-manevi zararlarının tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’unun, 53. maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar; ” 1. Cenaze giderleri, 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” olarak belirlenmiş, ölüm ve bedensel zararların belirlenmesine ilişkin 55. maddesinde; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.” hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi:
Anne ve babanın çocukları kaç tane olursa olsun, maddi durumları ne derecede bulunursa bulunsun, hatta gelecekleri, müesseselerce garanti altına alınmış bile olsa, bir gün zarurete düşüp düşmeyecekleri, çocuklarına muhtaç olmayacakları önceden kestirilemeyeceğinden, küçük yaşta ölen çocuk dahi, ana – babasının farazi (varsayım) bir desteği olarak kabul edilmektedir.
İdare Mahkemesince hükme esas alınan, davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararının tespitine ilişkin 06/02/2017 tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alındığı görülmektedir.
PMF 1931 Hayat Tablosu, Fransız nüfus verileri/istatistikleri kullanılarak 1931 yılında hazırlanmış bir tablodur. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması gerekir.
Yerleşik yargı uygulamalarında, küçük yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16’şar, ilk çocuk olduktan sonra %14’er, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5’ar pay verilmesi kabul edilmiş olup, destek paylarının yerleşik içtihatlara uygun olarak hesaplanması gerekmektedir.
Bu durumda; Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararlarının yukarıda belirtilen şekilde belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınacak yeterlilik ve nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin kısmen kabul, kısmen reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, posta gideri ve bilirkişi ücretinin haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerektiğinden, Mahkemece, bozma kararına uyularak yeniden verilecek kararda bu hususun gözetilerek yargılama giderlerinin belirlenmesi gerektiği açıktır.
Temyiz istemine konu mahkeme kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinde;
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ıztırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Dava konusu olayda, davacılar çocuklarının ölümü olayında davalı idarelerin kusurlu olduğu sabit olup, davacıların uğradığı manevi zararın, idari faaliyetin niteliği gözetilerek manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekir.
Olayda, idarelerin mevcut kusuru, olayın oluş şekli dikkate alındığında, Mahkemece davacılardan … ve … için takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece … ve … için takdir edilen manevi tazminat miktarı az bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak hükmedilecek manevi tazminat tutarı yeniden belirlenmelidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı Köyceğiz Belediye Başkanlığına iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.