Danıştay Kararı 8. Daire 2020/2771 E. 2022/6012 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/2771 E.  ,  2022/6012 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2020/2771

Karar No : 2022/6012

DAVACI : 1- … Derneği

VEKİLİ : Av. …

2- …

VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

DAVALI : … Birliği

VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 24/05/2019 tarih ve 30783 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği Yönetmeliği’nin;

a) 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin,

b) 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “noterlik marifetiyle” ibaresinin,

c) 38. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “odaya kaydolmayan” ibaresinin,

d) 38. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “6643 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca aşağıdaki disiplin cezalarını verir” ibaresinin,

e) 38. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin,

f) 49. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve bunların mesleki sorumluluğu altındaki işyerlerinin” ibaresinin,

g) 54. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “oda aidatlarını ödeyinceye kadar oda tarafından sağlanan hizmetlerden faydalanamazlar ve oda tarafından verilmesi gereken hiçbir resmi belgeyi, basılı defterleri ve sözleşme formlarını ve diğer formları alamazlar ve kullanamazlar” ibaresinin,

h) 55. maddesinin 3. fıkrasının,

ı) 61. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “6643 sayılı Kanuna”, “optisyenlik müesseselerinin” ve “müessese çalışanlarının” ibarelerinin,

i) 61. maddesinin 8. fıkrasının (ğ) bendinin,

j) 61. maddesinin 8. fıkrasının (ı) bendinde yer alan “6643 sayılı Kanunda” ibaresinin,

k) 84. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin

l) 94. maddesinin 1. fıkrasının,

m) 103. maddesinin,

n) Geçici 5. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :

Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi yönünden; 5193 sayılı Yasanın 16. maddesinde, optisyenlik müesseselerinin tutacakları defterlerin yönetmelik ile düzenleneceğinin belirlendiği, Optisyenlik Müesseseleri Hakkında Yönetmelikte tutulacak defterlerin “kayıt sistemi ve defterler” başlıklı 5. bölümde tanımlandığı, ilgili mevzuat incelendiğinde tutulması zorunlu olan defterlerin tamamının optisyenlik müessesesi tarafından tutulmasının zorunlu olarak belirlendiği, optisyenlerin bizatihi optisyen olmasından dolayı tutmak zorunda oldukları herhangi bir defter olmadığı iddia edilmektedir.

Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “noterlik marifetiyle” ibaresi yönünden; Odalar içerisinde demokrasinin önemli unsurlarından biri olan olağanüstü genel kurulu toplantıya çağırma amacına aykırı bir şekilde üyelere angarya niteliğinde görülebilecek bir yöntem dayatıldığı belirtilmektedir.

Yönetmeliğin 38. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “odaya kaydolmayan” ibaresi, “6643 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca aşağıdaki disiplin cezalarını verir” ibaresi ve (a), (b), (c) ve (ç) bentleri yönünden; maddenin 1. fıkrasında yer alan “odaya kaydı olmayan” ibaresinin odanın kendi kapsama alanı içerisinde olmayan bir optisyeni disiplin bakımdan sorumlu hale getiren bir düzenleme olduğu, mesleği icra ettiği halde odaya kaydı olmayan optisyen-gözlükçülerin varlığı da mümkün olmasına rağmen bu kişilerle ilgili olarak dahi odaların disiplin işlemi tesis etmeye hakkı ve yetkisi bulunmadığı, bu kişilerle ilgili olarak yapılacak işlemin ancak 5193 sayılı Yasa hükümleri uyarınca cezalandırılması talebi ile uygulayıcı Bakanlık olan Sağlık Bakanlığı’na ihbar etmek olduğu; 1. fıkrada yer alan “6643 sayılı Kanunun 30. maddesi uyarınca aşağıdaki disiplin cezalarını verir” ibaresinin Anayasanın 33. maddesinin 3. fıkrası uyarınca suçta ve cezada kanunilik ilkesi ve buna bağlı olan kıyas yasağı nedeniyle hukuka aykırı olduğu; 1. fıkranın (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin, oda kuruluş kanunu olan 5193 sayılı Yasada tanımlanmamış disiplin cezaları içerdiği, Anayasaya aykırı olarak kıyas yolu ile Yönetmelik metninde disiplin cezalarının yer almasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Yönetmeliğin 49. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve bunların mesleki sorumluluğu altındaki işyerlerinin” ibaresi yönünden; optisyenlik müesseselerinin optisyen-gözlükçüler tarafından açılıp işletilebileceği gibi optisyen-gözlükçü olmayan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri tarafından da açılıp işletilebileceği, müessesenin mesul müdürünün optisyen gözlükçü olmasının optisyenlik müessesesinin mesleki ya da idari anlamda hiçbir şekilde Optisyen-Gözlükçüler odasının faaliyet alanı içerisine sokmayacağı, optisyenlik müesseselerinin denetimlerini kim tarafından nasıl yapılacağının 5193 sayılı Kanun ile belirlendiği belirtilmektedir.

Yönetmeliğin 54. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “oda aidatlarını ödeyinceye kadar oda tarafından sağlanan hizmetlerden faydalanamazlar ve oda tarafından verilmesi gereken hiçbir resmi belgeyi, basılı defterleri ve sözleşme formlarını ve diğer formları alamazlar ve kullanamazlar” düzenlemesi yönünden; odaların aylık aidat borcu bulunan üyeliğine aidat borcu ödeninceye kadar oda hizmetlerinden mahrum bırakmasının hukuka aykırı olduğu, oda hizmetlerinden faydalanmanın odaya kayıtlı her üyenin üyelik kaynaklı hakkı olduğu ve bu hakkın aidat borcu gerekçe göstererek sınırlandırılabilmesinin mümkün olmadığı iddia edilmektedir.

Yönetmeliğin 55. maddesinin 3. fıkrası yönünden; mesleğini icra etmeyen optisyen-gözlükçülerin bu yönetmelik hükümleri kapsamı içerisinde olmadığı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamasına rağmen bu kişilerin odaya üyeliğe zorlanmalarının hukuka aykırı olduğu, ikamet teyidi adı altında istenen belgelerin bahsi geçen amacın çok dışında kişisel mali bilgilerin mahremiyetini ihlal edecek nitelikte ve kişiye angarya olarak değerlendirilebilecek bir yük mahiyette olduğu belirtilmektedir.

Yönetmeliğin 61. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “6643 sayılı Kanuna”, “optisyenlik müesseselerinin” ve “müessese çalışanlarının” ibareleri yönünden; dava konusu düzenlemedeki “6643 sayılı Kanuna” ibaresinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu yönetmeliğin dayanağının 5193 sayılı Yasa olduğu, yine düzenlemedeki “optisyenlik müesseselerinin ve müessese çalışanlarının” ibarelerinin bu müesseselerin sahipleri optisyen-gözlükçüler olabileceği gibi optisyen-gözlükçü olmayan gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri de olabileceği, optisyen-gözlükçü olmayan bir gerçek kişinin ya da herhangi bir özel tüzel kişisinin sahibi olduğu bir optisyenlik müessesesinin Türk Optisyenler Gözlükçüler Birliği Yönetmeliği kapsama alanına girmediği, Yönetmeliğin hukuki anlamda kapsam alanı dahilinde olmayan kişilerin sahipliğinde bulunan işletmeler ile ilgili olarak herhangi bir tasarrufta bulunması ya da tasarrufta bulunabileceğini dair hüküm ihtiva etmesinin hukuku açıkça aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Yönetmeliğin 84. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi yönünden; Anayasa ile teminat altına alınmış seçme ve seçilme hakkı çerçevesinde seçime tabi olan yapının üyesi olmaya devam eden herhangi bir üyenin seçme ve seçilme hakkının ne mali yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması ne de başka başkaca bir sebep ile kısıtlanabileceğinden düzenlemenin hukuka aykırı olduğu belirtilmektedir.

Yönetmeliğin 94. maddesinin 1. fıkrası yönünden; serbest piyasa ekonomisi koşulları çerçevesinde oda üyeliği bulunmayan gerçek kişiler ya da tüzel kişilere ait optisyenlik müesseselerinin maliyet ve satış fiyatlarına müdahale edilmesinin mümkün olmadığı iddia edilmektedir.

Yönetmeliğin 103. maddesi yönünden; Yönetmeliğin yapması gerekenin kanunun atıf yaptığı kanun metninin uygulamasının nasıl olacağını belirlemek iken Yönetmelik metninde yasa ile paralel yönde 6643 sayılı Yasaya atıf yapmasının bir adım daha ötesine geçildiğinden düzenlemenin hukuka aykırı olduğu belirtilmektedir.

DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :

Öncelikle usule ilişkin olarak; dava konusu Yönetmelik hükümlerinin, davacı derneğin mensuplarının tamamı hakkında müştereken uygulanacak düzenlemeler olmadığı gibi, davacı Abdullah Aydın’ın da meşru bir menfaatinin bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği savunulmaktadır.

Esasa ilişkin olarak; kanun koyucunun düzenlemek istediği herhangi bir konuyu uzun veya geniş metinlerle düzenleyebileceği gibi, “yasamada tasarruf” mülahazasıyla daha önceden düzenlenmiş aynı veya benzer mahiyetteki kanunlara atıf yaparak veya onların farklı şekilde uygulanacağını hükme bağlayarak da düzenleme yapabileceği, nitekim Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen Yasa maddesinde de kanun koyucunun takdir yetkisi çerçevesinde lüzumsuz yasama faaliyetinde bulunmaktan kaçınarak 6643 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin kıyasen uygulanması şeklinde yapılan düzenlemede Anayasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dava konusu Yönetmeliğin üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ : Dava; 24.05.2019 tarih ve 30783 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği Yönetmeliği’nin; 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “noterlik marifetiyle” ibaresinin, 38. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “odaya kaydolmayan” ibaresinin, 38. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “6643 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca aşağıdaki disiplin cezalarını verir” ibaresinin, 38. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin, 49. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve bunların mesleki sorumluluğu altındaki işyerlerinin” ibaresinin, 54. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “oda aidatlarını ödeyinceye kadar oda tarafından sağlanan hizmetlerden faydalanamazlar ve oda tarafından verilmesi gereken hiçbir resmi belgeyi, basılı defterleri ve sözleşme formlarını ve diğer formları alamazlar ve kullanamazlar” ibaresinin, 55. maddesinin 3. fıkrasının, 61. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “6643 sayılı Kanuna”, “optisyenlik müesseselerinin” ve “müessese çalışanlarının” ibarelerinin, 61. maddesinin 8. fıkrasının (ğ) bendinin, 61. maddesinin 8. fıkrasının (ı) bendinde yer alan “6643 sayılı Kanunda” ibaresinin, 84. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin 94. maddesinin 1. fıkrasının, 103. maddesinin, Geçici 5. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; Dairenin 12/05/2020 tarih ve E:2020/2771 sayılı kararıyla dava konusu Türk-Optisyen-Gözlükçüler Birliği Yönetmeliği’nin dayanağı olan 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un Ek 1. maddesinin Anayasa’nın 7., 123. ve 135. maddelerine; Geçici 4. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “5/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununun mali ve idari hükümleri ile disipline ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.” cümlesindeki “disipline ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.” kısmının ise, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin 22/06/2021 tarih ve 31519 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 29/04/2021 tarih ve E: 2020/80, K: 2021/34 sayılı kararıyla,

1-Kanun’un Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının “Odalar ile Birliğin teşkili, bunların yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, organların görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, seçimi, seçilme yeterlilikleri, seçimlerin yapılış usulü, fesih, tasfiye ve iptale ilişkin hususlar, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatların tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulleri, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlere ilişkin yönetmelik hazırlanır,…” düzenlemesi yönünden, Anayasa’nın 135. maddesinin birinci fıkrasına göre tüzel kişiliğin kanunla kurulabilmesinin, bunu öngören kanuni düzenleme yapılmasını gerekli kıldığı, nitekim 5193 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin birinci fıkrasında da bu Kanun’a tabi meslek mensuplarının Odalar ve Birlik olmak üzere kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarını teşkil edeceği hükme bağlandığı, ancak bir kamu tüzel kişisinin kanunla kurulması ile kastedilenin bu tüzel kişinin adının belirtilerek kurulacağının öngörülmesinden ibaret olmadığı, tüzel kişinin örgütlenmesi kapsamında organlarına, organlarının ne şekilde oluşturulacağına, bu organlar vasıtasıyla yerine getirilecek olan görevlerinin dolayısıyla hak ve fiil ehliyetinin sınırlarına ilişkin hususlarda da genel çerçevenin kanunla belirlenmesi gerektiği, Kanun incelendiğinde konuya ilişkin yasal çerçeve ve temel kurallar belirlenmeksizin itiraz konusu kuralda belirtilen hususlarda düzenleme yapma yetkisinin yönetmeliğe bırakıldığı, Kanun’un geçici 4. maddesinde itiraz konusu kuralda belirtilen bazı hususlara ilişkin kanuni düzenlemelere yer verilmiş ise de bunların Odalar ile Birliğin ilk kuruluş anında geçerli esasları belirleyen geçici nitelikte hükümler olduğu gerekçesi ile kuralın Anayasa’nın 7. ve 135. maddelerine aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.

2- Kanun’un Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının kalan kısmının, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin 4. fıkrası gereğince iptaline karar verilmiştir.

3- Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin 5193 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Odalar ile Birliğin teşkili, bunların yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, organların görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, seçimi, seçilme yeterlilikleri, seçimlerin yapılış usulü, fesih, tasfiye ve iptale ilişkin hususlar, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatların tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulleri, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlere ilişkin yönetmelik hazırlanır,…” bölümünün iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmadığından iptaline karar verilmiştir.

4- Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…disipline ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.” ibaresinin esasına ilişkin inceleme “…disipline ilişkin hükümleri…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılarak, itiraz konusu kuralın eczacılık meslek mensuplarının tabi olduğu 6643 sayılı Kanun’un disipline ilişkin hükümlerinin optisyenlik meslek mensuplarına kıyasen uygulanmasını öngördüğü, kuralın disiplin suçu teşkil eden fiiller, bu fillere uygulanacak yaptırımlar ve bu yaptırımların uygulanması da dâhil olmak üzere pek çok hususu kapsadığı, optisyenlik ile eczacılık mesleklerinin farklı meslekler olduğu ve mensuplarının farklı meslek kuruluşlarına tabi olduğu dikkate alındığında disipline ilişkin hususlarda kıyasen uygulamayı öngören kuralın belirsizliğe yol açtığı gerekçesi ile kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesince yönetmelik ile düzenleme yapılması noktasında Anayasa’ya aykırı bulunan 5193 sayılı Kanun’a dayanılarak yayımlanan Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği Yönetmeliğinin dava konusu kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 24.05.2019 tarih ve 30783 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği Yönetmeliği’nin; 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin,15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan “noterlik marifetiyle” ibaresinin, 38. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “odaya kaydolmayan” ibaresinin, 38. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “6643 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca aşağıdaki disiplin cezalarını verir” ibaresinin, 38. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin, 49. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve bunların mesleki sorumluluğu altındaki işyerlerinin” ibaresinin, 54. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “oda aidatlarını ödeyinceye kadar oda tarafından sağlanan hizmetlerden faydalanamazlar ve oda tarafından verilmesi gereken hiçbir resmi belgeyi, basılı defterleri ve sözleşme formlarını ve diğer formları alamazlar ve kullanamazlar” ibaresinin, 55. maddesinin 3. fıkrasının, 61. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “6643 sayılı Kanuna”, “optisyenlik müesseselerinin” ve “müessese çalışanlarının” ibarelerinin, 61. maddesinin 8. fıkrasının (ğ) bendinin, 61. maddesinin 8. fıkrasının (ı) bendinde yer alan “6643 sayılı Kanunda” ibaresinin, 84. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin 94. maddesinin 1. fıkrasının,103. maddesinin, Geçici 5. maddesinin iptalinin gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 22/10/2022 tarihinde, davacılar vekili Av. …’ın ve davalı idare vekili Av…. ve Av. …’ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :

İLGİLİ MEVZUAT:

5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’a 05/12/2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 80. maddesiyle eklenen Ek 1. maddesinde;

“Bu Kanuna tâbi meslek mensupları; mesleki faaliyetlerini geliştirip kolaylaştırmak, meslektaşlar arasında yardımlaşma ve iş birliğini temin etmek ve mesleki ahlâk ve disiplini tesis edip korumak üzere, kamu kurumu niteliğindeki optisyen-gözlükçüler odaları ve Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliğini teşkil ederler.

Odalar ile Birliğin teşkili, bunların yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, organların görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, seçimi, seçilme yeterlilikleri, seçimlerin yapılış usulü, fesih, tasfiye ve iptale ilişkin hususlar, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatların tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulleri, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlere ilişkin yönetmelik hazırlanır, Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alındıktan sonra Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmü;

Aynı Kanun’a 20/12/2017 tarih ve 30276 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7063 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7. maddesi ile eklenen Geçici 4. maddesinde ise,

“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce optisyenlik mesleği ile ilgili olarak faaliyette bulunan dernekler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde genel kurullarını toplayarak Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliğinin ilk genel kurulu için meslek mensubu beşer mümessil seçerler.

Birliğin ilk genel kurulu, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde Sağlık Bakanlığının daveti üzerine Ankara’da toplanır ve dokuz üyeli Birlik Merkez Yönetim Kurulunun, beş üyeli Yüksek Disiplin Kurulunun ve üç üyeli Denetleme Kurulunun asıl ve yedek üyelerini seçer.

Birlik Merkez Yönetim Kurulu, seçimden itibaren bir ay içinde toplanarak odalar ile Birliğin yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, organlar için seçim, seçilme yeterliliği, seçimlerin yapılış usulü, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatın tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulü, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlerle ilgili yönetmelikleri hazırlar. Bu yönetmelikler Sağlık Bakanlığının uygun görüşüyle seçimden itibaren iki ay içinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulur. 25/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununun mali ve idari hükümleri ile disipline ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Ancak, 6643 sayılı Kanunun 5 inci maddesindeki “yüz elli” sayısı “yüz”, 14 üncü maddesindeki “iki yüz elli” sayıları “yüz”, 51 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendindeki “iki yüz” sayısı “yüz”, (b) bendindeki “beşyüz” sayısı “iki yüz elli”, “ikiyüz” sayısı “yüz”, “yüzelli” sayısı “yetmiş beş” ve (c) bendindeki “beşyüz” sayıları “iki yüz elli” olarak uygulanır. 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e), (h) ve (i) bentleri, 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b), (d), (n) ve (o) bentleri ile 47 nci maddesi uygulanmaz. 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendi “Deontoloji Tüzüğü hükümlerinin ve oda ve Birlik tarafından alınmış mesleki kararların gerektiği şekilde uygulanıp uygulanmadığını belirlemek için, optisyenlerin çalışmalarını denetlemek.” şeklinde uygulanır. 40 ıncı maddedeki meslekten men kararları uygulanmak üzere Sağlık Bakanlığına gönderilir.

Birlik Merkez Yönetim Kurulu en az yüz meslek mensubunun faaliyette bulunduğu yerlerde kurulacak olan optisyen-gözlükçüler odalarının faaliyette bulunacağı iller ile yüzden az meslek mensubunun faaliyette bulunduğu illerin oda bölgelerini tespit ederek odaların kuruluşunu karara bağlar.

Oda kurulan illerde ve bölgelerde faaliyette bulunmakta olan meslek mensupları, odaların kuruluşundan itibaren üç ay içinde odaya kayıt olmak zorundadır. Odalar, Birlik Merkez Yönetim Kurulunun yapacağı tebligattan itibaren bir ay içinde genel kurullarını toplayarak yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetim kurulu üyeleri ile Birlik Genel Kurulunda kendilerini temsil edecek olan mümessillerini seçerler.

Yürürlüğe konulacak yönetmelik uyarınca yapılacak ilk Birlik Genel Kurulunda bütün seçimler yenilenir.” hükmü yer almış iken; Anayasa Mahkemesinin 26/11/2018 tarih ve 30607 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 05/07/2018 tarih ve E:2018/15, K:2018/78 sayılı kararı ile maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “Bu yönetmelikler Sağlık Bakanlığının uygun görüşüyle seçimden itibaren iki ay içinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulur.” şeklindeki ikinci cümlesinin iptaline karar verilmiştir.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 43. maddesinin 4. fıkrasında; iptal veya itiraz başvurusunun, kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhine yapılmış olup da, bu madde veya hükümlerin iptalinin kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün diğer bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanamaması sonucunu doğuruyorsa, keyfiyeti gerekçede belirtmek şartıyla Anayasa Mahkemesinin, uygulama kabiliyeti kalmayan kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebileceği belirtilmiştir.

Anılan Kanun’un “Mahkeme kararları” başlıklı 66. maddesinin 1. fıkrasında; Mahkeme kararlarının kesin olduğu ve Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı, 3. fıkrasında ise; Mahkemece iptaline karar verilen kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümlerinin, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği hükme bağlanmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı idarenin davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerektiğine ilişkin iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.

ESAS YÖNÜNDEN:

Davacı … Derneği yönünden;

İş bu dava dosyasında Dairemizin 12/05/2020 tarihli kararı ile 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun’un Ek 1. maddesi ile Geçici 4. maddesinin 3. fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…disipline ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.” ibaresinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2., 7., 38., 123. ve 135. maddelerine aykırı olduğu kanısına varılarak iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştur.

22/06/2021 tarih ve 31519 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 29/04/2021 tarih ve E:2020/80 K:20212/34 sayılı kararı ile;

a- 5193 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinin birinci fıkrası yönünden, Kanun’un kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olarak Odalar ile Birliğin kurulmasını öngören itiraz konusu Ek 1. maddesinin birinci fıkrasının bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine,

b- Geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesi, 25/01/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun mali ve idari hükümleri ile disipline ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağını düzenlediği, dolayısıyla söz konusu cümlenin itiraz konusu “…disipline ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.” ibaresinde yer alan “…kıyasen uygulanır.” ibaresi, disipline ilişkin hükümlerin yanı sıra bakılmakta olan dava konusu olmayan mali ve idari hükümler bakımından da geçerli ortak kural niteliğinde olduğundan itiraz konusu “…disipline ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.” ibaresinin esasına ilişkin incelemenin “…disipline ilişkin hükümleri…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

c- 5193 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının “Odalar ile Birliğin teşkili, bunların yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, organların görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, seçimi, seçilme yeterlilikleri, seçimlerin yapılış usulü, fesih, tasfiye ve iptale ilişkin hususlar, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatların tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulleri, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlere ilişkin yönetmelik hazırlanır,…” kısmı yönünden; Anayasa’nın 135. maddesinin birinci fıkrasına göre tüzel kişiliğin kanunla kurulabilmesinin, bunu öngören kanuni düzenleme yapılmasını gerekli kıldığı ancak bir kamu tüzel kişisinin kanunla kurulması ile kastedilenin bu tüzel kişinin adının belirtilerek kurulacağının öngörülmesinden ibaret olmadığı, tüzel kişiliğin örgütlenmesi kapsamında organlarına, organlarının ne şekilde oluşturulacağına, bu organlar vasıtasıyla yerine getirilecek görevlerin, hak ve fiil ehliyetlerinin sınırlarına ilişkin hususların kanunla belirlenmesi gerektiği, kanun incelendiğinde konuya ilişkin yasal çerçeve ve temel kurallar belirlenmeksizin itiraz konusu kuralda belirtilen hususlarda düzenleme yapma yetkisinin yönetmeliğe bırakıldığının görüldüğü, Kanun’un geçici 4. maddesinde itiraz konusu kuralda belirtilen bazı hususlara ilişkin kanuni düzenlemelere yer verilmiş ise de bunların Odalar ile Birliğin ilk kuruluş anında geçerli esasları belirleyen geçici nitelikte hükümler olduğunun anlaşıldığı, itiraz konusu kuralın Anayasanın 7. ve 135. maddelerine aykırılığı sebebiyle iptaline,

d- 5193 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasının “Odalar ile Birliğin teşkili, bunların yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, organların görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, seçimi, seçilme yeterlilikleri, seçimlerin yapılış usulü, fesih, tasfiye ve iptale ilişkin hususlar, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatların tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulleri, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlere ilişkin yönetmelik hazırlanır,…” kısmı iptal edildiğinden aynı fıkranın devamında yer alan “… Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alındıktan sonra Resmi Gazete’de yayımlanır.” şeklindeki kısmı ile Geçici 4. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Birlik Merkez Yönetim Kurulu, seçimden itibaren bir ay içinde toplanarak odalar ile Birliğin yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, organlar için seçim, seçilme yeterliliği, seçimlerin yapılış usulü, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatın tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulü, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlerle ilgili yönetmelikleri hazırlar.” cümlesinin uygulanma imkanı kalmadığından 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin 4. fıkrası kapsamında iptaline,

e- 5193 sayılı Kanunun Geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…disipline ilişkin hükümleri…” ibaresi yönünden; itiraz konusu kuralın eczacılık meslek mensuplarının tabi olduğu 6643 sayılı Kanun’un disipline ilişkin hükümlerinin optisyenlik meslek mensuplarına kıyasen uygulanmasını öngördüğü, kuralın disiplin suçu teşkil eden fiiller, bu fillere uygulanacak yaptırımlar ve bu yaptırımların uygulanması da dâhil olmak üzere pek çok hususu kapsadığı, optisyenlik ile eczacılık mesleklerinin farklı meslekler olduğu ve mensuplarının farklı meslek kuruluşlarına tabi olduğu dikkate alındığında disipline ilişkin hususlarda kıyasen uygulamayı öngören kuralın belirsizliğe yol açtığı, başka bir ifadeyle hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığı ve uygulanacak disiplin prosedürünün öngörülebilir şekilde düzenlenmediği görüldüğünden kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı sebebiyle iptaline,

f- 5193 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…disipline ilişkin hükümleri…” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin 3. fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine, karar verildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, 5193 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…disipline ilişkin hükümleri…” ibaresinin iptaline ilişkin kısmı dışında kalan diğer maddelere ilişkin iptal hükmü, kararın, Resmi Gazete’de yayımlandığı 22/06/2021 tarihinde hüküm ve sonuç doğurduğu ve bu tarihte yürürlükten kalktığı; 5193 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…disipline ilişkin hükümleri…” ibaresine yönelik iptal kararının ise kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip 9 ay sonra 22/03/2022 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından; bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek dava konusu Yönetmeliğin hukuki dayanağının ortadan kalktığı ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından; Yönetmeliğin yasal dayanağının Geçici 4. maddenin tamamı olduğu, maddede iptal edilen kısımlar haricindeki hükümlerin yürürlükte olduğu, yine aynı maddede “idari ve mali hükümler” yönünden 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununa atıf yapıldığı, bu Kanunun “idari hükümler” kapsamında yer alan 39. maddesinin (h) bendinde “Kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasına yönelik yönetmelik taslaklarını hazırlayarak Büyük Kongrenin onayına sunmak, kabul edilenleri Resmi Gazetede yayınlatmak” görevi Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetine verildiğinden bu düzenlemenin de Yönetmeliğin yasal dayanağı kapsamında kaldığı belirtilerek Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının Yönetmeliğin yasal dayanağını ortadan kaldırmadığı savunulmuştur.

Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, Anayasa Mahkemesinin 29/04/2021 tarih ve E:2020/80 K:2021/34 sayılı kararında belirtilen iptal gerekçelerinin 5193 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmelik yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen iptal gerekçesinde, 5193 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasına yönelik olarak; bir kamu tüzel kişiliğinin kanunla kurulma şartından kastedilenin salt bu tüzel kişinin adının belirtilerek kurulmasından ibaret olmadığı, bunun yanında tüzel kişiliğin örgütlenmesi kapsamında organlarına, organlarının ne şekilde oluşturulacağına, bu organlar vasıtasıyla yerine getirilecek görevlerin, hak ve fiil ehliyetlerinin sınırlarına ilişkin hususların da kanunla belirlenmesi gerektiğine vurgu yapılmış, itiraz konusu kuralda yasal çerçeve belirlenmeden belirtilen hususlarda düzenleme yapma yetkisinin yönetmeliğe bırakılmasının Anayasanın yasama yetkisinin devredilmezliği kuralını düzenleyen 7. maddesine ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının “kanunla” kurulma zorunluluğunu düzenleyen 135. maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

5193 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında; odalar ile Birliğin teşkili, bunların yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, organların görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, seçimi, seçilme yeterlilikleri, seçimlerin yapılış usulü, fesih, tasfiye ve iptale ilişkin hususlar, mesleki sicil, hizmet bedellerinin ve aidatların tespiti, disiplin cezaları ile infaz ediliş usulleri, odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemlere ilişkin yönetmelik hazırlanacağı kurala bağlanmış; Geçici 4. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesinde de aynı hükme yer verilerek Birlik Merkez Yönetim Kurulunun, seçimden itibaren bir ay içinde toplanarak yönetmeliği hazırlayacağı ifade edilmiştir. Öte yandan aynı Yönetmeliğin “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde ise; “Bu Yönetmelik, 22/6/2004 tarihli ve 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.” hükmü yer almıştır.

Buna göre, 5193 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası ile aynı mahiyette düzenlemeler içeren Geçici 4. maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin dava konusu Yönetmeliğin hukuki dayanağını oluşturduğu, zira anılan cümlenin kanun ile düzenlenmesi gereken Birlik ve Odaların organları, organların görevleri, toplantıları, karar alış usulleri, gelirleri, giderleri, seçimi vs. konularda açıkça yönetmelikle düzenleme yetkisi verdiği, bu hususun da Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği üzere Anayasanın 7. ve 135. maddelerine aykırı olduğu anlaşıldığından; “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “22/6/2004 tarihli ve 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesine göre kurulan optisyen-gözlükçüler odaları ile Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliğinin yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri, organları, görevleri, toplantıları, karar alışları, gelirleri, giderleri, organları için seçim, seçilme yeterliliği, seçimlerin yapılışı, meslekî sicil, hizmet bedellerinin ve aidatın tespiti, disiplin cezaları ve infaz edilişleri ile odalar ve Birlik ile ilgili diğer iş ve işlemler hakkındaki usûl ve esasları düzenlemek” amacıyla yayımlandığı belirtilen dava konusu Yönetmeliğin hukuki dayanağının mezkur Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte ortadan kalktığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu durumda, hukuki dayanağı ortadan kalkan Türk Optisyen Gözlükçüler Birliği Yönetmeliği’nin davaya konu edilen maddelerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, Yönetmeliğin iptali istenen “Disiplin Kurulunun görev ve yetkileri ile verilecek cezalar” başlıklı 38. maddesinde, “(1) Disiplin Kurulu; odaya kaydolmayan veya Meslek Kanununun, bu Yönetmeliğin ve diğer mevzuatın kendisine yüklediği vecibeleri yerine getirmeyenler ile soruşturma evrakı kendisine tevdi edilen üyelerin meslek adabına, ilkelerine ve meslekî disipline aykırı olan fiil ve hareketlerinin mahiyetine göre 6643 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca aşağıdaki disiplin cezalarını verir:

a) Yazılı ihtar.

b) Fiilin işlendiği tarihte geçerli olan yıllık oda aidatının dört katından on beş katına kadar para cezası.

c) Üç günden 180 güne kadar sanat icrasından men.

ç) Bir bölgede üç defa sanat icrasından yasaklama cezası almış olanları o bölgede çalışmaktan men.

(2) Disiplin Kurulu, bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin takdir hakkını kullanır. Ancak, birinci fıkranın (c) bendine göre geçici olarak sanat icrasından menedilen üyenin eski fiil ve hareketlerinin tekerrürü dolayısı ile yeniden sanat icrasından men cezası verilmesi icap ettiği takdirde birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen cezanın azamî haddinden ceza verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin 5193 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…disipline ilişkin hükümleri…” ibaresine yönelik iptal kararının kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip 9 ay sonra 22/03/2022 tarihinde yürürlüğe girdiği, ancak kararın verildiği tarihte disipline ilişkin hükümler yönünden herhangi bir kanuni düzenleme yapılmadığı da anlaşılmaktadır.

Bu durumda, disipline ilişkin hükümler içeren dava konusu Yönetmelik maddesi yönünden, gerek Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra karar tarihi itibariyle herhangi bir kanuni düzenleme yapılmamış olması, gerekse disiplin cezaları ile infaz ediliş usullerine ilişkin yönetmelik düzenleme yetkisi veren kanun maddelerinin iptal edildiği hususu göz önüne alındığında, düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Davacı … açısından;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik” başlıklı 26. maddesinde; “Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.” hükmü bulunmaktadır.

Dava dosyasında yer alan nüfus kayıt örneğinden davacı …’ın 27/06/2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakta olup, davacının yalnız kendisini ilgilendiren davada 2577 sayılı Kanunun 26/2 maddesi doğrultusunda dilekçenin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Dava konusu Yönetmelik maddelerinin İPTALİNE,

2. Davacı … yönünden DAVA DİLEKÇESİNİN İPTALİNE,

3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,

5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,

26/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.